Makaleler

Kadınların yükü ağır, geliri az

ÜLKEMİZDE kadınlar iş hayatında nispeten yeni. Erkeklere göre istihdamı daha düşük ve aynı işi daha düşük ücretlerle yapıyorlar. Kadınlarla erkekler arasındaki cinsiyete dayalı ücret farkının yüzde 8’ler seviyesinde olduğu ifade ediliyor. Kadınların ücretsiz işlerde daha çok çalışmaları (ev işleri, çocuk, hasta, yaşlı bakımı vb.) zaman ve enerjilerinin kendilerine finansal bir kaynak olarak geri dönüşünü engelliyor.


Yapılan araştırmalara göre dünyada ücretsiz işlerin yüzde 75’ini kadınlar yapıyor. Bu durumun üstüne salgın nedeniyle artan evden çalışmalar, kadınların evdeki iş yükünün ağırlaşmasına neden oluyor.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ayben Koy “Evden çalışma sistemi, çoğu beyaz yakalıya, haftanın 7 gün 24 saatine yayılan toplantılar, raporlar, yoğun bir e-posta ve telefon trafiği olarak yansıdı. Bütün bu karmaşanın içine kadın ve anne olmanın getirdiği sorumluluklar eklendiğinde mücadele başlıyor. Küçük çocuklu ebeveynler bu süreçte evden çalışma ortamını yakalamakta zorlanıyor. Bu süreçte annenin rolü çok daha ağır. Destekleyen kişiler olsa da, çocuk her türlü talebini önce anneye iletiyor veya annenin fikri sorulmadan hareket edilmiyor. Dışarıdan ev işlerine ve/veya çocuk bakımına yardımcı alamayan kadınların yükü ise daha da ağır. Bir öğretim üyesi olarak, dersinizi anlatırken kapının dışında ağlayan çocuğunuzun sesini duymazlıktan gelmek çok zor. Diğer yandan özellikle ilköğretimde okuyan çocukların derslerine zamanında girip çıkması, ödevleri ve gün içinde arkası kesilmeyen çeşitli talepleriyle ilgilenen, yine anneler oluyor. Bilgisayar başında yapmanız gereken işlerin çoğunu, geceye veya sabahın 4’ü gibi saatlere planlamak zorunda kalabiliyorsunuz” diyor.

FİNANSAL PİYASALARDA KADINLAR

Peki, kadınlar gelir ve birikimleri düşük de olsa, tasarruflarını nasıl değerlendiriyor? Eğitimin ve gelirin yatırım eğilimini değiştirdiğini ifade eden Dr. Koy, “Altın, mevduat ve gayrimenkul, en kolay anlaşılan, en çok tercih edilen, geleneksel yatırım araçları. Fakat bu alışkanlıklar eğitim ve bilgi seviyesi ile değişiyor. Kadınların finansı öğrenme ve anlama ile ilgili bir sorunları yok. Türkiye Bankalar Birliği 2020 Aralık verilerine göre, finans sisteminin çoğunluğunu oluşturan bankacılık sektöründeki kadınların oranı yüzde 50.4. Bankacılık sektöründe lisans ve lisansüstü eğitim yapmış çalışanların içinde ise kadınların oranı yüzde 53.4. Sorun, kadınların ne kadar eğitim öğrenim sürecinin içinde olduğu ve iş hayatında olup olmadığı ile ilgili. Kadın eğitim gördüğünde, iş hayatında olup ekonomiyi takip etmeye başladığında veya belirli bir servet sahibi olduğunda finans piyasalarına ilgisi de artıyor. Araştırmalar; istihdam edilmişse, serveti yüksekse veya yüksek bir miras bekliyorsa, kadınların da pay piyasası gibi riskli varlıklara yatırım yaptığını gösteriyor, işi ve geliri olmayan bir kadından, üniversite mezunu olsa bile ekonomi ile ilgili gelişmeler veya yatırım araçları ile ilgili fazla bilgi sahibi olmasını bekleyemeyiz” diyor.

KADINLARIN BORSA YATIRIMLARI

“Bilimsel olarak risk alma eğilimi ile sorumluluk arasında negatif yönlü bir ilişki mevcut. Farklı sorumlulukları yüklenen kadınların iş hayatında da olsa, eğitim seviyesi yüksek de olsa, riskli varlıklara yatırımdan kaçınmaları anlaşılır bir durum” diyen Doç. Dr. Ayben Koy’u MKK (Merkezi Kayıt Kuruluşu) verileri de doğruluyor.



2020 yılsonu verilerine göre aracı kurumlarda bakiyeli yatırımcıların 421 bini kadınlardan 1 milyon 559 bini erkeklerden oluşuyor. Erkeklerin üçte biri oranında kadın, borsada yatırım yapıyor. Asıl fark ise, hesap bakiyelerinde gözleniyor. Erkeklerin 26 milyar TL’lik yatırımına karşılık kadınların 4 milyar TL’si var borsada. Pay piyasasındaki kadın sayısının toplam yatırımcılara oranı salgın öncesi yüzde 23 seviyesindeyken, yılsonu itibariyle yüzde 21 seviyesine düştü. Salgın döneminde artan risklerle beraber piyasalara yatırımcı girişi artarken, kadınların aynı seviyede ilgi göstermediği görülüyor.

KADINLARIN BES VARLIKLARI

BES’teki kadınların durumuna göz atmaz isek, bu çalışma eksik kalır. Bireysel emeklilik sisteminde yasal çerçevede hiçbir şekilde cinsiyet ayrımı yok. Sistem çok adil. Fakat katılım, birikim ve hatta hakları kullanma konularında bariz bir şekilde, sistemde erkeklerin kadınlara göre daha baskın olduğu görülüyor. Fon dağılım değişikliği yapan kadın sayısı erkeklere nazaran daha düşük. EGM’nin (Emeklilik Gözetim Merkezi) 31 Ocak 2021 tarihli verilerine göre gönüllü BES tarafında 4.9 milyon erkek katılımcıya karşılık 3.4 milyon kadın katılımcı bulunuyor. Kadınlar aylık ortalama 374 TL katkı payı ödüyorken, erkeklerin ortalaması 407 TL.

OKS tarafında ise kadınların istihdamına bağlı olarak katılımcı sayısında çok ciddi bir farklılık gözleniyor. Yaklaşık 5 milyon erkek çalışana karşılık 2.4 milyon kadın çalışan OKS’de birikim yapıyor. Kadın çalışanlar aylık ortalama 140 TL katkı payı öderken, erkek çalışanların katkı payı 152 TL. Peki, sistemdeki birikim açısından kadın ve erkek arasındaki fark nedir diye bakıldığında; devlet katkısı hariç mevcut 148 milyar TL’lik birikimin, 66 milyar TL’si kadınlara, 82 milyar TL’si erkeklere ait. Bu fark emeklilikte de devam ediyor. Sistemin başlangıcından bugüne kadar emeklilikte; kadınlar devlet katkıları dahil toplamda 6 milyar TL alırken, erkekler 9.2 milyarTL alarak emekli hakkını kullanmış.

ZEYNEP CANDAN AKTAŞ



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu