Haberler

Operatörlerin depremle imtihanı

26 Eylül 2019 Perşembe günü olan İstanbul depremi ve sonrasındaki artçılar, bulunduğumuz coğrafyanın unutulmaması gereken gerçeğini bir kez daha bize hatırlattı. Yine birçok şey yaşandı. Şükürler olsun ki can kaybı olmadı. Diğer yandan hepimizin oturup sağduyulu bir şekilde deprem anı ve sonrasını önce bireysel sonrasında ise ailemizle ve iş dünyamızla nasıl yürüteceğimize dair yol haritalarımızı yapmamız gerekiyor. Bu bağlamda biz de sektörümüz özelinde bazı değerlendirmelerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.


Depremde en önemli şey iletişim. İletişimi sağlayan sektörde bizim sektörümüz: Telekom. Telekom operatörleri bu depremde sıjcıifı geçti mi geçemedi mi? Bu sorunun cevabını hep birlikte arayalım.

İLETİŞİM ARTIK TEMEL BİR İHTİYAÇ

iletişim; sesli, görüntülü görüşme, mesajlaşma, internet artık günümüzde ekmek ve su gibi ana yaşam ihtiyaçlarımızdan birisi. Bu son 40 yıldaki büyük teknolojik ilerlemenin kaçınılmaz bir sonucuydu, insanlık bireysel olarak hızla daha teknoloji bağımlı bir yaşam tarzına doğru hızlı bir şekilde ilerliyor. Bu yaşam tarzının temel ihtiyaçlarından biri olan iletişimi karşılamak için çeşitli telekom altyapılarını kullanıyoruz. Bunları temelde karasal, mobil ve uydu iletişim altyapıları olarak tanımlayabiliriz.

Son kullanıcı açısından baktığımızda karasal ve uydu teknolojileri daha çok hanelerle kurumlara hizmet çözümleri sunmakla birlikte mobil teknolojiler ise daha çok bireysel kullanıma hizmet ediyor. Bu nedenle mobil iletişimin son kullanıcı açısından yani senin ve benim için önemi çok büyük, özellikle özel günlerde, olağanüstü durumlarda, en son perşembe günü İstanbul’da yaşadığımız deprem gibi olaylarda ilk kullanılan teknolojik cihazlar elimizden düşürmediğimiz cep telefonlarımız oldu. Her gün defalarca sorunsuz arama/aranma yaptığımız, mesajlaştığfmız bu cihazların böyle bir deprem anında (ki en büyük ihtiyaç duyduğumuz anda) hizmet dışı kalması doğal olarak kabul edilemez bir durum olup büyük tepki oluşturuyor.

Peki, böyle durumlarda mobil operatörler niçin çoğu zaman (geçici de olsa) hizmet verememe durumunda kalıyor? Ülkemizde yaşadığımız bu durum bize mi özgü, yoksa bu teknolojilerin kaçınılmaz sorunları/eksiklikleri olup diğer ülkelerin operatörlerinde de böyle mi? Operatörler böyle özel afet durumlarında hizmet devamlılığını sağlamada neden çok başarılı olamayıp büyük imaj ve maddi kayıp yaşama durumunda kalıyor?

KRİZ ANINDA NASIL DAVRANMALIYIZ?

Tüm bu soruları tek tek yerine topluca cevaplamaya çalışalım. Deprem gibi olaylarda elbette olağanüstü bir çağrı trafiği anlık başlar ve sinyalleşmelerde şişme olur. Operatörler bu gibi durumlara karşı ölçekleme yaparak belli bir sıkışıklık öngörür ve ona göre de kapasite yatırımları yapar. Bu nedenle ilk dakikalarda sorun olması çok anormal değil. Esas sorun bir istasyon düşmesi olmadığı halde kapasite sorunlarının saatler boyunca sürmesi. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Operatörün topolojisine göre kullandığı cihazlardaki boyutlandırma sapmaları ya da bu boyutlandırma hataları sonucu bazı sistemlerin büyük çöküntü yaşaması, kendini toparlayamaması gibi olaylar maalesef olabiliyor. Burada yeterince yedekli bir şebeke kurulamaması da ayrı bir etken tabii ki.

Operatörler açısından tüm bunların asıl kaynağı ‘Teknik’ ve ‘Satın Alma’ departmanlarının İş Devamlılığı’ departmanını bir denetleme birimi gibi görmelerinden kaynaklanıyor. Çünkü herkes her şeyi en iyi biliyor ve denetlenmek istemiyor. Operatörlerin çözmesi gereken asıl problem bu. Deprem ve benzeri olağanüstü problemleri kolayca çözebilmeleri operatörler açısından iş Devamlılığı departmanına gereken değeri vermelerinden geçiyor.

Bireyler açısından ise durum daha vahim. Deprem ve benzeri olağanüstü durumlarda iletişimi problemsiz nasıl sağlayacağınızla ilgili olarak Dijital Kalkınma Derneği’nin şu tavsiyelerini uygulamanızı size öneririm:



1. Çok acil durumlar dışında operatörler üzerinden sesli iletişimi (baz istasyonu kapasitesini doldurmamak için) kullanmayın. Acil durumlarda ise konuşmanızı mümkün olan en kısa sürede bitirin.

2. Daha çok yazı iletişimi (SMS) ve internet mesajlaşma uygulamalarını (WhatsApp, Viber, Telegram vb.) tercih edin.

3. Genel internet ağ trafiğini/kapasitesini yavaşlatmamak için film, oyun, video gibi hız gerektiren faaliyetlere son verin.

4. Sosyal medya ve diğer internet mecralarını mümkün olduğunca yazı modunda kullanıp, multimedya öğeleri yüklemeyin ve/veya açmayın.

5. Kafe, restoran, AVM gibi wi-fi hizmeti olanlardan varsa şifrelerin; kaldırmalarını talep edin.

Şimdi yukarıda sorduğumuz soruya yani telekom operatörlerinin sınıfı geçip geçmediğine cevap verelim. Ben bu sorunun cevabını size bırakıyorum. Fakat bu soruya cevap vermeden önce siz deprem anı ve sonrasında bireysel olarak iletişim konusunda nasıl davrandığınızı düşünün ve önce kendinizin sınıfı geçip geçmediğinize karar verin.

MUSA SAVAŞ



Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu