Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

Risk iştahı baskı altında

GÜNLÜK bazda ciddi vaka artışlarının yaşandığı ve salgının ilk zamanına kıyasla ikinci dalgayı çok daha zor koşullar altında geçiren Avrupa’da ekim ayı içerisinde tedbirlerin alındığı ve gelişmelere bağlı olarak bu tedbirlerin sıkılaştırıldığı izlendi. Ancak alınan tedbirlere rağmen salgının yayılmasının ve günlük bazda ciddi vaka artışlarının önüne geçilemediği görülürken, ekim ayının son haftasında Avrupa’da tekrar karantina dönemi başladı. Fransa, artan koronavirüs vakaları nedeniyle 30 Ekim itibariyle sokağa çıkma kısıtlaması kararı aldı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron iki haftalık süreçte olumlu gelişmeler olması durumunda önlemlerin gözden geçirileceğini açıkladı. Almanya Başbakanı Angela Merkel, koronavirüs salgınında durumun çok ciddi olduğunu belirtti. Merkel, virüsün yayılma hızının yüksek olduğunu ve katlanarak ilerlediğini ifade etti. Başbakan Merkel 2 Kasım’dan geçerli olmak üzere yeni karantina önlemleri konusunda eyalet yönetimleriyle anlaştıklarını söyledi.


Gündeme gelen bu karantina uygulamaları ile vaka sayılarındaki artışa bağlı olarak gündemde kalmaya devam eden salgın kaynaklı endişeler, küresel risk iştahı üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Alman sıkı tedbirler ve sokağa çıkma yasakları da ekonomik toparlanma konusundaki belirsizlikleri gündeme taşıyor. ABD’de Covid-19 salgınındaki vaka artışları 41 eyalette yükselmeye devam ederken, salgının başlangıcından bu yana günlük bazda rekor vaka artışları görülüyor.

Yurtiçinde de vaka artışları ve bu taraftaki uyarılar devam ediyor. Yılın son çeyreğinde başta Avrupa olmak üzere küresel çapta salgın kaynaklı gelişmeler piyasalar ve risk iştahı üzerinde belirleyici olacaktır. Salgın kaynaklı gelişmelerin yanında aşı çalışmalarıyla ilgili gelişme ve haber akışları da küresel piyasaların takip edeceği konu başlıkları arasındaki yerini korumaktadır.

MERKEZ BANKALARI ÖN PLANA ÇIKABİLİR

Vaka sayılarındaki artışlar mevcut durumda Avrupa’da sıkı tedbirleri gündeme getirirken, dünya genelinde vaka artışlarının sürmesi tedbirlerin yeniden genele yayılmasına yol açabilir.

Ayrıca salgın kaynaklı endişelerin artış kaydetmesi riskli varlıklar üzerinde baskı oluştururken, küresel talep ve harcama eğilimleri üzerinde de etkili oluyor. Son dönemdeki gelişmeler ve artan riskler, mayıs ayından itibaren küresel ekonomilerde gözlenen toparlanmanın gücü ve devamlılığı konusundaki korkuları ve belirsizliği artırıyor. Piyasalarda ekonomik toparlanma konusundaki endişelere bağlı olarak küresel çapta merkez bankaları destekleyici adımlarını ve söylemlerini sürdürmeye devam edebilecektir. Piyasalarda daha güvercin mesajlar ve ekonomileri desteklemeye yönelik adım beklentileri son haftalarda güç kazanırken, son haftalarda merkez bankası başkanlarının ekonomik toparlanma üzerindeki belirsizliklerin ve risklerin arttığı yönündeki vurgular da bu beklentileri genel olarak destekliyor.

Ekim ayının son haftasında gerçekleşen toplantısında Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz oranlarında değişikliğe gitmedi ancak ECB Başkanı Lagarde, karar sonrasında yaptığı açıklamalarda ekonominin beklenenden daha hızlı ivme kaybettiğini söyledi. Lagarde Aralık toplantısı için tüm araçların gözden geçirileceğini söyledi. Merkez bankaları ve hükümetlerin önümüzdeki süreçte parasal ve mali adımlar risk iştahının seyri üzerinde etkili olacak temel gelişmeler arasında yer almaktadır.

ABD’DEKİ SEÇİM SONUÇLARI ÖNEMLİ

Demokratların Başkan Adayı Joe Biden son anketlere göre seçim yarışında rakibi ABD Başkanı Donald Trump’ın önünde kalmaya devam ediyor. Ancak 2016 yılındaki seçimleri dikkate aldığımızda anketlerin yanıltıcı olabileceği göz önünde bulundurulmalı. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında dönem dönem değişen ve “salıncak eyalet (swing State)” olarak nitelendirilen eyaletler seçin sonuçlarını belirleyecek. 3 Kasım’da gerçekleşecek başkanlık seçimlerinin ardından ilk sonuçlar küresel piyasalarda volatiliteyi artırıp, ilk fiyatlamalarda sert hareketler yaşanabilir. Seçim sonuçlarına ilişkin tartışmaların olması durumunda başta hisse piyasaları olmak üzere riskli varlıklarda satış baskısının artış kaydettiği görülebilir. Ancak en nihayetinde seçim süreci geride kaldıktan sonra ABD’nin seçilen başkanın eylemleri ve açıklamaları piyasalara yön vermeye devam edecektir.

Gerek Trump gerekse Biden’ın seçilmesinin ardından piyasaların dikkati ekonomiyi desteklemeye yönelik atılacak adımlara ve salgın kaynaklı belirsizliklere kayacaktır. Son haftalarda koronavirüs salgınının olumsuz etkileri azaltmak adına gündemde olan ve ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi arasında görüşmelerin gerçekleştirildiği ekonomik destek paketi konusunda anlaşmaya varılamadı. Teşvik paketinin büyüklüğü üzerinde uzlaşma sağlanamazken, olası bir destek paketinin seçim sonrasına kaldığı değerlendiriliyor. Seçim sonrasında teşvik paketine ilişkin beklentiler yeniden güç kazanacak olup, paketin büyüklüğü ekonomik toparlanmanın ivmesi ve risk iştahının seyri açısından önemli olacaktır.

SİYASİ GELİŞMELER YAKINDAN İZLENİYOR

Ekim ayının son bölümlerinde Türkiye ve Fransa arasındaki tansiyon artış kaydetti. Geçen hafta Başkan Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada Fransız mallarına boykot çağrısı yaptı. Türkiye’nin başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkeleri ile ikili ilişkileri yurtiçi piyasaların gündeminde yer almaya devam edecektir. Bu tarafta Doğu Akdeniz’deki gelişmeler ve Avrupa’nın bu konudaki tutumu belirleyici olacak. Avrupa tarafındaki gelişmelerin yanında Türkiye’nin yakın coğrafyasında da önemli gelişmeler yaşanıyor. Bir süredir Azerbaycan ve Ermenistan arasında çatışmalar yaşanırken, bölgede tansiyon yüksek kalmaya devam ediyor. Son haber akışlarında ise Azerbaycan’ın iki Ermeni savaş uçağını düşürdüğü yer alıyor. Bölgedeki gerilim ve tansiyon yüksek seyrederken, Türkiye sürecin en başından itibaren Azerbaycan’ın yanındaki net duruşunu ve desteğini sürdürüyor.



Ekim ayının son grup toplantısında konuşan Başkan Erdoğan, “Suriye sınırımız boyunca ülkemize yönelik tehditlerin artarak sürdüğünü görüyoruz. Buralardaki tüm teröristler hattın dışına çıkarılmazsa, harekete geçmek için meşru sebebe sahip olduğumuzu tekrarlıyorum” ifadelerini kullandı. Avrupa ve doğu sınırındaki gelişmelerin yanında güney sınırlarımızdaki gelişmeler de takip edilecektir. Son olarak ise ABD’deki başkanlık seçimleri sonucunda yeni başkanın kim olacağı ve ABD-Türkiye ilişkilerinin seyri de yurt içi piyasalar açısından kritik önemde olacaktır. Tüm bu siyasi ve jeopolitik endişeler Türkiye’nin risk priminin yüksek seyretmesine yol açtığı görülürken, bu taraftaki gelişmeler TL varlıkların seyri üzerinde etkili olacaktır.

Kur cephesindeki fıyatlamalar ön planda

22 Ekim’deki PPK toplantısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz oranlarında değişime gitmemesinin ardından kur cephesindeki gözlenen yukarı yönlü seyir, ekim ayının son bölümünde de devam etti. Küresel risk iştahındaki zayıflama, gelişmekte olan ülke varlıklarına başta olmak üzere riskli varlıklara olan ilgiyi azaltırken, güvenli liman talebiyle doların küresel çapta güç kazanmasına neden oluyor. Dolardaki değer kazanımına ek olarak yurtiçinde artan siyasi/jeopolitik riskler ve yüksek seyreden risk primi kurlarda yükseliş eğiliminin korunmasına katkı sağlıyor.

28 Ekim Çarşamba günü TCMB yılın son Enflasyon Raporu toplantısını gerçekleştirdi.Toplantıda TCMB, yüzde 8.9 seviyesindeki sene sonu TÜFE enflasyon tahminini yüzde 3.2 puanlık artışla yüzde 12.1’e çekti.TCMB Başkanı Murat Uysal, toplantının soru-cevap bölümünde bankanın sıkılaşma eğilimi içerisinde olduğunu, politika faizi dahil gerekli tüm adımların atılabileceğini belirtti. Kurlarda devam eden yükseliş eğilimine bağlı olarak 30 Ekim Cuma günü BIST Repo-Ters Repo Pazarı’ndaki fonlamanın sıfırlanacağını açıkladı. Parasal sıkılaşmanın devam ettiği görülürken, küresel risk iştahındaki seyir ve yurtiçindeki gelişmeler kur cephesindeki fiyatlamalar üzerinde belirleyici olacaktır. Ayrıca 3 Kasım Salı günü açıklanacak ekim ayı enflasyon rakamları da yakından izlenecek.

BIST-100 Endeksi son haftalardaki kazançlarını sildi

Eylül ayının son bölümünden itibaren BIST-100 Endeksi’nde yukarı yönlü bir seyir izlenirken, son günlerde endekste satış baskısının artış kaydettiği ve son haftalardaki kazançların geri verildiği görülüyor. Salgın kaynaklı endişeler nedeniyle küresel hisse piyasalarında yaşanan sert kayıpların yanında yurtiçinde siyasi/jeopolitik endişeler ile kur cephesindeki yükselişler Borsa İstanbul’da satıcılı bir fiyatlamanın yaşanmasına neden oluyor. TCMB’nin faiz kararının ardından endekste gözlenen düzeltme hareketleri küresel çaptaki güç kaybının etkisiyle ekim ayının son bölümünde de devam etti. Son haftada hız kazanan satışlarla önemli bir destek bölgesi olarak izlediğimiz 1.141-1.135 bölgesi ile 1.122 desteğini kıran BIST-100 Endeksi ekim ayını 1.112,37 puandan tamamladı. Eylül sonundan itibaren oluşan kazançlarının neredeyse tamamını geri veren BIST-100 Endeksi’nde satıcılı seyrin devam etmesi ve 200 günlük üssel ortalama [1.097] altında kapanışların görülmesi halinde 1.085-1.064 ve 500 günlük üssel ortalama [1.053] destek olarak önem kazanacaktır. 500 günlük uzun vadeli ortalama altında satışların yeniden hız kazandığı ve 1.000 puan ve altındaki seviyelerin gündeme gelebileceğini değerlendiriyoruz. Risk başlıklarında ve kurlarda artan tansiyonda bir iyileşme görmeden endekste zayıf seyrin devam edebileceğini göz önünde bulundurarak olası yükselişlere karşı temkinli yaklaşılması yararlı olacaktır. Yükselişlerde kısa vadede 100 günlük üssel ortalama [1.123] ile 1.135-1.141 aralığı direnç olarak takip edilebilir. 1.141 üzerindeki kapanışlarda tepki alımlarının bir miktar güç kazandığı görülebilir. Bu durumda 1.155-1.170 ve 1.182 seviyeleri direnç konumunda bulunmaktadır.

ONURCAN BAL



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu