Cumartesi , Haziran 24 2017
Anasayfa / İş Fikirleri / Yeni İş Alanları – Yeni İş Fikirleri

Yeni İş Alanları – Yeni İş Fikirleri



Türkiye’de organik sektörüne yönelik yapılacak projeler.

Gıda sektörüne yönelik organik ürünlere yatırım yapanlar kazançlı çıkacak. Kerevitin,karidesin,hindinin , yünün,yemin,keçinin , istiridyenin,angusun , süttozunun organiğini üretin, daha çok para kazanın. İşte kazancı çok, riski az organik girişim projeleri

organik-tarim-projeleri-nelerdirAYNI anlama gelen üç ayrı sözcük dizisi: Organik, ekolojik, biyolojik tarım… Geleceğin beslenme tercihini belirleyecek bu ifadeler için şimdi daha çok ‘organik tarım’ sözcüğü kullanılıyor.

Doğa yanlısı bilim insanlarına göre doğrusu ‘ekolojik tarım’ olacak. Bu ifade ‘doğal çevreyle uyumlu tarım’ demek.

Ekolojik tarım, yaşayan her türden organizmanın sürdürülebilir çevreyle ilişkisini yeniden hayata geçiriyor, insanlığa daha sağlıklı bir gelecek vaat ediyor. Bir bakıma kimyasal gübre, pestisid ve GDO’lu tohumların tarım faaliyetlerinde kullanılmadığı bir özlemin ifadesi bu.

İnsanlık uzun süre yattığı derin uykudan bir türlü uyanamadı maalesef. Bu beklentiyi günümüzde teknik olarak hayata geçirmek pek de kolay görünmüyor aslında.

Örneğin, zamanında kurtarıcı olarak sunulan bir tarım ilacının insanlığın başına ne dertler açtığım dünya kamuoyu hala unutmuş değil.

Düne kadar adeta kutsanan DDT (dichloro diphenyl trichloroethane) içeriğine sahip tarım ilaçları 1970’lerde yasaklanmasına rağmen yaratılan toksik etki günümüzde hâlâ devam ediyor.

Bir mucize olarak sunulan böcek öldürücü bu ilacın yıkıcı kimyasal içeriği tarım topraklarından tamamen temizlenebilmiş değil. Çeşitli kanser türlerinin DDT’yle bulaşık topraklarda yetiştirilmiş ürünlerden sonra arttığına ilişkin çok sayıda bilimsel veri var.

Buna rağmen günümüzde sistemik yolla insana geçen sentetik zehirler inadına çoğalıyor. Bugün çok daha etkili kimi kimyasallar üretim için neredeyse birer zorunluluk olarak takdim ediliyor. Bu zorunluluğun nedeni ise daha hızlı ve daha yüksek üretim düzeylerine ulaşabilmek!

Küresel ölçekte tırmanan nüfus ve gıdaya olan aşırı talep burada en büyük etken. Hızla kirlenen gezegenimizde bugün 7 milyar insan yaşıyor. Projeksiyonlar 2050’de bu sayının 10 milyarı geçeceğini gösteriyor. Çok değil bundan 200 yıl önce dünya nüfusunun 2 milyar olduğu düşünülürse bu tablo korkutucu bir geleceğin işareti.



Aşırı kirlenme ve GDO’lu ürünlerin hafife alınması, doğal ortamların sentetik unsurlarla yok edilmesi müthiş bir gelişme. İşte bu yüzden ekolojik tarım bugün hiç olmadığı kadar önemli hale gelmiş durumda. Dünya ekonomisindeki göreceli büyüme, gıda talebini şaşırtıcı biçimde tetikliyor üstelik.

Gıda sektöründe hiç bir dönemde olmadığı kadar talep artışı var. Gıda talebi 2050 yılına kadar en az yüzde 70’in üzerinde artacak. Aynı eğilim ülkemiz için de söz konusu.

Peki sağlıklı nesiller için şimdiden önlem alıp organik ürünleri endüstri boyutuna taşımak mümkün mü? Daha da önemlisi, ekolojik koşullarda hızlı ve ekonomik yetiştiriciliğin teknolojik sırları neler? Türkiye’de en azından bir ‘perma kültür’ bilinci geliştirilebilir mi? Ve tabii ‘ekolojik tarım’ gelişen gıda talebini nasıl karşılayabilecek?

Kısacası tek bir yol görünüyor: Uygun ortamlarda ‘endüstriyel ölçekte doğal ürün yetiştiriciliği’ yapmak! Buna kapalı ya da açık tüm tarımsal ortamlar dâhil.

işte dergimizin bu haftaki kapak konusu bu: Geleceğin en cazip işlerini sadece bu perspektiften ele alıp size ufuk açacak 12 orijinal girişim projesinden bahsedeceğiz.

Her şeyden önce ülkemizin iklimi ve konumunun bizi bu konuda dünyada öncü yapabileceğine inanıyoruz. Yurtiçin-de bu yeni anlayışa dayalı tüm ihtiyaçlar karşılanırken, ihracatta da Türkiye organik tarımın 1 numaralı ülkesi olabilir diye düşünüyoruz.

Amerika’da 1990’larda başlayan bu akım çeşitli sertifikasyon kuruluşlarının desteği ve hükümetlerin teşvikleriyle önemli iş kollarından biri haline geldi. Şimdi hızla tüm dünyaya yayılıyor.

Ortaya konan kıstaslar arasında doğallığı korunmuş toprak en önemli unsur. Azot bağlayıcı bakterilerden, simbiyotik canlılara kadar her şey bu doğal hayatın bir parçası.

Hayat kaynağı toprak ve suyun istenmeyen unsurlardan arındırılması ise organik yaşamın ilk temel kuralı…

işte bu noktada toprak ve canlı rotasyonuyla yapılan kapalı ya da açık ekolojik tarım faaliyetleri dünyanın ilgisini çekiyor, hassas kontroller altında organik yetiştiricilik giderek endüstriyel hale geliyor.

Tüm bu faaliyetlerin yanı sıra ekolojik tabanlı karasal ve denizel canlıların çiftlik ortamlarında yetiştiriciliği de gündemde. Bu konuda akla hayale gelmeyen yeni nesil yaklaşımlar yarınların kanıksanan sıradan işleri haline gelecek. Biz şimdilik ağırlıklı olarak toprağa bağlı bitkisel tarımı değil, daha çok hayvansal yetiştiriciliği inceleyeceğiz.

Lütfen özet halinde sunulan aşağıdaki önerilerimizi not edin, sanal ortamlarda araştırın. Daha geniş açıklamalar için aşağıdaki eserleri oııline sipariş edebilir, burada kısaca verilen bilgileri daha da zenginleştirebilirsiniz: Amerikalı Ann Larkin Hansen tarafından hazırlanan ‘The Organic Farming ManuaP ve Mari-a Rodale tarafından kaleme alınan ‘Organic Manifesto’ başlangıç için size oldukça yardımcı olacaktır.

Ayrıca 6-9 Ağustos 2012 tarihleri arasında bu kez Ankara Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek ‘ 16. AGRO-TECH Uluslararası Tarım ve Tarım Teknolojileri Fuarı’nı ziyaret etmeyi unutmayın. Orada dünyadaki son gelişmeleri görecek, organik tarım konusunda ufkunuzu daha da genişleteceksiniz…






Bir yorum

  1. TATLI PATETES NASIL NERDE TOHUM SORUNUNU NASIL ÇÖZERİZ ACABA ?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir