Kapat !
Anasayfa / Şirket Haberleri / Çekok Gıda Meyvecilikte Bir Numara

Çekok Gıda Meyvecilikte Bir Numara



CEVDET ÇEKOK 1953 yılından buyana meyve paketleme ve ticaretiyle uğraşan Cevdet Çekok, şimdi de 10 bin dekarlık bahçe kuruyor. Sakarya Karasu, Antalya ve Niğde’de 2 milyon 800 bin ağaç dikti. Ağaç sayısı zaman içinde 5 milyonu bulacak. 600 milyon TL cirolu Çekok Gıda ISO 500 listesinde yer alıyor.

TÜRKİYE’DE tarım toprakları miras yoluyla paramparça olmuş durumda. Bu nedenle ülkemizde devasa çiftlikler, bahçeler görmek zor. Tarıma büyük ölçeklerle girenler ya TİGEM çiftliklerini kiraladılar ya da parça parça tarlaları sahiplerinden satın alarak toplu arazi oluşturup büyük bahçeler kurdular. İstanbul Sanayi Odası Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde 208’inci sırada yer alan Çekok Gıda’nın hikayesi tam bu durumu anlatıyor. Türkiye’nin en büyük meyvecisi konumunda olan Çekok Gıda, Sakarya Karasu ve Antalya’da kiraladığı çiftliklerde devasa meyve bahçeleri kuruyor. Niğde’de ise özel şahıslardan 3 bin 500 dekar satın alarak modern bir bahçe yarattı. Bu çiftliklerde kivi, elma, armut, ayva, Trabzon hurması, nar, narenciye, fındık, incir yetiştirecek. Toplam ağaç sayısı 2 milyon 800 bin adede ulaşmış. Hedef ise 10 bin dekarda 5 milyon ağaç sayısına ulaşmak.

cekok gida

Firmanın tarihi 1953 yılma dayanıyor. Bekir Çekok tarafından kurulan Çekok Gıda, bugün İlhan, Faruk ve Cevdet Çekok tarafından yönetiliyor. Şirketin sözcülüğünü ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Cevdet Çekok, iki üniversite bitirmiş. Cevdet Çekok ile Sakarya Karasu’daki çiftliklerinde buluştuk. Kendisi Avrupa’nın en büyük kivi bahçesinin kurulduğu Çekok Karasu Çiftliği’nde sorularımızı cevapladı…

Çekok Gıda bugünlere nasıl geldi?

Babam Bekir Çekok şirketin temellerini Mersin’de atmış. 1953 yılında narenciyenin popüler olduğu dönemlerde ilk bahçe kuranlardan biri olmuş. îşe narenciye ticareti ile başlamış. O dönemlerde bölgedeki üreticiler kooperatif kurarak faaliyet göstermiş. 1985’e kadar da kooperatif bünyesinde üretim, paketleme ve ticaret yaptık. Kooperatifçilik eski önemini kaybedince şirketleşme yoluna gidildi. 1990 yılma kadar babam işlerin başındaydı. Sonrasında bize bıraktı. Çiftçi ailenin çocu-olduğumuz için bu işin okulunu bitirmek istedim. 1988 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nü bitirdim. Hem alaylı hem de okulluyum. İtalya’da staj yaptım, sonrasında da İngiltere’de denizcilik üzerine bir üniversite daha bitirdim. 1992’de Türkiye’ye döndüm. Döner dönmez de aile işimiz meyve ticaretiyle uğraşmaya başladım. Şirkette ağabeyim İlhan Çekok Yönetim Kurulu Başkanı, diğer ağabeyim Faruk Çekok ise Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyor. Babam Bekir Çekok 87 yaşında.

Kooperatifçilik gelişmeli

Türkiye’de her ürün için şans var. Bunu farklı şekilde üretmek lazım. Ekonomik ve ölçekli büyütmek lazım. Butik ise organik, yaygın ise ölçek olmalı. Organik pazarı yeterli büyüklükte değil. Organiğin normal üretimin yarısı kadar verimi vardır. Fiyatının yüksek olması lazım ki kurtarsın. Bu yüksek fiyatı da tüketici ödemeli. Kooperatifçilik gelişmeli. Küçük üreticiler kaynaklarını, pazarlama güçlerini birleştirip makineli üretime geçmeli. 400-500 dekarlık alanlarda üretim yapılmalı. Yoksa makineli tarıma geçemezsiniz.

Rekabet zor. Meyve tercihinde çok dikkatli olunmalı. Narda belli bir dikim oldu. Bugün talepten daha fazla üretim var. Artık kaliteli üretimle ihracata yönelmeli. Geçen yıldan bu yana fiyatları düşüyor; çünkü popülaritesi azaldı. Bence yatırımı yapılacak meyve, raf ömrü uzun, yeni çeşit ve tatta olmalı. Elma eskiden üç çeşitti. Şu anda bizim bünyemizde 12 çeşit elma var. Tüketici sezon başında yediği meyveyi sezon sonunda yemek istemiyor. Değiştirmek istiyor. Şirketi ve çiftlikleri sağlığı elverdiği ölçüde ziyaret ediyor.

Yurtdışında eğitimden sonra şirkete ne gibi katkılarınız oldu?

1990’h yıllarda Rusya’nın dağılmasıyla Türkiye’deki tarım ürünlerine büyük bir talep olduğunu gördüm. Piyasayı değerlendirelim istedim. Rusya’ya ihracat yapmaya başladık. 2000’e kadar Rusya ağırlıklı bir ihracatımız oldu. Bir taraftan işi büyütürken bir taraftan da gelecek planlan yaptık. Sadece alıp satmakla piyasada güçlü olunamayacağını, üretimin içine de girmemiz gerektiğine karar verdik. Ticaretten üretime yöneldik. 2003 yılında mevcut bahçelerin bize yetmeyeceğini, piyasanın çeşitli değişik ürünler istediğini analiz edip buna göre yapılanmaya başladık.

Çekok Gıda’nın nerelerde bahçeleri var? Hangi meyveler yetişiyor?

Çekok Gıda’nın üç bölgede çiftliği var. Sakarya Karasu’daki çiftliği 29 yıllığına Tî-GEM’den kiraladık. 3 bin 500 dekarlık ekilebilir alanı var. Burada bin 500 dekar ile Avrupa’nın en büyük kivi bahçesini kuruyoruz. Kivinin dışında armut, ceviz, elma, Trabzon hurması, siyah incir, ayva, fındık diktik. Bahçe kurma çalışmalarımız devam ediyor. Bu çitliğe toplam 10 milyon dolar yatırım yapmış olacağız. Antalya’da da Tl-GEM Çiftliği’ni kiraladık. Buranın 60 dekarında sera var. 30 dekarı topraksız, 30 dekarı ise klasik sera. Bu çiftliğimizde de narenciye, nar, domates, salatalık, biber, kavun ve karpuz yetiştiriyoruz. Kavun ve karpuzu serada erkenci ürün olarak yetiştiriyoruz.

Niğde’deki çiftliğinizi de TİGEM’den mi kiraladınız?

Orası bizim kendi mülkümüz. Küçük küçük parselleri sahiplerinden alarak 3 bin 500 dekara ulaştık. Bu operasyon dört yıl sürdü. Arazi sahiplerini ikna etmek zaman aldı. Birçok arazi sahibini ikna edebilmek için başka bölgelerdeki tarlalarını da aldık. Daha da alım yapabiliriz. Niğde’de ağırlıklı elma üretimimiz var. Burada 12 çeşit elma yetiştireceğiz. Tüketici artık öyle tek çeşitle bir sezonu geçirmek istemiyor. Bu çiftlikte 2 bin 200 dekar alanda dikim gerçekleşti. Diğer alanlara şeftali, kayısı, erik ve kiraz dikmeyi planlıyoruz.

Bahçelerinizin özellikleri neler?

Üç çiftliğimiz de modern tekniklerle dona-tümış durumda. Merkezi sistem sulama ve ilaçlama sistemleri kurulu. Nem ölçme sistemleri ile meyvelerin suya ihtiyaç duyup duymadığı her daim ölçülüyor ve ne kadar su gerekiyorsa veriliyor. Bahçelerin üzerini file sistemleri ile örtüyoruz. Böylece dolu yağdığı zaman ürün zarar görmüyor. Aynı zamanda aşırı sıcaklarda da ışığı kırdığı için ürün zarar görmüyor. Soğuklarda ise pervane sistemleri devreye girerek don olayını önlüyoruz. Bu bahçelerin hepsi makineli tarıma göre planlandı. Şimdilik meyvelerde hasat yok. Birkaç yıl sonra makineli hasat yapıyor olacağız.

Avrupa’nın en büyük kivi bahçesini kuruyoruz dediniz. Tüketicinin bu ürüne ilgisi çok mu?

Türkiye’de kivi üreticileri hasatta hatalar yaptı. Erken toplayarak tüketicinin ağız tadını kaçırdılar. Bu birçok başka ürün için de geçerli. Zamanmda hasat yapmak gerekiyor. Biz ise yepyeni bir kivi çeşidini ektik. Türkiye’de yeşil kivi bilinir. Biz gold kivi yetiştireceğiz. Bu işte Yeni ZelandalI bir ortağımız var. Bizim kiviler hem erkenci hem de şeker oranı ve aroması yüksek. Tüketiciler kiviyi tekrar sevecek, ilk kivi hasadını iki yıl sonra yaparız.

Agro turizm gündemimizde

Karasu Çiftliği İstanbul’a çok yakın. Şu anda bu çiftlikteki ağaç yatırımlarımız devam ediyor. Ağaç yatırımları bittikten sonra bina yatırımlarımız başlayacak. Şu anda binalara çivi çakmadık. Devletten nasıl aldıysak öyle duruyor. Bu çiftlikte eskiden büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılıyordu. Çiftliğin içinde butik otel yapıp agro turizme açmak istiyoruz. İstanbul’dan insanlar gelsin, hem kafa dinlesin hem de meyveleri ağacından kendisi toplasın istiyoruz. Burayı kar amaçlı bir iş gibi düşünmüyoruz.

Daha çok tanıtım amaçlı bir planımız var. İzmit’teki tesislerimizi Tuzla’ya taşıyoruz. Paketleme tesisimizin yerini otel olarak değerlendirebiliriz.

Meyvecilikle uğraşanlar yurtdışında da bahçe kuruyor. Sizin de böyle bir girişiminiz var mı?

Rusya ve Bulgaristan’da depolarımız vardı. 2000 yılında Rusya’dakini kapattık. Halen temsilcilerimiz var. 2000 yılında Bulgaristan’da bir depo kurduk. Ürettiğimiz ürünleri Balkan ülkelerine buradan gönderiyoruz. Yurtdışında bahçemiz yok. Düşündüğümüz oldu. Bulgaristan’da beş yıl önce 800 dönüm bir arazi aldık. İstihdam alanında zorluklar yaşadık. Tecrübeli personel bulamadık. Bulgaristan’ın AB’ye girmesi ile iş gücü Avrupa’ya kaydı. Burası cazip olmaktan çıktı. Arazi duruyor. Buradaki projeler bitince tekrar gündemimize alacağız. Boş durmasın diye buğday ekiyoruz.

Çekok Gıda’nın kaç tesisi var? Bu tesislerde kaç çeşit meyve paketliyorsunuz?

Ürün gamı olarak narenciye ile başladık. 20 çeşit üretim ve satışımız, 35 adet paketli ürünümüz var. Beş ayrı bölgede paketleme tesissimiz var; Mersin, Antalya, İzmir, Kocaeli ve Niğde’de. Kocaeli tesislerimizi birkaç aya kadar Tuzlaya taşıyacağız. Tuz-la’da 40 milyon dolarlık bir yatırım yaptık. Hem paketleme tesisi hem de lojistik merkezi olarak faaliyet gösterecek. Şirketimizin merkezi de orası olacak. Son teknolojiyle donatılmış bir üs.

Şirketinizde hangi ürünler revaçta? Size göre öncelikli meyveler hangileri? Bu işe yeni gireceklere hangi meyveleri tavsiye edersiniz?

Bizim ürün çeşitliliğimiz dengeli. Her çeşide yaymaya çalışıyoruz. 10 yıl önce narenciye idi. Ama şu anda elma, kivi ve armut ilk üçte. Nar da önemli. Orman meyveleri, üzümsü meyvelere de girmek istiyoruz. Türkiye’de goji berry denilen kurt üzümü üretimini de düşünüyoruz. Türkiye’de kurusu satılıyor şu anda. Yaş, taze olarak üretimi yok. Tüketicileri üç yıl sonra goji berry ile tanıştırmak istiyoruz.

Ticaret daha risksiz değil miydi? Neden üretime döndünüz?

1990-2000 yılları arasında piyasadan meyve sebze satın alıp paketleme yaptık. Paketleme üzerine bir büyüme planımız vardı. O dönemler pazarlama, satmak önemliydi. 2000’den sonra üretim öne çıktı. Market zincirleri, satış noktaları üretim izlenebilirliğini öne çıkardı. Raf ömrü yüksek ürünler tercih edilince üretim öne çıktı. Biz de üretime ağırlık verdik.

Kendi ürünlerimizi satmanın yanında üreticilerden de ürün alıyoruz. Türkiye’de yetişen ürünlerin alıcıları ve pazarlama şekli değişti. Bu da bizi spesifik ürünlere yönlendirdi. Tüketici de bilinçleniyor. Pestisit kalıntısı tüketicinin en çok dikkat ettiği konu. Bu sorunu çözebilmek için de kendimiz üretmemiz gerektiğini düşündük. Bir kısmını da sözleşmeli çiftçilik ile kontrollü ürettiriyoruz. Hedefimiz sattığımız meyvelerin yarısmı üretmek. Böylece hem standardı yakalamış oluruz hem de ürünlerimizin arkasmda durabiliriz. Kontrolü bizde olan üretim pazarda bize avantaj getiriyor. Bu sadece fiyat değil, güven açısından önemli bir avantaj.

Çekok Gıda’nın cirosu, çalışan sayısı, ihracatı ve 2015 beklentileri nedir?

2014 ciromuz 465 milyon TL. Bunun içinde ihracatın payı yüzde 30. 350 mavi yakalı çalışanımız var. Hasat dönemlerinde çalışan sayımız bin 500’ü buluyor. Bünyemizde 20 ziraat, dokuz da gıda mühendisi çalışıyor. Eskiden ziraat mühendisleri iş bulamazdı, şimdilerde biz ziraat mühendisi bulamıyoruz. Bu yıl 550-600 milyon TL arasında bir ciro bekliyoruz. Şu anki durumda bunu yakalayacağımızı görebiliyoruz. Türkiye’de İSO 500 firmaları arasında yaş sebze meyvede listeye giren ilk firmayız. 2013’de 248’inci sırada idik, 2014’te 208’e yükseldik. Hedef ilk 200’e girmek. Üretim, paketleme, ihracat, kendi lojistiğini yapan tek entegre firmayız.

Ürünlerinizi nerede satıyorsunuz?

Pazarlama yerleri meyve sebze halleridir. Altı büyük ilin (İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Antalya, Erzurum) hallerinde yerimiz var. Kendi üretimimizi kendimiz pazarlıyoruz. Bölgesel market zincirleri ve manavlara satıyoruz. Ulusal zincirlere ise paketleme merkezimizden onların bölge depolarına doğrudan sevkiyat yapıyoruz. Yurtdışında da satış noktamız var. Markamız ise Çekok. Ürünlerimizi Çekok markamızla satıyoruz. Pazarlama için gerekli olduğundan ikincil, üçüncül markalarımız da var. Ürün standardı olmadığında ikinci, üçüncü markaları kullanıyoruz.

 

 

 





Bunu da İnceledinizmi ?

Vialand’i 2017’de Anadolu’ya taşıyacak

Gürsoy Grubu, Vialand ve Venezia’da ortağı Bayraktar Grubu’nun hisselerini satm alınca iki AVM’de de yönetimde …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir