Salı , Mayıs 23 2017
Anasayfa / Haberler / Casual dining restoranlar ve kafe vahaları

Casual dining restoranlar ve kafe vahaları



Yeni modamız: ‘Casual dining’

Yeme-içme alanlarının AVM’lerdeki konumu gittikçe güçlendi. Food-court’ların ciroya katkısını gören AVM işletmecileri şimdi yeni konseptler peşinde. Yeni projelerde ‘casual dining’restoranlar ve kafe vahaları dikkat çekiyor…

ALIŞVERİŞ merkezlerinin ‘alışveriş’ konsepti artık neredeyse tamamen değişti. Biz her ne kadar hala alışveriş merkezi desek de onlar artık birer ‘alışveriş ve yaşam merkezi.’ Ve bir yaşam merkezi olmanın gerekliliğini de fazlasıyla yerine getiriyorlar. AVM’ler ziyaretçilerine alışveriş yapmanın, günlük işlerini yerine getirmenin yanı sıra sosyalleşme imkanı da tanıyor. Bunu da en çok değişen, dönüşen yeme-içme alanlarıyla yapıyorlar.

Casual dining

Önceleri pek çok AVM’de sadece ‘foodcourt’ olarak isimlendirilen ve ağırlıklı olarak ‘fast food’ restoranlarından oluşan yemek katlan bulunuyordu. Son dönemde hem yeme-içme alanlarının ağırlığı artmaya başladı hem de ‘rahat yemek ortamı’ olarak tanımlanan ‘casual dining’ restoranların sayısı hızla arttı. Öyle ki son dönem AVM konseptlerinde yeme-içme alanların oranı yüzde 20’lerin üstüne çıkmaya başladı. AVM danışmanları bu trendin artarak devam edeceği görüşünde. Yemek alanlarındaki bu değişimi ve bu alanları tasarlarken nelere dikkat edilmesi gerektiğini işin uzmanlarına sorduk…

“AĞIRLIĞI ARTIYOR”

AVM danışmanlarının en dikkat çektiği nokta, yeme-içme alanlarından elde edilen cironun AVM’nin lokasyonuyla doğrudan ilgili olduğu. KDM Danışmanlık Kurucusu Murat tzci, Anadolu’daki bir AVM’nin yemek katından elde ettiği gelir daha düşük olurken, büyük şehirlerde daha yüksek olduğu örneğini veriyor. Dışarıda yemek yeme alışkanlığının Anadolu’da yeni yeni gelişmesini ise bunun sebebi olarak gösteriyor. Son dönem yapılan AVM’lerde yeme-içme alanlarının daha da arttığının altını çizen İzci, bu oranın bazı AVM’lerde metrekare bazında yüzde 25’lere kadar çıktığının bilgisini veriyor. İzci, yönetimini yaptıkları Arena Park’ta yeme-içme alanlarının ciro bazında yüzde 25’lerin bile üstüne çıktığını söylüyor. AVM’lerin dışında da restoran ve kafelerin sayısının arttığına dikkat çeken İzci, “AVM’lerdeki en büyük değişim bu aslında” diyor ve bu alanların AVM içlerindeki konumu hakkında ise şunları söylüyor:

“Yemek katı için alt katlarda denemeler oldu. Ancak yemek alanının nerede olacağı, daha çok havalandırma altyapısıyla ilgili. Dolayısıyla AVM’de yemek alanları genellikle üst katta oluyor. Burayı daha çok hareketlendirmek için de yanına sinema koyuluyor. İnsanlar AVM’leri gezmeye genelde alt kattan başlıyor.

Yukarı çıkana kadar acıkmış, yorulmuş oldukları için yemek katı iyi bir alternatif olarak karşılarına çıkıyor.”

İzci açık alanların önemine de dikkat çekiyor ve “AVM’nin çevresi dışarıda yemek yemeye uygunsa, kesinlikle açık alanı olmalı” diyor. Sigara yasakları başladıktan sonra, dışarıda oturmalı alanlarının revaçta olmaya başladığını söyleyen İzci, yine de bu konuda en avantajlı olanların giriş katında bulunan restoran ve kafeler olduğu bilgisini veriyor.

“FOOD-COURT DEĞİL AVM İÇİ VAHA”

Kurun Danışmanlık Kurucusu Hakan Kurun’un, yeme-içme alanları konusundaki görüşleri biraz daha farklı. Kurun’a göre, yakın zamanda yemek alanları tamamen ortadan kalkabilir. Yeni projelerde yeme-içme alanlarını AVM içinde farklı bölgelere dağıtmaya başladıklarını anlatan Kurun, “Genellikle tek bir alana yiyecek içecek bölümlerini sıkıştırmak yerine, perakende mağazalarıyla birlikte AVM içinde vahalar oluşturulan konseptler geliştirmeyi tercih ediyoruz” diyor. Ziyaretçilerin birden fazla amaçla AVM’ye geldiğini ve yönetim olarak ana hedefin ziyaretçilerin sadece yiyecek içecek alanına ulaşıp, orada ihtiyaçlarını karşılamaları olmadığını anlatan Kurun, dolayısıyla yeme içme alanlarını, mağazaları da destekleyecek şekilde yerleştirmenin en uygunu olduğunu savunuyor. Perakende markalarının da zaman zaman kendi mağazaları içlerinde kafe konsepti geliştirdiklerini hatırlatan Kurun, şöyle devam ediyor:

“Gerek mağazalar, gerekse AVM’ler artık tek bir amaca hizmet etmiyor. Müşteriler alışveriş yaparken mağaza veya AVM içerisinde keyifli ve uzun zaman geçirmek istiyor. Biz de yeni konsept-lerimizi buna göre tasarlıyoruz. Artık AVM’ler soğuk vitrinlerden oluşan binalar değil, sokak alışveriş kültürüne benzer bir şekilde sosyal ve renkli alanlar olarak dönüşüyor. Yeşil alanlarıyla, sosyal aktiviteleriyle daha rahat ortamlar hedefliyoruz. Yani uzun süredir telaffuz edilen ‘alışveriş ve yaşam merkezi’ söylemim destekleyecek konseptler geliştiriyoruz.”

“YEMEK KATI ÜSTTE OLMALI”

AVM trafiğini olumlu etkileyen yemek katının her zaman çok önemli olduğunu söyleyen AVM Partners AVM Yönetim Direktörü Aytaç Özçiçek ise, son zamanlarda yeme-içme alanlarının metrekare ve ciro bazında etkisinin daha da arttığına işaret ediyor. Yemek katının nerede bulunmasının daha uygun olduğunu sorduğumuz Özçiçek şunları söylüyor: “Eskiden yemek alanının AVM’lerin alt katında olduğu örnekler var. Özellikle Almanya gibi ülkelerde bunun örneklerine rastlamak mümkün. Türkiye’de de birkaç AVM’de benzer şekilde alt katlar tercih edildi. Sonra bazı müşterilerin alt katlarda alışveriş yapıp, yemeğini de burada yiyerek üst katlara çıkmadığı tespit edildi. Dolayısıyla bu eğilim çok uzun sürmedi. Türkiye’de de bu nedenle yeme-içme alanları ağırlıklı olarak üst katlarda kurulmaya başlandı. Yeme-içme ünitelerinin üst katta olması her zaman daha verimli sonuç veriyor.”



Özçiçek’e göre yemek katında bir diğer önemli konu ise marka karması. Bu alanlardaki marka karmasının da diğer perakende mağazalarına benzer şekilde titizlikle oluşturulması gerektiğinin altını çizen Özçiçek, birbiriyle rekabet oluşturacak markaların seçilmemesi gerektiğini önemle vurguluyor. Öte yandan özellikle son yıllarda artan “casual dining” formatında hizmet veren restoranların ise AVM’nin farklı yerlerinde bulunmasının verimliliği artırdığını savunan Özçiçek, bunun açık alan kullanımını da kolaylaştığını belirtiyor. Özçi-çek, “Casual dining restoranlar biraz orta ve üst gelir grubuna hitap eden restoranlar. Dolayısıyla bu tercihi yaparken AVM ziyaretçi profilini göz önünde bulundurulmalı” diyor.

“CASUAL DİNİNG” ETKİSİ

Mallexpert’in kurucusu Kora Özgül ise, özellikle AVM’lerde yükselen casual dining konseptine vurgu yapıyor. AVM’lerdeki en bü- I yük değişimin bu formattaki restoran ™ sayılarının artması olduğunu savunan Özgül, “Bu dönüşüm AVM’lerin ye-me-içmeden aldıkları payı yaklaşık yüzde 100 oranında artırdı. Çünkü “casual dining” restoranların sayıları az olsa da, ciroları ve büyüklükleri ‘fast food’ restoranlarına göre daha yüksek olduğu için, kiraları ve toplam ciroya katkıları da çok oluyor” diyor.

Öte yandan fast food restoranların potansiyelini koruduğunu söyleyen Özgül, bu iki tip restoranın müşteri profilinin tamamen farklı olduğuna dikkat çekiyor. Özgül, AVM’lerdeki bu trendin özellikle büyük şehirlerde kendini gösterdiğini belirtiyor.

Yemek katının çok uzağa ya da hemen kapı girişine planlamanın hatalı olduğunu savunan Özgül şöyle devam ediyor: “Bu iki yaklaşım da geri tepebiliyor. Yemek katı uzakta olduğu zaman ziyaretçi gitmeye çalışmakla uğraşmıyor. AVM’nin ortasında, ayaküstü bir yerde olduğu zaman ise iyi bir havalandırma sistemi olmazsa sebep olduğu kokuyla AVM’nin tüm havasım bozabiliyor. Genel yönelim, yemek alanlarını ikinci veya üçüncü kata koyup, casual dining restoranları ise AVM girişlerine ve teraslara dağıtmak.” Özellikle AVM ziyaretçi sayılarının azaldığı hafta içi gündüz saatlerinde yeme-içme bölümlerinin trafiğe oldukça önemli katkı sağladığını söyleyen Özgül, açık alanların da yemek katı ve casual dining için önemli bir tercih nedeni olduğunu sözlerine ekliyor.

YENİ TREND AÇIK HAVA

Yemek katlarının JLL ortalamasına göre toplam cironun yaklaşık yüzde 18’ini oluşturduğunun bilgisini veren JLL Türkiye Mülk Yönetimi Direktörü Nevzat Yavan, bu bölümlerin her AVM için büyük önem taşıdığının altını çiziyor. Yemek katı alanlarının tüm AVM ziyaretçilerine hitap edecek şekilde tasarlanması gerektiğinin altını çizen Yavan, “Tasarım sürecinde fiziki şartlardan, marka karmasına kadar birçok konu üzerinde çalışarak her projemize has bir alan oluşturuyoruz” diyor. Fiziki şartlar açısından ise her projede uygulanması gereken şu noktalara dikkat çekiyor: “Yemek katı alanının geniş, aydınlık ve uygun tavan yüksekliğine sahip olması bu noktalardan birkaçı. Havalandırma sisteminin yeterli ve daimi olması da büyük önem taşıyan diğer bir başka bir nokta.”

Nevzat Yavan, yemek katının neden genellikle üstte olduğunu ise şöyle anlatıyor: “Yemek katı alanları gelenekselleşmiş olarak AVM’lerin üst katlarında yer alıyordu. Aslında bunun başlıca sebebi havalandırma imkanlarından mümkün olduğunca yararlanabilmekti. JLL olarak yaptığımız araştırmalar sonucu, yeme içme alanlarının üst katlarda ve sinema alanına yakın noktalarda konumlandırılmasının, ziyaretçi sirkülasyonundan maksimum fayda sağlanmasını desteklediğini gördük. Özellikle son zamanlarda sıklıkla karşılaştığımız yeni nesil AVM’lerde ve karma projelerde, yeme içme alanlarını sadece AVM’nin içinde görmüyoruz. AVM’ler yaşam merkezlerine dönüşüm aşamasında yeme içme alanlarını açık havada çeşitli konseptlerle konumlandırarak farklı ve artan bir ziyaretçi kitlesi kazanıyor.”

Ümit TÜRÜDÜ ŞEN / Emaar Türkiye Genel Müdür Yardımcısı
104 restoranımız olacak

Çamlıca’da yükselen Emaar Square projesi, 150 bin metrekarelik toplam kiralanabilir alanı ile Türkiye’nin en büyük alışveriş merkezini barındırıyor. Emaar Square AVM’nin yüzde 21’ini yeme-içme alanları oluşturuyor. 491 mağazanın 104’ü kafe ve restoranlara ayrılmış durumda. Emaar imzasını attığı tüm AVM projelerinde yeme içme alanlarının çeşitliliği ve genişliğine, eğlence alanlarının fonksiyonel ve rahatlığına önem veriyor. Biz de bu stratejinin yol göstericiliğinde, Emaar Square’in bir alışveriş merkezi olmanın ötesinde yeni bir yaşam alanı olmâsına önem verdik. Şehrin stresinden uzaklaşarak, farklı lezzetleri ve mutfakları denemek isteyen ziyaretçilerimizin taleplerini karşılayabilmek için farklı alanlar yaratmak istedik. Özellikle bir buluşma noktası olmayı hedeflediğimizden, yeme-içme alanlarına ayrı bir önem verdik. Öncelikli olarak food-court alanımız dışında restoran ve kafelerimizin de bulunduğu ayrı alanlar mevcut. Tamamen keyifli ve uzun bir akşam yemeği vaat eden bu restoran ve kafeler, her bütçeye uygun olabilecekler arasından seçildi. Çok şık ve lüks restoranlar da var, daha uygun restoranlar da. Ayrıca yeme-içme alanımızda bulunan her restoran ve kafenin bir açık alanının ya da terasının bulunması diğer önemli farklılıklarımız arasında. Hatta restoran ve kafelerin yüzde 63’ü açık alanda yer alıyor.

Cem ERİÇ / Kanyon Genel Müdürü
Kanyon’a üç yeni restoran geliyor”

Bünyesinde çok başarılı yeme-içme markaları bulundurması nedeniyle, bu konuda İstanbul’da sayılı adreslerden biri haline gelen Kanyon’un cirosunun yüzde 18’i bu mekanlardan geliyor. Ayrıca ciro payı yüzde 7’leri bulan bir de gurme marketimiz var. Öte yandan Kanyon’da yeme-içme konusunda yaşanan son gelişmeler oldukça heyecan verici. Konyalı’nın yerine, Haziran ayında, Colonie ve Topaz restoranlarının bağlı olduğu Desert Group’un yeni konsepti Escale açılacak. Diğer önemli gelişme de ünlü şef Civan Er’in yepyeni fikri Tazele’nin Kanyon’da yer alması. Bir diğer duyurumuz da son yıllarda sektöre yeni bir soluk getiren şef Didem Şenol’un Gram markası ile Kanyon’a gelecek olması. Escale, Topaz ve Colonie’den farklı yeni bir konsept, Tazele ise Civan Er’in çok yenilikçi bir yaklaşımla az sayıda yemeği, uygun fiyata sunacağı bir restoran.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir