Anasayfa / Bilim - Teknoloji - İnovasyon / Gizlenmeye imkan tanımayan teknolojiler fırsat yaratacak

Gizlenmeye imkan tanımayan teknolojiler fırsat yaratacak



Parmak izi ve damar izi gibi değişmeyen özelliklerden yola çıkarak kimlik doğrulama sistemini oluşturan biyometri uygulamalar hızla artıyor. Dünyada 10 milyar dolarlık bir iş hacmine ulaşan sektör, Türkiye’de de büyüyor. SGK’nın başlattığı parmak izi uygulaması sektörün dinamosunu oluştururken, kimlik kartında beklenen proje pazara ivme kazandıracak.

teknolojiler

Geleneksel kimlik doğrulama yöntemleri gelişen teknolojinin karşısında yetersiz kalınca yeni çözümler üretilmeye başlandı. Özellikle bilişim alanında son gelişmelerden sonra si-ber suçların ve siber saldırganların sistemleri kırmaya yönelik çalışmalarının artmasıyla daha güvenli referans noktaları aranmaya başlandı. Kredi kartı bilgilerinin çalınması, kart şifrelerinin ele geçirilmesi veya kartın kopyalanması ihtimali karşılaşan problemlerden bazıları. Bundan dolayı kimlik doğrulamasında değişmeyen bir özelliğe sahip olunması yönünde çözümler üretildi ve burada biyometrik çözümler öne çıkıyor.

PAZAR BÜYÜYOR

Son dönemde geliştirilen iki tip biyometri uygulaması var. Bir tanesi fiziksel ve değişmeyen özellikleri içeren, göz rengi, kan grubu, DNA, parmak damar izi, parmak izi gibi doğuştan gelen özelliklerle tanıma teknolojisi, İkincisi de klavye ile yazma hızı, konuşma şekli gibi davranışsal özelliklerden oluşuyor. Bu özellikler, referans noktası alınarak kimliğin doğrulanmasında kullanılıyor.

Ayrıca artık sadece şifre yerine değil günlük yaşantımızda daha kolay işlem yapılabilecek birçok alanda uygulamalar artıyor. Elektronik oy sistemlerine, elektronik kimlik veya pasaport gibi güvenli dokümanlardan sınır geçiş sistemlerine, telefon veya internet üzerinden satış işlemlerinden çağn merkezlerine kadar yaptığımız birçok işte artık biyometrik uygulamaları görüyoruz.

YENİ PROJELER BEKLENİYOR

Uygulamaların artmasıyla birlikte pazar da belli bir büyüklüğe ulaşarak şirketlerin biyometri alanında daha fazla çözümler geliştirmesine yol açtı. Bu yıl itibariyle 10 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı tahmin edilen global biyometri pazarının 2019 yılı itibarıyla 23,3 milyar dolarlık iş hacmi yaratması bekleniyor. Öngörülere göre biyometri teknolojileri yıllık ortalama yüzde 20’lik büyüme kaydediyor.

Türkiye pazarında da biyometrik uygulamalar konusunda çalışmalar hızlanmaya başladı. Türkiye’de büyük çapta bir örnek ise geçen yıl hayata geçirilen SGK’nın hasta doğrulamasını biyometrik özelliklere göre yapmayı hedefleyen projesi oldu. Uygulama kapsamında sağlık kuruluşlarına hizmet almaya gelen kişilerin parmak ya da avuç damar izlerini cihazlara okutmaları yeterli oluyor. Sistem, her bireyde özel bir yapıya sahip olan damar izlerini analiz ederek kişilerin kimliğini doğruluyor. Proje yakında genişletilerek üniversite hastaneleri, devlet hastaneleri, eczaneler ve optikler gibi tüm sağlık bileşenlerini kapsayacak hale gelecek.



Biyometri pazarı oyuncularının Türkiye’de dört gözle beklediği bir önemli proje ise T.C. kimlik kartlarının değişmesi. Önümüzdeki Aralık ayında başlaması ve 2017’ye kadar dağıtılmasının bitmesi planlanan yeni T.C. kimlik kartlarının içerisinde parmak damar izi, avuç damar izi ve parmak izi olacak.

Bu projeyi bekleyenlerin yeni atı-lımlar yapacağını söyleyen Ölçsan Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Burak Sondal, “Artık cüzdan bile taşımayacağımız bir geleceğe yol alıyoruz. Bankalar biyometri dönemine en hızlı geçiş yapacak kurumlar. Gerek banka şubelerinde, gerekse ATM’lerde biyometri ile daha sık karşılaşacağız. Biyometrinin kullanım alanları artacak ve parmak damar izi doğrulamasından yüz ve iris tanımalı doğrulamaya doğru genişleme yaşanacak” diyor.

FARKLI ALANLARA YAYILACAK

Türkiye’de öncelikli olarak SGK Biyometrik Kimlik Doğrulama Projesi ile sağlık sektöründe gördüğümüz kamusal uygulamanın dışında bankacılık, güvenlik, ulaşım ve eğitim sektöründe de daha fazla görmeye başlayacağız.

SGK Biyometrik Kimlik Doğrulama Projesi kapsamında Ar-Ge ekiplerinin geliştirdiği BioPOS cihazı ile projenin bir parçası olan ve e-kimlik pilot projesi ve elektronik pasaport projelerinde de bulunan Proline’ın İcra Kurulu Başkanı Mehmet Doğanyiğit, sağlık hizmetlerinin ardından biyometrinin en verimli kullandığı alanların başında ulaşım geldiğine dikkat çekerek, “Ulaşımda biyometrik uygulamalar havalimanlannda olacak. Öyle ki, on binlerce kişinin bir günde kimlik doğrulamasının yapılması ve bu kişilerin hızlı bir şekilde uçuşlan-na yetişmesi gereği söz konusu olduğunda biyometrik teknolojiler önemli” diyor.

Biyometrinin fayda sağladığı bir diğer alan da finans ve bankacılık. Bankacılık uygulamalan arasında, şube içi ve ATM, mobil bankacılık gibi şube dışı uygulamalarda da biyometri teknolojileri görülüyor. Örneğin Iş Bankası ve Vakıfbank, parmak iziyle ATM işlemlerine yapan uygulamayı devreye sokmuştu. ATM’lerde damar izi teknolojisi ile daha doğru kimlik doğrulaması yapabilen, şubelerde kullanılan yüz tanıma teknolojisi ile özel statüdeki müşterileri tanımlaya-bilen, hatta şubeyi ziyaret edenlerin cinsiyet ve yaş analizlerini yapabilen sistemler bazı bankalar tarafından kullanılıyor.

MOBİL UYGULAMALAR DA GELDİ

Fiziksel ve sanal güvenlik de biyometri teknolojilerinin kapsama alanında. Bilginin güvenliği konusunda biyometrik bilgiler ile ilgili bilgiye erişimi engellenebiliyor ve hatta şifrele-nebiliyor.

Biyometri teknolojilerini bir de mobil uygulamalarını önümüzdeki dönemde daha fazla görmeye başlayacağız. Örneğin Apple, ağ ve güvenlik şirketi Authentec’e yatırım yaparak mobil telefonlara parmak izi tanıma teknolojisi getirerek bu uygulamayı günlük hayatımıza soktu bile. Biyometri özelliği Apple iPhone 5s ve To-uch ID ile mobil alanda da kullanılmaya başlandı. Onu ardından bu yıl piyasaya sürülen Samsung Galaxy S5’in parmak izi okuyucu özelliği izledi.

Araştırma şirketi Goode Intelli-gence’in öngörülerine göre, 2018 yılına kadar 3.4 milyar kullanıcının mobil cihazlarında biyometrik sistemlerin kullanılacağı ve yaklaşık 8.3 milyar dolar değerinde gelir elde edileceğini ifade ediliyor. Ayrıca parmak izi sensörlerinin 2015 yılma kadar çoğu üst kalite mobil cihazlarda ve 2018 yılında piyasaya çıkacak olan tüm yaygın mobil cihazlarda bulunacağı belirtiliyor.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir