Salı , Kasım 21 2017
Anasayfa / Haberler / İskonto Bitti

İskonto Bitti



İskonto Bitti

Geçen ay kaybettiğimiz sanatçı Mehmet Gün eserlerinde kısa vadeli yatırımcılar için satış yılı. Uzun vadeli yatırım planlayanlar içinse alım zamanı. Müzayedelerde yukarı yönlü trend başladı bile.

FORBES’un şubat sayısında kapak konusu, Sanat Raporu’ydu ve pek çok tespitin yanında biri vardı ki nahoşluğu tartışılmazdı. Şöyle demiştik: “Sanatçının pazarını ‘tanımlı ve sınırlı’ hale getirip yatırım fırsatı yaratan ölüm olgusunun layıkıyla değerlendirildiği bulgusuna vardık.” Türk resminde müzayede performansını ölçen FORBES Sanat Raporu hazırlanırken hayatta olmayan ressamların vefatını takip eden bir yıl içindeki müzayedelerde arz – talep analiz edildiğinde çıkan çarpıcı oranlar, bu tespiti yapmamıza yol açmıştı. O raporu hazırlarken hayatta olan Mehmet Gün 26 Şubat’ta, yaşadığı Berlin’de hayata gözlerini kapattı. Henüz 58 yaşında, en üretken çağında, uluslararası arenada tanınan ve önemli bir sanatçıyı kaybettik. Artık “tanımlı ve sınırlı” bir pazarı var…

sanat muzayede

Onun Türkiye’de tanınmasında emeği olan, sanat pazarının duayenlerinden galerici Yahşi Baraz, “Mehmet Gün için de durum maalesef bu ve fiyatlarında artış kaydedilecektir” diyor. Gün’ün kaderini “ülkesinden uzakta, yokluk ve sıkıntı içinde öldüğü” için Nejat Melih Devrim’e benzetiyor. Sanatı da öyle olacak diyor Baraz: “Devrim hayattayken eserleri 100 doları geçmezdi, şimdi milyon liralar ediyor.” Baraz’a göre Mehmet Gün, Türk resminin en entelektüel sanatçılarından biriydi. “Bunu hafife almayın” diyor sözlerinin altını çizmek istercesine, “bizim sanatçılarımız arasında onun kadar aydınına zor rastlarsınız.” Nejat Eczacıbaşı’mn desteğiyle gittiği Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde aldığı resim eğitiminin yanına eklediği biyokimya, astroloji ve astrofizik doktoralarından söz ediyor. İngilizce, Fransızca, Almanca bildiğini ve ayrıca müzik eğitimi aldığını da…

Bu süzgeçlerden tuvale yansıyanın ise değerini -henüz-bulamadığmı ekliyor. Baraz’a göre Mehmet Gün eserlerinin ortalaması 30 ila 40 bin lira aralığında olmalıydı. Ancak bu rakam 2013 için 14 bin lira. Öyleyse müzayede hareketlerine biraz yakından bakalım.

Mehmet Gün eserleri düzenli olarak 2005’ten itibaren müzayedelerde görülmeye başlandı. Bugüne kadar yaklaşık yüzde 10’u mükerrer eser- 300 kadar işlem gördü. Şimdiye kadar kaydedilen en yüksek fiyat 90 bin lira oldu. Maçka Mezat’ın 2011 Nisan’ındaki müzayedesinde yeni sahibini bulan eserin, bu ikinci satışıydı. Bir önceki satış 2009’da 24 bin liralık çekiç fiyatıyla gerçekleşmişti. İki yılda yüzde 275 pirim yapan eser, 1985 tarihli, tuval üzerine karışık teknik, soyut bir tabloydu. Gün’ün 2010’da Beyaz Müzayede’de 85 bin liraya satılan diğer bir yüksek fiyatlı eseri yine 1980’li yıllara tarihli. 2010’da 75 bin lirayı gören bir başka eserin tarihi de 1985. Burada dikkat çekmeliyim ki 2010 yılı Mehmet Gün eserlerinin müzayede cirosu açısından en verimli yılı olarak karşımıza çıkıyor. O yıl 45 eser toplam 741 bin 600 liralık ciro elde etti.

2005’ten itibaren düzenli bir yükselişle 2010’da tavan yapan Gün cirosu, son üç yılda düşüş trendinde. İstatistik veriler bu yıl yeniden yükselişe geçilebileceğine işaret ediyor. 2010’da 45 eser satışına karşılık 741 bin 600 lira ciro rakamına ulaşan Gün, geçen yıl sadece 2 i eser sattı ve 303 bin 700 lira ciroya ulaştı. Son dört yılda yıllık ortalama 34 eser satan Gün’ün bu rakamın altındaki satışları cirodaki gerilemenin de bir sebebi. Önümüzdeki dönemde Gün ciro artışı yaşayabilir zira 2013 satışlarında son dört yılın en düşük eser sayısına ulaşarak bir nevi ‘dip’ yaptı. Buna bir de sanatçının 26 Şubat’tan itibaren artık ‘sınırlı ve tanımlı’ kategorisine geçen pazar durumunu eklersek yükseliş kaçınılmaz gibi duruyor. Yahşi Baraz’m tahmini, bugüne kadar 30 – 40 bin bandında hareket etseydi -ki ona göre olması gereken fiyat aralığı buydu- vefatıyla birlikte alt limit 50 bin lirayı bulurdu. Peki ortalaması 14 bin lira iken bu rakam nereye kadar yükselebilir? “Tahmin edemeyeceğimiz noktalara gelecektir” diyor Baraz.

Aslında zor bir denklemle karşı karşıyayız. Zira piyasa Gün eserlerini çok düşük fiyatlamıştı. Vefatıyla birlikte onun eserlerine oluşacak farkmdalıkla piyasa hareketi, mevcut fiyatın ‘normal’ seviyeye -30 ile 40 bin bandına-çıkması yönünde gelişebilir. Diğer bir deyişle Mehmet Gün eserlerindeki bundan sonra gerçekleşecek olası fiyat artışı, vefat kaynaklı bir ‘balon’ değil, bir ‘düzeltme’ olarak görülebilir.

Peki Gün eserlerindeki tahvil, bono, hisse senedi piyasası terminolojisiyle ifade edersek-‘iskontolu’ işlem görmesinin sebebi neydi? Adını saklı tutmak isteyen bir galerici müzayede pazarında çok da nadir karşılaşılmayan bir vaka ile açıklıyor bunu:



“İki simsar -benden isimlerini istemeyin- Mehmet Gün’ün atölyesine bir Alman’ı gönderiyor. Gün, aklı şeytanlığa gelmeyen birisiydi. O yüzden kandırılması kolaydı. Bu Alman, ‘müzeden geldim eserlerinizi almak istiyoruz’ diyor. Gün de atölyesindeki bütün eserleri müzeye girecek heyecanıyla az bir fiyata satıyor. Alanlar elbette simsarlar. Getirip burada kolayca paraya çevirmek için 10 ila 12 bin lira fiyatla müzayedelere çıkardılar onlarca eseri. Arzdaki yoğunluk ve ucuzluk Gün piyasasının doğal seyrini etkiledi.” Bu süreçte Gün’ü üzen ise müzayedeciler veya simsarlar tarafından eserlerine isim “uydurulması” olmuş.

Mehmet Gün’ün bin civarında eseri olduğu tahmin ediliyor. Büyük kısmı ise başta Avrupa olmak üzere Amerika ve Japonya’daki koleksiyonlarda bulunuyor. Bu, Türkiye pazarında var olan eser sayısını bir hayli düşürüyor. Almanya’daki galerisi Seitz’dan Uli Seitz büyük bir sergi hazırlığında olduklarını, Gün’ün vefatıyla planlarında bir değişiklik olmadığını belirtiyor. Henüz açıklama yapmadığı konu ise bu sergide yer alacak eserlerin sayısı ve son çalışmaları dışında eserlerinin yer alıp almayacağı. Sanat yaşamı boyunca üç – dört farklı döneme ayrılabilecek yapıtlar üreten Gün’ün, Türk izleyicisinin aşina olduğu eserleri daha çok 2000’lerden itibaren ağırlık kazanan beyaz tuval veya keten üzerine soyut çalışmaları. Gün’ün fotoğrafları ise tuval üzerine yapıtlarına nazaran çok daha az biliniyor. Kurgu fotoğraflar çeken Gün’ün bu eserlerinden bir kısmı Elgiz Müzesi’nde 3-14 Mayıs 2011 tarihinde sergilenmişti. Müzayedelere ise henüz hiç fotoğrafı çıkmadı. Yahşi Baraz, Gün’ün atölyesinde çok sayıda fotoğrafı bulunduğunu ve onların akıbetini merak ettiğini söylüyor. Alman galericisi Uli Seitz’in sergiye fotoğraflarını da dahil etmesi veya ayrı bir fotoğraf sergisi yapma ihtimali yüksek görünüyor.

Bu yılın ilk üç ayında gerçekleşen müzayedelerde dört tane Gün imzalı eser çıktı. 22 Şubat’ta Maçka Mezat’ta açık artırmaya çıkan iki eser, 7 bin 500 ve 5 bin lira ile açılış fiyatlarına satıldı. Sanatçının vefatını takiben, 16 Mart’ta Sancak Müzayede’de çıkan 180 cm çapındaki tuval üzeri yağlıboyası (2010) 13 bin liradan açıldı ve neredeyse üç katma ulaşarak 30 bin liradan satıldı. 22 Mart’ta gerçekleşen Ares Müzayede’de çıkan 94 x 104 boyutlarındaki yağlıboya tablosu 12 bin liradan açıldı ve tam beş saniye içinde 17 bin liraya çekiç indi. Yıllara göre müzayedeye çıkan eserlerin satış oranı incelendiğinde (bkz. sayfa 64’deki performans tablosu) 2011 yılında yüzde 95 ile en yüksek orana ulaşıldığı görülüyor. 2014’te de satış oranının bu seviyeleri yakalaması mümkün -kısa vadeli yatırımcılar için satış yılı. Uzun vadeli yatırım planlayanlar içinse tam da alım zamanı. Gün’ü sadece duvarında izlemeyi sevenlerin ise al-sat önerisine zaten ihtiyaçları yok.

MEHMET GÜN’ÜN BULUNDUĞU BAZI KOLEKSİYONLAR

• Solomon R. Guggenheim Museum, New York

• Birleşmiş Milletler Merkezi, Viyana

• Resim ve Heykel Müzesi, Ankara

• Schering AG, Berlin

• Ruhnke Binası, Berlin

• İstanbul Modern, İstanbul

• Proje4L – Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, İstanbul

• Murat Ülker

• Cengiz Çetindoğan

• Bülent – Oya Eczacıbaşı

• Sema Çağa

• Doğan Karadeniz

YAHŞİ BARAZ’DAN MEHMET GÜN PORTRESİ

• Ruhen iniş çıkışlı bir çocuktu. Ankara’da doğdu.

• Kalbi delikti, yaşamaz demişler. Ailesi Londra’ya götürüp ameliyat ettirmiş, işte yaşadı ve güzel şeyler üretti.

• Viyana’da, fantastik realizm akımının temsilcilerinden Anton Lehmden ile bir süre çalıştı ancak onunla yıldızı barışmadı ve Hausmann atölyesinden mezun oldu.

• Avusturya pasaportuyla yaşıyordu, ismini değiştirmişti. “Bu isimle bütün kapılar kapanıyor yüzüme” demişti; “Denişe” yaptı adını.

• Halil Bezmen’in I980’li yıllarda danışmanlığını yaptım. “ABD’ye ressam yollayalım orda eğitim yaptıralım” demişti. New York’ta geniş bir atölye tuttuk, Kemal Önsoy’u yolladık, iki – üç sene kaldı. Ardından Mehmet Gün’ü gönderdik, olmadı ama. New York çok sert bir şehir, çok hareketli. Korktu çocuk, geri döndü.

• Türkiye’de onu temsil eden bir galeri yok. Ben daima fuarlarda yer verdim, çok güzel resimlerdir, isim yapsın diye tanıtmaya çalıştım. 18-20 bin liraya koydum. Fakat ben 20 koyuyorum o ay 12 bin liradan müzayedeye çıkıyor. “Adam kazıklıyorsun” diye espri yapıyorlardı. Yahu o adamın değeri 20 bin liradan da fazla aslında…

• 2012’de Cumhurbaşkanlığından aramışlar; 17 tane resmini almışlar. Fakat çocuğun çok borcu vardı, o paralar borca gitti.

• Bir Türk ressamının yurtdışında sürekli yaşaması onun başarılı olacağı anlamına gelmiyor. Dünya çapında galerilerle çalışılması gerekiyor. Gagosian’la, White Cube’le çalışsaydı mesela bugün piyasası çok farklı olurdu, ilginç olan bu iki galeri de olacakmış gibiydi ama son anda gerçekleşemedi. Çünkü o mücadeleyi verecek kuvveti yoktu esasen. Bunlar fiziki kuvvet isteyen çabalar, bir noktadan sonra sanatınız yetmiyor; ‘marketing’inizin güçlü olması lazım bunun için de koşturmanız lazım…

HANDAN BAYINDIR






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir