Cumartesi , Ekim 21 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Para politikasında ‘bekle-gör’ dönemi

Para politikasında ‘bekle-gör’ dönemi



Merkez Bankası’run Para Politikası Kurulu (PPK), 2017 yılının beşinci toplantısını 27 Temmuz’da yaptı. Bu toplantıdan temel para politikası faizlerinin hepsinin de sabit tutulması karan çıktı. Resmi para politikası faizi olan bir haftalık repo borç verme faizi yüzde 8’de kaldı. Merkez Bankası’nın bir ara faiz koridorunun üst sının olarak nitelediği ama son dönemde marjinal fonlama oranı dediği gecelik borç verme faizi yüzde 9,25’te, yakın zamana kadar faiz koridorunun alt sının olarak nitelediği gecelik borç alma faizi yüzde 7,25’te sabit tutuldu. Merkez Bankası’nın yılbaşından bu yana sanki bir para politikası faiziymiş gibi kullanmaya çalıştığı geç likidite penceresi (GLP) borç verme faizi de yüzde 12,25’te kaldı.

ÜÇ AYDIR SABİT

PPK, 15 Haziran’da yaptığı önceki toplantısında da faizleri değiştirmemişti. Faizler en son 26 Nisan’da yapılan toplantıda değiştirilmişti. Yani temel para politikası faizleri üç aydan bu yana sabit duruyor. Bu sayede, fiili para politikası faizi olarak nitelenen Merkez Bankası’nın ortalama fonlama maliyeti de üç aydır yerinde sayıyor. Yandaki grafikte gördüğünüz gibi, ortalama fonlama maliyeti nisan ayının sonlarından bu yana yüzde 12 dolayında seyrediyor.

PPK’nın son iki toplantıda faiz artışına gitmemesinin nedenini, döviz kurlarının epeydir sakin seyretmesi oluşturuyor. Geçen yılın sonlarında başlayan ve bu yılın ilk ayında da devam eden kur sıçraması, Merkez Bankası’m ortalama fonlama maliyetini yüzde 8’in altından çift haneye kadar çıkarmak zorunda bırakmıştı. Resmi para politikası faizine neredeyse hiç dokunulmadan yapılan bu ‘örtülü faiz artışı’ işe yaradı. Tabii biraz da küresel piyasalardaki gelişmelerin yardımıyla, döviz piyasası şubat ayından itibaren sakinleşti. Bu da Merkez Bankası’ra daha fazla faiz artışına gitme kabusundan kurtardı.



Ancak döviz kurlarındaki o sıçramanın enflasyonu uzun bir aradan sonra çift haneye yükseltmek gibi bir etkisi oldu. Ayrıca bu yüzden enflasyonist beklentiler yükseldi ve fiyatlama davranışları da bozuldu. Bu da zaten siyasi belirsizlikten muzdarip olan piyasaların bir de makroekonomik belirsizlikle karşılaşmasına yol açtı. Son dönemde yatırım eğilimin iyice zayıflamasında bunun da önemli etkisi var.

Yılın ilk aylarında kur etkisiyle hızla yükselen enflasyon, bu etkinin devreden çıkmasıyla son iki ayda geriledi. Mayıs ayındaki düşüş sınırlıydı ama haziran ayındaki düşüş büyük oldu. Kur etkisiyle nisan ayında yüzde 11,87’ye kadar çıkmış olan enflasyon, mayıs ayında yüzde 11,72’ye ve haziran ayında da yüzde 10,90’a indi, işte bu düşüş de bazı çevrelerde hemen faiz indirimi isteklerini gündeme getirdi.

ENFLASYONDA RİSK VAR

PPK’nın son toplantısında bu isteklere kulak tıkaması yerinde oldu. Çünkü enflasyondaki bu düşüş geçici görünüyor. Enflasyonun temmuz ayında tek haneye kadar inmesi ihtimali bile var ama yine de durum böyle… Çünkü, bu sayfalarda daha önce de yazdığımız gibi, enflasyon mevsim normallerinde seyretmeye devam ederse, ağustos ayından itibaren yeniden yükselişe geçecek. Bu yükseliş de 2017’nin yüzde 5’lik hedefin çok üzerinde ve çift haneli enflasyonla kapanmasına yol açabilecek. Bunun önüne geçilebilmesi için belki de para politikasının daha da sıkılması gerekiyor. Bu olmazsa en azından mevcut sıkılığın sürdürülmesi şart görünüyor.

PPK toplantısından sonra yayınlanan açıklama notunda yer alan bazı satırlar, Merkez Bankası’nın bu söylediklerimizin farkında olduğunu gösteriyor. Bu satırlarda, “Son aylarda yaşanan maliyet yönlü gelişmeler ve gıda fiyatlarında beklenen kısmi düzeltmenin sınırlayıcı etkisine rağmen, enflasyonun bulunduğu yüksek seviyeler fiyatlama davranışlarına dair risk oluşturmaktadır. Bu çerçevede Kurul, sıkı para politikası duruşunun korunmasına karar vermiştir” deniyor. Uygulamanın da bu çerçevede olmasını umuyoruz.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir