Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Sıkılaştırıcı dönem nisan-mayıs aylarında başlayabilir

Sıkılaştırıcı dönem nisan-mayıs aylarında başlayabilir



FED’in faiz artışının zamanlaması konusunda 2015’in ilk çeyreği ve ikinci çeyreği, piyasada tahmin edilen en popüler zaman dilimleri. Bizim tahminimiz de nisan ya da mayıs ayında bu sürecin başlayacağı yönünde. Bu yeni dönem ‘sıkılaştırıcı’ bir süreç olacak…

sikilastirici para politikasiSON dönemin en önemli FED toplantılarından biri daha geride kaldı. Geçen haftaki Açık Piyasa Komitesi toplantısının ardından FED, faizlerin uzun süre daha düşük seviyelerde kalacağını tekrarladı ancak bu sefer bu kavramın mekanik bir süre ifade etmediğini açıklamaya çalıştı.

Toplantıdan çıkan en önemli sonuç ise bizce FED üyelerinin gelecek dönemlerdeki faiz oranlarına ilişkin beklentilerinde artış olması. Piyasada faizler konusunda önceki tahminlere göre bile iyimser bir fiyatlama yapılırken, FED’in tahminleri daha da yukarıya çekmesi FED ile piyasa beklentisi arasındaki farkı daha da açtı.

Faiz beklentilerindeki artışın daha düşük büyüme tahminlerine göre yapılmış olması da FED’in faizleri artırırken kriterlerim daha düşük hedeflere göre belirleyeceği şeklinde yorumlandı. 2015 sonu için tahmin edilen yüzde 1.375 (önceki tahmin 1.125) faiz için yılın ilk yarısı içinde faiz artış sürecinin başlayacağı tahmin ediliyor. Bu nedenlerle FED uzun süre ifadesini tekrarlasa da açıklamanın ana fikrinde faiz artışının yılın ilk yarısında yapılacağı var. Bunun yanı sıra önceki toplantıda ifade dilen kurumlara ters repo imkanı tanınması fikri de yakın bir zamanda uygulamaya gireceğe benziyor. Bu yüzden açıklamaları “faizler daha uzun süre düşük seviyelerde kalacak” şeklinde yorumlamamak gerekiyor. Yılın geri kalanındaki son iki toplantıdan birinde (29 Ekim ve 17 Aralık) faiz artışı konusunda daha belirgin bir politikaya geçileceğine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Bu nedenle dolar FED açıklaması sonrasında uluslararası piyasada değer kazanmaya devam etti.

HAZIRLIKLI OLMALI

ABD ekonomisinde ve global konjonktürde çok önemli bir değişim olmadığı sürece FED’in tahvil alım programını sonlandır-dıktan sonra -çok uzun bir süre beklemeden- faiz artış sürecine geçeceğinden neredeyse kimsenin kuşkusu yok. Beklentilerdeki farklılaşma ise bu sürece geçişin tarihi ve sürecin hızı konusunda yaşanıyor. Faiz artışının zamanlaması konusunda 2015’in ilk çeyreği ve ikinci çeyreği, en popüler zaman dilimleri. Beklentilerin çok büyük bir bölümü bu zaman dilimine yayılmış durumda.

Bizim tahminimiz de nisan ya da mayıs ayında bu sürecin başlayacağı yönünde. Piyasada faiz artış sürecini geçen yıl-sonunda başlayan ve muhtemelen önümüzdeki ay son dilimi de kaldırılacak olan tape-ring süreci (tahvil alım programının azaltılma süreci) ile kıyaslama eğilimi çok fazla. Ancak bizce bu doğru bir yaklaşım değil. Tahvil alım programındaki azaltım süreci genişlemenin devam ettiği, sadece hızın azaldığı bir dönemken, faiz artış süreci ile başlayacak ve muhtemelen diğer önlemlerin de devreye girerek devam edeceği yeni dönem “sıkılaştırıcı” bir süreç olacak. Bu nedenle yeni sürecin olumsuz etkileri, faiz hassasiyeti olan ve dış kaynağa ihtiyacı olan ülkelerde çok daha belirgin olacak.

FED üyelerinin faiz beklentilerinde de anlaşılacağı üzere faiz artışı kademe kademe birkaç yıla yayılacak şekilde devam ederek faizler 2017 yılında yüzde 3.50-4.00 aralığına gelmiş olacak. Bu yeni süreç doların uluslararası piyasadaki değerine de destek olacak. Bu nedenle diğer veriler sabit kaldığında doların birkaç yıl sürecek bir yükseliş trendi başlatması muhtemel görünüyor.



Dolar endeksi dokuz yıllık trendi zorluyor

Amerikan Dolart’nı; Euro, İngiliz Sterlini, Japon Yeni, İsviçre Frangı, Kanada Doları ve İsveç Kronu’ndan oluşan bir sepete göre değerleyen dolar endeksi, FED’in genişlemeci politikadan, sıkılaştırıcı politikaya geçişe hazırlandığı son aylarda hızlı bir yükselişe geçti. Bu yükselişte FED’in sıkılaştırıcı sürece hazırlanması kadar başta Avrupa ve Japonya merkez bankalarının genişlemeci politikalara devam etmesi de etkili oldu.

Bu yükselişle dolar endeksi son dokuz yıllık dönemdeki düşüş trendini de zorlamaya başladı. Endeksin şu an test ettiği 85 seviyesi bu açıdan kritik. 85 seviyesinin üzerine çıkılması ve buranın üzerinde tutunulması durumunda başlayan yükseliş, yeni bir ivme daha kazanabilir. Bu nedenle önümüzdeki günlerde buradaki hareketi yakından takip etmek gerekiyor.

Gelişmekte olan ülkeler negatif ayrışmaya devam edebilir

Euro ve Japon Yeni’nin yanı sıra gelişmekte olan ülke para birimleri de dolar karşısında zayıf seyretmeye devam ediyor. Buradaki zayıflığın ana nedeni de FED’in politikaları. Ancak Euro ve Yen’den ayrışan kısım, bu ülkelerin merkez bankalarının genişlemeci hamleler içinde olması değil. Bu ülkelerinin bir bölümünün yüksek borçluluk oranları bir bölümünün de büyüme için dış kaynağa ihtiyaç duymaları. Borcu ve cari açığı yüksek olanlar ise bu ülkeler içinde en dezavantajlı olanlar. Türkiye ise kamu borcu çok yüksek olmasa da yüksek özel sektör borcu ve yüksek cari açıkla bu süreçten olumsuz etkilenen ülkeler arasında listenin üst sıralarında yer alıyor. Bu süreçte içeride devam eden faiz tartışmaları, kredi notuna ilişkin endişeler, jeopolitik risklerin artması ve siyaset ile kurumlar arasında bir süredir devam eden gerginliğin azalmaması gibi etkenler de TL üzerindeki baskıyı artırıyor.

Dolar/TL’de yukarı potansiyel devam ediyor

Dolar/TL tarafında aşağıda çok güçlü desteklerin oluştuğunu ve FED faiz artış süreci ile bu desteklerin kademeli olarak yukarıya çekildiğini düşünüyoruz. Mevcut konjonktürde aşağıda olumlu havalar yakalansa bile 2.17/2.19 aralığının yeni dip çalışması için kullanılacağını düşünüyoruz.

Yılsonu dolar/TL hedefimiz 2.23/2.25 aralığı iken, 2.25 üzerine olacak hareketlerin volatilite artışına neden olacağını, kalıcı olunmasa bile kısa sürede 2.30/2.35 civarına bir hareket olabileceğini düşünüyoruz. Özetle yılın son çeyreğindeki atmosfer dolar/TL’yi 2.30/2.35 bandına taşıyabilecek olsa da yılsonu kapanışı için henüz hedefimizi değiştirmiş değiliz.

Yılsonu için 2.25 civarını baz almaya devam ediyoruz. Yılın son bölümü için 2.25 civarını beklerken, önümüzdeki yıl en azından ilk altı aylık dönemde bu seviyelerin yeni dipler olabileceğini ve yükselişin zamana yayılarak devam edeceğini düşünüyoruz.

Doların değerlenmesi altını da baskılıyor

Doların değer kazanma sürecinin etkisinin etkilediği bir başka yer de altın fiyatları. Altın, hem faiz artışı hem de doların değer kazanmasıyla ters orantılı bir yapıya sahip. Bu süreç devam ettiği sürece yani faiz artış hikayesi fiyatlara tam anlamıyla girene kadar, altmda kalıcı bir yükseliş beklememek gerekiyor. Mevcut düşüş trendi içinde zaman zaman tepkiler olsa da bu tepkilerin mevcut konjonktürde yükselen trende dönüşme ihtimali çok zor. Bu süreçte kırılan her desteğin yeni güçlü direnç olarak takip edilmesi ve bu seviyelerin yeni satış fırsatı olarak değerlendirilmesi daha doğru olur. Teknik olarak 1.240 ilk güçlü direncimiz olmakla birlikte 1.275 dolar orta vadede geçilmesine çok düşük ihtimal verdiğimiz seviyemiz. Aşağıda ise bu seviyelerin altmda kalındığı sürece 1.160/1.180 dolar aralığı ve o bölgede oluşacak baskı ile biraz daha altındaki rakamlar gündeme gelebilir.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir