Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / TCMB’den kararlı adımlar ve duruş

TCMB’den kararlı adımlar ve duruş



Piyasalar TCMB’nin gardım test etmeyi sürdürüyor. Gelecek aylarda açıklanacak enflasyon verileri TCMB’nin en ciddi sınavlarını vereceği günler olabilir. Merkez Bankasının kararlılığı doların ateşini düşürebilir…

24 OCAK’TA gerçekleşen TCMB Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından çıkan, gecelik borç verme ve geç likidite penceresi borç verme faizlerinde artış kararı kurlardaki tansiyonu düşürmeye yetmedi. Kararın açıklandığı Salı günü ve Çarşamba günü dolar uluslararası piyasada kan kaybederken, TL bu süreçte zayıf kalarak, yurtdışından gelecek olası bir negatif etkiyle ateşin tekrar yükselebileceğinin mesajını da verdi. Nitekim Cuma günü açıklanması beklenen Fitch kararının stresi ve doların uluslararası piyasadaki son günlerdeki kaybının bir kısmını telafi etmesiyle birlikte Cuma günü dolar/TL 3.90’m üzerini test etti.

TCMB SIKILAŞTIRMA ÖNLEMLERİNİ ARTIRIYOR

Kurlardaki yukarı yönlü ivmenin kınlamaması TCMB’nin önlem alma sıklığını ve aldığı önlemlerin şiddetini artırmaya devam ediyor. Bu önlemlerin kurlarda istikrar sağlanana kadar devam edeceğini düşünüyoruz. 24 Ocak’taki PPK toplantısında aldığı kararları ve sonrasında devamı gelebilecek hamleleri değerlendirme için öncelikle bu toplantı öncesinde alman kararları hatırlamakta fayda var. TCMB ilk olarak 10 Ocak 2017’de likiditeyi bir miktar sıkarak TL değerini yükseltmek amacıyla Bankalararası Para Piyasası’nda bankaların borç alma limiti 40 milyar TL civarından 22 milyar TL’ye indirildi. Bununla birlikte döviz likiditesine katkı sağlamak için Yabancı Para Zorunlu Karşılık Oranları tüm vadelerde 50 baz puan indirildi.

Bu adımlar etkili olmayınca 12 Ocak 2017’de 1 hafta vadeli repo ihaleleri durduruldu, böylece sistemin fonlama maliyeti yukarılara çekilmeye başlandı. Bu adımı desteklemek için 13 Ocak 2017’da daha önce 40 milyar TL’den 22 milyar TL’ye düşürülen Bankalararası Para Piyasası’nda bankaların borç alma limiti 11 milyar TL’ye indirildi. Bu adıma ek olarak da gerekli görülen günlerde Borsa İstanbul bünyesindeki repo pazarlarında TCMB tarafından yapılan fonlama tutarı sınırlandırılabileceği açıklandı. Bu süreçte bankalara likidite ihtiyaçlarını TCMB’nin Geç Likidite Penceresi (GLP) borç verme faiz oranından limitsiz olarak karşılayabilmeleri mümkün olduğu hatırlatarak ortalama fonlama faizinin daha da artırılabileceği mesajı verildi. Geç likidite penceresi borç verme faiz oranının bir ceza mekanizması olmaktan çıkarılıp, günlük politika aracına dönüştürülmesi ile TCMB aslında koridorun üst sınırının artık, gecelik borç verme faizi değil, burası olduğunu işaret etmiş oldu.

PİYASALARIN TESTİ SÜRÜYOR



Tüm bu hamlelere rağmen kurda istenilen dengenin sağlanamaması nedeniyle 17 Ocak 2017’de Türk Lirası ve döviz likiditesi yönetimindeki esnekliğin ve araç çeşitliliğinin artırılması amacıyla Türk Lirası Depoları (Mevduat) Karşılığı Döviz Depoları (Mevduat) piyasasının açılmasına karar verildi. Piyasanın işlerlik kazanabilmesi için de yüzde 8 TL faizi ile başlanan ihalelerde faizler ve sağlanan döviz likiditesi kademeli bir şekilde artırıldı. 204 Ocak’taki PPK toplantısının ardından da bu süreç devam etti .ve Cuma günü kurlarda görülen hareketin neticesinde 1 hafta vadeli döviz depo ihalesinde TL faizi yüzde ll’e yükselirken, miktar da 1 milyar dolara yükseldi. Gelen talep ise 1.93 milyar TL oldu. 24 Ocak’taki toplantıda ise borç verme faiz oranı 75, geç likidite penceresi faiz oranı da 100 baz puan artırılarak sırası ile yüzde 9.25 ve yüzde 11 seviyelerine getirildi.

Tüm bu önlemleri özetleyecek olursak TCMB, gerek yaptığı faiz artışı ve fonlama kompozisyonuyla gerekse aldığı diğer önlemelerle TL’yi kolay satılabilir para birimi olmaktan çıkarmaya çalıştığını görüyoruz. Tüm bu sıkılaştırma önlemlerine karşın, piyasanın TCMB’nin gardım test etmekten vazgeçtiğini söylemek çok mümkün görünmüyor. Gelecek hafta açıklanacak enflasyon verisi ve hatta gelecek birkaç ayda açıklanacak enflasyon verileri TCMB’nin en ciddi sınavlarını vereceği günler olarak kayda geçebilir. Kur geçişkenliğinin düşük talep nedeniyle sınırlı olacağı varsayımının ne kadar gerçekçi olduğu ve işlenmemiş gıda enflasyonunun seyri bu açıklanacak enflasyon verilerinden takip edilecek. Gelecek birkaç ayda manşet rakamın çift hanelere ulaşma ihtimali hiç kimse için sürpriz olmasa da buralarda kalıcı olup olmayacağı bu birkaç içinde açıklanacak enflasyon rakamlarına bağlı. Bu nedenle faiz, kur ve hisse senetlerinde iskonto faktörü açısından bu dönemin en kritik verisinin enflasyon rakamı olduğunu düşünüyoruz.

Borsa İstanbul, faiz ve kur ayrı telden çaldı

Geçtiğimiz hafta kurlardaki hareketler piyasadaki stresi yansıtırken, BIST’in de güçtü konumunu devam ettirmesi bir anomali oluşturdu. Bu dönemde faizler ise daha stabil bir görünüm sergiledi. Her ne kadar BIST geçtiğimiz hafta kurlardaki yükselişlere rağmen güçlü kalmış olsa d3 temkinli olunması gerektiğini düşündüğümüz seviyelerde olduğumuzu düşünüyoruz. Önceki haftalarda da değindiğimiz üzere BIST’in küresel ve yerel ölçüde geçtiğimiz aylarda bahsettiğimiz birçok riskiavarlığını halen koruyor olması nedeniyle kalıcı bir trende girmesini beklemiyoruz. Bu nedenle en azından önümüzdeki birkaç aylık dönemde makul getiriler yakalandığında kar realizasyonu yapmanın ve yeniden alım için bu belirsizliklerin zaman zaman oluşturacağı türbülanslarm beklenmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz.

Kararlı duruş görüldü

Geçtiğimiz haftaki PPK toplantısında alınan faiz artışı kararları piyasa tarafından yeterli görülmese de TCMB’nin sonraki günlerde gerek fonlama kompozisyonundaki değişikliklerle ağırlıklı ortalama fonlama faizini yüzde 9.25’teki koridorun yeni üst bandının da üzerine yüzde 10.30’a kadar çıkarması, gerekse döviz depo işlemlerinde yüzde 11 TL faizi ile 1 milyar dolarlık döviz depo ihalesi açması karalığının bir göstergesi oldu. Bu nedenle Cuma gününün ilk yarısında 3.90’ın üzerini test eden dolar/TL’nin günün ikinci yarısında ateşinin düştüğünü gördük. Her ne kadar daha kalıcı önlemler yerine günlük politika araçlarıyla müdahale ediliyor olsa da TCMB’nin faiz artışının hemen ardından fonlama maliyetlerini daha da yukarılara çekmekte ve likiditeyi daha fazla sıkmakta gösterdiği kararlılık, başta doların uluslararası seyri olmak üzere içeride ye da dışarıda yeni bir şokla karşılaşılmazsa TL’de bir miktar rahatlama görülebilir.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir