Haberler

Enflasyon sütle besleniyor

Çiğ süt fiyatları bir yıl içinde 1.15 TL’den 1.53 TL’ye çıktı. Market raflarında günlük süt 5 TL, yoğurt 6 TL, taze kaşar 40 TL, eski kaşar ise 95 TL’yeyükseldi. Süt ve süt ürünleri böyle giderse yemeklik değil, seyirlik olacak…


ATALARIMIZ ne güzel demiş: “Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer” diye. Fakat süt artık el de yakıyor. Ulusal Süt Konseyi geçtiğimiz ay toplanarak Haziran ayma kadar geçerli olmak üzere çiğ süt fiyatlarını 1.53 TL olarak açıkladı. Üreticiler, sanayiciler ve kamunun temsil edildiği Ulusal Süt Konseyi’nde alman bu karar üreticileri sevindirirken sanayicileri ve tüketicileri üzdü. Sanayiciler işleyecekleri sütü pahalıya mal ederken, fiyatlardaki artış süt ve süt ürünlerine yüzde 25-30 arasında yansıdı.

Süt konusu 2008 yılından bu yana bir türlü rayına oturmadı. Her şey 2008 yılında çiğ sütün kilosu 35 kuruşa kadar düşünce başlamıştı. Üretici sütten para kazanamayınca yaklaşık 1 milyon büyükbaş süt sığırı (sağmal inek) kesime gitmişti. Bu kesimler et fiyatlarında o dönem hızlı bir düşüşe neden oldu. Tüketici ete ve süte çok uygun fiyatlarda ulaşır oldu. Ancak bir süre sonra kesilecek hayvan kalmayınca önce et fiyatlarında ralli başladı. Karkas etin fiyatı 10 TL’lerden 25 TL’lere kadar yükseldi. Üretim zinciri kırıldı; süt fiyatları da ralliye katıldı. 35 kuruşlardan 80 kuruşlara fırladı. Sonrasında hükümetin aldığı tedbirlerle bir süre istikrar sağlandı. Süt fiyatları 2014-2017 arasında 90 kuruş ile 1.15 TL arasında seyretti.

Ancak bu kez üretici birliklerinin, süt çiftliklerinin çığlıkları duyulmaya başladı. Bu fiyatlar onlar açısından sürdürülebilir değildi. 2008 yılındaki gibi sağmal ineklerin kesime gitmesi gündemdeydi. Tarih tekerrür etti edecek derken Ulusal Süt Konseyi’nde uzun tartışmalar sonrasında kamu temsilcilerinin de desteğiyle çiğ süt fiyatları önce 1.30’a 2018 Ocak ayında da 1.53 TL’ye yükseltildi. Kaliteli, protein değeri yüksek çiftlik sütleri ise 1.70 TL’ye kadar yükseldi. Sütün sanayiciye maliyeti 1.80 ile 2 TL arasına yükseldi. Bu yükselişi de sanayici nihai ürünlere yansıttı. Market raflarında günlük süt fiyatları 5 TL’nin üzerine çıkarken, taze kaşar peyniri 45, keçi sütünden üretilen eski kaşar ise 100 TL’ye dayandı. Tereyağından beyaz peynire, yoğurttan kaymağa süt ürünlerinde fiyat artışı yüzde 25-30’u buldu. Süt ürünleri et ile yarışır hale geldi.

SÜT ÜRETİMİ ARTIYOR

2007’de Türkiye’de 12 milyon ton çiğ süt üretimi yapılıyordu. Alman tedbirlerle hem hayvan sayısı artırıldı hem de verime bağlı olarak üretim artışı yaşandı. 2015 sonunda toplam çiğ süt üretimi 18 milyon tonu geçti. 2017 sonu itibariyle çiğ süt üretimi 20 milyon 600 bin tona ulaştı. 2018’de bu artışın devam etmesi ve 21 milyon tonu geçmesi bekleniyor. Üretimin yüzde 90.6’sını inek sütü, yüzde 6.5’ini koyun sütü, yüzde 2.5’ini keçi sütü ve yüzde 0.3’ünü manda sütü oluşturuyor.

SETBİR (Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği) Başkanı Tarık Tezel, çiğ süt fiyatlarındaki artışın son bir yılda yüzde 33 olduğunu söylüyor. Süt üretiminde bir önceki yıla göre yüzde 11 oranında artış yaşandığını belirten Tezel, “Ancak sokak sütünün satış noktalarına girmesi, taklit ve tağşişten dolayı kalite ve hijyen denetimi dışındaki çiğ sütün daha yüksek bir fiyat ile tüketiciye arz edilme sorunu devam ediyor. Bu nedenle kayıtlı işletmelerin aldığı sütün toplam süt üretiminin içindeki payı, bir önceki yıla göre yüzde 50’den yüzde 48’e geriledi” diyor. Fiyat artışlarıyla ilgili değerlendirmeler yapan Tezel, şu bilgileri aktarıyor:

“Raflardaki süt ve süt ürünlerinde yüzde 25-30 artış olduğunu bizim açımızdan söylemek zor. Öncelikle somut olarak hangi üründe, hangi kategorideki markaların fiyatları bu oranda arttı buna bakmak lazım. SETBİR üyesi firmaların ürünlerinde bu oranda artışlar görülmüyor. Diğer yandan raftaki ürünün satış fiyatı sadece çiğ süt fiyatı ile oluşmuyor. Nihai üründeki fiyat artışım hesaplarken, çiğ süt fiyatındaki yüzde 33 artışının yanı sıra, elektrik enerjisinin yüzde 8.8 oranında, doğal gazın yüzde 14 oranında, işçi ücretlerinin yüzde 13 civarında arttığını, ham petrolün varil fiyatının 48 dolardan 67 dolara yükselmesi ile ambalaj, lojistik ve diğer maliyetlerin yükseldiğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.”

“1.53 TL NORMAL BİR FİYAT”

Süt fiyatları ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Ulusal Süt Konseyi Başkanı Sabit Karaca ise, çiğ süt fiyatlarını normal buluyor. Fiyatların tavsiye niteliği taşıdığını belirten Sabit Karaca, “Ulusal Süt Konseyi kuruluş yönetmeliğimizde Konseyimize tevdi edilen görevlerden birisi de belirli zamanlarda çiğ sütün maliyetini tespit ederek gerektiğinde ilan etmektir. Bu doğrultuda biz Konsey olarak çiğ süt maliyetini tespit ederek tavsiye niteliğinde bir fiyat deklare ediyoruz. Bizim bildirdiğimiz bir tavsiye fiyattır ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde hazırlanmış sözleşmelerde belirtilmediği sürece herhangi bir bağlayıcılığı yoktur. Belirlenen fiyat üstünde de fiyat verilip süt alınabilir. Yalnız zincir marketler süt fiyatlarındaki artış taleplerinde bizim tavsiye fiyatlarımızı baz alıyorlar. Çiftlik sütlerinde alıcı firmalar ilave kalite primi vermektedirler. 1.53 TL’lik fiyat normal bir fiyattır. Bazı bölgelerde bunun üstünde fiyatlar verilmişti ancak şimdi bu fiyatlara dönülüyor” diyor.

Süt tedarikinde herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını belirten Karaca, mevsimsel süt artışı nedeniyle bazı bölgelerde fazlalık olduğunu sanayicinin işleyeceği sütü kolaylıkla temin ettiği bilgisini veriyor.

“AYNI GEMİDEYİZ”

ASÜD (Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği) Başkanı Harun Çallı da yaptığı değerlendirmede, “Türkiye’de içme sütü başta olmak üzere süt ürünlerinin fiyatlarında, çiğ süt arzına bağlı olarak süt sanayinin uygun fiyata, kaliteli hammadde tedariki ile diğer maliyet unsurları etkili oluyor” diyor. Çiğ süt konusunun çok hassas olduğunu belirten Çallı, şu değerlendirmeyi yapıyor:



“Süt sanayicileri olarak, ülkemizde çiğ süt üreticileri başta olmak üzere sektörün tüm taraflarının aynı gemide olduğunun bilincindeyiz. Bir yandan üreticinin emeğinin karşılığını alması, diğer yandan sanayicinin de uygun fiyata, kaliteli süt temin etmesi önemli. Bu noktada sanayinin üreterek tüketiciye sunduğu süt ürünlerinde fiyat istikran, ancak yeterli süt arzının yanı sıra kalite unsurunun da gözetilmesi gerektiğini düşünüyoruz. USK’nın son dönemde çiğ süt fiyatlarında kalite kriterini de gözetmesi bu bakımdan oldukça faydalı oldu. Biliyorsunuz birkaç ay önce Avrupa’da tereyağı stoklarının azalmasıyla birlikte fiyatlar yükselmişti. Dış pazarlarda yaşanan bu tür gelişmeler de iç piyasada ürün fiyatlarının seyrinde^etkili oluyor.”

“DEVLET FİYATLARI DESTEKLEMELİ”

Sektörün önemli markalarından biri olan Tek Süt Yönetim Kurulu Üyesi Arda Aksaray ise yaptığı açıklamada, 1.53 TL’lik fiyatı hem sanayici için hem de üretici için yeterli buluyor. Süt fiyatlarının rekabeti destekleyen bir yapıda olması gerektiğini vurgulayan Aksaray, “Sektör açısından tüketicilerin süt ve sütlü mamuller tüketimini sürekli kılacak şekilde fiyatlama yapılması çok önemli. Süt alım fiyatı iç piyasanın yanı sıra uluslararası piyasalardaki rekabet gücümüzü de belirleyen temel faktör. Bu nedenle süt alım maliyetleri öngörülebilir, rekabeti destekleyen ve istikrarlı olmalı. Açıklanan 1.53 TL’lik fiyat bugünün şartlarında sektör açısından uygun. Ancak, süt alım fiyatlarının özellikle ihracat pazarlarında rekabet gücümüzü arttırmak yönünden, devlet tarafından daha fazla desteklenmesi gerekmektedir” diyor.

Aksaray’a göre, süt fiyatlarının artması sadece maliyetlerin artmasına değil, tüketicinin daha yüksek bedelle süt tüketmesine veya daha az süt tüketmesine, dolayısıyla pazarda daralmaya neden oluyor. Aksaray, “Ayrıca, sanayiciler sadece süt fiyatlarındaki artış ile değil, aynı zamanda diğer sarf malzemeleri, enerji maliyetleri, kur dalgalanmaları, asgari ücret artışları gibi pek çok maliyet kalemlerindeki artışlar ile karşı karşıya. Doğru fiyat, üretici, sanayici, satıcı ve tüketici açısından kabul edilebilir seviyelerde olmalı” diyor. Fiyatlarm son bir yılda raflara yüzde 25-30 oranında yansıdığını belirten Aksaray, son olarak şu değerlendirmeyi yapıyor: “Sağlıklı nesillerin yetişmesi çokça süt tüketmelerine bağlı. Süt fiyatları her zaman herkesin rahatça satm alabileceği seviyelerde olmalı. Raf fiyatlarından yüzde 25-30 seviyesinde süt fiyatlarının arttığı doğru. Son bir yılda TL’nin yabancı paralar nezdinde değer kaybetmesi ile oluşan kur artışları, enerji piyasalarında uluslararası pazarlarda meydana gelen yükselmeler, asgari ücrette enflasyonun üzerinde maliyet artışları, enerji fiyatları doğrultusunda artan lojistik ve dağıtım maliyetleri de süt ve sütlü mamuller birim fiyatlarının artışında temel etken oldu. Son bir yıl içerisinde ürün çeşitlerimizde yüzde 17-24 aralığında birim maliyet artışları oldu ancak satış fiyatlarımız bu artışların birkaç puan altında arttı. Özellikle perakende noktaları artan maliyetlere rağmen sanayiciler, zam yapma hususunda son derece muhafazakâr yaklaşıyor.”

Mahmut ESKİYÖRÜK / Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı
”Kimse memnun değil”

Ulusal Süt Konseyi tarafından 2018 Ocak’ta yapılan görüşmeler ile çiğ süt referans fiyatı 1.53 TL olarak belirlendi. Ancak serbest piyasada bu fiyat kimi yerlerde uygulanıyor, kimi yerlerde ise daha yüksek veya daha düşük uygulanıyor. Maalesef ne üretici ne de süt sektörü memnun değil. Çünkü bu tür uygulamalar enfeksiyona yakalanmış hastaya aspirin tedavisi uygulamaktan öteye gidemiyor. Üreticinin asıl sorunu, fiyat çıtası değil üretim maliyetlerinin yüksekliği, dönemsel fiyat dalgalanmaları ve aile işletmelerinin kazanç elde edememesi. Türkiye tarımında yaşanan yapısal sorunların kökten çözümü ise kooperatifleşmede. Çünkü ülkemizin yapısı gereği tarımsal faaliyetler büyük oranla 20 baş altı hayvanı ve 50 dekara kadar arazisi olan aile işletmelerinde yürütülüyor. Tarım ve hayvancılığı gelişmiş ülkelere baktığınızda sorunları kooperatifleşmeyle çözdüklerini görüyorsunuz. Son günlerde süt, et ve birçok tarım ürününde “yetmezlik” bahane edilerek ithalat yapılıyor. Türkiye bir tarım ülkesidir. Bugün topraklarımız iyi kullanılsa 200 milyon nüfusu besleyebilecek potansiyele sahibiz. Ancak, şu anda 80 milyon nüfusla birçok tarım ürününü ithal ediyoruz. Bu Türkiye’nin ayıbıdır.

Necmi EROL / Muratbey Peynircilik Yönetim Kurulu Başkanı
”Hileler başladı”

Süt arzında bir sıkıntı yok. Mart ayında süt arzı bir miktar daha artar. Piyasadaki talepte yüzde 10 daralma var. Çiğ süt fiyatları oldukça maliyetli.

1.53 TL olarak açıklanan çiğ sütün sanayiciye maliyeti 1.73 TL. Avrupa’da çiğ süt fiyatı bizden daha ucuz. Çiğ sütün sanayiciye maliyeti bizde 37 euro cent iken Avrupa’da bizden yüzde 15 daha aşağıda. Bu fiyat yüksekliği nihai ürünlere de yansıyor. Süt ürünleri eti geçti, lüks oldu. Taze kaşarın fiyatı 45, eski kaşarın fiyatı 100 TL’ye dayandı. Fiyatlar çok yüksek. Sadece üreticiyi düşünen bir fiyat politikası olmamalı. Sanayiciyi de düşünmek gerek. Üretici ile kamu birlikte hareket edip fiyat belirliyor. Süt üretici kooperatiflerinin yetkilileri Ankara’da yatıp kalkıyor. Sanayicinin böyle bir vakti yok. Kamu üreticiden yana davranıyor.

Fiyatlar bu kadar yükselince sektörde hileler başlıyor. 1 kilo kaşar 10 kilo sütten elde edilir. Ancak maliyetler yükselince bazıları toz peynirden kaşar yapmaya başladı. Kaşar alırken dikkat edin. Gerçek kaşar toz peynirden üretilmez.

İDRİZ ÇOKAL



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu