Haberler

Devlet Destekli Tarım Sigortaları

Tarım Sigortası

DEVLET destekli tarım sigortalarının kapsamı her geçen yıl genişlerken, çeşitli risklere ve doğal afetlere karşı koruyacak bir kalkana ihtiyaç duyan üreticilerin tarım sigortalarına ilgisi de artıyor. Tanm Sigortaları Havuzu (TARSÎM) kurulmadan önce Türkiye’de teminat kapsamı dolu ve hayvan hayat sigortalarıyla sınırlıyken, bugün bitkisel (ilçe bazlı kuraklık verim sigortası, ağaç-fidan sigortası), sera, büyükbaş ve küçükbaş hayvan hayat, kümes hayvanları ile su ürünleri hayat ve arıcılık sigortaları olmak üzere yedi branşta poliçe düzenleniyor. Sistem’in yaygınlaştırılması ve daha çok üreticinin imkanlardan faydalanabilmesi amacıyla, tarım sigortalarının tüm branşlarında üreticilerin ödemesi gereken primin yüzde 50’si, ilçe bazlı kuraklık verim sigortasında yüzde 60’ı, açık alanda yetiştirilen meyvelerde ise don teminatına ilişkin primin yüzde 67’si oranında devlet desteği veriliyor. Prim ve hasar ödemelerinde teşvik edici alternatifli tarife seçenekleri sunuluyor. Prim tutarının tamamının peşin ödenmesi halinde yüzde 5, sigorta yaptıran üreticinin yaşının 30 ve altında olması halinde yüzde 5 “genç çiftçi indirimi”, sigorta yaptıran üreticinin kadın olması halinde yüzde 5 “kadın çiftçi indirimi” uygulanıyor.

“DİNAMİK BİR YAPIDA”

Para Dergisi’ne açıklamalarda bulunan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, tarım sigortaları sisteminin dinamik ve değişime açık bir yapıya sahip olduğunun altını çizerek, üretimde süreklilik ve üretici odaklı bir bakış açısıyla, teminat kapsamının genişletilmesi ve yeni uygulamaların kapsama alınmasına ilişkin çalışmaların aralıksız devam ettiğini vurguladı. Sistem çerçevesinde, ürünler, riskler, bölgeler ve işletme ölçekleri itibarıyla, devlet tarafından sağlanacak prim desteği miktarlarının her yıl Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlendiğini anımsatan Pakdemirli, önceki yıllarda olduğu gibi 2021 için de üreticiden, paydaşlardan, sahadan gelen talepler ve önerilerin yapılacak aktüeryal çalışmalar ve sigorta prensipleri içerisinde değerlendirildiğini belirtti. Pakdemirli, “Sistemin sürdürülebilir yapısı da göz önünde bulundurularak, talep ve önerilerin uygulamaya alınması için çalışılıyor” dedi.


Bu arada 25 Aralık’ta Resmi Gazete’de yayımlanan Tarım Sigortaları Havuzu Tarafından 2020 Yılında Kapsama Alınacak Riskler, Ürünler ve Bölgeler ile Prim Desteğine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı 1 Ocak 2020 itibarıyla yürürlüğe girdi.

YEDİ BRANŞTA POLİÇE

2017’de ilçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası uygulaması buğday ürünü ile başlatıldı. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan hayat sigortasının da hırsızlık riski, ağaç sigortası, kiraz ürününde yağmur riski, üzüm ^ ‘ bağlarında asma yaprağı, büyükbaş ve küçükbaş hayvan hayat sigor-* tasında hırsızlık riski, açık ve yarı açık sistemde yetiştirilen kümes hayvanlarında ölüm riski teminatı; 2018’de ilçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası’nın kapsamına arpa, çavdar, yulaf, tritikale ürünleri dahil edildi. Meyvelerde “destek (telli terbiye) sistemleri” teminat kapsamına alındı. Büyükbaş hayvan hayat, küçükbaş hayvan hayat ve kümes hayvanları hayat sigortalarında ek hastalıklar teminat kapsamına alındı. 2019’da ilçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası kapsamına ilave olarak nohut, kırmızı ve yeşil mercimek ürünleri de girdi, incir ve üzüm ürünlerinde yağmur riskinin verdiği zararlar, sera sigortasında alçak tüneller ve saksılı süs bitkileri sigorta kapsamına alındı. Elma, armut ve ayva ürünlerinde teminat başlangıcı pembe/beyaz tomurcuk dönemine çekildi. Büyükbaş hayvan hayat sigortasında terör riski, küçükbaş hayvan hayat sigortasında yavru atma riski teminat kapsamına dahil edildi.

Halen TARSIM bitkisel (ilçe bazlı kuraklık verim sigortası, ağaç-fidan sigortası), sera, büyükbaş ve küçükbaş hayvan hayat, kümes hayvanları ile su ürünleri hayat ve arıcılık sigortaları olmak üzere yedi branşta poliçe düzenlendi.

KAPSAMA ALINAN YENİ ÜRÜNLER

Bakan Pakdemirli, yeni yıldan itibaren bitkisel ürün sigortalarında teminat kapsamında olan risklere ve ürünlere ilave olarak yağ gülü ve sumak ürünleri isteğe bağlı olarak don riskine karşı teminat altına aldıklarını açıkladı. 2020 yılında mısır (tatlı), biberiye, ketencik ve çamfıstığımn ürün sigortası kapsamında sigortalanabilen yeni ürünler arasında yerini aldığına belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:

“ Ayrıca, çamfıstığı, sumak, çay ve çay (fidanı) gibi ürünler Ağaç-Fidan Sigortası’na dahil oldu. Bunun yanı sıra tarım sigortası branşlarında muafiyet ve müşterek sigorta oranları ile prim tarife fiyatlarında düzenlemeler yapılarak, ürctici lehine iyileştirmeler yapıldı. Örnek olarak; kayısı ürününde don riskinde uygulanan yüzde 20 muafiyet oranı yüzde 15’e düşürülerek, kayısı ürününün don hasarı görmesi durumunda, üreticilerimizin yaklaşık yüzde 5 oranında fazla tazminat alabilmesi sağlandı. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan hayat sigortalarında, ‘ek hastalıklar’ teminatı geniş kapsamlı tarifeye, ek prim ödemeden dahil edilirken, su ürünleri hayat sigortasında ise denizlerde ve iç sularda yetiştirilen su ürünleri ile kafes ve ağlar, mevcut risklere ilaveten hırsızlık riskine karşı güvence altına alındı.”

SİGORTALILIK ORANI YÜZDE 20

TARSIM kurulmadan önce Türkiye’de teminat kapsamı dolu ve hayvan hayat sigortaları ile sınırlı kalan tarım sigortalarında yeterli gelişme sağlanamamış, sigortalılık oranı yüzde l’e ulaşamamıştı. Bakan Pakdenıirli’nin verdiği bilgiye göre sigortalılık oranı yüzde l’lerden yüzde 20’lere ulaştı. TARSIM’in kurulması aşamasında dünyadaki başarılı örnekler incelenerek, örnek alındığını vurgulayan Pakdemirli, “Bugün 40 yılın üzerinde faaliyet gösteren bu başarılı örneklere baktığımızda dahi sigortalılık oranının yüzde 40’lar civarında olduğunu ve gelişimin birden değil, adım adım yaşandığını görüyoruz. Bu noktada, sistemin en önemli unsurunun ‘sürdürülebilirlik’ esası olduğunu, sağlam ve emin adımlarla yolumuza devam ettiğimizi özellikle ifade etmek isterim” dedi.

Tarım sigortalarında yıllar itibarıyla yaşanan gelişimin üretim verilerine de yansıdığım dile getiren Pakdemirli, Türkiye genelinde tam üretim sezonunu kapsayan 2007’de düzenlenen 219 bin adet devlet destekli tarım sigortası poliçesi ile 2019;da üretilen 2.1 milyon adet poliçe karşılaştırıldığında yüzde 950 gibi önemli bir oransal artış sağlandığını vurguladı. 2007’de 64 milyon TL olan prim üretimini 2019’da 2.4 milyar TL seviyesine ulaştırdıklarını söyleyen Pakdemirli, sistemin başlangıcından itibaren bugüne kadar üreticilerin 227 milyar TL tutarındaki tarımsal varlığının 13 milyon adet poliçe ile sigortalandığını, çiftçilere 6.3 milyar TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını kaydetti.

Bakan Pakdemirli, prim fiyatları tespit edilirken, sigorta prensipleri doğrultusunda sistemin sürdürebilirliğinin sekteye uğramamasına özen gösterildiğinin altını çizdi. Sistemin yaygınlaştırılması ve daha çok üretici ile yetiştiricinin sunulan imkanlardan faydalanabilmesi amacıyla, yıldan yıla çeşitli düzenlemeler yapıldığını; prim ve hasar ödemelerinde teşvik edici alternatifli tarife seçenekleri sunulduğunu söyledi. Pakdemirli, “2020’de tarım sigortası yaptıran üreticilerimiz (devlet prim desteği hariç) 576 TL sigorta bedelli 1 dekar buğday için 8 TL; 581 TL sigorta bedelli 1 dekar ayçiçeği için 4 TL; bin 512 TL sigorta bedelli 1 dekar pamuk için 18 TL; ilçe bazlı kuraklık verim sigortasında 360 TL sigorta bedelli 1 dekar arpa için 7.9 TL; 10 bin TL sigorta bedelli bir süt sığırı için geniş kapsamlı tarifede 475 TL, dar kapsamlı tarifede (hastalıklar hariç) 37.5 TL; bin TL sigorta bedelli bir küçükbaş hayvan için geniş kapsamlı tarifede 34.5 TL, dar kapsamlı tarifede (hastalıklar hariç) 2.5 TL sigorta primi ödeniyor” dedi.

“PRİMLER ARTIRILMAM ALI”

TZOB Teknik Hizmetler Kurulu Başkanvekili, aynı zamanda TARSIM Yönetim Kurulu Üyesi olan Mehmet Fethi Güven, Türkiye’de son yıllarda arka arkaya yaşanan kuraklık, sel, don gibi afetlerden sonra üreticilerde sigorta yaptırma isteğin artış gösterse de tarım sigortalarının halen üreticiler tarafından tam olarak be-nimsenmediğini vurguladı. Sigorta yaptıran üretici sayısı artmakla birlikte henüz istenilen düzeye ulaşamadığını belirten Güven, tarım sigortasının yeterince benimsenememesinin en önemli nedenlerinin başında devlet desteği yapılmasına rağmen prim oranlarının yüksekliğinin geldiğini söyledi. Tarım sigortalarında genel olarak primlerin yarısı, çiçeklenme dönemindeki meyvelerin don riskine karşı sigortalanmasında ise sigorta priminin üçte ikisinin desteklendiğini, kuraklık verim sigortasında ise destek miktarının sigorta priminin yüzde 60’ı olarak uygulandığını dile getiren Güven, “Ancak, her eklenen risk prim artışını beraberinde getirmektedir”dedi.

2019’da 1.3 milyar TL tazminat ödendi

Türkiye genelinde 2019’da bir önceki yıla göre yüzde 19 artışla 2 milyon 87 bin 860 devlet destekli tarım sigortası poliçesi üretilirken, prim üretimi yüzde 19 artışla 2 milyar 447 milyon TL oldu. Bu dönemde sigorta bedeli yüzde 31 artışla 55.2 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Bitkisel ürün sigortası poliçe üretiminin yüzde 91’ini, büyükbaş hayvan hayat sigortası yüzde 6’sını, küçükbaş hayvan hayat sigortası yüzde 2’sini, sera sigortası yüzde l’ini kapsarken, prim üretiminin yüzde 63’ünü bitkisel ürün sigortası, yüzde 28’ini büyükbaş hayvan hayat sigortası, yüzde 4’ünü küçükbaş hayvan hayat sigortası, yüzde 5’ini sera sigortası oluşturdu. Devlet destekli tarım sigortalarında 2019’da bir önceki yıla göre hasar dosya sayısı yüzde 4 artışla 371 bin 495’e çıkarken, ödenen tazminat yüzde 32 artışla 1.3 milyar TL’yi aştı. Sigortalı sera sayısı 2019’da yüzde 14 artışla 28 bin 825 adet düzeyinde gerçekleşti. 2019’da sigortalı büyükbaş hayvan sayısı yüzde 23 artışla 1.6 milyon, küçükbaş hayvan sayısı yuzde 52.5 artışla 3.5 milyon oldu.



Dr. Bekir PAKDEMİRLİ / Tarım ve Orman Bakanı
“Çok önemli bir sistem”

TARSİM, hepimizin geleceği için çok önemli bir sistem. m Önceliğimiz, tarım sigortasının hasar olmadan hatırlanmasını sağlamak. Bu doğrultuda, Bakanlık olarak, çiftçilerimizi sigortanın giderek artan önemi konusunda bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye devam ediyoruz. Köy köy gezilerek, üreticilerle bir araya geliniyor, sisteme ilişkin istek ve beklentiler tespit ediliyor ve sorular yanıtlanıyor. Bunun yanı sıra geçtiğimiz dönemlerde yaşanan afetler anımsatılarak; iklim değişikliği ve beraberinde getirdiği doğal afetlerin yıkıcı etkilerine karşı zamanında önlem alınması konusuna dikkat çekmeye çalışıyoruz. Sisteme ilişkin memnuniyet düzeyinin artması da bizim için son derece önemli.

Özden GÜNGÖR / TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı
“Sigorta branşları yeniden tanımlansın”

İklim değişikliği etkileri tarımsal üretim risklerini de artırıyor. İlçe Bazlı Kuraklık Sigortası’nın, ‘yeterli veri yok’ savı ile TÜİK verileri esas alınarak ilçe bazlı uygulanması, bu sigorta branşına duyulan ilgiyi azaltmakla kalmadı, üreticinin zararını karşılayamamanın yanında, TARSİM’e güveni de sarstı. Yeni ürünlere teminat vermekten önce, var olanları yeniden tartışarak güncellemek, üreticiler ve STK’lardan gelen taleplere kulak vermek, köy bazlı değerlendirmeler yapmak gerekiyor. Sigorta branşları üreticiler, yetiştiriciler ve diğer bilgi kaynaklarının talep ve görüşleri dikkate alınarak yeniden tanımlanmalı, zarar tespit yöntem ve kriterleri gözden geçirilerek, sigorta prensipleri çerçevesinde reel hasarlar doğru tespit edilmeli.

Mehmet Fethi GÜVEN / TARSİM Yönetim Kurulu Üyesi Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Teknik Hizmetler Kurulu Başkanvekili
“Kısa vadede verim sigortası başlamalı”

Tarımsal üretimde verimliliği ve kaliteyi artırabilmek için gerekli tüm tedbirler alınıp en son teknoloji kullanılsa bile tarım, doğal risklerden en fazla etkilenen sektör. Üretimde meydana gelebilecek miktar kayıpları ve kalitenin düşmesi, gerek ülke ekonomisinde gerek üretici gelirinde istikrarsızlığa sebep oluyor. Bu nedenle gıda güvencesini sağlamak için iklim değişikliğinin getirdiği olumsuzluklar göz ardı edilmemeli. Yapılan bilimsel çalışmalarla ürün bazındaki senaryolar bugüne kadarki tablonun daha da olumsuza gideceği yönünde bilgi veriyor. Bu nedenle tarım sigortasında hedef tüm ürünlerin her gelişim evresindeki tüm risklere karşı koruyacak şekilde genişletilmesi olmalı. Bu amaçla kısa vadede verim sigortası başlamalı.

Fehmi KİRAZ / Türkiye Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliği Genel Başkanı
“Teşvik edici tedbirler alalım”

Tarım sigortaları, üreticilerin ürününü, emeğini, o yılki muhtemel kazancını teminat altına alıyor. Dolayısıyla üreticinin üretiminin sürdürülebilirliğini sağlıyor. Kısmen de olsa gıda güvenliğimizi sağlıyor. Üreticinin sigorta yaptırması gönüllülük esasına dayanıyor. Bunun yaygınlaştırılması için sübvansiyonlu kredilerin ve kapsamının artırılması, tanıtımın iyi yapılması, prim miktarlarının düşürülmesi gibi teşvik edici tedbirler alınabilir. Ayrıca meslek mensuplarının bu işe sahip çıkması gerekiyor. Üreticinin tarım sigortalarından beklentileri; prim miktar ve oranlarının düşürülmesi, kapsam genişletilmesi ki bütün hastalıkların sigorta kapsamına alınması gibi beklentiler bulunuyor.

Nihat ÇELİK / Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı
“Primler aşağı çekilmeli”

Son yıllarda memnuniyetle görüyoruz ki küçükbaş hayvancılık da çeşitli risklere karşı tarım sigortası kapsamına alındı. Küçükbaş hayvancılıkta üretilen poliçe ve sigortalı hayvan adedinde artış sağlanması yetiştiricilerimiz için olumlu bir gelişme. Biz yetiştiricilerimizin çok daha fazlasının tarım sigortası yaptırmalarının kendi menfaatlerine uygun olacağını çeşitli toplantılarımızda dile getiriyoruz. Bu konuda eğitim çalışmalarının yoğunlaştırılması gerekiyor.

Yetiştiricilerimizin sigorta yaptırmaya eğilimlerini artırmak için halen uygulanan küçükbaş dişilerde yüzde 6.9 ve koçlarda yüzde 6.4 oranlarındaki primlerin biraz daha aşağıya çekilerek daha çok yetiştiricimizin bu hizmetten faydalanmasını arzu ediyoruz.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu