yatırım uzmanı LR iş ortaklığı
Anasayfa / Haberler / Avrupa’nın en büyük film platosu Büyükçekmece’de kuruluyor

Avrupa’nın en büyük film platosu Büyükçekmece’de kuruluyor



Yerli ve yabancı devam filmleri ile bu kış sinemada izleyici rekoru kırılması bekleniyor. Bu arada Türkiye, sinema alanında dünyanın çekim merkezi olmaya aday. Avrupa’nın en büyük film platosu Büyükçekmece’de kuruluyor…

MAVİ gökyüzünden gri bulutlara geçiş yaptık diye moraller bozulmasın. Aksine bu dönem sinemaya gitmek, başka dünyaların kapısından içeri girmek için en güzel zamanlar. Mesela Wolverine, Hızlı ve Öfkeli, Resident Evil gibi filmlerin devamlarının vizyona gireceği bir kış dönemi var önümüzde. Beklenen yerli yapımlarda ise Recep Ivedik 5 ve Çalgı Çengi ikimiz öne çıkıyor. Kısacası ister dram ister aksiyon olsun her zevke göre yeni filmler seyircisini bekliyor. Sinemi-a’nın yaptığı son araştırma da sinema sektörünün giderek büyüdüğünü ortaya koyuyor. Buna göre sektör geçtiğimiz yaz yüzde 20’nin üzerinde büyüme kaydetti ki bu tüm zamanların en iyi hasılatıydı aynı zamanda; tam 100 milyon TL’den fazla kış döneminde yeni rekorlar bekleniyor. Bu beklentideki en büyük etmen ise az önce de bahsettiğimiz yerli ve yabancı devam filmleri. Büyük hayran kitlesine sahip bu filmlerin seyircileri sinema salonlarına çekeceği düşünülüyor.

film-platosu

ÜÇ KATI POTANSİYEL VAR

Hali hazırda Türkiye’de sinemaya gitme sıklığı da yıllar içinde değişip, iki katma çıkmış durumda. Bu rakamlar son on yılda elde edildi. Pazardaki büyümenin en büyük dinamosu ise bu artış. Sinemaya giden kişi sayısındaki yükseliş pazarı da büyütüyor, besliyor. Ancak Sinemia Kurucusu Rıfat Oğuz’a göre bu rakamlar potansiyeli yansıtmıyor. Zira Oğuz mevcut trendlere bakıldığında sektörün önümüzdeki yıllarda daha da büyük bir ivme kazanarak beş yıl içinde üç katma ulaşma potansiyeline sahip olduğunu söylüyor. “Bu potansiyelleri kullanabilmemizi sağlayan bir takım olumlu gelişmeler söz konusu” diyen Oğuz örnek olarak artan AVM sayısını veriyor. AVM dünyasındaki gelişmelerle birlikte sinemaya erişimin kolaylaştığını kaydeden Oğuz, güçlü yerli yapımların da izleyicileri sinemaya çektiğinden bahsediyor.

Sinemia’nın da bu noktada devreye girdiğini belirten Oğuz, “Premium üyelik modeli sayesinde izleyicinin sinemaya erişimini kolaylaştırıyor. Üyelerimizin sinemaya gidişi dört kat artıyor. Tüm bu unsurlar sayesinde sektör potansiyellerine ulaşıldığında, Avrupa ortalamalarını yakalayacağız ve yılda satılan sinema bileti sayısı 180 milyonu bulacak” diye konuşuyor.

YAZIN DA İLGİ YÜKSEK

Oğuz’un bahsettiği yıllık büyümenin en fazla artış gözlemlendiği yıllar 201-2014 arasında oldu. Bu artış geçtiğimiz iki yılda da devam etti. Box Office Türkiye dataları bununla ilgili güzel veriler sunuyor. Bu verilere göre 2016’nm ilk üç çeyreğinde sinema izleyici sayısı 41.007.377 oldu. Yaz dönemi sinema izleyicisinin salonlardan uzak kaldığı, iyi filmlerin vizyona girmedi-ği dönemler olarak bilinir. Ancak rakamlar bu durumun da değiştiğini gösteriyor. Örneğin, 2015 Ağustos ayında sinema A izleyici sayısı 2.185.049 iken 2016 Ağustos ayında bu rakam yüzde 43 artarak 3.113.988 oldu.

Sinema sektörünün büyümeye devam etmesiyle Türk H filmlerinin de yeniden canlandığını söyleyen Mars Cinema Group Pazarlama Müdürü Ceyda Gökyıldırım, artan yerli ^ içeriğin, son teknoloji donanımların sinemada kullanımının artmasının sinema seyircisini salonlara çektiğini anlatıyor.

TÜRKİYE AVRUPA’DA LİDER

Pazarın büyümeye devam edeceğini söyleyenlerden biri de Sifisan Sinemacılık ve Filmcilik
A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Adnan Akdemir. Bunun sebebi olarak da Türkiye’nin dünya ölçeklerine göre geri olmamızı gösteriyor. “Hala yılda bir kere bile sinemaya gitmeyen insanların çoğunlukta olduğu bir ülkeyiz. Doğumuzda bu sayı 1.5, batımızda ise üç. Bunu sağlamak için Fitaş olarak bu zamana kadar birçok girişimde bulunduk” diyen Akdemir bu ve benzeri girişimler sayesinde geçmişte yüzde 10’lar-da olan yerli film yapım sektörünün şimdilerde yüzde 55’lere yükseldiğini anlatıyor.

Avrupa’nın kendi filmlerini en çok seyreden ülkesi olduğumuza dikkat çeken Akdemir, bu başarının ispatı olarak yurtdışından yapımcıların ülkemizdeki sinema zincirlerine yatırım yapmasını gösteriyor. Akdemir bu sene pek çok yatırım yaptıklarını anlatarak 10 bin metrekareyi revize ederek konser ve eğlence alanlarını sinemanın içine yerleştireceklerini belirtiyor. “50 senemizi tamamladığımız şu yıllarda lokal sinemacılığı ileri götürmeye özen gösteriyoruz” diyen Akdemir, Beyoğlu gibi şehirlerin kültürel anlamda var olmalarını sağlayan bölgelerine dikkat çekiyor. Bu tür yerlerdeki eğlence sektörünün toplumun buluşma ve kaynaşma alanları olduğunu hatırlatan Akdemir, “Biz eğlencenin değişen olgularına uyum sağlayarak 50 yıl daha hizmet vermek istiyoruz” diyor ve ekliyor: “Seyirci olarak bu alanları kaybetmek istemiyorsak, tercihlerimizde lokal eğlence alanlarına öncelik vermeliyiz.”

YERLİLER PAYINI ARTIRIYOR

Konuştuğumuz sektör yetkilerinin vurguladığı ortak nokta ise yıllar içinde artan kaliteli yerli yapımların seyirciyi salonlara çekmesi oldu. Duraklama dönemine giren Türk sinema sektörü için bir milat vermek gerekirse 1996 yılı, “Eşkiya” filmini anmak’ gerekir. 2 milyon 568 bin 339 kişinin salonları doldurmasına sebep olan bu Yavuz Turgul filmi, Türk sinemasının da makus kaderini de değiştirdi. Yerli yapımların da gişede rekor kırabileceği algısı yeşermiş ve başka yapımlara da ilham vermişti. Aradan geçen zaman içinde ise yerli yapım sayısında ciddi artış oldu. Yerli yapımlar gişede pek çok Hollywood yapımına kafa tutar hale geldi. Bunun sonucunda ise yerli yapımların pazardan aldığı pay yüzde 50’lere ulaştı. Sinemia Kurucusu Rıfat Oğuz, bunu şöyle açıklıyor:

“Türkiye toplumunun Amerika ve birçok Avrupa ülkesi ile farklı kültürel özelliklerinin olması, yerli ‘blockbuster’ların, yani gişeye oynayan filmlerin diğer filmlere göre çok daha fazla reklam yapabilmesi, yerli film oyuncularının yabancı film oyuncularına göre daha popüler olması ve altyazısız filmlerin daha çok tercih edilmesi bu ilgiyi artıran unsurların başında geliyor.” Yaz döneminin yerli yapımlardan ziyade yabancı yapımların ağırlıkta olduğunu belirten Oğuz, bu yaz dönemi boyunca vizyona giren 88 filmin 71 tanesinin yabancı filmler olduğunu dile getiriyor.

EN ÇOK HAFTASONU İZLİYORUZ

Sinemaya giden profil oldukça çeşitli. Buna bağlı olarak da sinemaya gitme nedenleri de bir o kadar değişken. Mars Cinema Group Pazarlama Müdürü Ceyda Gökyıldırım bir filmin çok konuşulmasının merak uyandırabileceğini kaydediyor: “Diğer yandan filme göre değişkenlik gösterse de bugüne dek yaptığımız araştırma ve anketlere göre seyircinin film tercihlerinde alt yazı ve dublaj filmlerinin oranı eşit miktarda görülüyor.”

Gökyıldırım’m verdiği bilgilerden anlıyoruz ki, sinemaya gitmeyi en fazla pazar ve cumartesi günü tercih ediyoruz. Bu günleri cuma ve pazartesi takip ederken de en gözde seansların ise cumartesi ve pazar günleri akşamüzeri seansları, hafta içi ise akşam seansları olduğunu görüyoruz. Bunun yanı sıra en fazla izle-yiciye sahip şehir İstanbul olarak öne çıkıyor. Bunu sırasıyla Ankara, İzmir, Mersin, Kayseri. Antalya, Samsun, Adana, Bursa, Eskişehir, Konya ve Trabzon takip ediyor.

Gökyıldırım burada araya giriyor ve bir not ekliyor: “Bilet satışlarım etkileyen bir diğer unsur ise şehirlerde bulunan üniversiteler.”

ÇEKİM MERKEZİ OLMAYA ADAY

Türkiye sinema sektörü sadece gişede adından söz ettirmiyor. Yapılan yatırımlar sayesinde Türkiye, dünyanın sinema çekim merkezi olmaya aday. Nasıl mı? Örneğin geçtiğimiz günlerde Büyükçek-mece’de temeli atılan Midwood İstanbul Film Stüdyo Kompleksi ile… Avrupa’nın en büyük film platosu olan kompleksin yatırım miktarı, 825 milyon TL olarak açıklandı. 505 dönümlük arazide konuşlanacak olan komplekste 21 ayrı stüdyo ve 17 açık set alanı, 18 imalat atölyesi bulunması planlanıyor. Kompleksin açık alan çekim setlerinde ise Beyoğlu istiklal Caddesi, Cihangir Sokağı, Anadolu Kasabası Sokağı, Ege Sahil Kasabası Meydanı ve Sokağı, Cumhuriyet’in il yıllarının yaşandığı bir Anadolu Kasabası Meydanı, Osmanlı Devri İstanbul Sokağı ve Çeşmesi, Paris/ Viyana/ Roma Sokağı, Barcelona Kasabası, Los Angeles Rodeo Drive Caddesi, China Town, New York Harlem Sokağı ve Bir Arap Ülkesi Sokağı yer alacak.

TÜRKİYE BOLLYWOOD’DA

Bunların yanı sıra müzelerin, sinema salonlarının, sergi ve söyleşi alanlarının bulunduğu kültür üniteleri; dünyaca ünlü sanatçıların ve misafirlerin konaklayacağı beş yıldız ve ötesi hizmet veren konaklama tesisleri, anaokulundan üniversiteye kadar bir eğitim vadisi, çok amaçlı açık alan etkinlikleri, tematik eğlence parklarının ve yeme-içme ünitelerinin bulunduğu sosyal alanlar, dini tesisler, açık film platosu, ofisler, iki helikopter pisti ve tek motorlu uçakların inip kalkabileceği bir pistin de yer aldığı dev bir kompleksten bahsediyoruz.

Türk sinemasını yakından ilgilendiren bir diğer gelişmenin haberi de uzaklardan, Hindistan’dan geldi. 20-27 Ekim tarihlerinde düzenlenen “Mumbai Film Festivali”nin bu yılki konuğu Türkiye oldu. 10 Türk filminin izleyiciyle buluştuğu festivalde iki ülke arasında ortak yapımların önünü açacak pek çok temas gerçekleşti. Kısacası Türkiye’ye Bollywood kapıları açıldı.

Birol GÜVEN / TESİYAP Başkanı
Amerika’ya dizi satacağız

Mumbai’de düzenlenen festival için Hindistan’a giden TESİYAP (Televizyon ve Sinema Filmleri Yapımcıları Meslek Birliği) Başkanı Birol Güven, Türkiye’ye geldi ve ayağının tozuyla konuyla ilgili görüşlerini Para Dergisi ile paylaştı. Hindistan’ın yerli dizilerimiz için yepyeni bir market olduğunu ve şimdiden Adını Feriha Koydum, Fatmagül’ün Suçu Ne ve Küçük Ağa adlı 3 dizimizi aldıklarını ifade eden Güven’e bırakıyoruz sözü:

“Hindistan çok büyük bir market olduğu için önümüzdeki dönemde çok fazla dizi satacağımızı öngörüyoruz ama bizim amacımız dizilerin yanına filmlerimizi de koymak. Hindistan’da Bollywood dışı filmlerin şansı yok ama biz dizilerimizin açtığı kapıdan girmeye çalışacağız.

En büyük amacımız ortak filmler yapmak. Bunun için her iki ülke arasında bir ’co-production agreement” imzalanması için çalışmalar yapıyoruz. Hem orada hem de burada sinema sektörüne yönelik sosyal güvenlik ve vergi gibi alanlarda avantajlar peşindeyiz. Ülkemizi yapancı yapımcılar için cazip hale getirmeye çalışıyoruz. Kültür Bakanlığı bu konuda çok pozitif.

Yabancı yapımcılar için dünyanın en hızlı çekim izni veren ülkesiyiz. Benzer bir çalışmayı Latin Amerika ülkeleri için de yapacağız. Artık dünya çok küçük, her yerde film çekebilirsiniz.

Nerede yaptığınızın önemi yok, nerede tasarladığınızın önemi var. Filmi Roma’da da çekseniz, o bir Türk filmidir. Ortak yapım şeklinde yaparsak uluslararası başarı şansını daha da artırırız. Kültür endüstrisinin kapılarını sonuna kadar açmak ve ihracat rakamlarını artırmak bizim en büyük amacımız.”

Emin GÜNAL / Midwood İcra Kurulu Başkanı
“Budapeşte’ye değil Büyükçekmeceye…”

Projenin çıkış noktası aslında beş yıl öncesine dayanıyor. Geçtiğimiz günlerde yapılan temel atma törenine kadar geçen üç yıllık sürede ise bir dünya projesi olan Midwood’un bütün özelliklerini belirledik. 30 Ekim 2017 tarihine kadar projenin ilk etabını tamamlamış olacağız. Tüm projeyi ise 30 Ekim 2018’de bitireceğiz. Midvvood’un yol haritasında öncelikli olarak dünya sinemasına hizmet vermek var. Uluslararası dev yapımlar Türkiye’ye geldiğinde artık çekimler A’dan Z’ye bu dev komplekste gerçekleştirebilecek. Ve böylece hâsılat rekorları kıran bu yapımlarda Midvvood imzası da olacak. Sinema sektörü bireysel başarıların ötesinde dev bir endüstri ve bu endüstrinin de her şeyden önce altyapıya ihtiyacı var. Avrupa’nın en büyük film platosu ve dünyanın en önemlileri arasında olma özelliği taşıyan Midvvood, 825 milyon TL yatırımla 505 dönümlük arazide hayata geçiyor. Sinema, dizi ve reklam sektörünün ihtiyaç duyabileceği tüm ekipmanlar sağlayacağız. Platoda aynı anda 50 farklı yerde çekim yapılabilecek. Küçük bir örnek, başrolünde Tom Hanks’in oynadığı ve bir bölümü İstanbul’da geçen ‘Cehennem’ filmi içimizde bir yara. Film ekibi Yerebatan Sarnıcı için hazırladığı tüm dekoru Budapeşte’ye kurdu. Konu İstanbul ama set Budapeşte’de… Ve film ekibi Budapeşte’ye çekimler boyunca 28 milyon dolar bıraktı. İşte Midvvood hizmete girdiğinde bu tür yapımlar Budapeşte’te değil Büyükçekmece’ye gelecek.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir