Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

Reel piyasalar kurun oturmasını bekliyor

Dolar kurundaki hareketlilik ihracatçıdan ithalatçıya, sanayiciden tüccara tüm kesimleri etkiliyor, öngörülemeyen kur piyasaların ‘bekleme’ moduna geçmesine neden oldu. Öte yandan, kurların hızlı inişi de riskli görülüyor…


Y1LBAŞINDAN bu yana TL’nin yüzde 40’a yakın değer kaybı, piyasalardaki dengeleri bozdu. Doların beklenmedik oranda değer kazanması bir yana, kısa süreli iniş çıkışlar da piyasa aktörlerini etkiliyor. İthalatçıdan ihracatçıya sanayiciden tüccara tüm kesimler, kurların öngörülebilir ‘stabiF olmasıyla sıkıntıların azalacağını düşünüyor. İhracatçılar ve turizmciler, kurların yükselmesiyle gelirlerini artırıyor ama onlar da artan maliyetlerden şikayetçi. İthalat ağırlıklı firmalar arzı kısarken, nihai tüketiciye ürün satanlar ise kur artışlarını etiketlerine yansıtmaktan imtina ediyor. İş insanlarının asıl sıkıntısı ise piyasalarda yayılan spekülasyonlar. Kurun daha da yükseleceğine spekülasyon ve söylentiler piyasaları ‘bekleme’ moduna alıyor.

İHRACATLA DENGELİYORLAR

Kur artışı Türkiye’nin en büyük ihracatçı sektörü hazır giyim ve tekstildeki dengeleri bozmuş durumda. Son altı aydır iplik satıcıları TL’den dolara dönerken bu durum hammaddecilerle üreticileri karşı karşıya getirdi. Buna karşın ihracatta güzel gelişmeler var. Tekstil sektörü son 12 ayda 10.6 milyar dolarlık ihracat ile son dört yılın rekorunu kırmış durumda.

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, artan kur seviyelerinin maliyetleri yükselttiğini, ancak sektörün ihracatçı yapısı nedeniyle gelirlerini de artırdığını belirtiyor. Sektörün 2018’i yüzde 9-10 artışla 11.5 milyar dolar civarında ihracatla tamamlamayı öngördüklerini vurgulayan Öksüz, “Mevcut pazarlarımızda ihracatımızı artırdığımız gibi hayata geçirdiğimiz projelerle yeni pazarlara açılmaya başladığımız bir 12 ay oldu. 2018 sonuna kadar ihracatımız bu seviyede artmaya devam ederse tekstil ve hammaddeleri sektöründe ihracat rekoruna ulaşacağımıza inanıyorum” diye konuşuyor.

İÇ PİYASADA BEKLENTİ

Tekstil ve hazır giyim sektörü için madalyonun bir yüzünde ihracat rekoru; bir yüzünde ise kurlar nedeniyle artan maliyetler var. Maliyetler özellikle 300 milyar dolarlık hacmi bulunan iç piyasada durgunluğa neden oluyor. İhracattaki artışla iç piyasadaki daralmayı dengelemeye çalıştıklarını belirten öksüz, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“BOTAŞ’ın geçtiğimiz günlerde elektrik üretimi için kullanılan doğalgazın fiyatına yüzde 49.5 zam yapması üretim maliyetlerini olumsuz etkiliyor. Enerji maliyetleri tekstil ve hammaddeleri sektöründe toplam maliyetlerin yaklaşık yüzde 15-20’sini oluşturuyor. Doğalgaz ve elektriğe yapılan son zamların sektörün toplam maliyetlerini yüzde 3-5 yukarı çekmesi öngörülüyor. Oynak kurlarla, genelde de yükselen kurlarla pozisyon almaya çalışıyoruz, ihracatçı sektör olmamız nedeniyle kur bizleri daha az etkiledi. Ama iç piyasada daha çok zorlanıyoruz. TL ile çok uzun vadeli satışlar artık mümkün olmamakta, iplik gibi hammaddeler artık bu nedenle dolarla satılıyor. Ortalamada yüzde 50 dövizle girdisi olan bir sektör bunu yapamıyor. Ya risk alarak 1-2 ay gibi kısa vadelerle fiyat verebiliyoruz ya da müşteriye 6-7 ay tanıyıp ama döviz ödemeli istiyoruz. Mecburen iç piyasada bir daralma yaşanacak. Daha çok ihracata yönelerek bu sıkıntıyı bertaraf ederiz. Sektörün dış satışı içeriye göre biraz daha artacak.”

“DALGALI DENİZDEYİZ”

ihracatla maliyet artışlarını telafi etmek isteyen hazır giyim-cilerin iç piyasada da tüm perakendeciler gibi en büyük sıkıntısı, AVM’lerdeki günlük kurla belirlenen kiralar. Yılbaşından bu yana yüzde 40’a yakın artan kurlar aynı oranda kiralara artış olarak yansımış durumda. AVM’lerle bu konuda anlaşamayan perakendeciler verimsiz mağazalarını kapatma yoluna gidiyorlar.

Safari Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Ratip Veysi, “Türkiye’de dövizle kredi kullanmak sınırlandı ama AVM’lere dövizle kira veriyoruz. Bu konuya da bir an önce çözüm getirilmesi lazım” diye konuşuyor. Yaşanılan dönemi dalgalı bir denize benzeten Veysi, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bu dalgalı denizde gemiyi herkes dengede tutmaya çalışıyor. Sermayeniz güçlü olursa dalgalı denizde yol alabilirsiniz. AVM’lerdeki kira sorununu çözecek bir mekanizma kurulmalı. AVM’ler sizi dinler gibi yapıp çoğu zaman geçiştiriyorlar. Ekonomik parametrelere bakarsanız yüzde 15’i bulan enflasyonun birkaç puan üstünde bir kur artışı olmalı. Bu öngörülebilir bir artış değil. Kur artışı yüzde 40’a yaklaştı ama paldır küldür geri de gelebilir. Bugün 10 bin dolarlık mal satsanız, 4-5 ay sonra kur geri gelirse zarara gireceksiniz.” A, B ve C+ tüketici gurubuna ürün satan Safari Tekstil, iç giyimden çoraba kadar birçok ürün ithal ediyor. Firmanın Kurucu Ortağı Veysi, kur artışını etiketlere yansıtmadıklarını ve fiyatlarla oynamadıklarım söylüyor. Veysi, bu dönemde hem yerli hem de turistik alımlarda tüketimin azalmadığını da vurguluyor.

“ZAMA DİRENÇ VAR”

İthalatçılar kur artışını fiyatlarına yansıtmak istediğinde piyasadan dirençle karşılaşıyorlar. Özellikle zincir mağazalar zam kabul etmiyorlar. Vardem Oyuncak Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Varlık, “Geçen sene 10 TL’ye sattığımız mal 15 TL oldu. İthalatçılar zor durumda. Alım azaldı. Çin’de işçilik maliyetlerinde artış var. Biz 6-7 ay vadeli mal veriyoruz. Zincir mağazalar fiyat düzenlemesini kabul etmiyorlar. Stoklar artıyor” diye konuşuyor.

Zücaciye sektörü perakendede son iki yılda yerli tedariğe yö-nelse de hammaddede hala dışa bağımlılık sürüyor. 2017 yılında 4.2 milyar dolar ihracat, 1.3 milyar dolar ithalat gerçekleştiren sektör, paslanmaz çelik ve plastik gibi hammaddelerin yüzde 70’e yakınını ithal ediyor.

Zücaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Başkanı İsmail Erdoğan, “Dövizin yükselmesiyle birlikte daha pahalıya mal olan hammadde ithalatı, bu hammaddelerin üzerindeki ek gümrük vergilerini de eklediğimizde maliyetlerimizi oldukça artırıyor. Yine dövize bağımlı olan enerji maliyetleri de yükseldiğinden bizim nihai ürün maliyetlerimiz de yükseliyor ve yurtdışında farklı ülke ve firmalarla rekabet şansımız azalıyor” diye durumu özetliyor. Erdoğan’a göre aynı şekilde üretimde maliyetlerin yükselmesiyle birlikte iç pazardaki raf fiyatları artıyor; enflasyonist bir etki de yaratarak tüketicinin bu ürünlere ulaşma şansını yavaşlatabiliyor. İhracatçılar açısından yaşanan bir başka riski ise Erdoğan şöyle açıklıyor:

“TL’nin değer kaybetmesi durumlarında yurtdışmdaki ithalatçılar ürünümüzü talep ederken aynı zamanda ürünlerde indirim talep ediyorlar. Bunun gerçekleşmesi halinde ise miktar olarak ihracatımız değişmese veya artsa bile, değer olarak düşmüş gibi gözükebiliyor. Bu da ürünlerimizin kg/birim fiyatını yani katma değerini düşürüyor. Oysa bizim kalite algımızı yükseltmemiz, marka değerlerimizi artırarak katma değeri yüksek ürünler ihraç ediyor olmamız önemli.”

“ALIM KARARI ÖTELENİYOR”

Kurlardaki aşırı oynaklık otomotiv, inşaat gibi birçok sektörü de etkiliyor. Tüketici böylesi dönemlerde alım kararı veremiyor ya da verse bile erteliyor. Lens Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mert Kutlu, “Kurdaki volatilitenin konut satışlarında bir durgunluğa yol açtığını söyleyebiliriz” diyerek sözlerine başlıyor. Kurdaki artışın maliyetleri daha da artıracağını belirten Kutlu, alım için doğru zaman olduğu tezini şöyle açıklıyor: “Kurdaki volatitenin konut satışlarında bir durgunluğa yol açtığını söyleyebiliriz. Bunun yanı sıra yükselen finansman maliyetleri, konut kredi faiz oranlarının yüksek olması, bununla beraber seçim süreci ile konut sektöründe 2018 beklentilerinin biraz altında seyrediyor. Fakat Türkiye’deki deprem riski ve genç nüfus nedeniyle ulaşılabilir markalı konut projeleriııdeki satışların hız kesmeden devam ettiğini de rahatlıkla söyleyebiliriz. Konutta uygulanan KDV teşvikleri, tapu harçlarındaki indirim ile sektör, 2017 ile paralel bir grafik izliyor. Kurdaki artış, inşaat maliyetlerinde artışa sebep olacaktır. Bunun farkında olan bilinçli konut tüketicisi için konut alınlında en doğru zaman diyebiliriz. Çünkü bu metrekare birim fiyatlarının devam etmesi mümkün değil ve muhakkak bir zam gelmesi söz konusu.”

DEMİR VE ÇİMENTO ZAMLANDI

İnşaat Maliyet Endeksi verilerine göre, bu dönemde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20’ye varan bir maliyet artışı yaşandı. Demir ve çimentodaki kur farkından kaynaklanan artışlar son iki senede fiyatları ikiye katlamış durumda. Lens Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mert Kutlu, üretici firmalarm talebin olumsuz etkilenmemesi için bu artışları fiyatlara yansıtamadığını söylüyor. Kutlu, değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor:



‘‘Amerikan Merkez Bankası’nın faiz artırımı, doların anavatanına geri dönmesi ile doların gelişmekte olan ülke para birimlerine göre değer kazandığını görüyoruz. Bunun yanı sıra İnşaat Maliyet Endeksi verilerine göre, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 20’ye varan bir maliyet artışı yaşandı. Demir ve çimentodaki kur farkından kaynaklanan artışlar, son iki senede maliyetleri yaklaşık iki katma çıkardı. Özellikle büyük montanlı, nitelikli konut projelerinde maliyetlerin çok yükseldiğini ve üretici firmaların bunu fiyatlara yansıtamadığını görüyoruz.”

MORAL BOZUCU SPEKÜLASYONLAR

Maden Mermer Üretici ve Sanayici İş Adamları Derneği (MADStAD) Başkam Erol Efendioğlu, kurun stabil olmasını beklediklerim söylüyor. “Amerika ile yaşanan gerginliğin çözülmesi durumunda kurun gevşeyeceğini söyleyen Efendioğlu, değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor:

“Kurun stabil olmasını istiyoruz. Kur artışı mermer üretiminde de maliyet artışına neden oluyor. Elektrik ve doğalgaz fiyatlarına zam geldi. Gerçi yılbaşından bu yana olan kur artışını dikkate alınca bu zamma hazırlıklıydık. Kurun beklemediğimiz iniş çıkışları sıkıntı oluşturuyor. Kurun artışını ihracatçı biraz tolere edebiliyor ama genel olarak toplumun birçok kesimi olumsuz etkileniyor.”

“DAHA UCUZA ODA SATIYORUZ”

Kurdaki yükseliş nedeniyle Türkiye’nin turizm gelirlerinin artması beklenirken turizmciler öngö-rülemeyen kurun maliyetlerini artırdığından şikayet ediyorlar. Özellikle bir yıl önceden TL ile oda satanlar, maliyet artışı nedeniyle kayba uğramış durumda. Bodrum’da yatırımları bulunan Sianji Well-Being Resort’ün Yönetim Kurulu Başkanı Recai Çakır, “Dövizin yükselmesi piyasalarda inanılmaz derecede belirsizlik yaratıyor. Dünya lüks turizmi için çok doğru bir destinasyon olan Bodrum yarı yarıya yerliye pazarlandığından ve bir yıl öncesinden fiyatların belirlenmesinden dolayı yüzde 50 daha ucuz pazarlanıyor. Döviz nedeniyle maliyetlerimizde artış meydana geldi. Elektriğe yüzde 10 zam geldi. Petrol ve gıda girdileri artıyor” diye maliyetlerdeki artışları anlatıyor. Dövizdeki hareket nedeniyle bazı sektörlerin fiyat vermekte zorlandığını vurgulayan Çakır, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Ürün almakta sıkıntı yaşıyoruz. Her gün dövizin yüzde 3-5 çıkıp, yüzde 2 düşmesi insanlarda çok ciddi şüpheler uyandırıyor. Bir şey almak isteyen üç defa ‘Elimdeki dövizi bozayım mı yoksa üç gün bekleyim mi’ diye düşünüyor. Bu belirsizlikler de sektörlere zarar veriyor. Antalya’daki otellerin yüzde 80’i döviz ile satış yapıyor olsa da onların bile bundan çok mutlu olduklarını zannetmiyorum. İstikrarlı bir döviz her sektöre olduğu gibi bizim için de iyi olacaktır. Stabil olmuş, enflasyon kadar dengeli bir döviz artışının bütün sektörlere yaradığı gibi bize de yaracağını düşünüyorum.”

Sinan ÖNCEL / Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı
“Perakendeci ‘rehin’ alınıyor”

Markalarımız AVM’lerdeki kiralanabilir alanın üçte biri için hâlâ günlük kur üzerinden kira ödüyor. Son 15 gündür onlarca üyemizden telefon alıyorum. Hepsi döviz kurunda yılbaşından bu yana yüzde 40’a yaklaşan artışa karşı çıkış yolu arayışında. Bu ortamda verimsiz dalları budamaktan, yani yüksek kira nedeni ile zarar eden mağazaları kapatmaktan başka çare görünmüyor.

Ancak özellikle 2016 ve öncesinde imzalanan 5-10 yıllık kira kontratlarında yer alan erken feshe karşı yüksek tazminat maddeleri elimizi kolumuzu bağlıyor. Perakendeci sözleşmeyi feshedebilmek için tazminat olarak en az altı aylık kirayı ödemek zorunda. Hatta iki yıllık kira ödemek zorunda kalabilecekler bile var. ‘Kur felaketi’ne karşı çözüm arayan perakendeci bazı AVM’ler tarafından adeta rehin alınmış durumda. Benim bu ortamda perakendecilere tavsiyem, yeterli döviz geliri olmayan perakendeci asla dövizle kiralama yapmamalı. Yeni kira sözleşmesi imzalanacaksa feshi durumunda tazminat yükümlülüğünü en aza indirecek bir maddenin olup olmadığına bakılmalı. Oranı daha yüksek olmakla birlikte ciro kirası, perakendeci ve AVM sahipleri için bu dönemde en ideal kiralama yöntemi olarak görünüyor. Bu nedenle kurun çok yükseldiği bu belirsizlik ortamında perakendecilerimiz ciro kirasını tercih etmeli.

RAMİME BAŞ UÇAR

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu