Haberler

Dünyada ve Türkiye’de Su Sorunu

Tarımda su alanında risk

OECD’nin gelecekte tarımda su alanında risk yaşayacağını öngördüğü ülkeler raporunda Türkiye de var. Türkiye orta-yüksek risk grubunda yer alıyor, Raporda Çin, ABD ve Hindistan en fazla su tehlikesi yaşanacak ülkeler olarak sıralanıyor. Tarımda yaşanacak su tehlikesi endeksine göre de Türkiye, 2024-2050 dönemi içerisinde en çok risk arz eden 15 ülke arasında. 2018 Çevre Endeksi Raporu’na göre Türkiye, atık su arıtma kapasitesi bakımından dünyada 41’inci sırada. İçme suyu ve sanitasyon alanında ise ülkemiz 72’nci sırada. Türkiye su zengini bir ülke değil. Artan nüfusu, gelişen sanayisi ve hızla büyüyen kentleriyle 2030 yılında su sıkıntısı çeken bir ülke olacağı tahmin ediliyor.


SABAH kalktınız ve ayılmak için bir fincan kahve koydunuz. Bilin bakalım o bir fincan kahvenin içinde ne kadar su var? Tam 140 litre… Şimdi buzdolabına doğru yöneldiniz. Kahvaltı yapmak için peyniri çıkardınız. Bir tahmin oyunu daha geliyor. O elinizdeki bir kilogramlık peynirin içinde ne kadar su var dersiniz? Tam 5 bin litre… Peki, sofradaki şu küçük bir dilim beyaz ekmek ne kadar su saklıyor acaba? İnanmayacaksınız ama 40 litre. O kabuklarını soymaya çalıştığınız yumurta ise 200 litre. Şimdi gardırobunuza yöneldiniz. En sevdiğiniz pamuklu tişörtünüzü aldınız giyiyorsunuz. Beraberinde 2 bin 700 litre su da sizinle geliyor. Kot pantolonunuzda ise 10 bin 850 litre su var. Şimdi de deri ayakkabılarınızı ayağınıza geçiriyorsunuz. Dikkat edin ayaklarınız tam 16 bin 600 litre suya batmış halde. Dışarı çıktınız, aracınıza bindiniz. Bu metal yığınının her 1 dolarlık kısmı 80 litre su barındırıyor. Bu yazdıklarımız şaka ya da abartı değil. Hollanda Twente Üniversitesi Su Mühendisliği ve Yönetimi bölümünden Prof. Arjen Y. Hoekstra ve ekibinin tarım ve endüstride su kullanımı üzerine yaptığı araştırmaların sonuçları işte bu şaşırtıcı rakamları gösteriyor.

SU AYAK İZİNİZ NE KADAR?

Peki nasıl oluyor? Şöyle anlatalım; bir fincan kahvenin içindeki kahve çekirdeklerinin ekilip biçil-mesi, yetiştirilmesi, harmanı, toplanması, nakliyesi ve fabrikada işlenmesi sırasında tam 140 litre tatlı su harcanıyor. Buna su ayak izi deniyor. Yani siz kahve içmek için sadece bir fincan su harcadığınızı sanırken, aslında litrelerce suyu birkaç dakika içinde içip bitiriveriyorsunuz.

Alışveriş krizine girip, “Şunu da alayım bunu da alayım” derken uçup giden sadece cebinizdeki paralar değil. Küçük bir bluz için kullanılan pamuğun yetiştirilmesi ve işlenmesinde harcanan litrelerce tatlı şu da buhar olup hatta daha kötüsü ..kirlenerek uçup gidiyor. Siz de dişlerinizi .fırçalarken musluğu kapattığınız zamanlarda su tasarrufu yaptığınızı sanıp sadece vicdanınızı rahatlatıyorsunuz.

Suyun ayak izi kavramı Prof. Hoekstra tarafından ilk olarak 2002’de UNESCO-IHE (UNESCO- Su Eğitimi Enstitüsü) desteğiyle bilim çevresine tanıtılmış. 2008;de ise Twente m Üniversitesine bağlı olarak açılan Waterfootprint.org sitesiyle devletlerin, üreticilerin ve sivil toplum kuruluşlarının dikkatini çekme çalışmalarına başlanmış. 2008’de meslektaşı Ashok K. Chapagain ile birlikte ‘Globalization of Water’ adlı bir de kitap yayınlayan Prof. Hoekstra, katıldığı uluslararası konferanslarda ürünlerin etiketlerine ‘su ayak izi’ değerlerinin yazılması, ayak izi bedelinin fiyatlara eklenmesi, pamuk ve pirinç gibi çok su harcayan ürünlerin ithalatının yalnızca su sıkıntısı olmayan ülkelerden yapılması gibi çözüm önerileri sunuyor.

İHRACAT HER ZAMAN İYİ DEĞİLDİR

ithalat demişken konunun diğer önemli boyutuna da bir göz atalım. Şöyle ki bazı ülkeler tarım, tekstil ve endüstriyel ürünlerini kendileri üretiyor ve ihraç ediyorken, bazı ülkeler su gerektiren ürünleri devamlı ithal ederek kendi öz su kaynaklarından tasarruf ediyor. Bu da ihracat yapan ülkeler üzerinde ciddi bir su sıkıntısı yaratıyor. Özellikle Almanya, Avusturya, Bahreyn, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, İrlanda, İsrail, Japonya, İtalya, Litvanya, Maritus, Hollanda, Norveç, Portekiz, Katar, Suudi Arabistan, İsveç, İsviçre ve Ingiltere gibi ülkeler su izi fazla olan malların yüzde 50-80 oranını ithalatla karşılıyor. Bir kısmı bilinçli olarak kendi suyunu tasarruf etmek amacıyla gıda ve tekstilde ithalata başvuruyor. Buna literatürde “sanal su ticareti” deniyor. Sanal, çünkü bir ton buğday ithal eden ülke, bir ton buğday üretmek için kullanılan suyu da bedavaya getirmiş oluyor. Bu da ortada ciddi bir bencillik olduğunu gösteriyor. Üstelik bu ülkelerin hemen hepsi dünya ortalamasının çok çok üzerinde tüketim yapıyor.

Zimbabwe, Zam-bia, Vietnam, Özbekistan, Türkmenistan, Tanzanya, Sudan, Srilanka, Afganistan, Arjantin, Bangladeş, Bolivya, Brezilya, Kamboçya, Kamerun, Çad, Etiyopya, Gana, Endonezya, Kırgızistan, Mozambik ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkeler de yüzde 100’e yakın oranda kendi su kaynaklarıyla idare ediyor, neredeyse hiç tekstil ve tarım ürünü ithalatı yapmıyor. Amerika Birleşik Devletleri dünyada en çok su ayak izi tüketen ülke, fakat hepsini kendi kaynaklarından harcıyor. Bu anlamda Avrupa ülkeleriyle ayrışıyor.

Su kaynaklarını doğru yönetebilecek pratiğe sahip olmadığı halde ihracat yapan az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler için durum oldukça vahim. Ülkeye giren dövizin tükenen su kaynaklarını tekrar yerine getiremeyeceği idrak edilemiyor.

Sanal su ticareti kavramını literatüre sokan isim King’s College London’dan İngiliz Prof. John Anthony Allan. School of Oriental and African Studies’te de ders veren Prof. Allan, literatüre kazandırdığı bu kavram ile 2008’de Stockholm Su Ödülü’ne de layık görülmüştü.

EN BÜYÜK İZ AVRUPA VE ABD’DEN

Prof. Hoekstra, dünya sanal su ticaretindeki en büyük ihracatçıların Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Asya’nın çoğu ve Orta Afrika olduğunu söylüyor. En büyük ithalatçılar ise Avrupa ülkeleri, Japonya, Arap ülkeleri ve Güney Afrika. Prof. Hoekstra’nm çalışmalarına göre en çok su ayak izi tüketen ülkeler Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri. ABD kişi başına yıllık 2483 metreküp su ile birinci sırada yer alıyor. Uluslararası ticarette en çok sığır eti, soya fasulyesi, buğday, kakao, kahve, pirinç ve pamuk alınıp satılıyor. Prof. Hoekstra dengesiz ihracat-it-halat ağından dolayı pek çok ihracat ülkesinin nehirlerin kuruması, yer altı ve üstü suların tükenmesi, göllerin kuruması ve tatlı su kaynaklarının azalması gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını söylüyor. Kırmızı et yerine tavuk eti tüketmek, kahve yerine çay içmek, pamuklu kumaş yerine polyester giymek, pilav yerine patates püresi yemek dışında bireysel olarak bir şeyler yapmak da pek mümkün değil. Prof. Hoekstra’ya göre tüketicilerin bilinçli hareket etmesi için üretici firmaların ve devletlerin desteği gerekiyor.

TÜRKİYE DE İHRACATÇI

Türkiye sanal su ihracatçısı ülkeler arasında yer alıyor. Harcadığı su ayak izi miktarının yüzde 85’ini kendi su kaynaklarından karşılıyor. Kişi başına düşen yıllık su ayak izi rakamı ise 1600 metreküp. Türkiye’nin tarım ürünü üzerinden yaptığı sanal su ihracatı yılda 9.81 Gm3 (giga metreküp), endüstriyel ürünle yaptığı sanal su ihracat oranı ise 1.07 Gm3. Su savaşları başlamadan önce suyu doğru yönetebilmek, başta üreticiler olmak üzere tüm sektörleri yakından ilgilendiriyor.

SU RİSKİ MONETİZATÖRÜ

Ecolab, su verimliliğiyle ilgili veri analizine yoğunlaşmış ABD merkezli bir firma. Alanında tek. Geliştirdiği teknolojiyle hizmet verdiği turizm, sağlık, gıda, enerji gibi sektörlerin daha verimli çalışmasını ve tasarruf etmelerini sağlıyor. Ecolab tüm dünyada endüstriyel su kullanımını azaltmak için büyük veriden yararlanıyor. Şirket, endüstriyel alanlarda su kullanımının takibi için 10 binden fazla izleme sistemi kullanıyor. Yeni teknolojiler, şirketlerin su kullanımlarında görünürlüğü geliştirmelerine yardımcı olmak için tahmini veri analizleri sunarken, su tüketimini azaltmak için geri dönüşüm alternatifleri sunuyor. Ecolab’ın 3D Trasar teknolojisi, endüstriyel ortamlardaki su kalitesini sürekli olarak izleyerek ideal su kalitesini korumayı ve suyun tekrar tekrar kullanılmasını sağlıyor.

2030’a kadar küresel su ihtiyacının yüzde 40 artacağını ifade eden Ecolab Türkiye Genel Müdürü Halit Kayatürk, “Ecolab, Trucost ve Microsoft işbirliğinde kapsamlı bir risk değerlendirmesi yapılmasını sağlayan Water Risk Monetizcr (Su Riski Monetizatörü) uygulamasını kullanıyor. işletmelerin su riskini ölçerek, potansiyel su maliyetlerinin hesaplanmasını sağlayan bu uygulama ile su yönetimi yapılabiliyor. Firmalar için en etkin su kullanım planlan bu şekilde belirleniyor” diyor. Su Riski Monetizatörü sadece suyu korumayı teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda işletmeler ve topluluklar için daha iyi bir gelecek için suyun yeniden kullanılmasına ve geri dönüşümüne de yardımcı oluyor.



Dünya enerji talebinin önümüzdeki 20 yılda yüzde 30 artacağının tahmin edildiğini belirten Kayatürk, i£Bu artan talep nedeniyle şirketler sınırlı kaynakları korumak, operasyonel verimliliği artırmak ve maliyetleri düşürmek için daha verimli enerji kullanımına ihtiyaç duyacaklar. Otellerden petrol sahalarına kadar tüm sektörler için geçerli bu. 2017’de dünya petrol üretiminin yüzde 40’ının su ve enerji ayak izini azaltmasına yardımcı olduk” diyor.

HEDEFİ YÜZDE 25 SU TASARRUFU

Ecolab’ın Türkiye’de 200’den fazla çalışanı bulunuyor. Toplam 171 ülkede ofisi bulunan Ecolab, 40’m üzerinde sektöre dünyanın sınırlı doğal kaynaklarım daha iyi yönetme konusunda destek oluyor. Ecolab 2018’de iş ortaklarına yıllık 250 bin kişinin enerji kullanımına eşdeğer olan 19 trilyon BTU’luk enerji tasarrufu sağladı. Bu da 250 bin kişinin yıllık encıji kullanımına eşit. Tasarruf edilen C02,10 yılda 27 milyon ağaç tarafından emilen karbona eşit. Aynı zamanda firma her yıl tüm dünyada üretilen enerjinin yüzde 22’sinin üretilmesine destek oluyor. Su ve süreç teknolojileri kullanılarak üretilen elektriğin yüzde 22’sinin ve üretilen nükleer enerjinin de yüzde 40’mın yönetilmesine yardımcı oluyor. Ecolab her yıl dünya petrol üretiminin yüzde 40’ı için harcanan su ve enerji ayak izini azaltmaya yardımcı oluyor. Şirket her yıl petrol rafinerilerinin 13 milyar varilden daha fazla petrol işlemesine yardımcı oluyor.

Ecolab bünyesindeki Nalco Champion ise, üretimi maksimuma çıkarmak, varlıkları korumak ve işletme maliyetlerini ve çevresel etkiyi azaltmak amacıyla petrol ve gaz operasyonlarına özel hizmetler sunuyor. Nalco Champion, üreticilerin daha az su ve enerji kullanmasına, kullanılan ve üretilen suyu arıtmasına ve temizlemesine ve kuyuların bütünlüğünü sağlamasına yardımcı oluyor. Ecolab 2020’ye kadar tüm üretim tesislerinde su kullanımını yüzde 25 ve sera gazı emisyonlarını yüzde 10 oranında azaltmayı hedefliyor.

Yüzde 38 tasarruf etti

Endüstrinin karşı karşıya kaldığı susuzluk tehdidi ekonomik büyümenin önünde büyük bir engel oluşturuyor. Carbon Disclosure Project’in [CDP] 2016 Küresel Su Raporu’na göre, 2016’da 607 şirket susuzluk, kuraklık, sel gibi nedenlerle bir önceki yıla göre beş kat daha fazla zarar ederek 14 milyar dolar kaybetti. 2030’a kadar su arzının yüzde 40 artmasıyla birlikte dünyanın ciddi su sorunu ile karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor. Ecolab İstanbul fabrikası, Ağustos 2017’den bu yana yüzde 38’i aşan bir oranda su tüketimini azaltarak 3 bin 840 metreküp su tasarrufu yaptı. Bu, dört kişilik bir ailenin 3 bin 840 günlük ya da 3 bin nüfusa sahip bir kasabanın günlük su ihtiyacıyla eşdeğer. Ayrıca günlük 30 metreküp atık su, Ecolab çözümleriyle tekrar kullanılabilir hale getiriliyor.

Şirketin su riskini hesaplayın

Water Risk Monetizer isimli uygulama işletmelerin su riskini ölçerek, potansiyel su maliyetlerini hesaplıyor. İşletme sahipleri 10 yıl sonra maliyetlerinin nereye gideceğini yapılan analiz tahminleriyle görebiliyor. Uygulama 10 yıl içerisinde ne kadar verimli iş yapıp yapamayacağınızı gösteriyor. Tamamen ücretsiz olarak internette bulabileceğiniz bu uygulama ile şirketler su tasarrufu ile ilgili gerçekçi bir planlama yapabilir. Kullanımı çok basit. İsteyen herkes internet üzerinden girebiliyor. Diyelim ki İstanbul’da bir işletme kurmak istiyorsunuz. İstanbul’daki elektrik, su, yakıt gibi tüm girdilerinizi giriyorsunuz. Bu araç size bu işletmeyi kurduğunuz zaman bugün ve bundan sonraki üç, beş ve 10 yıl içerisinde ne kadar verimli iş yapıp yapamayacağınızı veriyor. Mesela size ‘Bulunduğun yerdeki su kaynakları üç yıl sonra kuruyacak. Bugün 10 TL’ye aldığın suyu üç yıl sonra 15 TL’ye alacaksın’ diyebiliyor. Ya da ‘Buradaki su kalitesi düşecek, tuzlu su oluşacak. Üretim verimin sekiz yıla düşecek’ gibi geri bildirimler veriyor.

Ecolab neler yaptı?

■ Hindistan’ın Pune kentinde yer alan beş yıldızlı Hyatt oteli, 3D Trasar Soğutma Suyu Teknolojisi ile 1.8 milyon galon tatlı su tasarrufu sağladı.

■ ABD’li Kinseth Hospitality 33.3 milyon galon su tasarrufu sağladı.

■ Kuzey Avrupa’daki organik atıkları elektrik santrallerine dönüştüren bir santral, Flocmaster teknolojisi kullanarak endüstriyel su kullanımını yüzde 85 oranında azalttı.

■ İspanya Tarragona’daki bir Dow fabrikası, soğutma kulesi operasyonları için yüzde 40’a kadar geri kazanılmış belediye suyu kullanıyor.

■ MeksikalI termik santral Termoelectrica, soğutma kulesini 3D Trasar ile optimize ederek 647 milyon galon su tasarruf etti.

■ Ecolab yılda 1.1 trilyon galon suyun ıslah edilmesini sağlıyor. Bu miktar 64 milyon insanın günlük su ihtiyacını, 3.8 milyar insanın yıllık içme suyu ihtiyacını karşılıyor.

ÜRÜN DİRİER



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu