Perşembe , Haziran 21 2018
Anasayfa / Makaleler / Üretmek başarmanın yarısı

Üretmek başarmanın yarısı



1923 yılında yeni kurulmuş bir Cumhuriyeti ayakta tutan en önemli etken üretimdi. Üretim için fabrikalar kuruldu, tarım için tarlalar ekildi, ulaşım için demiryolları döşendi ve en önemlisi insan ürettik, akıl ürettik. Yurtdışına gönderilen akıllı bilim adamlarımız döndükten sonra insan ürettiler, akıl ürettiler. Tüm dünyada ekonomik ve siyasi olarak şartların yeniden belirlendiği sınırların yer değiştirdiği bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte ekonomisi ve demokrasisi güçlü olan ülkeler ayakta kalacak. Biz de o ülkelerden biriyiz. Ancak geçtiğimiz bu zorlu süreçten bizi geçmişte olduğu gibi yine üretim kurtaracak. Üretim deyince eskiden fabrikalar, tarlalar, madenler geliyorken şu an ise en önemli üretim gücü “fikir üretimi”…

Facebook ve Apple bugünün dünyasından ürettiklerinin karşılığında muazzam kazançlar sağlayan iki büyükfirma. Her ikisi de teknoloji üretiyor. Yani fikir üretiyor. Biz ülke olarak inanılmaz büyük bir potansiyele sahibiz. Çok değişik kültürlerden gelen Dünya’nın hiçbiryerinde bulunamayacak bir mozaiğimiz var. Bu mozaik bizim müziğimizin, filmlerimizin, sanatımızın yani yaşamımızın içine girmiş durumda.




Bu kültür mozaiğinin en önemli göstergelerinden bir tanesi de mutfağımız. Ben Türk mutfağının dünyanın en zengin mutfaklarından biri olduğunu düşünüyorum. Ülkemizin neresine giderseniz gidin mutlaka damak zevkinize uygun çok lezzetli yerel tatları bulacaksınız. Ancak eksik olduğumuz konu ise bu kadar zengin bir mutfağın doğru projeler üretilerek pazarlanması.Tüm dünyadaki Amerikan markalarını düşündüğümüzde bizim geldiğimiz nokta devede kulak bile sayılmaz. Bizim kültürümüze ait olduğu aşikar döner konusunda bile hala dünyaya yayılacak bir zincir yapamamış olmamız bu durumun en önemli göstergesi. Ülkemizin ihraç edebileceği en önemli değerlerinden biridir gastronomi ya da gıda perakendeciliği veya franchise nasıl söylemek isterseniz öyle adlandırın. Bu konuda mevcut olan yapıları daha da güçlendirerek ya da yeni projeler üreterek bunu yapmamız mümkün.

UFRAD markalarımıza yol gösteriyor. Ama belki de gastronomi alanındaki diğer sivil toplum kuruluşlarının da UFRAD ile iş birliği yaparak temsil ettikleri meslek gruplarının franchise yolu ile yurtdışına açılmalarına öncülük etmesi gerekir. Simit Sarayı’nın yolculuğunu hepimiz takip ediyoruz. Her geçen gün farklı bir ülkede mağaza açılıyor. Bir Türk olarak gurur duymamak mümkün değil. Ben çok daha fazla ürünümüzün yurtdışında aynı başarıyı yakalayacağına eminim. Yeter ki doğru projeler üretelim, işi doğru kurgulayalım ve büyüme stratejilerimizi doğru planlayalım.

TFC Danış. Ltd. / Managing Partner – Kurucu Ortak Barış Tamer MEMIŞ





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bunu da İnceledinizmi ?

İş yaşamında deontolojik yaklaşımlar

Son yıllarda küresel ekonominin öne geçmesiyle gündeme geldi. Tüm insanlığın bağlı olduğu evrensel ahlak teorisine …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.