Perşembe , Haziran 21 2018
Anasayfa / Haberler / Çelik ve Alüminyumda Vergi Freni

Çelik ve Alüminyumda Vergi Freni



Amerikan yönetimi ulusal güvenlik gerekçesiyle çelik ve alüminyum ithalatına kapılarını kapatmaya hazırlanıyor. 232. Madde Soruşturmasında kritik noktaya gelindi. Başkan Trump, Nisan da hangi tedbirin uygulanacağına karar verecek…

AMERİKA Birleşik Devletleri ile yaşadığımız sorunlara ticari hayatta bir yenisi daha eklenmek üzere. Keyfi vize uygulamaları, kotalar ve anti-damping soruşturmaları derken şimdi de 232. Madde tehdidi kapıya da yandı. Donald Trump yönetimi, Amerikan Ticaret Kanunu’ndaki 232. Madde’yi işleterek, “ulusal güvenliğe” zarar verdiği gerekçesiyle çelik ve alüminyum ithalatına sınırlama getirmeyi planlıyor. Seçim vaatleri arasında yerli üretimi koruyup geliştireceğini beyan eden Trump, bu konudaki sözlerini 232. Madde soruşturmasıyla yerine getirmek niyetinde. Zaten Trump göreve başlar başlamaz yeni boru hatları inşasında “Amerikan malı” boruların kullanılması talimatını vermişti.

Aslında bu soruşturma aylardır ‘Demokles’in kılıcı’ gibi Türk demir-çelik ve alüminyum sektörünün üzerinde sallanıyor. Hatta geçen yılın sonunda ülke temsilcileri sözlü savunmalarını da yapmışlardı. Geçen hafta sonunda 232. Madde Soruşturması’nda kritik bir dönemece gelindi. ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross, hazırladığı raporu Başkan Trump’a sundu. Raporda çelik ve alüminyum ithalatındaki yüksek oranların ABD’nin ulusal güvenliğine bir tehdit olduğunu belirterek Trump’a üç alternatifli önleyici öneri sunuldu. Başkan isterse bunlardan birini kabul edebilir, isterse önerilen vergi önerilerini değiştirebilir, isterse de yepyeni bir korumacı önlem uygulaması açıklar. Nisan ayının üçüncü çeyreğinde 232. Madde Soruşturmasının sonunda çıkacak korumacı yaklaşmın ne olacağı netleşecek; yani 1.5 aylık bir süre kaldı.

BAŞKANA ÖNERİLER

Peki, ABD Ticaret Bakam Wilbur Ross, yerli üreticileri kurtarmak için Başkan Donald Trump’a hangi önerileri sundu? Öneriler arasında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 12 ülke ürünlerine en az yüzde 53 vergi uygulanması var. Türkiye’nin ABD’ye 2017’de 2 milyar 250 milyon dolarla en çok çelik ihraç eden altıncı ülke konumunda olduğunu belirtelim. Rapordaki ikinci alternatif tüm ülkelere çelik ithalatında en az yüzde 24 gümrük vergisi getirilmesi iken, diğer alternatif ise tüm ülkelere 2017’de ithal ettikleri oranın yüzde 63’üne denk gelecek şekilde kota getirilmesi.

Ross’un raporuna göre, 78.6 milyon ton çelik üreten ABD, 36 milyon ton çelik ithal ediyor. Dünyanın en büyük çelik ithalatçısı olan ABD, tüketiminin yüzde 30’unu ithalatla karşılıyor. Ross, sunduğu üç alternatifte de ana amaç olarak 36 milyon tonluk çelik ithalatının yaklaşık 13.3 milyon ton azaltılması olarak belirlendi. Böylece yerli fabrikaların yüzde 80 kapasite ile çalışabilecekleri öngörülüyor.

2000’DE KURTULMUŞTUK AMA

Sunulan raporla artık sona yaklaşılan 232. Madde Soruşturması kapsamında nasıl bir korumacı karar çıkacağını Türk çelik ve alüminyum sektörü yakından takip ediyor. Hangi ürünlere vergi ya da kota konulacağı da tahmin edilemiyor. Zira bir anti-damping soruşturması gibi bir soruşturmadan bahsetmiyoruz. ABD’nin en son 2000’li yılların başında yaptığı bu tür bir soruşturmada Türkiye “müttefik ülke” sıfatıyla korumacı tedbire muhatap kalmamıştı. Ama bu kez Türkiye’nin de soruşturma sonuçlarından etkilenmesine kesin gözüyle bakılıyor. Bu nedenle Türk STK’ları, şirketler ve işadamları kendi çabalarıyla, Amerika’daki muhatapları üzerinden lobi yapmaya gayret ediyorlar. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, ABD’nin tutumunun Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı olduğunu, Türk şirketlerinin şikayet olması durumunda Amerikan ürünlerine karşı önlem almak zorunda kalabileceklerini açıkladı.

“ETKİSİ İKİ YIL SÜRER”

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti soruşturmayı yakından takip ederken, Türk iş dünyası da lobi çalışmalarını sürdürüyor. Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Demircioğlu, ABD’deki müşterileri nezdinde lobi yapmaya ve konunun yanlışlığını anlatmaya çalıştıklarını söylüyor. Borusan Mannesmanın’ın ABD’de fabrikası bulunduğunu vurgulayan Demircioğlu, şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Dünyada herkes artık kendi ekonomisini korumaya çalışıyor. Globa-lizasyon artık ters dönüyor. Herkes içine kapanma eğiliminde.

Ülke olarak kendimizi çok da korumamız mümkün değil çünkü ihracat yapabilmemiz gerekiyor. ABD’nin soruşturmasından çok önemli bir tedbir çıkmamasını ümit et mekten başka yapacak bir şeyimiz yok. Bir karar alınsa bile bunun etkisi iki yıl sürer, sonrasında kaldırırlar. Bu süre içinde biz ABD’ye mal satmayı sürdüreceğiz; ne yapalım etrafından dolaşacağız. Bu yalnızca Türkiye’ye karşı değil, Güney Kore’den Çin’e, Japonya’dan Fransa’ya kadar tüm ülkeleri etkileyecek.

Ayrıca anti-damping soruşturmalarıyla da uğraşıyoruz. Anti-damping, dünya ticaretinde rutin uygulama haline geldi.”

Borusan Holding CEO’su Agah Uğur da geçen hafta yaptığı basın toplantısında konu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Uğur,- ABD’nin çelik kararının şirket üzerindeki etkisinin minimum olacağını belirterek, bu yıl ABD’ye olan ihracatı 370 milyon dolardan 180 milyon dolara kısmayı planladıklarını söyledi. Uğur, ayrıca ihracattaki bu kısıntı planının ABD’de kurulan tesis ile telafi edileceğini belirtti. Borusan, ABD vergi planının kalıcı olması durumunda ülkedeki fabrika kapasitesini artırmayı planlıyor.

KISA SÜRELİ FIRSAT

Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Kibar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Koç-türk, ABD’de devam eden 232.Madde soruşturmasının Türkiye açısından çok önemli olduğunu belirterek sözlerine başlıyor. Türkiye’nin ABD’ye yılda 600 bin ton galvanizli soğuk saç, 2 milyon ton da uzun ürün ihraç ettiğini belirten Koç-türk, soruşturmanın 1.5 ayda tam olarak sonuçlanmasını beklediklerini söylüyor. Bu kısa dönemde önemli bir fırsat doğacağını ve ABD’ye ihracatın artacağını vurgulayan Koçtürk, üreticilerin Amerika’ya olan siparişleri yoğun bir şekilde yerine getirmeye çalıştıklarını açıklıyor. Koçtürk, Trump’a sunulan rapordaki önerilerin olası etkilerini şöyle açıklıyor:




“Önümüzdeki dönemde yüzde 24 vergi konulsa bile bütün ülkelerle olan ticaret devam eder ama yerli üreticilerin payı bir miktar büyür. Pazarda yeni bir denge oluşur, biz de rekabet ederiz. Ek vergi konulması tüm ülkeleri etkiler ama asıl sıkıntı ikinci ve üçüncü şık. Yüzde 53 ek vergi ve tüm ülkelere 2017’de ithal ettikleri oranın yüzde 63’üne denk gelecek şekilde kota getirilmesi ticareti durdurabilir. Trump’m kararının 25-26 Nisan’da açıklanması bekleniyor. Önümüzdeki 1.5 aylık süreçte ABD’deki müşterilerden ciddi talep var. Üreticilerimiz ağırlıklı olarak bu sürede ihracata yönelik çalışacaktır. Alüminyumun birim fiyatı yüksek olduğu için bu sektör de ciddi etkilenecek kararlardan. Bu alanı da yakından izliyoruz; üreticiler tedirgin.”

“HEDEF PAZARIMIZ”

İstanbul Demir ve Demir Dışı Me-tallar İhracatçıları Birliği Başkanı Rıdvan Mertöz, temsil ettikleri alüminyum sektörünün de dünyada çok fazla korumacılıkla karşılaştığını belirtiyor. Türkiye’nin alüminyum işlemede dünyada ikinci olduğunu ve yıllık 1 milyon 100 bin ton alüminyum işlendiğini sözlerine ekleyen Mertöz, ABD’nin korumacı tutumuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Alüminyum ihracatımızın yüzde 40’ı Avrupa ülkelerine yapılıyor. ABD bizim için gelişen bir hedef pazar. ABD kendi yerli üretimini korumaya çalışıyor aıîıa korumacılık başarıya hiçbir zaman ulaşamaz. Biz bugüne kadar birçok anti-damping soruşturmasıyla inşaat demirinde karşılaştık. Mısır, Cezayir gibi gelişmekte olan ülkeler bu tür soruşturmalara sarılırken, Almanya, Japonya gibi kendi ürününe güvenen ülkeler ithalata sınırlama koymuyorlar. STK’lar olarak ABD ile ilgili lobi yapıyoruz.” Denizli merkezli Er-Bakır Yönetim Kurulu Üyesi Müjdat Keçeciler, “ABD’nin bu tasarrufunu yadırgıyorum. Abesle iştigal ediyorlar. Kendi ihtiyacı olduğunu bildiğimiz bu ürünlere ithalatını kısıtlarsa ilk etapta ABD iç piyasası fiyatlarında artış olacaktır. Bunun bedelini de Amerikan halkı vergilerle ödeyecektir. Buna rağmen ithalata vergi koymak kendi tercihleri. Trump yönetimi basit ve hesapsız hareket ediyorlar” diye konuşuyor.

Nihat ZEYBEKCİ / Ekonomi Bakanı
ABD’nin tutumu DTÖ kurallarına aykırı

Bu konuda Türkiye olarak tecrübeliyiz. Türk çelik ürünlerine karşı daha önce açılmış olan üç anti damping soruşturması, önlem gerekmediği şeklinde sonuçlandı.

Türkiye’nin demir çelik ürünlerine, haksız rekabet yaratsın diye hükümet olarak vermiş olduğumuz hiçbir destek ve teşvik yok. İtiraz ve şikayetler olduğunda biz de Amerikan ürünlerine karşı maalesef önlem başlatmak zorunda kalırız.

Çünkü Türkiye’deki ithalatçılar, üreticiler ve ihracatçıların da bu konuda hassasiyetleri ortaya çıkar, duyarlılıkları artar. Bununla ilgili bizlere şikayetleri olur, biz de bu şikayetleri inceleriz, bakarız. Dolayısıyla buradan önlem çıkma ihtimali yüksektir. Bu dönemde ABD’nin bazı ihraç ürünlerine ilave yükümlülük vergileri uygulamamız da oldu. Bu şekilde yakın takip ediyoruz.

Ama ABD’nin, ‘dünyanın her yerine serbestçe ürünlerimi satabileyim diğer taraftan da ABD’ye başka ülkeler istediği ürünleri serbestçe satmasın’ anlayışı, kabul edilebilir bir şey değil. ABD’nin tutumu Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı. ABD’nin yakın dönemde bu yanlıştan, korumacı ve içine kapanık duvarları yükselten anlayıştan pek ayrılacağı ümidi içinde değilim. Biz de önlemlerimizi alıp bu konudaki çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.

Ahmet ERCİYAS / Çelik Boru İmalatçıları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Erciyas Boru Yönetim Kurulu Başkanı
Karşı önlem getirilmesini bekliyoruz

ABD’nin yerli yassı çelik ürünleri kullanılarak gerçekleştirilen boru üre timinin teşvikli olduğunu iddia ederek haksız bir şekilde Türkiye menşeli dört ürün grubunun ithalatına uyguladığı telafi edici vergiler, ABD’ye olan ihracatımızdaki düşüşte önemli rol oynadı. Ancak, 2017’de Ekonomi Bakanlığı’nın ilgili kararda bahsi geçen savların haksızlığına ilişkin DTÖ’ye başvuru umut verici bir gelişme oldu. Sürecin olumlu sonuçlanması halinde ABD’ye olan çelik boru ihracatımızın eski seviyelerine ulaşmasını ümit ediyoruz.

Bununla birlikte, önümüzdeki günlerde Section 232 kapsamında getirilmesi muhtemel önlemler de ABD’ye olan ihracatımızda çok önemli bir sorun teşkil edecek. Bu konuda Ekonomi Bakanlığımızın önlem getirilmemesi yönünde çalışmalar yapması bekleniyor.

Yalnızca ABD’de değil Avrupa’da korumacı yaklaşımlarla karşılaşıyoruz. Son zamanlarda Avrupa’da yapılmakta olan boru hattı ihale şartnamelerinde ihale konusu ürünlerin Avrupa’da üretilme (yüzde 51 yerli olma) şartının aranması üyelerimizin bu ihalelere girmesine engel olmakta ve önemli miktarda ihracat kaybı yaşanmakta. Gümrük Birliği Anlaşması olmasına rağmen bu şekilde bir uygulama yapılması sektörümüzü zor durumda bırakıyor. Bu konunun çözümü için gerekli girişimlerin yapılması ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmalarında bu konunun da dikkate alınması gerekiyor.

Bülent HACIOGLU / TRC Danışmanlık Kurucu Ortağı, Avukat
Trump istediği kısıtlamayı uygular

Donald Trump yönetiminin başlattığı 232. Madde soruşturması kritik bir aşamaya geldi. Bu soruşturma sonunda çelik ve alüminyum ithalatına bir kısıtlama getirilecek ama ne olacağı net olarak bilinmiyor.

Trump isterse bu raporda olmayan başka bir kısıtlama getirebilir. Ulusal güven lik gerekçe gösterilerek başlatılan bu soruşturmanın bir benzeri de güneş panelleri için başlatılmış durumda. Buna da 201. Madde Soruşturması deniliyor. 232. Madde soruşturması sadece Türkiye’yi ilgilendirmiyor, tüm dünyayı ilgilendiriyor. 1980’lerden sonra ilk kez böyle bir soruşturma olduğunu, ticaret kanununda işletilmeyen maddelerin işletildiğini biliyoruz. Bu Türk çelik ve alüminyum sektöründe infial yarattı.

Türkiye misilleme yapabilir ama şu ana kadar atılmış bir adım yok. STK’lar şirketler kendi lobilerini yapmaya çalışıyorlar ama Türkiye bu konuda tek ses olabilmiş değil. Aslında bu soruşturmaya Amerikan Savunma Bakanlığı karşı çıktı ama Trump yönetimi dinlemedi. Amerikan Ticaret Bakanı Wilbur Ross eski bir çelik yatırımcısı. Şirketini Arcelor’a satmıştı.

Amerikan çelik lobisinin etkisi altında kaldığı söyleniyor. Ayrıca Türk ürünlerine karşı ABD’de açılmış birçok anti-damping soruşturması var. ABD bu konularda çok agresif. Biz firma olarak 20 yıldan fazladır Amerika’daki bu tip anti-damping soruşturmalarında görev alıyoruz. Türkiye’deki demir çelik firmalarının çoğu ile çalışıyoruz. Sekiz kişilik bir ekibimiz var. Teknik ve ekonomik danışmanlık veriyoruz. ABD’deki avukatlarla çalışıyoruz.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bunu da İnceledinizmi ?

BES nasıl işliyor?

Dış dünyadan katılımcılar tarafından sisteme aktarılan katkı payları, fonlarla bir taraftan büyümeye ve sistemi büyütmeye …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.