Pazartesi , Eylül 17 2018
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Kurun ekonomiye etkisi nasıl oluyor?

Kurun ekonomiye etkisi nasıl oluyor?



Merkez, piyasa faizinden uzak kaldığı sürece hamlelerinin etkisiz kalması kuvvetle muhtemel. Kısa vadede Geç Likidite Penceresi faiz oranını piyasa faizine yaklaştırmak en uygun strateji olacaktır…

Döviz kurundaki yükseliş ekonomimizi üç yerden hırpalıyor. Kur yükseldikçe ithal ettiğimiz ürünlerin TL karşılığı artıyor. Üretim ithalata bağımlı olduğu için yerli üreticinin girdi maliyetlerinde yukarı yönlü baskı oluşuyor. Girdi tarafındaki baskı bir süre sonra nihai ürün fiyatlarına yansıyor ve enflasyon yükseliyor.

Finans dışı özel sektörün (reel sektör) bilançosunda çok yüksek düzeyde döviz açık pozisyonu bulunuyor. Bu kesimin döviz yükümlülükleri ile döviz varlıklarını netleştirdiğimizde karşımıza 223 milyar dolar büyüklüğünde net döviz açığı çıkıyor. Bu net döviz borcunun vadesi geldikçe servis edilmesi gerekiyor, vadesi gelene kadar da finansallarda büyük boyutlu kambiyo zararına yol açıyor. Haliyle kur yükseldikçe finansal istikrarı tehdit ediyor. Unutmayalım ki finans sektörü finans dışı sektörün ayna simetriğidir. Finans dışı kesimde yaşanan sıkıntılar bankacılığın aktif kalitesini bozmaya başladı. Sorunlu kredilerin toplam kredilere oranında artış olduğunu biliyoruz.

Kur, özellikle de dolar-TL kuru ülkemizde “güven barometresi” gibi çalışır. Finansal okuryazarlık yüksek olmadığı için dolar kuru ekonomik birimler tarafından en yakından takip edilen göstergedir. İnsanlar kur yükselişini ekonomide işlerin rayında gitmediğine yorar, bunun sonucu olarak tüketim ve yatırımlarını azaltırlar. Kur düşünce de tam tersi etki yaratır. Haliyle, son dönemdeki kur baskısı yol açtığı belirsizlikler nedeniyle ekonomik aktiviteyi de bizatihi olumsuz etkiliyor. Ekonomik aktivite ne durumda?

Gecikmeli açıklanan GSYH’nın en iyi öncü göstergesi takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimidir. Mart verisine göre sanayide yıllık bazda yüzde 7,6’lık büyüme gerçekleşti. îlk çeyrek ortalaması da yüzde 9.9. Türkiye 2018 yılının ilk çeyreğinde de çift haneye çok yakın büyüme kaydetti. Lâkin bunlar geçmiş veriler. Sanayi üretiminin en iyi öncü göstergesi de Türkiye PMI imalat endeksidir. Bu endekste 50 altı küçülmeye işaret eder.




Bitişikte görüldüğü üzere endeks Nisan ayında 50’nin altına kaydı. Son kur yükselişinin etkisini de Mayıs verilerinde daha yoğun hissedebileceğimizi söylemeliyim. Merkez Bankası kurdaki baskıyı durduramazsa ekonomimizin birkaç ay içinde resesyona sürüklenmesi ihtimali çok yüksek.

Merkez ne yapıyor?

Tüm bu risklere rağmen Merkez Bankası’nın hem döviz arzı hem de defacto politika faizinin (TCMB ortalama fonlama maliyeti) artırımında şu ana kadar zayıf adımlar attığını, yangını su bardağı ile söndürmeye çalıştığım görüyoruz. Tarihten ders alınsaydı tarih tekerrür etmezdi” sözünü hatırlatıyor bu hamleler.

Bir örnek verelim. Kara gün akçesi olarak adlandırabiliriz Merkez Bankası rezervlerini. 32.5 milyar dolar düzeyindeki net rezervlerin güçlü müdahale için yetersiz olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle de Merkez’in yüklü miktarda “kalıcı” döviz satışı yapamamasını anlıyoruz. Anlamadığımız şey başka ama. Merkez Bankası piyasadan TL çekip karşılığında döviz verdiği ihalelerin limitini yükseltti geçenlerde. Buna swap işlemi diyoruz. Merkez Bankası sonradan geri almak üzere döviz satarak piyasadaki döviz arzını “geçici” olarak artırmaya çalışıyor. Merkez, verdiği döviz karşılığında kendisine TL verenlere yüzde 13.5 faiz ödüyor. Piyasa faizinin (gösterge faiz) yüzde 17’ye dayandığı bir ortamda kim yüzde 13.5’ten Merkez’e para vermek ister? Bankalar talep göstermiyor. Bitişikteki tabloda görülüyor. Piyasa faizi yüzde 17 iken de facto politika faizini (TCMB ortalama fonlama maliyeti) yüzde 13.5’ta tutarak kurda düşüş beklemek iyimserlik olur. Merkez, piyasa faizinden uzak kaldığı sürece hamlelerinin etkisiz kalması kuvvetle muhtemel. Kısa vadede Geç Likidite Penceresi faiz oranını piyasa faizine yaklaştırmak en uygun strateji olacaktır. Kurda düşüş başlayınca da buradaki faiz artırımı ılımlı bir şekilde geri alınabilir. Geç tedbir, güç tedbir doğurur.

ERKİN ŞAHÎNÖZ





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

myfikirler.org

Bunu da İnceledinizmi ?

Bilançosu Al Veren 32 Hisse

Uzmanlar, ikinci çeyrekte finansal performans bakımından holding, demir çelik, havayolu, madencilik, savunma sanayi, kimyasal maddeler, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir