Haberler

Türkiye yeni nesil tarıma nasıl hazırlanıyor?

Covid-19 "Gelecek tarımda” tezini doğruladı

Türkiye küresel tarım teknolojileri tablosunun neresinde?

Dünyada 570 milyonun üzerinde çiftçi ailesi var. Bunların yüzde 90’a yakın bölümü üretim kararlarını kendileri veriyor. Bu çiftçiler hala dünya gıda ihtiyacının yüzde 80’lik bölümünü karşılıyor. Türkiye’de de durum benzer oranlarda.


Peki, Türkiye küresel tarım ve tarım teknolojileri tablosunun neresinde? Tabit Akıllı Tarım Teknolojileri Genel Müdürü Coşkun Yıldırım bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

“Türkiye tarım teknolojileri konusunda dünyadaki : gelişmeleri yakından takip ediyor. Çiftçiler küçük parçalı arazilerde üretim yapıyorlar ve oldukça yaşlı bir nüfusu temsil ediyorlar. Böyle olunca teknolojiye yatkınlıkları ve uygulama alanları daha sınırlı. Ancak çiftçilerimiz teknoloji ile işlerinin kolaylaştığını gördükçe bu cihazlara rahatça yatırım yapabiliyorlar. Çiftçilerimizin teknolojik farkındalığını artırmaya çalışıyoruz. Ancak ülkemizde tarım teknolojileri konusunda savunma ya da sağlık sektörlerine yönelik olanlar gibi özel bir destek yok. Bu teknolojileri geliştirmeye yönelik çalışan şirketler geliştirdikleri teknolojiler için pazar bulmakta da zorlanacaklarını düşündükleri için proje ya Ar-Ge kısmında kalıyor ya da pazara çıkmadan projeden vazgeçiliyor. Oysa tarımın teknoloji destekli yapılması artık bir zorunluluk.

Birkaç yıl içinde erişilebilir fiyatlı robotları tarlalarda göremezsek çalışacak insan bulmakta güçlük çekeceğiz. Teknoloji ve makinalar ne kadar yüksek kapasitede olursa olsun, onların Jpfe yönetimi için bilgiye ihtiyaç var, tarımsal yapay zeka burada devreye giriyor. Yapay zekayı kullanırken en önemli nokta ise, literatür bilgisi ile çiftçinin kadim tarımsal bilgisini bir potada eriterek, öğrenen sistemlere aktarabilmek. Bunu başarabilirsek yüzyıllık tarımsal bilgileri gelecek nesillere en doğru şekilde aktarabiliriz. Tarım sektöründe yapay zeka projelerini hayata geçirmek diğer sektörlerden daha zor. Türkiye’nin tarım teknolojileri ve gıda tedarik zinciri için öncelikli olarak teknoloji geliştirme ve yaygınlaştırma stratejisi planına ihtiyacı var. Tarımsal teknoloji geliştiren şirketlere özel ayrıcalıklar verilmeli. Öncelikle erken uyarı sistemleri ve çiftçileri üretimleri sırasında yönlendirecek tarımsal karar destek sistemlerine ihtiyaç var. İnsansız hava araçlarını tarımda da kullanabilmeliyiz. Henüz makas açılmadan tarım teknolojileri geliştirmeye yatırım yaparsak, geliştirdiğimiz teknolojilerle dünyada önemli bir pazar payına sahip olabiliriz. Türkiye bu fırsatı kaçırmamalı.”

Murat TARAKÇIOĞLU / Cargill Gıda Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Yönetim Kurulu Başkanı
“Türk çiftçisi dijital dönüşüme açık”

Tarımsal üretimin artması adına çiftçilerin bilgiye ve teknolojiye dayalı tarımcılık yapabilmeleri gerekiyor.Tüm dünyada, tarım sektörünün kahraman çalışanlarına çeşitli projelerle destek veriyoruz. Bu çalışmalarda odak noktamız tarımda sosyal ve djjital dönüşümü desteklemek, verimliliği ve dolayısı ile çiftçinin refahını artırmak. Aynı bakış açısıyla geçtiğimiz yıl Türkiye’de de tarımda dijitalleşme ve verimliliğin, sonucunda da refahın artmasını hedefleyen 1000 Çiftçi 1000 Bereket programını başlattık. İstanbul Teknik Üniversitesi ve Doktar ile işbirliği yaptık. Dijital toprak analizleri, dijital tarım araçlarını kullanım desteği, düzenli eğitim ve sürekli iletişimle Türkiye’de çiftçilere yönelik en kapsamlısosyal sorumluluk projesini yürütüyoruz. Bugüne kadar 1500 mısır çiftçisine dokunduk. Projenin ilk yılında programa katılan çiftçilerimizin tarlada verimi yüzde 21’e varan oranda arttı. 1000 Çiftçi 1000 Bereket ayrıca tarım ve gıda alanında sosyal etki araştırmasıyapılan Türkiye’deki ilk proje. Program kapsamında verdiğimiz eğitimleri sosyal mesafe nedeniyle bu Nisan’da online platforma taşıdık.Yüzlerce çiftçinin gösterdiği ilgi ve gönderdikleri teşekkür mesajları bize Türk çiftçisinin dijital dönüşüme açık ve destek verildiğinde emeğini ortaya koymaya hazır olduğunu gösterdi.

Savaş AKÇAN / Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı
“Yerel tohumlar çok önemli”

Ülkemiz, endemik türlerin yanı sıra yerel çeşitler açısından da çok zengin. Çiftçilerin uzun yıllar içerisinde seleksiyonla ıslah ettikleri ve bulundukları yöreye uyum sağlamış olan bir kültür bitkisine ait çeşitler, yerel çeşit ya da köy çeşidi olarak adlandırılır. Islah programlarının önemli materyalini oluşturan ve yüksek varyasyon içeren yerel çeşitler, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklılığın yanında yüksek kalite ve tat özelliğine sahip olmaları nedeniyle bitki genetik kaynakları açısından önemli bir yere sahiptir. Yüzyıllar içerisinde bu çeşitlerle ilgili oluşan ve yaşayan bilgi, aynı zamanda ülkemizin bize sunduğu bir kültür mirası. Tohumculuk üzerine yapılan yasal düzenlemeler, sadece kayıt altına alınmış tohumlukların ticaretine izin veriyor. Bu durumda yerel çeşitlerin tohumluklarının üretimi ve ticaretini kolaylaştıracak ve tüm bitki genetik kaynaklarımızın kayıt altına alınması için yeni yasal düzenlemelere acilen gerek duyuluyor. Şimdiye kadar 171 yerel çeşidi toplayıp ülkemiz gen bankasına kazandırdık.

Mutlu YILDIZ / May Agtech Kurucu
“Saatte 60 dekar ilaçlama”

“Zirai İlaçlama, Gübreleme ve Tohumlama Dronu Projesi” başlığı altında Yıldız Teknopark bünyesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tarımda verim düşüklüğü, maliyet artısı, insan ve çevre sağlığı konularında çeşitli bölgeleri inceledik, ihtiyaç analizi yaptık. Bu kapsamda drone projesini geliştirdik. Bu proje, otonom kullanım, uydu tabanlı yönetim, gelişmiş İki radar sistemlerinin drone teknolojisine entegrasyonu ile çevre dostu, akıllı tarımın hayata geçirilmesi hedefliyor.

May 20L tarım drone’u, 20 kg faydalı yük taşıma kapasitesiyle tohum, garanül gübre veya zirai ilacı tam otonom olarak 10 km/h hızla tarım arazisi içerisine doğru dozda ve homojen olarak dağıtabilmekte. Saatte 60 dekar (60 bin m2) ilaçlama kapasitesine sahip.

Emine YILMAZ / Hyggefoods CEO’su
“Anti-korona bariyeri”

Şu an Yıldız Teknopark’ta yenilebilir antiviral korona bariyeri BioCoBloc için çalışıyoruz. Covid-19 ile mücadeleye yönelik antiviral yenilebilir gıda kaplama malzemesinin geliştirilmesi projesi ile hastalığın toplumda kontrolsüz yayılımının engellenmesini amaçlıyoruz. Bu projede geliştirilen antiviral yenilebilir kaplama malzemesi ile kaplanan sebze ve meyveler virüslere karşı korunacak. Özellikle soymadan yenilen ve kısa ömürlü çilek, kiraz, üzüm gibi meyveler için tüketici dostu bir ürün olacaktır. BioCoBloc ile dünyada ilk defa koronavirüsü taşımadığı kanıtlanan özel etiketli meyve ve sebze ürünleri oluşturulacak.

Kasia ÖZGEN / TAT Pazarlama GMY
“Sektörde ilki gerçekleştirdik”

Tat Gıda domates tarımında çiftçi gelişimi, iletişimi ve tarımda dijitalleşmeyi kapsayan ‘Domatesin Önderleri* projesiyle dijital teknolojileri kullanarak sektörde bir ilki gerçekleştirdi.


Dijital teknolojileri kullanarak tarla verileri ile ürün performansı arasında ilişki kurmaya yönelik takip ve kayıt sistemini oluşturduk, çiftçi ile iletişimin artırılması ve çiftçinin gelişiminin desteklenmesi konularında çözümler üreten uygulamaları hayata geçirerek sektöre öncülük ediyoruz. Çiftçilerimizin kullanımına yönelik olarak ‘Tat Lider Çiftçi’, ziraat ekiplerimizin kullanımına yönelik ise Tat Ziraat Önderleri mobil uygulamalarını hayata geçirdik. “Tat Lider Çiftçi” uygulaması ise hali hazırda yaklaşık 400 sözleşmeli çiftçimiz tarafından kullanılıyor.

Hayrettin UÇAK / Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı
“Pandemiyi fırsata çevirdik”

Salgın döneminde ihracatımız hiç durmadı. Bunun en önemli nedeni devletimizin, salgın döneminde tarımsal üretim ve ihracatının önüne çıkan sorunları hızlı bir şekilde çözmesi ve destek olmasıdır. Özellikle sektörümüz ihraç ürünlerinde rakip ülkelerin, geç kararlar alması nedeniyle artan vaka oranları yüzünden salgın tehdidi olarak görülmesidir. Bunun sonucu olarak yaş meyve sebze pazarında alıcı konumundaki ülkelerin en az tehdit gördüğü ülkelere yöneldi. Tüm dünyada tehdit olan ve birçok sektörü durma noktasına getiren pandemiyi fırsata çevirdik. Salgın tarımın önemini bir kez daha tüm dünyaya gösterdi ve bir mesaj verdi. Ülkemizde yetişen her ürünün ihracat şansı var. Yaşadığımız bu günlerde, çilek hasat edilip yola çıkmışken, kiraz hasadı başladı ve yola çıkmaya hazır. Şeftaliler meyveye dönmeye başlarken kış ayının vazgeçilmezi mandalinalar çiçek açmaya başladı.Tüm bunları aynı günde görmek* kuşkusuz ülkemizin dünya için öneminin en büyük göstergesi. Üreticilerimiz bölge özelliklerine en kaliteli verim alabileceği ürün çeşitlerini seçmeli. Üretim iç pazara mı, ihracata mı sorusunun cevabını daha ürün ekimi veya dikiminde vermiş olmalı.

İhracatta mevsim itibari ile çilek, kiraz, domates ilk sırada gidiyor. Üreticilerimiz dijital tarım tekniklerini kullanmalı. Makineli tarım günümüz gerçekliğinde olmazsa olmaz.

İdriz Çokal – Ürün Dirier

Önceki sayfa 1 2 3 4

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu