Pazartesi , Temmuz 24 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Vergi adaleti ve beklentiler

Vergi adaleti ve beklentiler



Mükellefin vergiye olumsuz yaklaşmasının nedeni adil bulmadığı vergi uygulamalarıdır. Vergi yükünün adil dağıtımı ve sistemin istikrarı olumsuz yaklaşımları ortadan kaldırır…

VERGİ adaleti ve vergiye gönüllü uyum arasındaki ilişki incelendiğinde, vergiye karşı olumsuz tepkilerin en büyük gerekçesinin mükellefler tarafından adil bulunmayan vergi algısı olduğu göze çarpmakta. Mükellefin vergi yükünün adil olmadığına inanması, psikolojik olarak mükellefin makul ölçülerde vergi kaçırmasına neden olur.

Kamu harcamaları yükünü topluma yayma aracı olan vergi sistemi, hem kaynak, hem de gelir dağılımları açısından günümüzde fevkalade büyük bir önem taşımakta. Vergi ödevi, Anayasamızın 73. Maddesi’nde şu şekilde düzenlenmiş: “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.”

Türkiye’de ilk bakışta, vergide kanunilik ilkesi, anayasa kuralı olarak mevcuttur. Ancak, Türk vergi sistemi, dar tabanlı gelir ve kurumlar vergileri ile geniş tabanlı bir katma değer vergisinin üzerine dayalıdır. Bu yaklaşım, vergi adaletini vergileme yoluyla bozmakta. Konunun iki tarafı bulunuyor; kamu adına Maliye Bakanlığı, diğeri ise verginin muhatabı olan mükellefler.

Miras ve şans oyunlarında vergi

KARŞILIKLI BEKLENTİLER

Maliye’nin mükelleflerden beklentileri şöyle özetlenebilir:

■ Vergi bilinci ve buna bağlı vatandaşlık görevi iyi kavranmalı.

■ Haklarının ne olduğunu iyi bilmeli ve özenle takip etmeli.

■ Vergi ödevlerini zamanında ve eksiksiz yerine getirmeli.

■ Kayıt dışı veya kanun dışı işlere tevessül etmemeli.

■ Belge ve muhasebe düzenine gerekli özeni göstermeli.

■ Mali müşavirlere ve vergi uzmanlarına danışarak işlem yapmalı.

Mükelleflerin idareden beklentileri ise şunlardır:

■ Mâliyenin mükellefler üzerindeki korku psikolojisi kalkmalı.



■ Kayıt dışı uygulamaların önüne geçilmeli ve vergi tabana yayılmalı.

■ Sık sık vergi afları çıkarılmamalı. Vergi ödevlerini düzgün ve zamanında yerine getiren dürüst mükelleflere bir ayrıcalık tanınmalı.

■ İnceleme zaman aşımı süresi beş yıldan üç yıla indirilmeli. İnceleme ve denetimlerin sonucunda mükellefe haksızlık yapılmamalı.

■ Vergi mevzuatı sadeleştirilmeli, gereksiz maddeler yürürlükten kaldırılmalı.

■ Vergi adaleti sağlanmalı, toplanan vergiler hizmet olarak topluma geri dönmeli.

■ Bakanlar Kurulu’na özellikle oranlar ile ilgili olarak verilen yetki yelpazesi pek geniş olarak kullanılmamalı.

ADALET DUYGUSU ZEDELENMEMELİ

Mükellefler vergiye yönelik tutumlarını belirlerken, diğer mükelleflerin tutumlarını da göz önünde bulundururlar. Mali yükümlülüklerini tam olarak yerine getiren mükellefler, yasalara uygun davranmayıp eksik vergi ödeyen ve bunun sonucunda hiçbir yaptırıma maruz kalmayan mükellefleri gördükçe, haksızlığa uğradıkları hissine kapılabilirler. Bu durumda mükellefler ödedikleri vergi yükünü daha ağır olarak hisseder ve vergiye yönelik tutumlarını olumsuza yönlendirirler.

Mükelleflerin devletin politikalarına karşı sahip oldukları düşünceler onların vergiye gönüllü uyum derecelerini etkilemekte. Bu anlayışa göre, vergi ödemeyi bir vatandaşlık görevi olarak algılayan mükellef vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek konusunda daha istekli olacaktır. Devletin politikalarını desteklemeyen ve ona güvenmeyen bir bireyin vergisini tam olarak ve istekli bir şekilde ödemesi beklenemez. Mükelleflerin fazla vergi ödemelerine rağmen devlet harcamalarından yeterince yararlanamadıkları hissine kapılmaları adalet duygusunu zedeleyecek ve devlete olan bağlılıklarını düşürecektir.

Sonuç olarak, ülkemizde uygulanan vergi mevzuatı, ülkenin ekonomik, sosyal, mali ihtiyaçlarına cevap veremiyorsa, sade, kolay anlaşılır bir yapıda değilse, sürekli değiştirme ihtiyacı gösteriyorsa ve istikrarlı bir yapı arz etmiyorsa vergi kaçağı artar. Mükelleflerin yasalara uygun davranabilmesi yasaların anlaşılabilir, uygulanabilir ve sade olmasıyla yakından ilişkilidir. Sürekli değişen ve karmaşık bir yapıya sahip olan yasalar, mükelleflerin kimi zaman bu karışıklıktan kaynaklı istemeden de olsa vergilerini ödeyememelerine sebep olabilmektedir.

Yazımızı, Maliye Bakanı Saym.Naci Ağbal’m güzel bir sözü ile bitirelim: “…Hiç bir mükellefin Maliye’den korkmasını ve ekonomik anlamda dara düşmesini veya iflas etmesini istemeyiz…”

TALHA APAK





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir