Haberler

Avrupa’da zam üstüne zam geliyor

İKİ yıla yakın bir süre geçti, Covid’den kurtulamadık. En iyimser tahmin, bu hastalığın kaybolmayacağı, giderek zayıflayarak mevsimsel bir hastalık halinde yaşantımızda kalacağı yönünde. Henüz bu iyimser tahminden bile uzak olduğumuz kesin. Hastalık sadece milyonlarca can almakla kalmadı, bütün ülkelerin ekonomik düzenlerini bozdu, sağlık sistemlerini çökertme noktasına getirdi, zorunlu gıda maddeleri fiyatlarını yükseltti. Birleşmiş Milletler’in Gıda ve Tarım Teşkilatı FAO’ya (Food and Agricultural Organization) göre fiyat artışları, dünyada küresel ısınmadan kaynaklanan üretim düşüklüğünden, kötü hava şartlarından, ulaşım zorluklarından ve bazı üretici ülkelerin ihracat yasaklarından kaynaklanıyor. Biz de merak edip rastgele birkaç ülke seçerek inceleyelim dedik. Acaba bu ülkelerde gıda maddeleri ve yakıt fiyatları ne durumda:


Almanya

Dünyanın en iyi sağlık sistemlerinden birine sahip olduğu söylenen Almanya da, vatandaşını hem sağlık hem ekonomi açısından koruyamadı. Ülkede zorunlu tüketim maddeleri, yüksek sayılmaz. Bir somun ekmek 1.30 euro, bir litre süt 0.7 euro, bir kilo yerel peynir 9 euro, bir kilo elma 2.20 euro, bir kilo patates 1 euro, bir kilo pirinç 1 euro (Ülkede asgari ücret, ayda bin 585 euro). Ama Almanlar daha çok, yükselen oto parçaları ve yakıt fiyatlarından zarar gördüler. İthal edilen petrole ödenen bedel, bir yıl öncesine oranla yüzde 16.5 yükseldi. Oto parçaları yüzde 44 zamlandı. Artan fiyatlar, enflasyon oranını da son 28 yılın en yüksek seviyesine (bu yılın eylül ayı itibariyle yüzde 4.1’e) çıkardı. Almanya’da bu duruma “stagflasyon” deniyor (Hem enflasyon, hem de durgunluk anlamına gelen “stagnasyon” kelimelerinin karması). Almanların Google arama motorunda, en çok stagflasyon kelimesini aradıkları belirlenmiş. Çünkü daha önce böyle bir kavramı bilmiyorlardı.

Fransa

Taze besin maddeleri, geçen yılın ağustos ayına oranla yüzde 6.3 artış gösterdi. Bu rakam, temmuz ayında yüzde 3.8’di. Bazı kalemler ise aşırı fiyat artışına uğradı. Piliç ve irünleri yüzde 63, yemeklik yağ yüzde 28, şeker yüzde 10 arttı. Fransızların enerji faturaları, ağustos ayında yüzde 12.7 yükseldi. Kış aylarında talebin artmasıyla birlikte fiyat artış oranlarının da astronomik seviyelere çıkmasından korkuluyor. Fransızlar iki kişilik restoran yemeğine 50-60 euro, bir düzine yumurtaya üç euro, 1.5 litrelik suya 0.7 euro, bir kilo portakala 2.5 euro, bir kilo domatese 2.9 euro, bir kilo muza ve bir kilo soğana 2 euro ödüyor. Orta boy ithal otomobil 22 bin euro, benzinin litresi 1.5 euro. Fransa’nın enerjiden yana henüz bir sıkıntısı yok. Bir litre benzini, bir kilo soğandan daha ucuza alabiliyorlar. Ülkede asgari ücret; ayda bin 554 euro.

İtalya

Çizme’de minimum ücret diye bir şey yok. Sektörden sektöre değişiyor ve bunu sendikalar belirliyor. Ama ortalama saatlik ücretin kabaca 7 euro olduğu söylenebilir, örneğin dört kişilik bir ailenin ortalama masrafı, kira hariç, 2 bin 625 euro. Markalı bir fast food restoranda büyükçe bir menü 8 euro, ucuz restoranlarda üç kap yemek (ki buna tatlı dahil olmaz. Çorba, sıcak yemek, salata olarak düşünmek gerek) 15 euro, bir kilo sosis 17 euro, bir kilo armut 2.2 euro, bir kilo pirinç 1.9 euro, bir kilo portakal 1.8 euro, bir kilo patates 1.2 euro. Roma’da aylık ulaşım kartı 35 euro. 22 iş gününe bölersek günde 1.5 euro. Tek yönlü bilet de 1.5 euro. Aylık kartın avantajı işe gidiş-eve dönüşün de 1.5 euro olması. İtalya’da yıllık enflasyon, 1997’den 2002’ye kadar yüzde 1.7’ydi. Bu yılın ilkbahar ve yaz aylarında enflasyon eksiye bile düştü. Ama sonbaharda yüzde 1.3’e kadar çıktı. Benzin fiyatları ise Avrupa’nın en yüksek artışını gördü: Yüzde 15. Bu oran, bir ailenin araçlarını çalışır durumda tutabilmesi için yılda 324 euro daha fazla ödeyeceği anlamına geliyor. Italyanlar Dölce Vita’dan (Tatlı Hayat’tan) Vita Amara’ya (Acı Hayat’a) mı geçiyorlar, ne?

İspanya

İber yarımadasının en büyük ülkesi, biraz daha avantajlı. Gıda maddelerinin fiyatları fazla artmamış. Bir litre süt 0.78 euro, bir somun ekmek (yarım kilo) 0.99 euro, bir kilo pirinç 1.1 euro, piliçin kilosu 5.99 euro, bir kilo elma 1.73 euro, bir kilo muz 1.56 euro, bir kilo patates 1.15 euro, bir kilo soğan 1.7 euro. Aylık ulaşım kartı 40 euro, bir litre benzin 1.28 euro, bir Japon otomobili 21 bin 300 euro. Is-panyollar bir yaz elbisesine (ünlü markalardan alsalar bile) 28 euro ödüyor. Büyük kentlerin merkezlerinde bir oda, bir yatak odası dairenin kirası 642 euro, kent dışında 495 euro. Ortalama aylık gelir (vergilerden sonra) bin 354 euro (Zaten Ispanya’da rahat bir yaşam için ihtiyaç duyulan maaş bin 300 euro olarak hesaplanmış). En pahalı kentin başkent Madrid olduğunu düşünebilirsiniz. Ama değil. Madrid üçüncü. Birinci Bilbao, ikinci Barcelona. Bazı kaynaklar, bir ülkedeki fiyat artışlarını McDo-nalds fiyatlarıyla karşılaştırarak belirler. İspanya için böyle bir kıyaslama yapmak gerekirse, bir fast food combo Hamburger 2010’da 6 euro iken, 2020’de 8 euro’ya çıkmış. Bu artış, îspan-yollar için önemli bir sıçrama. İstatistiklerde 8 euro’luk fiyat s sütununun kırmızı gösterilmesi boşuna değil.

Belçika

Belstat adı verilen hükümetin istatistik bürosuna göre gıda maddelerinin fiyatları ortalama yüzde 13.7 arttı. Ama önümüzdeki yılda çok daha yüksek oranlarda artacağına kesin gözüyle bakılıyor. Şimdilik birkaç oran vermek gerekirse meyve yüzde 10, sebze yüzde 5, kahvaltı ürünleri yüzde 9, deniz ürünleri yüzde 5.5, kırmızı et yüzde 3.3 oranlarında arttı. Belstat, ülkede satışı olan 65 bin ürünün fiyatlarını inceleyerek istatistik çıkarıyor. Elde edilen rakamlar, komşu ülkelerden daha yüksek bir artışa işaret ediyor. Bir litre süt 0.94 euro, bir kilo patates 1.05 euro, bir kilo domates 2.16 euro, bir kilo peynir 14 euro, bir kilo muz 2 euro, bir kilo portakal 2.4 euro, bir kilo soğan 1.3 euro. Kira hariç dört kişilik bir aile 2 bin 856 euro’ya geçinebiliyor. Minimum ücret, bu yıl için ayda bin 624 euro. Bu rakamlar Belçikalılar için iyi değil.



İsveç

Pandemi başladığında aşı bile yapmadan sorunu, toplumsal bağışıklıkla çözmeye çalışan İsveç, ne kadar yanıldığını geç anladı. İklim değişikliği de bu ülkeye acımadı. İsveç, bu yaz olağan dışı bir sıcak yaşadı. Ormanlar yandı, mahsûl kurudu, çiftçiler, hayvanlarını besleyecek çok az yem bulunca onları mezbahaya erken gönderdi. Hammadde giriş maliyeti yüzde 40 arttı. Maliyetlerin önümüzdeki ilkbaharda daha da artması bekleniyor. Hükümetin baş ekono-misti Cari Eckerdal, “Yükselen maliyetler dö-, nemine giriyoruz. İşlenen gıdaların yüzde 60’ı, ülke içi üretimden geliyor. Bu durumda f market raflarını dolduracak kadar üretim ya-* pamayabiliriz” diyor. Benzinin litresi 17.2 lira (İsveç kronu ile Türk lirası neredeyse kafa kafaya). Oysa geçen senenin ekim ayında fiyat 14 liraydı. Biraz da besin maddelerine bakalım. Bir hamburger, patates kızartması ve içecek toplamda 80-130 kron arası. Kebap ve içecek 100 kron, markasız herhangi bir fast food restoranda karın doyurmak 70 kron, sosisli sandviç 35 kron, dondurmanın bir topu 40 kron, bir bardak taze meyve suyu 35 kron, bir pizza 170 kron.

Japonya

Japan Times’a göre halk, ekim ayında yüksek gıda fiyatlarıyla tanıştı. Perakende fiyatlar genelde yüzde 12 oranında arttı. Bir Japon, en ucuz restorandaki yemeğe 900 yen (100 yen, 8.1 Türk lirası), iki kişi orta halli bir restorandaki yemeğe 4 bin 860 yen, bir kapuçinoya 410 yen, bir litre şişelenmiş suya 330 yen, yarım kiloluk bir somun ekmeğe 216 yen, bir kilo pirince 505 yen, bir kilo kırmızı ete 2 bin 400 yen, bir kilo pilice 860 yen, bir kilo elmaya 720 yen, bir kilo muza 330 yen, bir kilo portakala 620 yen, bir kilo domatese 650 yen, bir kilo patatase 405 yen, bir kilo soğana 320 yen ödüyor. 85 metrekarelik bir apartman dairesinde oturan bir aile, elektrik, su, ısınma/serinletme ve çöp atımı için ortalama 22 bin 140 yen harcıyor (85 metrekare daire, bir Japon için geniş bir barınma alanıdır. Daireler, atılan çöpler için de miktarına göre bedel öderler). Halk, yerli üretim bir otomobile iki milyon 169 bin yen, ithal otomobile de iki milyon 700 bin yen karşılığında sahip olabilir. Benzinin litresi, yüzde 8’lik artışla 160.3 yen’e kadar çıktı. Sinema bileti bin 800 yen, bir çift erkek ayakkabısı 12 bin 200 yen. Tokyo kent merkezinde bir yatak odalı daireye 82 bin 600 yen, üç yatak odalı daireye 190 bin yen. Minimum saat ücreti 930 yen. Çocuğunuz hem Japon kültürü hem Batı kültürü ile tanışsın isterseniz, uluslararası bir ilkokula yılda bir milyon 700 bin yen ödemeniz gerekir. Bir otomobil parasının yarısından daha fazla.

Yeni Zelanda

Birkaç ay önce ülkenin başbakanı Jacinda Andern, pandemi döneminde bir ürünün çiftçiden markete, tam dokuz kat pahalanarak gittiğine dair şikayette bulunmuştu. Ama birşey yapamadı. İki kişi bir restoranda üçer tabak yemeği toplam 100 dolara yiyebilir (Bir Yeni Zelanda doları, 6.65 Türk lirası). Bir litre içme suyuna 8 dolar, bir litre süte 2.7 dolar öderler. Süt, sudan ucuz (Ülkede 27 milyona yakın koyun, 4 milyondan fazla inek bulunuyor. Ülke nüfusu 5 milyon). Yarım kilo ekmek 2.5 dolar, bir düzine yumurta 5.5 dolar, bir kilo kırmızı et 20 dolar (Büyük ve küçük baş hayvan bolluğu burada işe yaramıyor). Bir kilo peynir 11 dolar, bir kilo piliç 13 dolar, bir kilo elma 3.75 dolar, bir kilo muz 3 dolar, bir kilo domates 4 dolar, bir kilo patates 2.80 dolar, bir kilo soğan 2.45 dolar. Dört kişilik bir aile, 4 bin 800 dolara geçinebiliyor. Asgari saat ücreti, 20 dolar. Pandemi sonrası artan fiyatlardan dolayı saat ücretini geçen nisan ayında 1.10 dolar artırdılar. Benzin fiyatlarına gelirsek. Pandemi öncesi litresi 2.17 dolar civarında dolaşan fiyatlar, günümüzde 2.41 dolara kadar çıkmış.

ALEV RİGEL



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu