Dronlar



2014 Amazon Prime Air ve Domino’s Pizza’nın viral videoları ile uçan postacı yılı oldu. 2015’te ise insansız hava araçları kalp krizi geçiren hastaların hayatını kurtarmaktan kaçak avlanma ve çevre kirliliğini önlemeye kadar birçok farklı alanda kullanılacak.

DronlarDronlar ya da insansız hava araçları (İHA) başta ABD ordusu olmak üzere birçok ülke tarafından düşman hedeflerini gözetlemek ve gerekirse silahlı saldırı düzenlemek için kullanılıyor. Ancak 2014 yılında sivil amaçlı dron kullanımı da yaygınlaşmaya başladı. Domino’s Pizzanın uçan pizzacı reklamı ve Amazon Prime Air ile Alman posta şirketi DHL’in uçan postacıları Youtube’daki viral videolar sayesinde 2014 gündemine oturmuştu.

2015’te ise İHAlar kargo taşımacılığının ötesine geçerek bambaşka alanlara yayılıyor. Bunların arasında kalp krizi geçiren hastalar için uçan ambulanslar, Bosna-Hersek’teki mayınları temizlemek amacıyla havadan keşif yapan robotlar, Belize’de kaçak balıkçıları engelleyen İHAlar ve Afrika’da kaçak avlanmayı önlemek için geliştirilen dronlar da var. Oysa oldukça yaratıcı bu çalışmalar bile dron dünyasının diğer örnekleri arasında sıradan kalıyor. Örneğin geçen yıl ekim ayında Fransız Alplerinde düzenlenen dron rallisinde kendini gösteren mini İHAlar, Star Wars Bölüm Vl’daki uçan motosikletler gibi alçaktan uçarak birbiriyle kıyasıya yarıştı. Amerikalı turistler ise Bahama Adalarında sörf yaparken kendilerini dronla kameraya aldı. Öyle ki Dronie resimleri (insansız hava araçlarıyla fotoğraf çekmek) uzatma çubuğuyla selfie çekmeye rakip oldu.

Uçan ambulans

Günümüzün büyük şehirlerinde ambulansların kalp krizi geçiren bir hastaya ulaşması en az on dakika sürüyor. Türkiye’de ise ideal süre 20 ila 40 dakika arasında değişiyor. Oysa ambulansın hastaya en kısa sürede ulaşması çok önemli. Ölümcül vakalarda ambulans 10 dakikada gelirse yaşama şansı yüzde 8 olarak hesaplanıyor, fakat hastaya 1 dakika içinde ulaşırsa yaşama şansı yüzde 80 oluyor!

2014 yılı aynı zamanda uçan oto yılı oldu. Özellikle motorlu paraşüt teknolojisiyle donatılan uçan otomobiller, gerçek uçan ambulansların yakın gelecekte yaygınlaşacağı konusunda umut verdi. Fakat bu teknolojinin dünyada kullanıma girmesine en az S yıl var. Model uçak kadar küçük olan dronlar için uçuş koridoru belirlemek ise uçan otoları organize etmekten çok daha kolay ve bu gelişme tıp dünyasına da yeni olanaklar sunuyor. Örneğin kablosuz internetin yaygınlaştığı dijital dünyada doktorlar kalp kflzi geçiren bir hastayı kurtarmak üzere gerçek bir ambulans göndermek zorunda değiller.

Bunun yerine, kalbin yeniden atmasını sağlamak için elektroşok cihazı (defibrilatör) taşıyan bir uçan robot gönderebilirler.

Uçan ambulans olarak adlandırılan teknolojide, kalp krizi geçiren kişinin yakınları akıllı telefon ile ambulans çağırıyor. Telefondaki küresel konumlandırma sisteminden (GPS) yararlanan uçan robot derhal kalkışa geçerek kargo bölmesinde taşıdığı elektroşok cihazını hastanın bahçesine kadar getiriyor. Hedefine ulaştıktan sonra yere konan robot pervanelerini katlayarak form faktörünü küçültüyor ve hastanın yakınları da kompakt robotu elinde çanta gibi taşıyarak eve götürüyor. Robotun önünde yer alan kulaklık, mikrofon ve kamera donanımı hastanedeki doktorların ilkyardımı başlatacak kişiyi bizzat yönlendirmesini sağlıyor.

Doktorların telefondan verdiği talimatları uygulayan hasta yakını defibrilatörün kablolarını zor durumdaki kişinin göğsüne yerleştiriyor. Bu aşamada doktorlar Android tabanlı olan ve Wi-Fi ile 3G mobil internet desteği sunan uçan ambulansın (daha doğrusu uçan defibrilatörün) kontrolünü ele alıyor ve uzaktan kumanda ile şok vererek hastayı hayata döndürüyor. Sonuç olarak müdahale süresi ı dakikaya iniyor ve hastanın yaşama şansı on kata kadar artıyor. Bu arada eve gelen ambulans ise hastayı en kısa sürede acil servise götürüyor.

Dronlar1

İlk prototip üretildi

Hollanda Deft Teknik Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Alec Momont’un ambulans dron adını verdiği prototip yukarıdaki şekilde işliyor. Alec Momont bunun için şehirleri 12 kilometrekarelik alanlara bölmek ve her 12 kilometrekareye birer dron kalkış pisti yapmak istiyor. Bu küçük pistler oturma odası büyüklüğündeki bir alana karşılık geliyor. Bu tür bir dron özel üretim olduğu için saatte 100 km hızla uçabiliyor ve örneğin Bostancı’dan Caddebostan’a 1 dakikada geliyor. Momonta göre uçan ambulansların önündeki en büyük engel yasal mevzuat. Nitekim uygulamanın Türkiye’de hayata geçmesi için Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile belediyelerin şehirlerde yer göstermesi gerekiyor. Ambulans İHAlar için şehir üzerinde güvenli hava koridorları açmak ve Wi-Fi uzak erişim noktaları kurmak elbette önemli bir yatırım ama bu yatırımın karşılığı hayat kurtarmak olacak.

Güneydoğu Asya’da sıtmayı önlemek

Malezya ve Filipin ormanlarında yeni bir sıtma hastalığı baş gösterdi. Plasmodium knowlesi olarak bilinen sıtma türüne yol açan parazit, normalde sadece uzun kuyruklu ve kısa kuyruklu makakları etkiliyor, fakat son raporlar yeni sıtmanın insanlara da bulaştığını gösteriyor. Araştırmacılar yeni sıtma türünün hayvanlardan insanlara geçmesini ormanların yakılması ve ağaçların kesilmesine bağlıyor. Zira bu sıtmayı taşıyan sivrisinekler, maymunlar ve insanlar arasındaki etkileşimin değişmesine sebep oluyor.

Londra Hijyen ve Tropik Hastalıklar Okulu araştırmacıları, işte bu noktadan yola çıkarak sıtmanın geniş arazilerde nasıl yayıldığını görmek üzere dronlar-la havadan keşif yapmaya karar verdi. Helikopterlerden çok daha ucuza mal olan insansız hava araçları ağaçların nasıl kesildiği ve arazinin nasıl çölleştiğini kolayca tespit ediyor. Böylece doktorlar hastalığın hangi köylerde görüleceğini tahmin ederek bölgeye ilaç sevkiyatı yapabiliyor. Dronlar aynı zamanda gümrük kaçakçılığına karşı arazi denetimini kolaylaştırıyor ve büyükşehirlerde kaçak yapılaşma ile betonlaşmayı denetleme imkanı sunuyor.



Dronlar2

Köylere ilaç taşımak

Uçan robotlarla yapılabilecekler bununla sınırlı değil. Örneğin Doğu Anadolu’nun karlı kış mevsiminde aylarca ulaşılamayan köylerin ilaca ihtiyacı var ve uzun menzilli dronlar en azından açık havalarda uzak köylere ilaç taşıyabilir. Almanya’daki belediyeler bu mantıktan yola çıkarak Manş Denizinde ulaşımı zor olan küçük adalara insansız hava araçlarıyla ilaç taşıma uygulamasını hayata geçirdi. Proje kapsamında belediyelerden izin alan kargo şirketi DHL, Amazon Prime Air ile rekabet etmek üzere geliştirdiği Parcelcopter’le sahilden 12 km açıktaki bir adada bulunan Norddeich köyüne ilaç taşıyor. Parcelkopter şimdilik sadece 1,2 kilogram ağırlığındaki küçük paketleri taşıyabiliyor, ama bu bile deniz taşımacılığından çok daha ucuz bir alternatif sağlıyor ve ilaç fiyatlarını büyük ölçüde düşürüyor.

Belediyeler bunun için denizin üzerinde güvenli bir uçuş koridoru belirledi ve güvenlik amacıyla köyün dışında küçük bir iniş pisti inşa edildi. Yerden 50 metre yüksekte saatte 65 km hızla uçan Parcelcopter gibi uçan robotlar GPS teknolojisinden yararlanarak hedefi buluyor. Bu noktada maliyetleri daha da azaltmak için dronlara özel kamera yerine akıllı telefon kamerası takmak da mümkün. Bu durumda akıllı telefonun işlemcisi dronlarm gözü, kulağı ve beyni olarak çalışıyor. Bugün İstanbul’un nezih sahillerinde gençler model uçak uçuruyor. Akıllı telefon ve mobil uygulamalar bu oyuncakları birkaç modifikasyon ile insansız hava aracına dönüştürme olanağı sağlıyor.

Mayın avcıları

Toprağa gömülen ve üzerine basınca yol açtığı patlamayla insanların sakat kalmasına yol açan kara mayınları “yavaş işleyen kitle imha silahı” olarak adlandırılıyor. 2014 itibariyle 70 ülkede kara mayını bulunuyor ve bu durum özellikle Uzak Doğuda ciddi bir sorun oluşturuyor. Çocuklar güvenle köy okullarına gidemiyor, kadınlar tarlaya çıkamıyor. Bu risk Avrupa için de önemli bir sorun oluşturuyor. Örneğin Sırbistan, Bosna-Hersek ve Hırvatistan arasında 90’ların başında çıkan savaşta Bosna-Hersek’e çok sayıda mayın döşendi. Bugün Bosna’da 120 bin kara mayını var.

İHA tasarım şirketi CATUAV bu sorunu çözmek için araziyi havadan tarayan Atmos 6’yı geliştirdi. Atmos 6 özel kameralarla çekim yapıyor ve mayın döşenmiş olabilecek bölgeleri tespit ediyor. Böylece uzmanlar kara mayınlarını yöre halkını, mayın temizleme araçlarını ve hatta bu amaçla kullanılan hayvanları tehlikeye atmadan imha edebiliyor. 2014 yılında CATUAV, uzay hizmetleri şirketi Telespa-zio ve Avrupa Uzay Dairesi (ESA) Bosna’daki mayınları temizlemek için bir araya gelerek mayın avcısı dron testlerine başladı.

Üç şirketin desteklediği proje Birleşik Arap Emirliklerinin düzenlediği Kara Mayınları Tespit yarışmasında yarı finale kalarak 1 milyon dolarla ödüllendirildi. Atmos 6’nın yerel versiyonu Türkiye’de haritası kaybolan mayınları temizlemek için ucuz bir alternatif sunuyor.

Belize’de kaçak balıkçılar

Otta Amerika’nın doğu kıyısında tutistik bir ülke olan Belize’nin ünlü mercan resifleri, aşırı avlanma nedeniyle yok oluyor. Hem balıkların soyu tükeniyor hem de trol ağları mercanlara zarar veriyor. Ancak, Belize gibi tropik kuşakta yer alan bir ülkenin kıyılarını kaplayan mangrov ormanlarının suya batan salkım saçak kökleri arasında kaçak balıkçıları takip etmek ve yakalamak büyük bir sorun oluşturuyor. Bu nedenle Belize yetkilileri 2014 yılında turistik sahilleri uçan robotlarla havadan gözetlemeye karar verdi. Belize Balıkçılar Dairesi, Vahşi Hayatı Koruma Derneği (WCS) ve UAV ile Koruma Birliği birleşerek Belize kıyılarında uçmak üzere yeni bir dron geliştirdi. Denizin üstünde bir saat boyunca uçarak 50 km mesafeye ulaşan bu dron yüksek çözünürlüklü balıkgözü fotoğraflar ve HD film çekiyor. Böylece otoriteler kaçak balıkçıları saptayıp sahil korumayı bölgeye yönlendiriyor.

Beyaz gergedanların geleceği

2014 yılında Karayip kıyılarından Afrika’ya uzanan bir kuşakta araziyi havadan gece gündüz gözetleyen yorulmaz İHAlar kaçak avcıların belası oldu. Bu konudaki en başarılı teşebbüslerden biri de Kenya Oj Pejeta Conservancy ile işbirliği yapan Californialı Airware şirketi. Airware’in geliştirdiği insansız hava araçları motorlu kamera kundağı kullanıyor ve yatay düzlemde 360 derece dönen keskin gözleriyle aşağıdaki araziyi gözetliyor. Kenya bu noktada önemli, çünkü Afrika’da kalan son 7 beyaz gergedana ev sahipliği yapıyor. Beyaz gergedan sayısı 1960’larda 2000’di ama gergedan boynuzu tozunun afrodizyak olarak kullanılması kaçak avcıların iştahını kabarttı ve gergedanları soy tükenişin eşiğine getirdi.

Uçan sörfçü

Yakın zamana kadar sörf yapan turistleri ve sporcuları dalgaların içinden geçerken kameraya almak profesyonel kameraman gerektiren pahalı bir işti fakat sivil dronlar bunu değiştirdi. Paul Borrud ve arkadaşları 2014 Haziran ayında Mentavvai Adalarını gezerken sörf yapmak için tekne turuna çıktıklarında, Borrud’un evcil dronu Phyllis dalgalarla mücadele eden tatilcileri havadan kameraya aldı.

İster turistik amaçlarla kullanılsın ister doğa koruma amacıyla, yerleşim alanlarını yukarıdan izleyen dronlar insanların dünyaya bakış açısını değiştiriyor ve kullanıcıların çevreyi kuşların gözüyle görmesini sağlıyor. Eskiden seyirciler bunu televizyonda belgesel izlerken yapıyordu, ama şehirleri her gün kuşbakışı kameraya alan dronlar insan algısına oldukça farklı bir boyut kazandırıyor.

Beni izle!

2015 yılında farklı heyecanlar arayan turistlerin önünde birçok seçenek bulunuyor. Örneğin dron-lara GoPro kamera takıp sisteme Follovv Me (beni izle) destekli bir yazılım yükleyebilirler. Bu tür bir İHAnın fiyatı 750 dolar olarak hesaplanıyor (bu fiyat kamera ve yazılımla birlikte 2000 dolara kadar çıkıyor). Turistlerin kapsama alanını genişleten kişisel dronlar bir kez düğmeye basıldı mı kullanıcıyı uçuşa yasak olmayan bölgelerde pili bitene kadar izliyor. Teknolojiyi yakından takip eden kullanıcılar İHÂları Android tabletlerle uçurarak tatil günlerini spor şölenine dönüştürüyor.

Bu sistem dünyanın en ünlü olimpiyat atletleriyle internet üzerinden sanal antrenmana çıkmaya olanak tanıyan akıllı fitness bilezikleriyle birleştiğinde durum daha ilginç bir hal alıyor. Çünkü kaleci Volkanla sanal antrenmana çıkmak ve sonra bunun dron kaydını tablette veya evde izlemek gibi senaryolar gerçek oluyor. Bunun için katılımcıları aynı anda izleyen birer uçan kamera kullanılıyor. Ticari açıdan bakıldığında bu tür “taraftarı futbolcuyla buluştur” etkinlikleri başarılı pazarlama kampanyalarına da ilham veriyor.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir