Cumartesi , Kasım 25 2017
Anasayfa / Bilim - Teknoloji - İnovasyon / Yerli arama motoru bu mu!

Yerli arama motoru bu mu!



Geçtiğimiz ayın en çok konuşulan konularının başında şüphesiz yerli arama motoru geliyor. Konuyu net olarak anlamak ve tabloyu doğru analiz etmek için biraz geriye gidip, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın geçtiğimiz ay yaptığı “yerli arama motoru yapıyoruz” açıklamasına dönmek gerekiyor. Arama motorları yalnızca bir web sitesi olmanın ötesinde, devletler için stratejik de öneme sahip.

Google günlük hayatın tüm gerçekliğini Amerika’daki sunucularına taşırken, devletlerin de kendi vatandaşları hakkında yabancı bir firmanın bu denli bilgi sahibi olmasından endişelenmesi son derece doğal, insanların kafalarını karıştıran nokta ise Twitter profillerinde devlet büyükleriyle çekilmiş fotoğraflarını yayınlayan girişimcilerin yerli arama motoru yaptık diyerek “Geliyoo.com” isminde bir web sitesini teste açmasıyla başladı. Teste açılan web sitesinin Google altyapısını kullanan, logosunun dahi farklı bir firmadan alındığı bir yapıda olması, “Bakanlığın on milyon dolar harcadığı arama motoru bu mu?!” tepkilerini beraberinde getirdi. Yarım saat içinde 60 dolar maliyetle birebir benzerinin yapılabildiği bu arama motorunun, vergilerimizden ayrılan 10 milyon dolarla yapılmış olma ihtimali tepki toplarken neyse ki, devletten “Geliyoo.com’la ilişkimiz yok” açıklaması geldi.



“Milli” kavramı tüm tartışmaların ötesinde, devlet politikalarıyla korunması, üzerinde titizlikle durulması gereken bir konu. Toplumun yumuşak karnını oluşturan bu durum hakkında sözlerimi bir yazımdan alıntıyla bitiriyorum: “Özellikle son 100 yıldır sistemli olarak geri bırakılmış, örselenmiş, yalnız ve güzel bir ülkenin, küçük başarılarıyla avutulmuş evlatlarıyız hepimiz. Hep son anda bir aksilik çıkmış da, tüm mutluluğumuz kursağımızda kalmış gibi yaşayan milyonlarız. Lozan’ın 2023 yılında serbest kalacağına inandığımız gizli maddelerine, Boğaz Köprüsü’nün altında yatan hâzinelere ve dış güçlerin çıkartılmasına izin vermediği petrol yataklarına bel bağlayan, umut besleyen, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar” sözünün oldukça uzağında bir hayat tarzını kadercilikle harmanlayan bir neslin evlatlarıyız…






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir