Salı , Kasım 21 2017
Anasayfa / Haberler / İhracatta Gümrük Birliği Sıkıntısı

İhracatta Gümrük Birliği Sıkıntısı



1996yılında havai fişekli gösterilerle kutlanan Gümrük Birliği anlaşması, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmaları nedeniyle ihracatçı açısından dezavantajlı bir hale geldi. İhracatçılar, “Anlaşmada revizyon şart” diyor…

TÜRKİYE, AB (Avrupa Birliği) ile 1 Ocak 1996’da Gümrük Birliği’ne girdi. Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne girişi istisna-i bir durumdu. Normal olan süreç önce AB üyesi olup sonra Gümrük Birliği’ne girmektir. Ancak biz tam üye olmadan Gümrük Birliği’ne giren tek ülke olduk. Bu tabloya rağmen Gümrük Birliği anlaşması bir zafer gibi lanse edildi. O günler halen dün gibi hafızalarımızda. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller tarafından imzalanan Gümrük Birliği anlaşması havai fişek gösterileriyle kutlanmıştı.

ihracatta gumrukbirligi

Gümrük Birliği’nin Türk ekonomisi ve sanayisinin rekabet gücüne katkısı küçümsenemez. Bu anlaşma ile sanayinin kalitesi arttı, ihracat pazarlarında kaliteli ürünlerle rekabet eder hale geldik. Türkiye’nin ihracatı 1996 yılında 23 milyar dolar seviyesindeydi. Bugünkü 150 milyar dolar seviyesine Gümrük Birliği sonrasında AB’ye uyum sağlayan sanayi sayesinde ulaşıldı.

BÜYÜK ADALETSİZLİK

Ancak o günkü bakış açılarıyla bazı noktaların atlandığı son yıllarda iyice açığa çıktı. “Türkiye, AB’nin üçüncü ülkelerle yapacağı serbest ticaret anlaşmalarına taraf olmaz” maddesi AB ekonomisinin güçlü olduğu dönemlerde bir anlam ifade etmediği için önemsenmemişti. Çünkü o dönemde güçlü AB, başka ülkelerle serbest ticaret anlaşması yapma gereği duymuyordu. Ancak 2008 yılından sonra Avrupa ekonomisinin krize girmesiyle birlikte ihracatım artırmak isteyen AB, üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları yapmaya başladı. Gümrük Birliği Anlaşması’ndaki bir madde nedeniyle biz bu anlaşmalardan yararlanamıyoruz. 1996 yılında önemsiz olan bu madde bugün karşımıza ciddi bir sorun olarak çıkıyor. Avrupa Birliği’nin anlaşma yaptığı Afrika ve Güney Amerika ülkeleri Avrupa’ya gümrüksüz mal satışı yapıyor. Avrupa’dan da o ülkelere aynı yöntemle mal ihraç ediliyor. Türkiye ise bu ülkelerle ticarette ciddi gümrük duvarları ile karşı karşıya kalıyor. Hedef ihracat pazarlarında Avrupalı şirketlere göre dezavantajlı duruma düşüyor. Asıl büyük tehlike ise, Türkiye’ye giren mallarda yaşanıyor. Bu üçüncü ülkelerin malları, Avrupa üzerinden Türkiye’ye gümrüksüz giriyor.

“STA SEFERBERLİĞİ BAŞLATILMALI”

Yıllık 17 milyar dolarla İhracatın lokomotif sektörlerinden biri olan hazır giyim sektörü bu konunun düzeltilmesine yönelik toplantılara ev sahipliği yaptı. AB tarafından bu konuda rapor hazırlaması için görevlendirilen Dünya Bankası heyetiyle bir toplantı yaptıklarını söyleyen Türkiye İhracatçılar Meclisi Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Konseyi Başkanı Ahmet Akbalık, “Dünya Bankası heyetine izah ettik. Durumu anlattık. Bizlerle yaptığı toplantının sonucunda bir rapor hazırlayacaklar. Ancak ben bu raporun tarafsız olup olmayacağından emin değilim.

Dünya Bankası, AB’nin çıkarlarına göre hareket edebilir” diyor. Gümrük Birliğinin imzalandığı dönemlerde Türkiye’nin lehine olduğunu belirten Akbalık, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Gümrük Birliği bugün ihracatçı için engel oluşturmaya başladı ama o günün şartlarında lehimizeydi. Çünkü o dönem Avrupa ekonomisi büyük, biz küçüktük. Şimdi tablo değişti. Bizim ekonomimiz, sanayimiz gelişti. Avrupa ise sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Serbest ticaret anlaşmaları yaparak ihracatlarını artırmaya çalışıyorlar. O dönem ihmal edilen bir madde bizim karşımıza bugün engel olarak çıkıyor. AB, Afrika ülkeleri ve Meksika ile anlaşmalar yaptı. ABD ile anlaşma gündemde. ABD ile anlaşma yaparlarsa çok ciddi sıkıntı yaşarız. STA’ları kapsayan bir revizyon şart.”

“AB ÖZELLİKLE YAVAŞ DAVRANIYOR”

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanveki-li Mustafa Çıkrıkçıoğlu ise, Gümrük Birli-ği’nin Türkiye’nin aleyhine işlediğini söylüyor. Gümrük Birliği’nde revizyon yapılması gerektiğini söyleyen Çıkrıkçıoğlu, “AB nin yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına Türkiye de taraf olmalı. İlgili kurumlar sorunun çözümünde çalışıyor” diyor.



17.2 milyar dolar ihracat yapan İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkam Murat Akyüz de Gümrük Birliği’nde revizyonun şart olduğunu söyleyen Birlik başkanlarından. “Revizyon yapılamıyorsa STA seferberliği şart” diyen Akyüz, Gümrük Birli-ği’nden vazgeçmenin mümkün olmadığını da sözlerine ilave ediyor. İhracatın yüzde 48’inin AB ülkelerine yapıldığı bir ortamda blöf lüksünün olmadığını vurgulayan Akyüz, AB ülkelerinin her ortamda kendi çıkarlarını ön planda tuttuğunu söylüyor. Akyüz, “Türkiye’nin AB’nin imzaladığı STA’lar dışında kalması işlerine geliyor.

Bu nedenle çözüm konusunda da yavaş davranıyorlar. Bu aralar vize konusu gündemde. Anlaşmalar imzalanıyor. Ancak AB’nin en büyük ülkesi Almanya’da pasaport kontrolünde, ihracatçı birliği başkam ve işadamı olarak benim kredi kartıma kadar sorular soruluyor. AB’nin yaklaşımı bu” diyor.

İhracatçıların “Tahsin abisi” olarak tanınan İstanbul Demir ve Demir Dışı Metal İhracatçıları Birliği Başkanı Tahsin Öztir-yaki de başlangıçta Türkiye’nin yararına olan bir anlaşmanın bugün zararına çalışmaya başladığını savunanlardan. Üçüncü ülkelerle ihracatta haksız rekabetle karşı karşıya olduklarını söyleyen Öztiryaki, Gümrük Birliği nedeniyle yaşanan sıkıntının da çözüleceğine inanıyor.

“HAKSIZ REKABET SÖZ KONUSU

İstanbul Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçılar Birliği Başkam Abdullah Tever de Gümrük Birliği anlaşmasından kaynaklı sıkıntıların sektörde de hissedildiğini söylüyor. Cezayir örneğini veren Tever, “Üretim olumsuz etkileniyor. Mobilya sektöründe Cezayir’e ihracatta bize yüzde 35 gümrük var. Avrupa’ya ise yüzde 5… Güney Afrika’da da aynı durum söz konusu. Üçüncü pazarlarda ciddi haksız rekabetle karşı karşıyayız. Gümrük Birli-ği’nden çekilmek zor ama şartları zorlamalıyız” diyor.

AB’nin ABD ve Rusya gibi ülkelerle anlaşmalar yapmasının Türkiye’ye zarar vereceğini söyleyen İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kumlu Başkanı Ahmet Tuncay Sagun, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Türkiye, AB Ortak Dış Ticaret Politikası Çerçevesinde AB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı bazı ülkelerle serbest ticaret anlaşması yaptı. Diğer üçüncü ülkelere uyguladığı ve yüzde 18 olan ortalama koruma oranım AB Ortak Gümrük tarifesi ortalama koruma oranı olan yüzde 5’e çekti. Böylece Türk ekonomisi sadece AB’ye üye ülkelerin değil, aynı zamanda üçüncü ülkelerin rekabetine açıldı. Türkiye’ye gümrüksüz veya düşük gümrük vergileri ile giren mallar (örneğin Çin, Tayvan, G. Kore gibi ülke menşeli mallar) karşısında yüksek maliyetli Türk menşeli malların rekabet şansı yok denecek kadar az. Bu nedenle sektörümüzdeki KOBl’ler başta olmak üzere diğer sektörlerdeki firmalar da zor duruma düşüyor.”

Orhan SABUNCU / Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Başkanı
“Türkiye’nin rekabet gücü kırılır”

Avrupa Birliği ile ABD arasında sürdürülen serbest ticaret anlaşması [STA] görüşmeleri, yakın gelecekte Türkiye’nin dış ticaretinin önündeki en büyük engel olarak gibi duruyor. Türkiye, AB ile ABD arasında süren STA pazarlıklarının sonuçlanmasından sonra büyük bir sorunla karşılaşacak. Anlaşmanın taraflara sağlayacağı gümrük indirimleri ve kolaylıklar, anlaşma kapsamı dışında bulunan Türkiye’nin rekabet gücünü kıracak. Hem ABD pazarında AB ülkeleriyle rekabette, hem de AB pazarında ABD ile rekabette önemli bir avantaj kaybedeceğiz.

Bu durum, sadece otomotiv sektörü için geçerli değil.Bütün sektörler rekabet gücünü kaybedecek. AB Bakanlığı ve ilgili kurumlarımız ısrarla STA kapsamına alınmak için çaba gösteriliyor. AB’nin STA anlaşmalarının Türkiye’yi olumsuz etkilememesinin bir yolu da aynı ülkeyle Türkiye olarak STA yapmak. AB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı ülke ve ülke grupları ile tek başına aynı anlaşma yoluna gitmek üzerine odaklanmak. Ne var ki, ülkeler buna yanaşmıyorlar. Örneğin, Cezayir AB ile STA imzaladı, ancak Türkiye ile böyle bir anlaşma talebini görmezden geldi. Şimdi de ABD, Türkiye’nin serbest ticaret anlaşması talebini dikkate almadı.

Kozumuzu kendi elimizle verdik

Avrupa Birliği’ne tam üye olmadan Gümrük Birliği’ne girmek hataydı. Aday ülkelerin AB müzakerelerindeki en önemli kozu Gümrük Birliğedir. Biz bu kozu 1996 yılında AB’ye kendi ellerimizle verdik.

İç siyaset malzemesi yapıldığı için anlaşmayı da eksik yaptık. Şimdi bunun acılarını çekiyoruz.

İhracatta iyi performans göstereceğimiz ülkelerde şimdilerde sıkıntılar yaşanıyor. Avrupa ülkeleri hammaddeyi ucuza alıp bize, hem de Avrupa malı diye satıyorlar. Üçüncü ülkelerden Avrupa’ya gümrüksüz giren mallar Türkiye’ye geliyor. Aynı işlemleri biz yapamıyoruz. Haksız rekabet ortamı oluştu. Son günlerde serbest vize konusunda adımlar atılıyor. Vize konusunda da AB’nin samimi olduğuna inanmıyorum, itibar etmiyorum. Türkiye’yi oyaladıklarını düşünüyorum.

İdriz Çokal






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir