Anasayfa / İş Fikirleri / Organik Ürünler Sektörü Yeni Girişimlerin Kapısını Açıyor

Organik Ürünler Sektörü Yeni Girişimlerin Kapısını Açıyor



Dünyada 1980’li yıllardan itibaren ticari boyut kazanan organik tarım, artık ekosistemin önemli bir parçası haline geldi. Organik örün talebi ve üretimi her geçen yıl artmaya devam ederken, yumurtadan hayvancılığa, sebze-meyveden tekstile kadar çok geniş bir üretim yelpazesine ulaşan organik pazarı yılda ortalama yüzde 10-12 oranında büyüyor.

Türkiye’de üretilen organik ürünlerin büyük bölümü ihraç ediliyor. Ancak uluslararası ticaret sınıflandırmalarında organik ürünler için ayrı bir saha veya pozisyon numarası bulunmaması sebebiyle ihracat miktarı net olarak tespit edilemiyor. Türkiye’nin dünya organik tarım pazarından 500 milyon dolar civarında pay aldığı düşünülüyor. Türkiye’nin organik ürün ihracatının yüzde 80’ini kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısı, pamuk ve tındık gibi ürünler oluşturuyor. Geçmişte sadece ihraç edilen organik ürünler son yıllarda iç pazarda da satılmaya başlarken, iç pazar büyüklüğünün yıllık 100 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

organik urun

İyi tarım uygulamaları

Verilen destekler üreticileri organik tarıma yönlendirirken, bu üretim dalının benimsenmesini ve organik tarımın gelişmesini sağladı. Organik tarım, 2005 yılında ilk kez destekleme kapsamına alındı ve organik tarım yapan üreticilere alan bazlı desteklemeler yapılmaya başladı.

Bakanlar Kurulu’nun 2014 yılına ilişkin tarımsal desteklerine ilişkin kararı, Resmi Gazete’de yayımlanarak, 1 Ocak 2014’ten geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Buna göre, meyve ve sebzede organik tarım desteği dekar başına 70 lira, tarla bitkilerinde organik tarım desteği dekar başına 10 lira, anaç sığır mandada hayvan başına 150 lira, buzağıda 50 lira, anaç koyun-keçide 10 lira, arılı kovanda 5 lira, alabalıkta 35 kuruş, çipura levrekte 45 kuruş olarak belirlendi. Sebze ve meyvede iyi tarım uygulamalarına dekar başına 50 lira, örtü altı iyi tarım uygulamalarına da dekar başına 150 lira destek verilecek. Destekleme ödemesi kapsamına alınan her tarımsal işletme için yıllık 600 lira ödenecek.

Buradan yola çıkarak, organik ürün pazarında hangi alanlarda girişim fırsatları bulunduğunu araştırdık. Özellikle online organik ürün girişimleriyle ekolojik pazarların ön plana çıktığı sektörde onlarca başarılı girişimci bulunuyor.

Online kısım büyüyor

Özellikle online gıda ürünlerine oldukça yoğun bir ilgi söz konusu. Online organik pazarında rakamlar henüz tam olarak telaffuz edilmese de sektörde yaklaşık 10 güçlü oyuncunun olduğu belirtiliyor. Bu oyuncuların önemli bir kısmı ise odağını gıda üzerinde yoğunlaştırmış durumda. 1 milyar TL’nin üzerinde bir hacme ulaşan bu pazarın yapılan tahminlere göre önümüzdeki üç yılda 5 kat artarak 5 milyar TL’lik büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Bu da pazarın her alanda girişimcilere fırsat sunmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Kısacası online kanal hala büyük ölçüde ‘potansiyel bir alan’ olarak ifade ediliyor. Bu da sektöre yeni girişimcilerin gireceğine işaret ediyor.

Organik ürün satışı yapılması isteniyorsa, mutlaka organik üretim sertifikası alınması gerekiyor. Ürün tedariği Türkiye’de üretilen ürünlerde çoğunlukla doğrudan üreticiden, ithal ürünlerde ise ithalatçı firmalardan sağlanıyor. Eğer taze gıda satışı yapılacaksa mutlaka bir dağıtım araç zinciri ve soğuk hava deposunun da kurulması gerekiyor.

38 bin üyesi var

Bu alanda başarıya ulaşmış birçok girişim bulunuyor. Örneğin, doğal gıda satışı denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Pınar Kaftancıoğlu, ipek Hanım Çiftliği’nin kurucusu, ipek Hanım Çiftliği, Kaftancıoğlu’nun deyimiyle çiftlik, Sovyet Rusya dönemindeki ‘kolhoz’ (SSCB’de tarım sektöründe örgütlenen kolektif tarımla uğraşan birlikler) yapılanmalarını andırıyor, biraz da köy enstitülerini taklit ediyor. Yaklaşık 110 kişilik bir ekiple çalışıyor. 2006 yılında hobi olarak bu işe başlayan Kaftancıoğlu, bugün e-mail ve telefonla siparişler alıyor. Nazilli ve son iki yıldır Kars’ta üretim yapıyor. Bakliyat ve tahıllar büyük ölçüde Kars’ta, geri kalan her şey Nazilli Beydağ’daki arazilerde yetiştiriliyor.

Yeşil sebzeler başta olmak üzere her türlü meyve konusunda yoğun sipariş aldıklarını belirten Kaftancıoğlu, en çok siparişi ise İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Zonguldak, Gaziantep, Antalya, Mersin ve Adana’dan aldıklarını ifade ediyor. Kaftancıoğlu, oluşturdukları mail listesindeki üye sayısının 38 bin kişiye ulaştığını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Nazilli’de bir çiftçilik okulu açtık. Burada yöre çiftçilerine eğitim vermeye başladık. Bu okul diğer zamanlarda yöre kadınlarına ve çocuklarına yönelik eğitimler verecek. Hayalim burayı bir fakülteye çevirebilmek.”

600’den fazla ürün çeşidi

Taze Masa da 1,5 yıl önce kurulan, yöresinden, mevsiminde taze, doğal ve organik ürünleri internet ortamında tüketici ile ertesi gün kendi soğuk zincirini kullanarak buluşturan online bir platform. 600’ün üzerinde ürün çeşidi bulunuyor. Son dönemde bunların arasında et ve balık da eklenmiş. Sitenin kurucusu Fahir Özcan, dağıtımı kendi araçlarıyla ve soğuk zincir ile gerçekleştirdiklerini, bu nedenle sadece İstanbul’da faaliyet gösterdiklerini vurguluyor. 10 binin üzerinde üyesi olan site geçen yıla göre 3 kat büyümüş. Özcan, online kısımda hala büyük bir boşluk olduğunu söylüyor ve “Gıda Kodeksi’nin gereklerini yerine getirip soğuk zincir ile hızlı olarak ürünlerin teslimatı, taze biçimde gerçekleştirildiği sürece pazarda fırsatların devam ettiğini düşünüyoruz” diyor.

Ekoorganik, 2007 yılında kurulan ve İstanbul Beylikdüzü’nde organik ürünler satan bir mağaza. Mağazada sadece sertifikalı olan organik ürünlerin satışı yapılıyor. Tamamı organik sertifikalı 2 binin üzerindeki çeşitle Türkiye’nin en çok ürün satışı yapan mağazalarından biri. Şirket, satışlarını internet üzerinden, www.ekoorganik.com adresinden de yapmaya başladı. Ekoorganik’in kurucusu ve genel müdürü Salih Şentürk, “En önemli farkımız tüm ürünlerin ‘sertifikalı’ yani bilimsel olarak analizi yapılmış ve kanuni kriterlere göre denetlenmiş olması” diyor. Gıdadan kozmetiğe, temizlik ürünlerinden tekstil ürünlerine, günlük süt ürünlerinden mutfak eşyalarına kadar farklı ürün gruplarına ait 2 binden fazla çeşit ürünün satışını yaptıklarını belirten Şentürk, 30 binin üzerindeki kayıtlı müşteri sayısını yıl sonuna kadar 50 bine ulaştırmayı hedeflediklerini kaydediyor.

Organik bebek tekstili

dogaevinizde.com, kadın girişimci Gamze Yaman tarafından hayata geçirilmiş bir site. Kansorejen maddelerin hayatımıza çok fazla girmesi, bir anne olarak Vaman’ı tedirgin edince, 2008 yılında bu siteyi kurdu. Sitede doğal temizlik, organik temizlik, organik kozmetik, organik tekstil, glütensiz gıda, glütensiz kozmetik gibi her türlü doğal ve organik ürün satılıyor. Yaman, “Sipariş geldikçe firmalarımızdan ürünleri temin ediyoruz. Sirkülasyonu hızlı ürünler haricinde genelde stoksuz çalışıyoruz. Ürünleri çoğunlukla ertesi gün veya sipariş saatine ve gününe bağlı olarak maksimum üç iş gününde temin etmiş oluyoruz” diyor. Yaman, 10 binden fazla üyenin olduğu sitede özellikle organik kozmetik, organik bebek tekstili dışında Çölyak hastaları için glütensiz gıda ve glütensiz kozmetik ürünlerine de büyük talep olduğunu ifade ediyor.

Memleketten Gelsin, beş yıldır yöresel ve organik ürünler satışı yapan bir internet sitesi. Anadolu’nun özel yöresel ürünleri, yörelerinden toplanarak özel dondurulmuş paketlerde tüketiciye ulaştırılıyor. Türkiye’nin yedi bölgesindeki 60’ın üzerinde ilden 2 binin üzerinde yöresel ürünün satışını yaptıklarını söyleyen sitenin kurucusu Filiz Ergin, “En büyük farkımız, sepetini oluşturan müşteriler birden fazla yörenin ürünlerini tek seferde sipariş verebiliyor. Ancak biz tüm bu ürünleri ilgili şehirlerden temin ederek, kargo ile tek seferde ve tek kargo ile müşterimize ulaştırıyoruz. 3$ binin üzerinde aktif üye sayısı ile hızlı bir şekilde üye sayımızı arttırıyoruz” diyor.

Ekolojik pazarlar artıyor

Organik girişimin bir diğer yönü ise kurulan organik pazarlarla öne çıkıyor. Ekolojik semt pazarları artık Türkiye geneline yayılmaya başladı. İstanbul, ekolojik pazarların en yoğun olduğu şehir. İstanbul’da Bakırköy, Şişli, Beylikdüzü, Kartal, Küçükçekmece, Eyüp, Kadıköy, Maltepe ve Zeytinburnu, Kağıthane olmak üzere toplam 10 adet ekolojik pazar bulunuyor.

Ankara’da Ayrana Organik Ürün Pazarı ile Çayyolu semtinde ve Sincan’da doğal ürün pazarları faaliyette. Konya Meram’da kurulan ekolojik pazarın yanı sıra, İzmir’de yaz aylarında kurulan Ekopazar/Urla, Ekopazar/Bostanlı ve Ekopazar/Balçova faaliyette. Bunun dışında Buğday Derneği ve Seferihisar Belediyesi işbirliğiyle açılan Seferihisar yüzde 100 Ekolojik Pazar bulunuyor.

Samsun’da ilkadım %100 Ekolojik Pazar, Balıkesir’de ise Burhaniye Organik Pazarı hizmet veriyor. Bursa’da da bir adet ekolojik pazar var. Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda yer alan pazar, Nilüfer Belediyesi tarafından Organik Ürün Pazarı adıyla 2006 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Bu pazarların bir kısmı belediyeler tarafından bir kısmı ise Buğday Derneği, Ekolojik Tarım Organizasyonu (ETO) ve belediyelerin işbirliğiyle açıIıyor. Buğday Derneği işbirliği ile açılan ekolojik pazarların başında ‘%100’ ibaresi bulunuyor.

Uygun fiyat avantajı

Ekolojik pazarlarda et, süt ürünleri, meyve, sebze, bal, tahin, pekmez, sıvı yağlar, bakliyat, makarna, un, kuru meyve ve yemiş, kozmetik, temizlik, tekstil ürünleri, bitki çayları, ekmek, çiğ köfte, istiridye mantarı, elma pekmezi, yer fıstığı, kurabiye, çikolata gibi geniş bir ürün çeşitliliğini bulmak mümkün. Bu pazarların marketlere göre en önemli ayrım noktası, uygun fiyat avantajı sunması. Tazelik ve çeşitlilik, STK güvencesi de diğer önemli ayrıntılar olarak dikkat çekiyor.

Organik pazarları marketlerin içerisinde kurulan organik ürünler reyonlarından ayıran başka bir faktör ise tüketicinin üretici ile birebir muhatap olması. Bu ürünler genelde büyükşehir ya da ilgili ilçe belediyelerinin garantisi altında oluyor. Ayrıca araştırma laboratuvarlarında örnekler alarak tarım kimyasalı analizine tabi tutuluyor. Ürünlerin sertifikaları belediye tarafından kontrol ediliyor.

600 ton ürün satılıyor

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Eş Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, organik pazarların yarattığı ekosistem hakkında Şişli ilçesi örneğini veriyor. Satışların Şişli’de haftalık 10-15 ton arasında gerçekleştiğini, bu pazarda yılda 600 ton ürün satışı yapıldığını kaydeden Şehirlioğlu, 65 civarı tezgahta en az bir kişinin çalıştığını ifade ediyor. Yakın bir zamanda Ataşehir’de de bir ekolojik pazarın açılacağını ifade eden Şehirlioğlu, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Çanakkale’de toplum destekli tarım modelini oluşturma konusunda yerel üretici ve halk ile bir projemiz var. Tatuta adlı projemizle ise kent ve kır arasında bir köprü oluşturarak bilgi, tecrübe, işgücü takası yapmayı hedefliyoruz. Türkiye’den ve yurtdışından ziraat fakülteleri öğrencileri bu sayede ekolojik çiftliklere giderek deneyim kazanırken, çiftlik de gönüllü işgücü sağlamış oluyor. Dünyada üç yılda bir yapılan Uluslararası Organik Tarım Kongresi’ni bu yıl ekim ayında Türkiye’de gerçekleştireceğiz.”



Köye üretim teşvik ediliyor

Bursa Nilüfer Belediyesi tarafından kurulan Organik ürün Pazarı’nda, taze sebze ve meyve, tahıl, bakliyat, konserve edilmiş ürünler, meyve suları, organik tekstil ürünleri gibi geniş yelpazede ürün grubu sunuluyor. Nilüfer Belediyesi Ziraat Yüksek Mühendisi ve Ekolojik Yaşam Derneği (Ekoder) Eski Başkanı Arca Atay, Nilüfer’e bağlı köylerde organik üretimleri özendirerek pazarı besleyecek ürün gamına ve hacmine ulaşmayı hedeflediklerini söylüyor. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Ekoder ile koordi-neli olarak sertifikalı organik ürün yetiştirme, organik tarım ve hayvancılık eğitimleri çalışmalarının devam ettiğini belirten Atay, bu pazardaki fırsatları ise şöyle değerlendiriyor: “Gıda olarak eksikliği görülen ürünlerin başında hayvansal ürünler ve özellikle de et geliyor. Organik ürün üretim ve pazarlaması, tek tek küçük üreticiler ya da tarım şirketleri yerine, çiftçilerin oluşturduğu hatta içine belki de tüketicilerin de dahil edileceği üretici ve tüketici kooperatifleri şeklinde bir örgütlenme üzerinden yapılsa çok daha kârlı ve sürdürülebilir bir model olur.”

Bio dönüşüm poşetleri İzmir Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ve ETO işbirliğinde Bostanlı, Urla ve Balçova’da ekopazarları hizmete almıştı. Satıcı ve üreticilerin çoğu, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından özellikle Yanmada bölgesinde yürütülen organik tarım çalışmaları kapsamında organik üretime başlayan ve bunu sertifikalandıran üreticilerden oluşuyor. Ahşap tezgahlarda satılan ürünler, tüketicilere bez, kağıt ambalajlar ya da bio dönüşümlü poşetlerde ulaştırılıyor.

Pazarlarda organik ürün sertifikası olsa bile, ürünlerin hepsi pazar alanına girmeden önce tekrar denetimden geçiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, “Ekopazar’a gelen ürünler dört aşamada kontrolden geçiriliyor. Yakın zamanda Ekopazar İzmir’in pazar alanı da ‘organik’ olarak tescil edilecek ve bu anlamda Türkiye’de ilk olacak” diyor. Yarımada bölgesi, İzmir’in kuzey kesiminde yer alan ilçelerde yeni pazarlar açılması planlanıyor.

Öncelik çiftçilerin

Buğday Derneği ve Seferihisar Belediyesi iş-birliğiyle açılan Seferihisar %100 Ekolojik Pazar ise sadece organik tarıma değil, yerel ekonomilere ve küçük ölçekli üreticilere öncelik veren bir proje. Bu nedenle Seferihisar %100 Ekolojik Pazar’da yer almak isteyen üreticiler arasında öncelik Seferihisarlı çiftçilere veriliyor.

Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Türkiye’nin en iddialı organik pazarı sloganıyla yola çıktıklarını belirtiyor ve “Seferihisar ve köylerinde öncelikle üretici pazarları kurarak onları cesaretlendirdik ve tekrar üretmeye teşvik ettik. Üretici pazarlarımız özellikle İzmir için cazibe merkezleri haline geldi. Şimdi ise köylülerimizi organik üretmeye teşvik ediyoruz” diye konuşuyor.

Kuşadasi’ndan Türkiye’ye ürün gönderiyor

Türkiye’nin önde gelen organik çiftliklerinden biri olan Gürsel Tonbul Çiftlik İşletmesi, Kuşadası’nda yaklaşık 2 bin hektarlık bir alanda faaliyet gösteriyor. Ege bölgesi ikliminde yetişmesi mümkün olan tüm meyve ve sebzelerin üretildiği organik çiftlik, sahibi Gürsel Tonbul’un adım taşıyor. Kış aylarında sebze üretimi yapüan topraklı cam seraların da bulunduğu çiftlikte üretilen ve ‘Terlim” markasıyla ülkenin her yerine satışa sunulan ürünler arasında dünyada birçok ödül alan geleneksel teknik sulu sıkım zeytinyağları Ania ve Ada bulunuyor.

Çiftlikte üretilen organik ürünlerin büyük bölümü, çiftliğin hemen yanı başmda 300 dönüm üzerine kurulu Değirmen Restoran’da tüketiliyor. Tonbul, çiftlikte yetişen ürünlerin Buğday Derneği’nin organik pazarlarında satüdığmı söylüyor. Yine bir firma kanalıyla Carrefour’un bazı mağazalarına ürünler gönderdiklerini ifade eden Tonbul, “Ayrıca Ekobahçe, Viteminera adlı mağazalara da çiftlikten ürün gönderiyoruz. Bazı özel anaokulları, restoranlar ve büyük oteller de çiftliğin direk müşterimiz. Çiftlikte her perşembe kamyon doluyor ve İstanbul’a doğru yola çıkıyor. Kargoyla ürün alanlar da var” diyor.

2020 yılında sadece organik pamuk kullanacak

H8eM, Textüe Exchange kuruluşunun Organic Cotton Market Report 2013 raporunda dünyanın en büyük organik pamuk kullanıcısı olarak yer alıyor. Geçen yıla kıyasla kullanım oranında yüzde 29’luk artış yaşayan H&M, 2020 yılma kadar yalnızca sürdürülebilir pamuk kullanmayı hedefliyor.

H&M Sürdürülebilir Çevre Yöneticisi Henrik Lampa “Bu başarımızdan çok gururluyuz. Organik pamuk kullanımımızı daha da arttırmak için net bir hedefimiz var. Bu, 2020 yılma kadar yalnızca daha sürdürülebilir pamuk kullanma yönündeki stratejik hedefimizin bir parçası” diyor.

H&M, 2010 ve 2011 yıllarında Textile Exchange’in listesinde ilk sırada 2012’de ise ikinci sırada yer aldı. H&M için kullanılan organik pamuğun tamamı sertifikalı ve en az yüzde 50 organik pamuk içeren her üründe bunu ifade eden bir etiket var. Lampa, “Bu konudaki hırslı hedefimize ulaşmak amacıyla organik pamuğa aftan bir talep yarattık. Better Cotton’a yatırım yaptık ve geri dönüştürülmüş pamuk kullanımı konusunda öncü olduk. Tüm bunlar birleşince doğa dostu iş yapmak anlam kazanıyor ve hem çevre hem de insanlar için ciddi katkılar sağlanıyor” diye konuşuyor.

Yönetmelik değişti

■ Organik tarıma başlamak isteyen üreticiler için mevzuat değişti. Buna göre, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il veya ilçe müdürlüğünden güncellenmiş onaylı Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydı, yapacağı üretime göre ise büyükbaş hayvancılık işletmeleri için Türkvet’den onaylı İşletme Tescil Belgesi, küçükbaş hayvancılık işletmeleri için Koyun Keçi Kayıt Sistemi’nden onaylı belge ve ancılık işletmeleri için ise Ancılık Kayıt Sistemi’nden onaylı belgeleri almaları gerekiyor.

■ Organik tarımda ürün yetiştirilmesi, toplanması, hasat, kesim, işleme, tasnif, ambalajlama, etiketleme, muhafaza, depolama, taşıma Ue ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar olan işlemlerde, kimyasal madde veya tarım ilacı kullanılmıyor. Organik tarım yapmak isteyen girişimcilerin bakanlık tarafından yetkilendirilmiş sertifika kuruluşlarına başvurması gerekiyor.

■ Organik ürünler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş Türkiye genelindeki 28 kontrol ve sertifikasyon kuruluşu tarafından belgelendiriliyor. Bu firmalar, üretimden işleme ve depolama aşamasına kadar her aşamada denetim yapıyor.

■ Organik ürünlerin etiketlenmesinde yetkilendirilmiş kuruluşun adı, logosu, kod numarası ile müteşebbis veya ürün sertifika numarası bulunacak.

Hale bildirim zorunlu

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Eş Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, organik ürün satışının son yıllarda popüler olduğuna ancak her ürün satışı yapan sitenin organik ürün satışı yapmadığına dikkat çekiyor.

Şehirlioğlu’na göre, ‘organik’ demek için ürünlerde mutlaka organik ürün sertifikası yer olması gerekiyor.

Bunların dışında kalanlar doğal ürünlere giriyor ve burada bir çizgi çekmek gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın ‘Hal Kanunu’nda yaptığı bir değişikliğe dikkat çeken Şehirlioğlu, şunları söylüyor: “Bu kanun değişikliğine e-ticaret siteleri de dahil edildi. Organik ürün satışı yapan internet siteleri, belli bir tonajın üzerinde organik ürün alımı yapıyorsa bunu hale bildirmesi gerekiyor. Bu da zamanla belli bir denetim mekanizması oluşturacak. Online kısımda en büyük fırsat gıdada var. Alım gücü arttıkça bu çeşitlenecektir.”

Yüzde 100 ekolojik pazarlar sektöre ne kazandırdı?

■ Ekolojik tarım ve ürünlerinin toplum tarafından kitlesel boyutta tanınmasını ve bilinmesini sağladı. Organik ifadesinin popüler bir kelime olmasını sağladı. Sektörde bugüne kadar ki en büyük reklam, tanıtım ve halkla ilişkiler çalışması oldu.

■ Ekolojik ürünün Türk halkı için ulaşüabilir kılınmasında dönüm noktası oldu.

■ Yüzde 100 Ekolojik Pazar, yaptığı reklam ve tanıtım, yarattığı popülarite, sunduğu çeşitlilik ile diğer pazarlama alternatiflerinin önünü açtı, zincirleme pazarlama ile daha çok tüketiciye ulaşılmasını sağladı.

■ Yüzde 100 ekolojik pazarların halk, çiftçi ve özel sektör üzerinde yarattığı olumlu etki ile sektörün iç pazarda gelişiminin önü açıldı. İç pazara yönelik üretim, çeşit, miktar ve kalite olarak arttı. Yatırımcıyı, ithalatçıyı teşvik etti. İç pazara yönelik üretim yapan çiftçi sayısı arttı, bırakmak üzere olan çiftçilere dayanma gücü sağladı. Türkiye organik et, süt türevi ürünler, yerli kozmetik ürünler, birçok gurme ürün, ithal kozmetikler, çikolatalar, temizlik malzemeleri ile bu proje sonrasında tanışabildi.

■ İlk haftasından beri uygulanan fiyat politikası, ekolojik ürünün lüks ve pahalı olduğu imajım zayıflattı. Açüdığı ilk günden beri bu uygulamayı yapan Yüzde 100 Ekolojik Pazarlar bu başarılı uygulama ile diğer organik pazarlara da örnek olmuş ve bazı diğer pazarlarca benzer uygulamalara başlandı.

■ Yeni halk/semt pazarı anlayışı ile yeni kültürel-sosyal ortam yaratılarak, farklı kültürden insanların bir araya gelmesini sağladı. Bu kapsamda İstanbul 2010 Kültür Başkenti projesinin bir parçası oldu.

Ekolojik tarım ve ürünlerinin toplum tarafından kitlesel boyutta tanınmasını ve bilinmesini sağladı. Organik İfadesinin popüler bir kelime olmasını sağladı. Sektörde bugüne kadar ki en büyük reklam, tanıtım ve halkla ilişkiler çalışması oldu.

organik market

Çocuklu aileler pazarı büyütüyor

Nektar Organik, organik manav ve market olarak hizmet vermenin ötesinde, ürün portföyünden seçilen ürünlerden hazırlanan lezzetleri, Ataşehir ilçesi ve çevresine ulaştırıyor. Anadolu mutfak kültürünün pratik lezzetleriyle birleştirilerek hazırlanan menünün yanında, bin 560 çeşit organik ürün bulunuyor.

Nektar Organik’in Kurucusu Korkut Koyman, organik pazara olan ilginin her geçen gün arttığım ve özellikle gençler ile çocuklu ailelerin pazarı büyüttüğünü söylüyor. Köyman’m bu pazara girmek isteyen girişimcilere tavsiyeleri ise şöyle:

“Sektöre girmek isteyenlerin dikkat etmesi gereken en önemli nokta, lolaksyon. Çünkü organik ürünler için belli bölgelerde talep yoğun.

Bizim de Ataşehir’de mağaza açma nedenimiz buydu. İyi bir maliyet hesabı yapılması gerekiyor. Devletin kira konusunda herhangi bir teşviki bulunmadığı için, yüksek kiralı mağazalar tercih edilmemeli. Ayrıca mutlaka online kısımdan da satış yapıyor olabilmek lazım.”

Ekolojik pazarlara nasıl girersiniz?

Bu alanda girişim yapmak isteyenler, ekolojik pazarlarda yerini nasıl alabilir? Öncelikle pazarlayacağınız ürün gamma göre üreticiler ile temasa geçerek belli bir teslim ve ödeme plarn çerçevesi oluşturmanız gerekiyor. Üreticilerle anlaştığınız malın satışı için organik pazarın organizasyon ve kontrolünden sorumlu birimi üe bağlantı kurabilirsiniz. Girişimcilerin pazarlara katılmak için belediyelere başvurmaları gerekiyor. Pazarda boşalan yer olursa bunları değerlendirmek için yıl sonlarında başvurular almıyor, yeni yüda ise boşalan yerlere yeni üreticiler alınıyor. Her yıl tezgah sahibi üretici ve esnaf belediyelere işgaliye ödüyor ve tezgah kurma belgelerini alıyorlar.

Burcu Tuvay





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir