Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

2021’de Türkiye Ekonomisi

Ekonomistler, “Yatırımcıların gözü reformlarda olacak” diyor...

TÜRKİYE ekonomisi 202l’e Covid-19 pandemisinin getirdiği belirsizliklerle giriyor. Pandemide ikinci dalga, virüsün yeni mutasyonu ve ekonomideki kapanmanın etkileri endişeleri derinleştirirken, Covid-19’a karşı geliştirilen aşılar umutları yeşertiyor. Ekonomistlere göre 2021’de Türkiye ekonomisinin görünümünü Covid-19 salgınının seyri, aşılama çalışmaları, Avrupa Birliği ve ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırım kararlarının gelişimi, yapısal reformların hayata geçirilmesi belirleyecek. Türkiye’nin ekonomi, siyaset, demokratikleşme, şeffaflık, adalet ve hukukta yeni bir hikaye yazması gerektiğini belirten ekonomistler, yatırımcının gözü ve kulağının reformlarda olacağının altını çiziyor. Ekonomistler 2021’de döviz kurunda dengelenme yaşanacağı, dalgalanmanın azalacağı görüşünde birleşiyor. Pandemiyle yeni dünya düzeninde dijital dönüşümün eğitimden çalışma hayatına kadar her alana yayıldığına dikkat çeken ekonomistler, dijital dönüşüm sürecini çok iyi okuyanların fırsat penceresini aralayacağını ifade ediyor.


“YATIRIMCININ GÖZÜ REFORMLARDA”

Ekonomi yönetiminde yaşanan değişimin ardından Türkiye yeni reform dönemine kilitlendi. Dünyanın siyasi ve ekonomik bakımdan tarihi bir değişim sürecinden geçtiği şu günlerde “yeni dönem” mesajını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk olarak 11 Kasım’daki AK Parti Grup toplantısında verdi, ekonomi, demokrasi ve hukukta reform kararlılıklarını her fırsatta dile getirdi. Şimdi gözler atılacak adımlara çevrildi. Türkiye’nin yatırım ikliminde Covid-19 pandemisinin seyri kadar reformların da etkili olacağına dikkat çeken ekonomistlerin reform beklentileri adalet ve özgürlüklerin genişletilmesi, şeffaflık ve öngörülebilirliğin artırılması, eğitim ve istihdamda reformlar yapılması yönünde yoğunlaştı.

Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Öz, yatırımcıların gözü kulağının reform düzenlemelerinde olacağını vurguladı. Hükümet sistemi değişikliği sonrası beklenen uyum yasalarının iki yıla yakın süre geçmiş olmasına rağmen tamamlanmadığını dile getiren Prof, öz, “Eski sisteme ait yasalarla yeni hükümet sisteminin uygulanmaya çalışılıyor olması hukuk sistemi açısından yatırımcılar tarafından bir sorun olarak algılanıyor, öncelikle hukuk reformlarının, ardından vergi reformunun yapılması gerekiyor ve bekleniyor” dedi.

“GÜVEN ARTIRILMALI”

Türkiye’nin ekonomi, siyaset ve demoktratikleşmede ciddi reformlar yapması, yeni bir hikaye yazması gerektiğini dile getiren TOBB ETÜ IIBF işletme Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ramazan Aktaş, yeniden güveni artıracak önlemler paketine ihtiyaç olacağını söyledi. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova ise, yatırım ikliminin yabancıların Türkiye’nin ekonomik uygulamalarına, dış âlemle ilişkilerine, içerideki reformların gerçekleştirilme oran ve süresi ile yabancılara bakış açısına göre değişiklik göstereceğini vurgulayarak, bu hususlarda ilerleme kaydedilmesi halinde olumlu bir yatırım iklimi oluşacağını ifade etti. Prof. Arzova’ya göre reform gündeminde daha fazla bireysel hak ve özgürlükler, daha fazla demokrasi, etkin ve herkes için eşit bir adalet istemi, temel bilimleri esas alan bir eğitim sistemi, daha fazla serbest piyasa ekonomisi, piyasa dostu, ticari işletme dostu bir büyüme, iklim değişikliğine yönelik uyumlaştırma olmalı.

Kırıkkale Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun öztürkler de Türkiye’nin yüzde 4-5 düzeyinde istikrarlı bir büyüme düzeyini gerçekleştirmek için iş yapılabilirlik ve yatırım ortamının her alt alanında iyileştirmeler için ayrıntılı bir reform programına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Prof. Öztürkler, “Bu doğrultuda, ekonomik ve politik özgürlüklerin genişletilmesi ve güvenceye alınması ve fikir ve sanat haklarının korunması başta olmak üzere, vergi siteminin güncellenmesi, sosyoekonomik ve politik kurumlarm güçlendirilmesi ve bağımsız kılınması ve kamu personel rejimin liyakati esas alacak biçimde revize edilmesi gerekiyor. AB ile ilişkilerdeki belirsizliğin azaltılması ve göçmen sorununun kalıcı bir çözüme kavuşturulması Türkiye’de ekonomik istikrara büyük katkı sağlayacaktır” dedi.

AB VE ABD İLE İLİŞKİLER

İstanbul Kültür Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın’a göre adalet ve özgürlüklerin genişletilmesi ile şeffaflık ve öngörülebilirliğin artırılması reformlardan genel beklentilerin özeti. Yatırım kararında faiz oranı ve gelecekte elde edilmesi beklenen karın da etkili olduğu görüşünde olan Alçın, faiz konusunda seyri enflasyonun belirleyeceğini vurguladı. Alçın, “Bir yıllık bir perspektifte dalgalanmalar olsa da genel olarak yatay bir seyir bekleyebiliriz. Gelecekte elde edilmesi beklenen kar ise risk algısıyla ilgili. Türkiye’nin 2021’de yeni ABD yönetimi ve mevcut AB yönetimiyle ilişkilerinin seyri yatırım ikliminin yönünü belirleyecek. Pandeminin bahar aylarında etkisini azaltması da yatırım iklimini besleyebilir” ifadelerini kullandı.

Yeni ekonomi yönetiminin piyasaya daha yakın, piyasadaki arz talep dengesini daha çok kolladığını dile getiren Altınbaş Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Alkin ise, “Yerlisi ve yabancısı bunu olumlu buluyor. Ancak tek başına yetmez. Reform denildiğinde bunun içini dolduran adımlar atılmalı. Bunlar, adalet, özgürlükler ve eğitim alanındaki atılımlar olmalı. Bankacılık ve vergi reformu zaten yapılmalı. Bunlar yapılırsa işlerin düzeleceğini düşünüyorum” diye konuştu.

“BAZI SEKTÖRLER HAREKETLENECEK”

Prof. Dr. Ramazan Aktaş’a göre 2021’nin öne çıkacak sektörlerini Covid-19’un seyri belirleyecek. Aşı etkili olursa 2020’de salgından olumsuz etkilenen sektörler olumluya dönecek. Turizm sektöründe canlanma yaşanacak, ulaştırma, haberleşme, havacılık, perakendecilik sektörleri canlanacak. Müşteriye birebir hizmet veren sektörler, (barlar, kafeler, restoranlar vb.) hareketlenecek. 2020’de pandemiden olumlu etkilenen sektörlerde ise performanslar bir miktar azalacak. Aktaş, “Pandemide eğitimde online eğitimin ne kadar önemli ve gerekli olduğu ortaya çıktı. E-ticaretin önemi görüldü. Yatırımlarda dijitalleşmeye önem verilmeli. Gerekirse, ‘çalışanları evden nasıl çalıştırabilirim’ diye düşünerek firmalar yatırım yapmalı. Türkiye olağanüstü bir dönemde sağlık sektörünü nasıl ayakta tutulabileceği gibi şeyleri düşünmeli. Aşı ile ilgili çalışmalara ağırlık verilmeli. Yeni tedarik zinciri içinde yer almamız için yeni bir strateji geliştirmemiz gerekecek” dedi.

2021’de pandeminin seyrine göre tüm sektörlerde kademeli bir toparlanma olacağını belirten Prof. Alkin, bazı sektörler erken toparlanırken, kuyum ve mücevherat, ulaştırma, uzay ve havacılık sanayi gibi bazı sektörlerin ise daha geç toparlanacağını vurguladı.

“YATIRIMLAR ARTACAK”

Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi İİBF öğretim Üyesi Prof. Dr. Üstün Dikeç, yürütme organınca 2021’de alınması gereken önlemlerin gerçekleştirilmesi ve yeterli dış finansman bulunması koşuluyla yatırımlarda artış görülebileceğini vurgulayarak, ancak AB ve ABD’nin Türkiye ile ilgili olumsuz görüş ve eylemlerinin yabancı yatırımları azaltacağını ifade etti. Özellikle Doğu Asya ülkelerinin Türkiye’de ağırlıklı olarak otomotiv ve sanayi sektörlerindeki yatırım kararları ve uygulamalarının yatırım iklimini olumlu etkileyeceğini dile getiren Dikeç, “Teşvik tedbirleri ve iç talep nedeniyle inşaat, tarım, turizm ve ulaştırma sektörlerinde yatırımlar artabilir. Sanayi ve hizmetler sektörlerinde ise ılımlı yatırımlar gerçekleştirilecektir” dedi.

Prof, öz, piyasalardaki belirsizliklerin azalmasıyla 2021’de yatırımların da artacağını ifade ederek, özellikle bilişim, yazılım, enerji sektörlerinde ciddi yatırımlar olacağını kaydetti. Anadolu Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa özer ise, 2021’de tedarik zincirlerini güçlendirecek ve bilişim ve teknolojiye dayalı yatırımlarda artış olabileceğini vurgulayarak, ancak yatırım ortamının tamamen ABD ve olası AB yaptırımlarının seyrine göre şekilleneceğini dile getirdi. Ostim Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek de 2021’de ihracatçı sektörler, yüksek teknolojili sektörler ve iç pazarda Kanal İstanbul gibi projeler sebebiyle çimento sektörünün öne çıkacağı görüşünde.

“DALGALANMA AZALACAK”

En çok merak edilenlerden biri de 2021 yılında döviz kurunun seyrinin ne olacağı. TCMB’nin başta rezervler olmak üzere daha ihtiyatlı politikalar izleyeceği mesajları verdiğine dikkat çeken ekonomistler, 2021’de dövizde bir dengelenme yaşanacağı, dalgalanmanın azalacağı görüşünü dile getiriyor. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker’e göre 2021’de döviz kuru 2020’deki kadar dalgalı bir seyir izlemeyecek. Bir iki atak dışında genel seyir fazla hareketli olmayacak. Prof, özer’e göre ise 2021’de dövizin seyri TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın taahhüt ettiği para ve kur politikalarını ne kadar uygulayıp uygulayamacağı-na bağlı olacak. Kısa vadeli sermaye girişleri söz konusu olduğunda dövizin bugünkü düzeyde tutulma olanağı olduğunun altını çizen Özer, dış kaynak girişleri olmaması halinde döviz kurunun yine artış yönünde hareket edeceğini vurguladı. Prof. Alkin sözü verilen reformlar hayata geçirilmeye başlarsa, döviz kurunun 2021’de daha mutedil seyredeceği görüşünde. Döviz kurunun seyrinde TCMB’nin izleyeceği stratejinin ve faiz silahının nasıl kullanılacağının belirleyici olacağını vurgulayan Prof. Aktaş, “Faiz silahının ne kadar kullanılacağı döviz kurunun seyrini belirleyecek. Rahatlatıcı bir faiz oranı uygulanmalı” dedi.

“TAHMİN YAPMAK ZOR”

Prof. Arzova, sıkı para politikası uygulanırsa döviz kurunda artışın sınırlanabileceğini belirterek, 2021 sonu için nokta atış kur tahmini yapmak için çok erken olmasına karşılık 8.30-8.50 aralığında bir kurla karşılaşılacağı öngörüsünü paylaştı. Prof. Öz dolar kurunun 2020’yi 7.90 TL seviyesinde kapatacak gibi göründüğünü vurgulayarak, 2021’de dolar kurunun 8.50 TL civarında olmasının beklendiğini dile getirdi. Prof. Dikeç, son bir iki yıldır doların diğer para birimleri karşısında değer kaybederken, aralarında Türkiye’nin yer aldığı üç ülkede değer kazanmayı sürdürdüğüne dikkat çekti. 2021’de dolar/TL’nin 7.50-8.50 aralığında gerçekleşeceği öngörüsünde bulunan Dikeç, euro/TL’nin 9.50-10.00 aralığında, sterlin/TL’nin 10.30-10.60 aralığında gerçekleşeceği düşüncesinde olduğunu söyledi. Prof. Alçın’ın 2021 sonu dolar kuru beklentisi 9.00 TL, euro kuru beklentisi 11.00 TL düzeyinde.

Gedik Portföy Fon Yönetim Müdürü Eral Karayazıcı ise, önümüzdeki 3-6 aylık vadede yüzde 5-7 kadar daha doların dünyada değer kaybını sürdürebileceği görüşünde. Dolar TL özelinde 2021 ilk çeyrek içinde 6.85-7.00 gibi bir seviyenin de test edilmesinin mümkün olduğunu belirten Karayazıcı, “Dövize yönelenler için kurdaki nominal kayıp kadar önemli risk olası yatay seyrin süresi. Eğer dolar TL beş ay süre ile değer kaybetmez ama yukarı da gitmezse bu TL bazında yüzde 7 getiriden mahrum kalarak reel kayba uğramak anlamına gelecektir. Var olan bilgi seti ile lokal risklerin de durağan kalacağını varsayarsak 2021’in ilk yarısında dolar/TL’nin 7.70 üzerinde kalıcılık sağlamasının güç olduğunu ağırlıklı fiyat aralığının 7.15-7.65 olabileceğini düşünüyorum” dedi.

BÜYÜME BEKLENTİLERİ

2021’e pandeminin ikinci dalgasının yarattığı belirsizliklerle girildiğine dikkat çeken ekonomistler, bu belirsizlik ortamında tahminlerin de güçleştiğine işaret etti. Prof. Yülek, kurda toparlanma olacağı, emtia fiyatlarında yukarı yönlü risk olmadığı, kredi büyümesinin sınırlı tutulacağı, ihracat pazarlarında mutedil bir canlanma olacağı, net dış talebin büyüme üzerinde katkı yapacağı varsayımıyla 2021 sonu büyüme beklentisini yüzde 3 olarak ifade etti. Prof. Yülek 2020 genelinde büyüme tahminini ise yüzde 0.2 daralma ile yüzde 0.36 büyüme olarak kaydetti. Prof. Arzova, 2021 açısından Türkiye’nin uyumlu bir para ve maliye politikası eşliğinde yüzde 4-5 aralığında büyümeyi yakalayacağı görüşünde. 2020 için beklentisinin hep pozitif bir büyüme olduğunu anımsatan Arzova, son gelen verilerle 2020 sonu büyüme beklentisini yüzde 0.7-1 aralığına yükselttiğini kaydetti. Prof. Alkin büyük bir talihsizlik yaşanmazsa 2021’de Türkiye ekonomisinin yüzde 4-5 aralığında büyüyeceğini tahmin ediyor. 2020’yi az da olsa pozitif bir büyüme ile kapatma olasılığının yüksek olduğunu söyleyen Prof. Özer, “Zaten PMI ile sanayi üretimi ve perakende hacim endeksleri de son çeyrek büyümesinin artacağını ve yılı yüzde 0.5-1 arası bir oranda büyüme ile kapatabileceğimizi gösteriyor. 2021’de ise Türkiye ekonomisinin yüzde 3.5-4 aralığında büyüyeceğini öngörüyorum” dedi.

“YÜZDE 9 ENFLASYON SÜRPRİZ OLMAZ”

Ekonomistlere göre enflasyonun seyrinde izlenecek para ve kur politikaları ile beraberinde yürütülecek reformlar ana belirleyici olacak. Kredi büyümesi, emtia fiyatları, kuraklık gibi faktörler de enflasyonun seyrini belirleyecek. Prof. Arzova, 2021 için yüzde 7.4 olan enflasyon beklentisi medyanın henüz TCMB tarafından revize edilmediğini belirterek, “Ancak hem kuraklık etkisi hem de önceki yıldan bozulan enflasyon beklentisinin de etkisiyle benim beklentim yüzde 9-11 aralığında enflasyon. Ancak TCMB nin enflasyonla kararlı şekilde mücadele etmesi neticesinde yüzde 9’a yakın bir enflasyonla karşılaşılması sürpriz olmayacaktır” dedi.

Prof. Yülek ise kurda toparlanma olacağı, emtia fiyatlarında yukarı yönlü riski olmadığı ve mevcut ekonomi yönetiminin kredi büyümesini sınırlı tutacağı varsayımıyla 2021 enflasyon beklentisini yüzde 9 olarak açıkladı. 2020 Kasım’da yıllık enflasyonun yüzde 14.03’e yükseldiğini belirten Yülek, Aralık’ta TÜFE aylık enflasyonunun en az yüzde 1.8 olacağı varsayımıyla, 2020 TÜFE enflasyonunun yüzde 15.2’ye ulaşacağını öngördü.



2021 yılsonu enflasyon beklentisinin tamamen uygulanacak para ve kur politikaları ile ilintili olduğunu dile getiren Prof. Özer, yüksek faiz ve düşük kur politikası ile enflasyonda göreceli olarak bir azalma görme olasılığı olduğunu vurguladı, özer, “2021 sonunda yüzde 10’lar civarında kalan bir enflasyon olası. 2020 sonu için de yüzde 15’e ulaşan bir enflasyon beklemekteyim” dedi.

Prof. Dr. Abuzer PINAR / İstanbul Gedik Üniversitesi Rektör Yardımcısı
“2021’de ekonomide toparlanma olacak”

2020 küresel salgın nedeniyle zorlu geçti. 2020 düşük de olsa pozitif bir büyüme ile kapatılacak gibi görünüyor. Önümüzdeki yıl küresel ortamın pozitife dönmesi halinde Türkiye ekonomisi yüzde 4 civarında büyüyebilir. Büyüme üzerindeki en önemli kısıt salgındaki gelişmelerle beraber sıkı para politikası olacak. Mevcut duruşun kuru gevşetmesiyle maliyetlerde de bir düşüş olması beklendiğinden, bu baskı hafifleyebilir. Ekonomik büyüme ile beraber cari açıkta büyüme de gündeme gelecek.

Prof. Dr. Murat YÜLEK / Ostim Teknik Üniversitesi Rektörü
“Dövizde dengelenme süreci yaşanabilir”

2021’de dövizin seyrini büyük ölçüde ekonomi yönetimine duyulan güven belirleyecek. 2020’de Türkiye ekonomisinden önemli ölçüde döviz çıkışı oldu. Bunda bono ve hisse senedi piyasası kadar özellikle özel sektörün net dış borç ödeyicisi olması önemli rol oynadı. Sonuçta, Türkiye’de özel sektörün net dış yükümlülükleri 2020’de ciddi ölçüde azaldı TCMB yeni yönetimi rezervler hususunda ve genel olarak daha ihtiyatlı politikalar izleyeceklerinin altını çizen mesajlar veriyor. 2021’de dövizde bir dengeleme süreci yaşanması ve dalgalanmanın azalması senaryosu daha ağır basıyor. Türkiye’nin reform gündeminde her şeyden önce ekonomik istikrar olmalı.

Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ / TOBB ETÜ İİBF İşletme Bölümü B
“Ekonomi 2021’de yüzde 4 büyüyebilir”

Covid-19’da ikinci dalga nedeniyle yeniden kapanma olmasaydı 2020 yılı tümünde yüzde 1-2 büyüme rakamı gelebilirdi. Kapanmanın etkisiyle 2020’de yüzde 0.5 ile yüzde 1 arasında büyüme performansı bekliyoruz. 2021’de büyüme performansını Covid-19’un seyri, dünyadaki gelişmeler belirleyecek. Bir diğer faktör ise erken seçim yapılıp yapılmayacağı olacak. Her şey kötü gidecek olursa büyüme yüzde 1-2’ler civarında olur. Her şey yolunda gider, ufukta bir politik belirsizlik olmazsa, dünya ekonomisinde büyüme yaşanırsa, bizim de doğru politikalar uygulamamız halinde Türkiye ekonomisi 2021 yılında yüzde 4 civarında büyüyebilir.

Prof. Dr. Ersan ÖZ / Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi
“2021’de yüzde 5 civarında büyüme bekliyorum”

2021’de Türkiye ekonomisi, Covid-19’un seyri, aşı çalışmalarının başarısı ve Avrupa Birliği, ABD gibi ülkelerin Türkiye’ye yönelik yaptırım kararlarının gelişimini bekleyecek. 2021’de salgının gelişimine bağlı olsa da büyüme oranının yüzde 5 civarında olacağını tahmin edebiliriz. 2020 enflasyonunun yüzde 14 civarında olması muhtemel. Faizlerin piyasanın da beklentisi doğrultusunda bir süre daha yukarı yönlü seyretmesini normal karşılıyoruz.

Prof. Dr. Mustafa ÖZER / Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Para ve kur politikaları kilit önemde”

2021’de Türkiye ekonomisinin görünümünü etkileyecek dört temel gelişme var. İlki pandemi ile mücadelede alınacak yol. İkincisi, ABD’nin CAATSA yaptırımları ile başlayan uluslararası yaptırımların AB yaptırımları ile devam edip etmeyeceği.

Üçüncüsü dış politikada ortaya çıkabilecek yeni olumsuzluklar. Dördüncüsü ise içerde bir erken seçim olup olmayacağı. Gayri safı yurt dışı finansman ihtiyacı dışında 100 milyar doların üzerinde taze döviz girişine gereksinim olacak. Bunu ihracat ve turizm gelirleri ile karşılamamız Avrupa’da normalleşmeyle ilgili belirsizlikler nedeniyle mümkün görünmüyor. Geriye sıcak para girişleri kalıyor. Bu da büyük ölçüde yüksek faiz düşük kur politikasının yaşama geçirilme olasılığını artırıyor. Bu nedenle, para ve kur politikaları, ekonominin seyrinde kilit öneme sahip olacak.

Prof. Dr. Burak ARZOVA / Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Aşılamanın seyri ve etkinliği ana belirleyici”

Covid-19’a karşı aşılama çalışmalarının seyri ekonomi için ana belirleyici olacak. Avrupa Birliği Türkiye’ye uygulanması muhtemel yaptırımları Mart sonuna erteledi ve ABD ile birlikte çalışılacağını söyledi. Doğu Akdeniz konusunda Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilim çözüm yoluna girmezse, 2021’de AB ile zor bir süreç yaşanabilir. Trump göreve gelir gelmez AB ile yürütülen Serbest Ticaret Anlaşması’ndan çekilmişti. Şimdi yeni Başkan Biden’ın AB ile müzakereye geri dönmesi büyük ihtimal. AB ile yakınlaşma Türkiye’ye yönelik ortak hareket etme ihtimalini artıran bir süreç. Geçen süreçte en büyük hedefimiz Gümrük Birliği Anlaşması’nın revizyonu ve Türkiye’nin AB tarafından yapılacak serbest ticaret anlaşmalarında söz sahibi olabilmesinin yolunun aranması olmalıydı.

Prof. Dr. Harun ÖZTÜRKLER / Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi
“2021’de yüzde 2-3 büyüyebiliriz”

2021’de Türkiye ekonomisinin seyrini, mikroekonomik düzeyde tüketici ve yatırımcı davranışları ve Covid-19 sürecinin nasıl gelişeceği, ABD yaptırımları, AB ile ilişkilerin nasıl gelişeceği, Suriye başta olmak üzere jeopolitik gelişmeler ile Hazine ve Maliye Bakanlığı ve TCMB’nin ekonomi politikaları tercihleri belirleyecek. Türkiye’nin 2020’yi yüzde 0.5-1.5 aralığında bir büyüme ile kapatacağını, 2021’de ise yüzde 2-3 aralığında büyüyeceğini öngörüyorum.

Prof. Dr. Üstün DİKEÇ / KTO Karatay Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi
“Yüzde 2’nin üstünde büyüme yakalanabilir”

2020’yi yaklaşık yüzde 1 büyüme ile kapatacağımız görüşündeyim. 2021’in ilk iki çeyreğinde küçük de olsa ekonomi olumlu yönde seyredecek ve ikinci çeyreğin sonunda toparlanma olacak. İki ana etkeni mercek altına almalıyız. Covid-19 ve uluslararası dış ticaret savaşları. Bunların yarattığı cari açık, işsizlik, düşük ekonomik büyüme, enflasyon, girdiler konusunda dışa bağımlılık ile döviz ve emtia fiyatlarındaki değişmeler ekonomimizi belirleyecek. 2020’deki ekonomiyi etkileyen gelişmeler nedeniyle 2021’in ilk yarısında düşük fakat olumlu bir büyüme olacağı, ikinci çeyreğin sonundan itibaren yüzde 2’nin üstünde büyüme yakalayacağımız görüşündeyim.

Prof. Dr. Murat ŞEKER / İstanbul Üniversitesi Öğr. Üyesi
“Paradigma değişimleri yaşanmalı”

2021’de kısmi bir toparlanma bekliyorum. Ekonominin seyrinde pandemi ana etken olmaya devam edecek. Dünyada yoksulluğun artması bekleniyor. Türkiye’de de ekonomide kısmi toparlanmaya rağmen yoksulluk ve işsizlik sorununun devam edecektir. 2020’de yüzde -0.5 ile artı 0.5 arasında, 2021’de ise 2-3 bandında bir büyüme oranı bekliyorum. Pandeminin etkisi azalırsa, büyüme oranı daha yüksek bir düzeyde gerçekleşebilir. Türkiye’nin reform gündeminde ekonomi yönetimindeki bağımsız olması gereken alanlarda ilerlemelerin sağlanması, adalet, yoksullukla ve işsizlikle mücadele ilk sıralarda gelmesi gerekiyor. Paradigma değişimleri yaşanmalı.

Prof. Dr. Emre ALKİN / Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Türkiye dijital dönüşümü ıskalamamalı”

Bir numaralı önemli mesele borç. Dünyada ciddi bir borç sorunu var. Borç artık alanın değil, verenin derdi. İkincisi işsizlik. Pandemiyle dijital dönüşümün tam içine düştük. Kendini tekrarlayan işleri yapay zekanın yapacağı ortaya çıktı. Bu işsizliğin habercisi oldu. Makineleşmeyle binlerce kişinin çalıştığı firmalar, yüzlerce kişinin çalıştığı firmalara dönüştü. Gelişmekte olan ülkelerde eğitim seviyesi dijital dönüşüm için elverişle değil. İktidarlar eğitim seviyesini yükseltmek yerine mega projeler ve inşaat yapmış. Dolayısıyla mezun olanların büyük kısmı gelecekte işsiz kalacaklar. Bu açmazdan çıkmak için dijital dönüşüm 2021’de ve önümüzdeki yıllarda önemli gündem maddesi olacak. Türkiye bu değişimi ıskalamamalı.

Prof. Dr. Sinan ALÇIN / İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi
“İlk çeyreği dalgalı seyirde yaşayacağız”

Türkiye ekonomisi 2021’e pandeminin ikinci dalgasının getirdiği belirsizliklerle giriyor. Her koşulda 2021 ilk çeyreğini dalgalı bir ekonomik seyirde yaşayacağız. 2020 dördüncü çeyrekte ve yılsonunda yüzde 1-2 arası bir büyüme görebiliriz. 2021 yılı ilk çeyrekte negatif büyüme büyük bir olasılık. Pandeminin etkilerinde ortaya çıkacak olası azalmayla ikinci çeyrekle birlikte yılsonuna doğru uzanan kademeli bir büyüme artışı görebiliriz. 2021 yılsonu büyüme tahminim yüzde 4 seviyesinde.

Prof. Dr. Mustafa Necat COŞKUN / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Ekonomik istikrarı sağlayıcı adımlar atılmalı”

2021 ekonomik olarak zor bir yıl olacak. Enflasyonun 2020’yi yüzde 15’in üzerine çıkarak gerçekleşmesi yüksek olasılıkta. 2021’de ise tek hanelere inme ihtimali görülmüyor. Enflasyonun 2021 sonunda yüzde 12-15 aralığında gerçekleşeceğini öngörüyorum. 2020 yılının ekonomik büyümesinde belirleyici olacak son çeyrek verileridir ve muhtemelen yüzde 2’nin üzerinde gerçekleşecektir. 2021 için ekonomik büyüme beklentim yüzde 4-5 aralığında. İşsizlik oranı 2020 yılında istihdam azalmasının etkisiyle yüzde 12-13 aralığında kalacaktır.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA



Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu