Anasayfa / Haberler / Trafik poliçesi araca değil, kişiye özel olacak

Trafik poliçesi araca değil, kişiye özel olacak



Trafik sigortasında artan primlerin arkasında yatan ana maliyet unsurlarına çözüm sunacak olacak ‘ehliyet bazlı poliçe’ uygulamasının çalışmaları başladı. Böylelikle trafik kazalarında sorumluluk, aracı kullanan kişinin olacak.

TRAFİK sigortasında fiyatlar sigorta şirketleri tarafından serbestçe belirleniyor. Böylelikle müşteri bazlı fiyatlama ve iyi-kö-tü sürücü ayrımı yapılıyor. Bu ayrımın temelinde ise hasar frekansı yatıyor. Yani, sık kaza yapan sürücü, trafikte dikkatli yol alan ve az hasar yapan ya da hasar yapmayan sürücüye göre daha fazla prim ödüyor. Trafik sigortasında artan fiyatlar, tüm kamuoyunu içine alan bir kaosa dönüşmüş durumda. Yapılan kanunu düzenlemelerin ardından 2016 Nisan ayından Ekim ayı sonuna kadar primlerde yüzde 11 Tik bir düşüş yaşandı. Ancak istenen ve beklenen fiyatlar henüz yakalanamadı, zarar ve karsızlık ise sürüyor. Sektör temsilcileri, şirketlerin artan maliyetlerine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Trafik sigortasında eski fiyatlara dönmek çok zor!”

Çalışmalar başladı

Trafik sigortasında fiyatların düşmesinde kazaların azalması ve sürücülerin kurallara uygun araç kullanımı da büyük önem arz ediyor. Bu noktada ise sektörde ‘araca ayrı, sürücüye ayrı poliçe’ düşüncesi oluşmaya başladı. Sigorta Eksperi Mustafa Nazlıer, ‘Rüzgar Çetin’ örneğinden yola çıkarak, iki kez alkollü araç kullanmaktan ehliyeti alman, 28 ayrı trafik cezası bulunan sürücünün her sürücü ile aynı haklara sahip olmaması gerektiğini ve bu tür durumlarda kazalara aracın değil, sürücünün neden olduğunu belirterek, “Sürücünün poliçesi ayrı olmalı” önerisinde bulundu. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu ise Birlik’in ‘ehliyet bazlı poliçe’ üzerinde çalıştığı bilgisini verdi.

Sorumluluk sürücüde olacak

Bilindiği gibi trafik sigortası zorunlu bir poliçe ve araç plakası esas alınarak oluşturuluyor. Tüm zararlar da bu doğrultuda karşılanıyor. Aslında trafik sigortasında artan maliyetler de bu noktada oluşuyor. Araç hasarları dışında kalan, bedeni zararlar ve değer kaybı tazminatları da şirketlerin maliyetlerini artırıyor. Bu noktada ise hasar oranının düşürülmesi en büyük çözüm olarak görülüyor. Hasar oranlarını düşürmek için ise sürücü odaklı hareket edilmesi gerekiyor. Yani, TSB’nin de çalışmaları neticesinde oluşacak sürücü bazlı poliçelerle trafikte sorumluluk araç plakasına değil, sürücünün kendi performansına yüklenecek.

Araçlarımızı bazen eşimize, dostumuza ya da çocuğumuza emanet edebiliyoruz. Kendimiz ne kadar dikkatli ölsak da şoför koltuğunda kendimiz oturmadığımız durumlarda oluşan hasarlar, araç plakamız dolayısıyla kendimize yük oluyor. Sürücü yani ehliyet bazlı poliçelerle bu gibi durumların da önüne geçileceği düşünülüyor.

 

Yüksek hasarlı sürücüler kurallara uymaya başladı

Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu’nun verdiği bilgilere göre, iyi-kötü sürücü ayrımı meyvelerini vermeye başladı ve hasar frekansı yüksek olan sürücüler trafik sigortası primlerindeki artışla beraber trafik Sürprimli Kademe Payı kurallarına uygun araç kullanmaya dikkat etmeye başladı. Eroğlu, “Serbest tarifenin başladığı 2010 yılından Ekim 2015 tarihine kadar hasarlı sürücülerin yer aldığı 1, 2 ve 3’üncü kademedeki poliçe sayısındaki azalış ve hasarsız sürücülerin yer aldığı 5, 6 ve 7’nci kademedeki poliçelerin artış trendini ortaya koyan veriler de bu görüşün doğruluğunu ortaya koyuyor. Son yasal değişikliklerin mahkeme kararlarına yansımasıyla birlikte pozitif trendin etkisi daha da net hissedilecektir” dedi.

Kişi temelli poliçe, kusursuz sürücüleri koruyacak

Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu: Kanun değişikliğiyle bazı mevzuatsal sorunlar çözüme kavuşturulmuş olsa da değer kaybı talepleri, eşdeğer parça kullanımının düşmesi, asgari ücret artışının maliyetlere etkisi, asgari ekspertiz ücret tarifesi, tarife sistemine müdahale gibi birçok yapısal sorun devam ediyor. Maliyet üzerindeki en etkili faktörler arasında yer alan toplam hasar oranının düşürülmesine yönelik önlemlerin hayata geçirilmesi de önem taşıyor. Trafik primlerindeki düşüş için kritik olan en temel faktörler, toplam maliyetlerin azaltılması, kazaların azaltılması, sürücülerin trafik kural ve işaretlerine daha fazla uyumudur. Bunun yapılabilmesi için ise serbest tarife sisteminden vazgeçilmemesi, trafik kurallarını sürekli ihlal eden sürücülerle ilgili yaptırımların artırılması, bölünmüş karayolu yapımı suretiyle gerçekleştirilen altyapı yatırımlarının trafik cezalarını caydırıcı etki sağlayacak şekilde desteklenmesi gibi önlemlerin alınması gerekiyor.

Her sürücünün hasar performansı birbirinden farklı olmasına rağmen, birden fazla araca sahip olan gerçek kişi sigortalılara ait araçların eş, çocuk gibi aile fertlerine de tahsis edilebilmesi sebebiyle iyi/kötü tüm hasar performanslarının araç maliki sıfatını taşıyan işletene atfediliyor. Her sürücünün hasar performansının birbirinden farklı olduğu noktasından hareketle, “kişi temelli poliçe tanzim sistemi” ile de prim farklılaştırması yapılabilecek; dolayısıyla kusursuz sürücülerin fiyat artışından olumsuz etkilenmemesi sağlanacak olup trafik sigortasının sosyal yönü yeniden ön plana çıkarılacaktır. Kişi temelli poliçe tanzim sistemi uygulaması, ehliyet bazlı bir poliçe sisteminin oluşması anlamını taşıyor. Aynı zamanda ehliyet puanı, trafik cezaları gibi sürücüye ilişkin verilerin de kullanılması Birliğimizce en doğru yöntem olarak görülüyor. Bununla birlikte bu sistemin yurtdışı uygulamaları ve sistemin ülkemize uyarlanabilirliği detaylı şekilde incelenerek analiz edilmesi gerekmekte olup Birliğimizce bu alanda bir çalışma yürütülüyor.

Araca ayrı, sürücüye ayrı poliçe titizlikle kurgulanmalı

Allianz Sigorta Genel Müdürü Arif Aytekin:



Fiyat artışı ve kârsızlık sorunlarının öncelikli çözümünün maliyetlerin doğru yönetilmesinden geçtiğini düşünüyoruz. Aksi takdirde mevcut tablonun çok fazla değişmeyeceğini söyleyebiliriz. Trafik poliçesinin kapsamakta olduğu teminatların yeterince net tanımlanmamış olması ve tazminat yöntemleri üzerinde belirli bir standardın bulunmaması, hak sahipleri ve sigorta şirketlerinin belirsiz ve verimsiz süreçlerle karşı karşıya kalmalarına neden oluyordu. Bu bakımdan Hazine Müsteşarlığı tarafından hayata geçirilen yeni düzenlemeleri sigortalı ve sektör açısından önemli buluyoruz. Düzenlemelerin yargı tarafından tanınmasıyla birlikte hasar maliyetlerinin kontrol altına alınacağını ve bu şekilde fiyatların reel anlamda düşmesine olanak sağlanacağını söyleyebiliriz. Fiyatların reel anlamda düşmeden, düzenlemelerin olumlu etkisiyle maliyet bazının sadece belli oranda düşmesi, mevcut sorunları yeteri kadar çözmeyecektir. Ayrıca elbette ki trafik kazalarının azalması hem toplumumuzun sağlık ve refahı için hem de bu sigorta branşının sağlıklı işleyebilmesi için en önemli unsur. Bir kişinin birden fazla araca sahip olması ya da araç sahibi ile sürücüsünün farklı farklı kişiler olabilmesi gibi durumlar için araçlara ayrı, sürücülere ayrı poliçe hazırlanması önerisini genel olarak değerlendirilmesi gereken bir öneri kabul ediyoruz.

Tabii ki bu sistemin tüm detayları ile ele alınarak analiz edilmesi ve sağlıklı bir uygulama haline dönüşebilmesi için altyapı ve kurallarının titizlikle kurgulanması gerekiyor. Yapılacak analizler sonucunda uygulama esnasında hem sigortalılar hem de sigorta şirketleri açısından çözülmesi gereken çok fazla konu olacağına kanaat getirilirse bu yöne gitmemek daha makul bir seçim olabilir.

Trafik sigortalarında asıl hedef sürücü olmalı

Sigorta Eksperi Mustafa Nazlıer: Trafik sigortasında yaşanan sorunları ve akıllarda oluşan soruları giderebilecek bir çözüm önerim var: işletene ayrı, sürücüye ayrı iki trafik sigortası poliçesi. Birbirinden tümüyle ayrı hukuki temelleri olan bir konu, tek bir başlık altında tek poliçeyle sürdürülemez. Bugüne kadar bu şekilde sürdürülmesi, tahminlerin ötesinde sorun ve kayıplara yol açıyor. Bunu açıklamaya çalışırken tümüyle ve sadece içeriği çok iyi verilerden oluştuğu için “Rüzgar Çetin” kazasını örnekleyeceğim. İki kez alkollü araç kullanmaktan ehliyeti alınan, 28 ayrı trafik cezası bulunan sürücü, her sürücü ile aynı haklara sahip olamaz, olmamalı. Ayrıca bu kazalara yol açan aracın kendisi değil, bizzat sürücüdür. 0 halde;

■ Sürücü için zorunlu sigorta ayrı olmalı. Kusur durumuna göre sürücü veya araç hangisi tespit edildi ise o poliçe devreye girmeli,

■ 1 yıl içinde nadiren trafiğe çıkan ve 3 bin kilometre yol kat edip 720 TL prim ödeyenle 150 bin kilometre yol yapan sürücü aynı primi ödememeli,

■ Sürücü, hiçbir trafik cezası yok iken 720 TL prim ödüyorsa 28 ayrı trafik cezası olan kişi 12 bin 720 TL ödeyerek poliçe almalı,

■ Alkol kullanamayan sürücüler, trafikte kendinden geçmiş alkollü katiller ile aynı primi ödememeli,

■ Aşırı trafik cezası alan sürücü kendisine trafik poliçesi bulamıyorsa araç kullanmamalı,

■ Her sürücü kendisinin polisi olmalı. Aldığı her trafik cezasında primin artacağını bilerek kullanmalı, ayrıca sadece 90 TL trafik cezası ile kurtulamayacağını anlamalı,

■ Her ehliyet sahibi mutlaka kendi kişisel poliçesi olmadıkça sürücü koltuğuna oturmamalı.

■ Kiralık araç alınırken firmalar, kiralayan sürücüye geçerli poliçesi yoksa araç vermemeli.

■ Yurtdışından gelip ülkemizde araç kullanacaklar mutlaka kısa süreli de olsa poliçe yaptırma şartına tabii olmalı.

■ Kazalarda kusurlar doğru incelenmeli. Kazanın gerçek sebebi araç veya sürücü tam olarak belirlenmeli.

■ Emniyet Genel Müdürlüğü trafik ceza bilgilerini Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) ile paylaşmalı. Trafik sigortası primi hesaplanırken her türlü trafik cezası prim çarpanı ayrı olmalı. Alkollü araç kullanan kişiye verilen ceza primi, suçun niteliğine göre yansımalı. Kırmızı ışıkta geçenin prim çarpanı ile stop lambası yanmadığı için kesilen cezanın prime etkisi hem hesaplanmalı hem de doğru hesaplanmalı.

■ Trafik sigorta primi, cezaları ile doğru orantılı hesaplanırsa bu bir risk analizi kabul edilir. Sigorta tekniği ve hukukuna da uygundur. Ayrıca ceza türüne göre prim hesabı her sürücünün kendi primini kendi yaratması olacağından yüksek prim hikayeleri ve bahaneleri son bulmalı,

■ İşleten kusurları tespit edilirse poliçe değişeceğinden her trafik kazasından sonra kendiliğinden süreçlerin doğru çalışması da sağlanacaktır. Dolayısıyla bir ticari şirkete ait araca sonradan gelen radar cezasını inceleyen işleten yetkilisi o tarihte cezaya konu araç nerede ve kim tarafından kullanılıyor ise bunu çalışanı ile beraber Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bildirerek cezanın sürücüye ait olduğunu beyan etmeli. Aksi halde işleten primi yükselir ve oto kontrol mekanizmaları kendiliğinden oluşur,

■ İşe yeni personel alımında çalışacak her kişiden referans bilgi olarak zorunlu trafik poliçesini sunması istenmeli.

Risk konusunda prim tutarı referans bilgi olacaktır; ödediği prim yüksekse riskli, düşükse güvenli bir çalışana sahip olduğunu anlayacaktır,

■ Plakaya kesilen cezalar ve poliçeler tek suçlunun araç olduğunu gösteriyorken artık araçların suçu olmadığı sürücülerin suçlu olduğu doğru mekanizma çalışacaktır. Alkol etkisine kaza yapan araç değil, sürücüdür,

■ Ticari araçların yarattığı risk oranında prim ödemesi sağlanacaktır, trafikte bulunma süre ve mesafesi prim tutarında etki faktörüdür, kilometre mutlaka önemlidir,

■ Mevcut sistemde “kusursuz ve sorunsuz kişilerin” tamamen suçlu, kusurlu ve sorunlu kişilere ait cezalan üstlenerek onların yol açtığı zararları karşılamak adına her türlü maliyeti üstlenmeleri engellenmiş olacaktır,

■ Ehliyet almak ve araç alıp trafiğe çıkmak yetmez. Poliçesi yok ise ehliyeti yok sayılmalıdır,

■ Kişilere göre prim, araçlara göre prim, risklere göre prim sorumluluğa göre maliyet hesaplanacak ve adil bir çözüme kavuşturulacaktır.

■ 2016 yılı Ocak ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı araç sayısı 20 milyon 98 bin 994 ise aynı sayıda zorunlu trafik poliçesi olmalıdır,

■ 2014 yılı sonu itibariyle ülkede trafikteki toplam sürücü sayısı 25 milyon 972 bin 519 olduğu, 2016 yılı sonu itibarıyla ehliyet sayısı 30 milyonu geçecek olması önemli bilgidir. Trafikte araç sigortalılık oranı yüzde 75 civarında. Yaklaşık sayıları 30 milyon olan ehliyetli araç sürücüsü için zorunlu sigorta şartı getirildiğinde, sigorta sektörü olması gereken düzeye ulaşabilir. Ayrıca trafik cezasına bağlı prim artış uygulamasıyla taban fiyat sigorta sektörünün en düşük prim havuzunu teşkil eder. Sürücü ve işleten cezalan sebebiyle ödeyeceği yüksek primler güçlü ve adil bir sigorta sektörü yaratır.

■ Her iki grupta da tazminat yüküne göre prim hesaplanacağından primler kendiliğinden düşecektir.

■ Her şeyden önemlisi kişisel sorumluluk ön planda olacağından kaza sayısından, ölümlere, yaralı sayısından toplumsal düzene kadar her şey etkilenecek ve kendiliğinden bir düzene girecektir.

Gerçek bir çözüm önerisi aranıyor ve isteniyorsa zorunlu trafik sigortasında asıl hedef ve amaç sürücü olmalı. Bunu sağlamadıkça adil ve doğru bir sistem hiçbir zaman oluşmayacaktır. Belki ilgililer ve yetkililer bu konuyu dikkate alır da hazır arkamızda bir “Rüzgar” varken doğru limana yöneliriz.

SEVAL OZKAP





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir