Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

Politika faizi tek hane

Politika faizi iki yıl aradan sonra tek haneye indi

KÜRESEL ekonomiyi tehdit eden koronavirüs salgınına karşı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) olağanüstü toplandı. 19 Mart’ta yapılması planlanan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını öne çeken TCMB, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 100 baz puan indirimle yüzde 10.75’ten yüzde 9.75’e çekti. Politika faizi iki yıl aradan sonra tek haneye indi. Salgın hastalığa bağlı gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlandırılması açısından finansal piyasaların, kredi kanalının ve firmaların nakit akışının sağlıklı işleyişinin devamının büyük önem arz ettiğine dikkat çeken TCMB, bu çerçevede finansal istikrarı desteklemek amacıyla 7 maddelik tedbir setini uygulamaya koydu. (Kapak haberimizde koronavirüs (Covid-19) salgınının etkilerini azaltmak için devletin aldığı tedbirlere yer verdiğimiz için tedbir setinin detaylarına girmedik).

ENFLASYON GÖRÜNÜMÜ OLUMLU

TCMB’den PPK sonrasında yayımlanan açıklamada koronavirüs (Covid-19) salgınına ilişkin gelişmelerin küresel büyüme görünümünü zayıflattığına dikkat çekilerek, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke merkez bankalarının genişleyici yönde koordineli adımlar attığı vurgulandı. Koronavirüs salgını öncesi dönemde Türkiye ekonomisine ilişkin makroekonomik göstergelerde belirgin bir iyileşme kaydedildiğinin belirtildiği açıklamada, dengelenme sürecinde elde edilen kazanımların, Türkiye ekonomisinin olumsuz şoklara karşı direncini arttırdığı ifade edildi.


Enflasyon beklentileri, iç talep koşulları ve üretici fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimlerinin ılımlı seyrettiğinin vurgulandığı açıklamada, küresel gelişmeler paralelinde Türk Lirası’nda gözlenen değer kaybına karşın, başta ham petrol ve metal fiyatları olmak üzere uluslararası emtia fiyatlarındaki keskin düşüşün enflasyon görünümünü olumlu etkilediği belirtildi. Küresel ticaret hacmindeki zayıflama ve seyahat kısıtlamaları gibi önlemlere bağlı olarak toplam talep koşullarının enflasyonu sınırlayıcı etkisinin bir miktar arttığına dikkat çekilen açıklamada bu gelişmelerle birlikte yılsonu enflasyon tahmini üzerindeki aşağı yönlü risklerin arttığı kaydedildi.

BÜTÇE AÇIĞINDA DARALMA

Geçen yıl Şubat’ta 16.8 milyar TL açık veren bütçe 2020 yılı Şubat’ta 7.36 milyar TL açık verdi. Faiz dışı dengede Şubat’ta 6.8 milyar TL fazla gerçekleşti. Geçen yıl Şubat’ta 2.1 milyar TL faiz dışı açık gerçekleşmişti. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, Şubat’ta bütçe gelirleri yüzde 28.6 artışla 86.1 milyar TL, bütçe giderleri yüzde 11.7 artışla 93.5 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Faiz giderlerinin yüzde 3.7 azalışla 14.2 milyar TL olduğu Şubat’ta vergi gelirleri yüzde 24.7 artışla 71.7 milyar TL oldu.

Faizlerdeki düşüş artan tüketim üzerinden vergi gelirleri kanalıyla bütçe gelirlerini desteklerken, bütçe giderlerini sınırladı. Yılın ilk iki ayında bütçe gelirleri yüzde 27.1 artışla 208.3 milyar TL, bütçe giderleri yüzde 10.6 artışla 194.2 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Geçen yılın ilk iki ayında 11.7 milyar TL açık veren bütçe, bu yılın aynı döneminde 14.1 milyar TL fazla verdi Ocak-Şubat döneminde 41 milyar 46 milyon TL faiz dışı fazla gerçekleşti. Bu dönemde vergi gelirleri yüzde 22.9 artışla 139.1 milyar TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 62.78 milyar TL oldu.

KISA VADEDE 123.6 MİLYAR DOLAR

Ocak sonu itibarıyla, Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, 2019 sonuna göre önemli bir değişiklik göstermeyerek 123.6 milyar dolar olarak gerçekleşti. TCMB verilerine göre bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 1 artarak 56.8 milyar dolar, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 1 azalarak 58.4 milyar dolar oldu. Ocak sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine bir yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 172.3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

TCMB verilerine göre, Ocak sonu itibarıyla, özel sektörün yurtdışından sağladığı kredi borcu gelişmeleri incelendiğinde, 2019 sonuna göre uzun vadeli kredi borcu 1.8 milyar dolar azalarak 189.8 milyar dolar, ticari krediler hariç kısa vadeli kredi borcu ise 1.1 milyar dolar azalarak 8.4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Özel sektörün yurtdışından sağladığı toplam kredi borcu, kalan vadeye göre incelendiğinde, bir yıl içinde gerçekleştirilecek anapara geri ödemeleri toplamı 48.5 milyar dolar düzeyinde.

 

 

Prof. Dr. Ersan ÖZ / Pamukkale Üniversitesi Maliye Bölümü Başkanı
“Tedbirler yavaş yavaş etkisini gösterecek”



Piyasalarda likit sıkışıklık ve reel sektörün kredi finansman maliyetleri azaltılarak borçlanma maliyetlerinde rahatlama gerçekleştirilmesi isteniyor. Ayrıca, reeskont kredi düzenlemeleriyle ihracatçı firmaların nakit akışının desteklenmesine yönelik tedbirler alındı. Bu adımlar yavaş yavaş etkisini gösterecek. TCMB’nin faiz duruşunu, virüsün etkisinin ne kadar süreceği ve piyasanın likit pozisyonu belirleyecek. Yaşanan gelişmeler dövizde artış, TL’de değer kaybına yol açsa da petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüş enflasyon açısından tedirginliği yukarı yönlü ortadan kaldırdı. Fakat, ekonomide virüs etkisinin devamlılığı talebi oldukça daralttığından ve daraltmaya da devam ettiğinden bu defa da enflasyonda sıra dışı aşağı yönlü risk var.

Murat SAĞMAN / Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi
“TCMB politikasını göstermiş oldu”

TCMB mecburen faiz indirdi. Daha fazla indirim kur açısından risk olurdu. Hassas bir kur var. Dolar/TL’de şu anda TCMB’nin yılsonu beklenti anketindeki seviyelere geldik. 6.50 TL üzeri hem döviz borcu olan şirketler hem de enflasyon için sıkıntılı olacak. Petrol fiyatlarının düşmesi ve talebin azalması, enflasyonu bir yerde tutacak ama kurdaki yüksek artış maliyeti artıracak. TCMB, açıklanan mali paketten önce politikasını göstermiş oldu. Geçen sene Hazine’ye TCMB’den transfer edilen yedek akçeye böyle dönemlerde çok ihtiyacımız vardı.

Faizi çok indirmenin talep tarafında etkisi olmayacak. Kur üzerine etkisi görülecek. Bu nedenle TCMB’nin önümüzdeki dönemde mecbur kalmadıkça faiz indirimlerine ara vereceğini düşünüyorum.

Piyasalarda likit sıkışıklık ve reel sektörün kredi finansman maliyetleri azaltılarak borçlanma maliyetlerinde rahatlama gerçekleştirilmesi isteniyor. Ayrıca, reeskont kredi düzenlemeleriyle ihracatçı firmaların nakit akışının desteklenmesine yönelik tedbirler alındı. Bu adımlar yavaş yavaş etkisini gösterecek. TCMB’nin faiz duruşunu, virüsün etkisinin ne kadar süreceği ve piyasanın likit pozisyonu belirleyecek.

Dr. Cahit SÖNMEZ / TOBB ETÜ Öğretim Üyesi
“Reel sektör finansmanının ucuzlaması hayati önemde”

Merkez Bankası’nın yılsonu enflasyon tahmini üzerindeki aşağı yönlü risklerin arttığı yönünde yaptığı tespit önümüzdeki süreçte de faiz indirimine açılan alana göre devam etmek istediğini gösteriyor. İçinden geçtiğimiz bu zor süreçte faiz oranlarının makul seviyelerde olması ve reelsektöre aktarılan finansmanın ucuzlaması hayati önemde. Merkez Bankası önlemlerle likiditenin akışını rahatlatmak istiyor. Bankalarda likidite bırakmaya çalışıyor. Özel sektör dış borç hacmini az da olsa aşağı çekerken döviz açık pozisyonunu da azaltabilmiş. Kurlar üzerindeki baskının arttığı son aylarda özel kesim dış borç çevirme sorunu yaşamamalı.

Hülya Genç Sertkaya



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu