Perşembe , Temmuz 20 2017
Anasayfa / Girişimcilik / Turizm Girişimcileri için Zor Günler Kapıda

Turizm Girişimcileri için Zor Günler Kapıda



Son aylarda Türkiye’de yaşanan terör olayları ve son olarak Rusya’nın ülkemize uyguladığı yaptırımlar, turizm sektörüne büyük bir darbe vurdu. İstanbul ve Antalya gibi önemli turistik şehirlerimizde birçok otelin doluluk oranı yüzde 40 seviyesine geriledi. Doluluk oranını yükseltmek amacıyla oda fiyatlarını düşüren 5 yıldızlı otellerimiz, Avrupa şehirlerindeki iki yıldızlı otellerle aynı fiyatlara satılır hale geldi. Sektörde yaşanan sıkıntıların oda fiyatlarına yansımasını görmek için bazı 5 yıldızlı otelleri ve gecelik oda fiyatlarını araştırdım. Aşağıda sizinle paylaştığım fiyatlar 30 Kasım 2015 tarihinde www.swoodoo.com‘dan alınmıştır:

tatil

İstanbul’da 5 Aralık Cumartesi gecesi, 2 kişilik bir odanın vergiler dahil toplam fiyatı:

  • Divan Suites GPlus – 41 EUR
  • Tango Arjaan by Rotana – 49 EUR
  • Divan İstanbul Asia – 53 EUR
  • Dedeman Bostancı – 54 EUR
  • Retaj Royale – 55 EUR
  • Ramada Plaza Tekstilkent – 56 EUR
  • Silence İstanbul Hotel & Convention Çenter – 59 EUR

Antalya’da, 5 Aralık Cumartesi gecesi, 2 kişilik bir odanın vergiler dahil toplam fiyatı:

  • Rixos Downtown – 53 EUR
  • Ramada Plaza Antalya – 58 EUR
  • The Marmara Antalya – 59 EUR
  • Crovvne Plaza Antalya – 59 EUR
  • Akra Barut – 62 EUR

Yukarıdaki örneklerden gördüğünüz üzere, dünyanın en önemli turizm merkezlerinden olan Türkiye, ‘maliyet liderliği’ (cost leadership) stratejisine yönelerek, yani düşük fiyatlarıyla ön plana çıkararak kayıplarını azaltmaya çalışıyor. Uygulanan bu stratejiyi çok tehlikeli buluyorum. Gerekçelerimi önem sırasına göre sizinle paylaşmak istiyorum:

1- ‘Maliyet liderliği’ stratejisi sürdürülebilir değildir. Bu strateji, firmalara ve ülkelere sadece kısa vadede çözüm sunar. Maliyet liderliği stratejisinden geri dönüş yapmak da oldukça zordur. Bir defa ‘ucuz’ olarak tanınan bir markayı tekrar ‘kaliteli ve lüks’ hale getirmek için çok çaba sarf etmeniz gerekir.

2- ‘Odaklanma’ ve ‘farklılaşma’ stratejisi ile geliştirdiğimiz bölgeler zarar görebilir. Yıllarca Avrasya ülkelerinden ‘her şey dahil’ sistemiyle gelen düşük bütçeli ve fiyat odaklı (price-sensitive) turistleri misafir eden Türkiye, son yıllarda golf turizminde olduğu gibi birkaç farklı alanda yüksek gelir grubundan turistler için çekim merkezi olmayı başarmıştır. Belek bölgesindeki yüz milyonlarca dolarlık mega oteller, büyük çabalar sonucu elde ettikleri bu pazarı oda fiyatlarını kırarak değil, daha farklı ülkelerde tanıtım faaliyetlerine hız vererek muhafaza etmeliler. Rusya’dan gelmeyen turist mutlaka başka bir ülkeden gelecektir.



3- Domino etkisi. Düşük fiyatlı lüks otellerin cazibesine kapılıp Türkiye’ye gelme planları yapan bir yabancı turist, uçak biletinin ve şehir turlarının fiyatlarını da sorgular hale gelecektir. Çünkü artık bu kişinin zihninde Türkiye için ‘ucuz tatil destinasyonu’ imajı oluşmuştur. Otellerin oda fiyatlarını aşağı çekmesiyle başlayan trend, tüm yan sektörlere de yansıyacaktır ve artık Türkiye’de kimse turizmden para kazanamaz hale gelecektir.

Peki ne yapmalı?

1- ihmal ettiğimiz pazarlara odaklanmalıyız. TÜRSAB’ın Ekim 2015 raporundaki verileri incelediğimizde, Türkiye’nin hangi büyük pazarları ihmal ettiğini çok net görebiliriz. Örnekler vermek gerekirse;

■ 59 milyon nüfusa sahip İtalya

■ 47 milyon nüfusa sahip İspanya

■ 39 milyon nüfusa sahip Polonya

Türkiye’ye en fazla 3 saatlik uçuş mesafesinde olan 145 milyon nüfusa sahip bu 3 ülkeden Türkiye’ye yılda toplamda 1,5 milyondan az turist geliyor. Rusya’nın nüfusu da 145 milyon ve Rusya’dan her yıl yaklaşık 4,5 milyon turist geliyordu. Rusya’nın ambargoları sebebiyle turist sayımızda gerçekleşen düşüşü, bu üç ülkede sağlanacak artışla karşılayabiliriz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’mız, İspanya, İtalya ve Polonya’da acil eylem planları devreye sokup, Türkiye’nin tanıtımına ağırlık vermelidir.

2- Sağlık turizmi alanında agresif pazarlama faaliyetlerine hız vermeli, girişimcilere sağlanan teşvikleri artırmalıyız. Tedavi amacıyla ülkemize gelen kişilerin ortalama harcama tutarlarının yaz/kış tatili amacıyla gelenlere kıyasla oldukça yüksek olması sebebiyle sağlık turizmine önümüzdeki dönemde daha çok önem vermemiz gerektiği kesindir. Türkiye’ye gelen bir kişinin hastane masrafları, konaklaması ve diğer harcamalarıyla birlikte ülkemize bıraktığı döviz kimi zaman 50 bin dolara yakın olmaktadır. 100 bin kişiyi tedavi için Türkiye’ye getirmek, 1 milyon kişinin yaz tatili için gelmesi kadar ekonomimize katkı sağlayabilir.

3- CNN International gibi uluslararası kanallarda sadece THY’yi tanıtıyoruz. Türkiye’nin tanıtımına ağırlık vermeliyiz. Günümüzde birçok ülke artık küçük şehirleri için reklamlar verir hale geldi. Bunun en güncel örneği İtalya’nın Puglia şehridir. Puglia’nın reklamlarını İstanbul’daki birçok billboard’da görebilirsiniz. Biz ise ülkemizi sadece THY’nin reklamları ile tanıtıyoruz. Makedonya, Karadağ, Gürcistan gibi ülkeler etkili reklam filmleri ile CNN International’da reklam verirken bizim buralarda yer almamamız büyük bir eksiklik. Vakit kaybetmeden bu mecralarda etkili reklamlar göstermeye başlamalı, İstanbul ve Antalya’yı tüm özellikleriyle dünyaya anlatmalıyız.

Özetle, bu ayki yazımda turizm girişimcilerinin içinde bulundukları zorlukları anlatmaya ve sektörle ilgili fikirlerimi paylaşmaya çalıştım. Türkiye ekonomisi için kritik önem arz eden turizm sektörünün güçlenmesi için turizm girişimciliği özendirilmeli, turizm sektörüne yatırım yapanların motivasyonu hep yüksek tutulmalıdır.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir