Salı , Ekim 17 2017
Anasayfa / Haberler / Jeopolitik riskler trendleri tersine döndürür mü?

Jeopolitik riskler trendleri tersine döndürür mü?



Borsa endeksinin birkaç ay boyunca zayıf, dalgalı bir görünüm sergileme ihtimali yüksek. 100 binin altındaki rakamlar görülse bile bunun kalıcı bir trende dönüşmesini beklemiyoruz. Gelecek yıla yönelik beklentilerle TL varlıklara ilgi artabilir…

GÜNDEMİN oldukça yoğun olduğu bir dönemden geçiyoruz. Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü sonlanan Fed toplantısı ile başlayan kritik takvim, Perşembe günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ıh ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşme ve cuma günü gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ve Bakanlar Kurulu toplantısı ile devam etti. Cumartesi günü Meclis’in tezkere görüşmesi için olağanüstü toplantıya çağrılması, pazar günü Almanya seçimleri ve pazartesi günü ise olası bir Kuzey Irak bağımsızlık referandumu, 28 Eylül’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in görüşmesi, İdlib’e asker gönderimi, Kuzey Irak sınırında devam eden tatbikat bu süreçte bir çırpıda sayabileceğimiz ana başlıklar. Bu başlıkların yanında bu yoğun gündemin getirebileceği sürprizlere de hazır olmak gerekiyor.

FED’İN BİLANÇO KÜÇÜLTME OPERASYONU

Fed’in kritik toplantısı 19 Eylül Çarşamba akşamı sonlandı. Son aylarda beklentilerin altında kalan makro veriler ve ABD siyasetinde Trump kaynaklı bilinmezler nedeniyle Fed’in yılın geri kalanında faiz artışına gitme ihtimali azalmış, buna karşın Fed’in bilanço küçültme operasyonuna Eylül ayı ile birlikte başlayabileceği beklentileri canlı kalmaya devam etmişti.

Bununla birlikte açıklanan ve beklentilerin üzerinde gelen son enflasyon rakamı sonrası Fed’in aralık ayında bir faiz artışına gidebileceği beklentisi yüzde 50 seviyesine yaklaşmıştı. Aralık 2015’te ilk faiz artışını gerçekleştiren Fed, 2016 ve 2017’nin geri kalanında toplam üç kez daha faizleri artırarak politika faizini yüzde 1.00-%1.25 aralığına çekmişti. Toplantı sonrası Fed üyelerinin büyük bir çoğunluğunun 2017 yılı bitmeden bir faiz artışı daha yapılmasından yana olduğunu gördük.

Bununla birlikte bilanço küçültme operasyonun da ekim ayı ile birlikte başlamasına karar verilmiş oldu.

Her şey planlandığı gibi gidecek olursa ekim ayında bilançosunu 10 milyar dolar daraltacak olan Fed, sonraki dönemde her üç ayda bir bu tutarı 10 milyar dolar daha artırıp, 12 aym sonunda aylık küçültme miktarım 50 milyar dolara çekmeyi planlıyor. Bilanço küçültmenin yanına, yılın geri kalanı için bir faiz artışı daha konması ilk anda Fed’in şahin bir politika üretmesi olarak değerlendirildi ve doların hızlı bir şekilde değer kazanmasını sağladı. Ancak haftanın geri kalanında bu kararın tek başına doların değer kazanmasına yetmediği görüldü. En azından piyasada euro lehine alman pozisyonların bir anda çözülmesini sağlayamadı. Piyasalardaki kısa vadede oluşan bu hareketlere karşın Fed’in aldığı bu kararların ilerleyen günlerde doların güçlenmesine neden olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle mevcut durumda dolara karşı pozisyon almanın çok doğru bir strateji olmayacağını düşünüyoruz.

ALMANYA SEÇİMLERİ VE GERİLEN İLİŞKİLER

24 Eylül’de gerçekleşen Almanya seçimleri öncesinde gerilen Türkiye-Almanya ilişkilerinin, seçimlerden sonra da gerginliğini koruyabileceği endişesi daha çok dillendirilmeye başlandı. Almanya Başbakanı Angela Merkel, geçtiğimiz hafta sonu yaptığı açıklamada Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin oy çokluğuyla askıya alınabileceğini belirtti. Müzakerelerin sonlandırılabilmesi için 28 üye ülkenin oybirliğiyle karar alması gerektiğini ancak bazı ülkelerin buna karşı çıktığını dile getiren Merkel, müzakerelerin askıya alınmasının ise oy çokluğuyla mümkün olduğunu belirtti.

Bununla birlikte bir dizi Alman vatandaşının Türkiye’de tutuklu olması nedeniyle Türkiye ile olan ekonomik işbirliğinin daha da geri çekilmek zorunda olunduğunu ve projelerin incelemeye alınacağını dile getirmesi de piyasa üzerinde negatif baskı unsurlarından. Seçimlerden sonra da bu söylemlerin devam etmesi, başka bir ifade ile bu gerginliğin sadece seçim malzemesi olmadığının anlaşılması, TL varlıklar üzerinde baskı oluşturabilir.

25 EYLÜL KÜRTLERİN BAĞIMSIZLIK REFERANDUMU



Kuzey Irak Kürt yönetimi, merkezi yönetim ve komşu bölgelerde duyulan rahatsızlığa rağmen 25 Eylül tarihinde bağımsızlık referandumuna gitmeyi planlıyor. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) parlamentosu, 65 üyesiyle bağımsızlık referandumunu 25 Eylül’de düzenlemeye karar verdi. ABD, İngiltere ve Birleşmiş Milletler tarafından referandumun ertelenmesine yönelik girişimlerine karşın, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani referandumun ertelenmesine ilişkin önerileri yeterli bulmayarak, referandumun gerçekleşeceğini ifade etti. Cuma günü akşam saatlerine kadar referandumun iptali konusunda bir gelişme olmadı. Türkiye’de Milli Güvenlik Kurulu bu konuyu görüşmek üzere Cuma akşamı toplandı. Pazartesi günü bu referandumun gerçekleşecek olması bölgedeki tansiyonun artmasına piyasaların yeni bir jeopolitik risk fiyatlamasma gitmesine neden olabilir.

BIST-100’de düşüşler devam eder mi?

Sonbahar aylarında bir süre daha gerek yurtiçinde gerekse yurtdışındajeopolitik risklere bağlı dalgalanmalar görebiliriz ancak bunun kalıcı bir trend dönüşüne neden olmasını beklemiyoruz. Bununla birlikte Fed’in bilanço küçültme operasyonuna başlayacak olması da sonbahar aylarında özellikle gelişmekte olan ülkelerde zaman zaman risk iştahının düşmesine sebep olabilir. Bu nedenle sonbahar aylarında sağlıklı güçlü bir yükseliş trendine girilme ihtimali biraz daha zayıfladı diye düşünüyoruz.

Buna rağmen başta da ifade ettiğimiz gibi beklenmedik bir risk gerçekleşmediği sürece de Borsa İstanbul ve diğer TL varlıkların çok sert bir şekilde satılması için de yeterli argüman olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle bu birkaç aylık dönemde yeni bir hikaye bulunana kadar endeksin bir süre zayıf, dalgalı bir görünüm sergileme ihtimalini oldukça kuvvetli görüyoruz.

Yılın son bölümünde ise gelecek yıla yönelik özellikle enflasyon ve faizlerde düşüş beklentisinin yeniden risk iştahını destekleyeceğini düşünüyoruz. Bu süreçte yılın geri kalanında 100 bin altındaki rakamlar görülse de bunun kalıcı bir trende dönüşmeyeceğini, gelecek yıla yönelik beklentilerin yılsonuna doğru yeniden Borsa İstanbul ve TL varlıklara ilgiyi artıracağını düşünüyoruz.

Teknik açıdan baktığımızda ise BIST-100’de izlediğimiz ilk güçlü trend desteği olan Ocak ayından Ağustos sonuna kadar devam eden yükseliş trendi geçtiğimiz hafta itibariyle kırıldı.

Bu kırılma geçtiğimiz yıl kasım sonunda başlayan ve yine Ağustos sonuna kadar devam eden endeksteki ana yükseliş trendinin de ihlal edilmesine neden oldu.

Bu haftanın genelinde bu trendin referans noktası olacağını düşünüyoruz. Bu seviyenin altında kalınması satışların ilk etapta 100-101 bin aralığına kadar devam etmesine neden olabilir.

Bu nedenle bu trendin içine dönülmediği sürece endekse temkinli yaklaşmakta fayda olduğunu düşünüyoruz.

Dolar/TL’de Fed Etkisi Bittimi

Dolar/TL tarafında sene başında gözlenen sert yükselişin ardından gerek TCMB’nin attığı adımların gerekse de doların küresel değerindeki seyrin etkisiyle, kurdaki tansiyonun normal kabul edilebilecek seviyelere indiği gördük. Ancak dolar/TL’deki bu geri çekilmede parite etkisinin yüksek olduğunu da gözden kaçırmamak gerekiyor. Zira euro/TL tarafına baktığımızda son günlerde ocak ayında görülen zirvelerin üzerine çıkıldığı görülüyor. Sepet bazında baktığımızda ise TL’nin yarım dolar ve yarım euro’dan oluşan sepete karşı yılbaşına göre değer kazancının oldukça sınırlı olduğunu görüyoruz. Bu gözle değerlendirdiğimizde TL’nin son dönemde çok fazla değer kazandığını söylemek hala mümkün değil. Bu yıldan önceki iki yılı göz önünde bulundurduğumuzda ise TL’nin hala aşırı değersiz olduğunu söylemek mümkün.

Buna karşın yukarıda bahsettiğimiz yurtiçi ve yurtdışı jeopolitik riskler ve Fed’in bilanço küçültme ile normalleşme sürecine yeni bir soluk daha getirecek olması, yılsonunda bir faiz artışı ihtimalinin yeniden kuvvetlenmesi gelişmekte olan ülkelere olan ilginin azalmasına neden olabilir. Bu nedenle yılın son bölümünde dolar/ TL’de 3.40-3.65 gibi geniş bir aralıkta dalgalanma görebiliriz. Kısa vadede ise Fed’in aldığı son kararlara rağmen uluslararası piyasada değer kapanmakta zorlanan bir dolar gördük ancak biz kısa vadede bu hareketin yanıltıcı olabileceğini düşünüyoruz. Teknik açıdan da 3.45’teki 22 günlük kısa vadeli ortalamanın altına sarkılmadığı sürece geri çekilmelere temkinli yaklaşmak gerektiğini düşünüyoruz. Dolar/TL’de yükseliş hareketinin hızlanması içinse 3.5350 üzerinde kapanışlar görmek gerektiğini düşünüyoruz.

ÜZEYİR DOĞAN





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir