Cumartesi , Mayıs 26 2018
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Rezerv para dolar faizinin yükselmesi

Rezerv para dolar faizinin yükselmesi



ABD Hazine faizinde kritik eşik olan yüzde 3.0 düzeyi aşıldı. Rezerv para dolar faizinin yükselmesi gelişen ekonomilere olan ilginin ve yabancı sermaye girişlerinin azalmasına yol açıyor…

ABD 10 yıllık Hazine faizleri yükseliyor. Bu durum bizi niye bu kadar ilgilendiriyor?

îki temel kanal üzerinden bizi bizdeki verilerden çok ilgilendiriyor. Konuştuğumuz faiz, dünya dolaşımının yüzde 70’ini oluşturan doların faizi. Rezerv para dolar faizinin yükselmesi bizim gibi gelişen ekonomilere olan ilginin haliyle de yabancı sermaye girişlerinin azalmasına yol açıyor. Bu da içeride kur ve faiz üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. İkinci kanal ise şirket değerlemeleri. Bir şirketin değeri basit bir kesirden ibarettir. Kesrin payında şirketin potansiyeli bulunur. Şirketin potansiyeli kar ile ölçülmez, nakit ile nicelik kazanır. Bir başka ifadeyle, kesrin payında şirketin gelecek yıllarda üretmesi tahmin edilen nakit akımı bulunur. Kesrin paydasında da şirketin riski bulunur. Finans dünyasında risk ölçümü faiz ile yapılır. Faiz yükseldikçe (ABD 10 yıllık Hazine faizleri) kesrin paydası yükselir, payda yükselince kesir yani şirketin değeri küçülür. Bu borsalarm düşmesi demektir. Borsalar düştükçe korku endeksi VIX yükselir. Finansal piyasalarda korku arttıkça bizim gibi gelişen ülkelerdeki sıcak para güvenilir limanlara yelken açar. Sermaye çıkışları kur ve faizlerin yükselmesine yol açar. ABD 10 yıllık Hazine faizleri bu iki kanal üzerinden Türkiye’yi de ciddi şekilde etkilemektedir. Son günlerde 10 yıllık Hazine faizlerinin kritik eşik yüzde 3.00 düzeyini aştığını gözlemliyoruz. Kötü günlerin habercisi olduğunu söyleyelim, sonraki haftalarda daha çok konuşacağımızı söyleyelim ve buraya “mim” koyup kapatalım.

Hocam paritede 1.2570 zirve olur demiştiniz, görüşünüz geçerli mi?




Ben demedim, göstergeler dedi. “Ben bildim”ci dolu her yer. Kimsenin bir şey bildiği yok, doğru göstergelere bakıp doğru yorumlayabilmek önemli olan. Konu parite olduğunda en temel öncü gösterge faiz makasıdır. Faiz makası, ismiyle müsemma, iki faizin farkından oluşur. ABD 10 yıllık Hazine faizlerinden (doların piyasa faizi) Almanya 10 yıllık Hazine faizleri (euro’nun piyasa faizi) çıkarılarak elde edilir. Makasın yükselmesi bir süre sonra doların değer kazanmasına, düşmesi de doların değer kaybetmesine yol açar. Bitişikte grafiği bulunmaktadır. Son dönemde makas belirgin bir şekilde dolar lehine açıldı. Temel analiz, doların değer kazanacağına işaret ediyordu. Teknik açıdan da 1.2570 önemliydi. Temel ve teknik bir araya gelip aynı yöne işaret cdince bfen de paylaştım. 1.2570’ün üzerinde kalıcılaşması zordu. Nitekim de öyle oldu. Son günlerde 1.2070’lere kadar geriledi. Paritede dolar yönlü eğilimin oldukça ılımlı bir şekilde de olsa devam etmesi beklenebilir.

Kurda ne beklemeliyiz?

Dolar kurunda üç temel göstergemiz 3.70-3.75 bandında yükselişe işaret etmişti. Bu köşeden ısrarla paylaşmıştım. Aynı göstergeler 4.18 seviyesinde de “sat” vermişti. Onu da buradan paylaştım. Bu yazının yazıldığı sırada kur 4.05 seviyelerinden işlem görüyordu. Göstergeler yeni bir işaret vermiş değil. Haliyle son verdikleri yön halen geçerli. Değişim olunca paylaşacağım.

Merkez Bankası niye aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar bekliyor?

Bilemiyorum, kendilerine sormanızda yarar var. Geçen haftaki toplantılarında Geç Likidite Penceresi faizini 0.75 puan yükselttiler. Kur faiz artırımından önceki seviyesinde dolanmaya devam ediyor. Hepimizin borçlanma maliyetini 0.75 puan daha yükseltti Merkez Bankası. Ama kur gene düşmedi. Sonuçta elde yüksek faiz ve yüksek kur var. Halbuki pratikteki faizi yükseltmeden piyasaya müdahale etmenin çok yolu var. GLP’de daha dramatik artırım yapıp fonlamanın önemli bir kısmını faizi düşük pencereden yapmak suretiyle pratikteki faiz aynı bırakılabilir ve piyasa korkutabilirdi. Bunu gene yapmadı Merkez Bankası. Unutmayalım ki her faiz artırımı zaten zorlanmakta olan inşaat sektörünü daha da yaralıyor. Konuştuğumuz sektör direk olarak ekonomimizin yüzde 9’unu ama dolaylı olarak yüzde 50’ye yakınını oluşturuyor. Bu konuyu haftaya daha detaylı işleyeceğim.

ERKİN SAHİNÖZ

 





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bunu da İnceledinizmi ?

Çarklar güçlü büyüme için dönüyor

Sanayi üretimi 2018 ilk çeyreğinde büyüme beklentisini yüzde 7’ye çıkardı. Sanayideki artış işgücü piyasalarına da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir