Salı , Kasım 21 2017
Anasayfa / İş Fikirleri / Meyve Sebze Üretimine Yatırım Yapan Çok Kazanacak

Meyve Sebze Üretimine Yatırım Yapan Çok Kazanacak



Tarıma Yatırım Yapmak – Meyve ve Sebze Bahçesi Kurmak

Kiraz, vişne, nektarin, çilek, elma, kayısı, portakal, muz, zeytin, kivi, ceviz, badem, domates, biber, hıyar, patlıcan… Hem iç piyasa hem de ihracat için talep gören meyve ve sebzelere yatırım yapan kazanacak. İhracatçılar ürünleri tarla ve bahçede topluyor. Üstelik üreticiye ciddi devlet destekleri de var…

GIDA, önümüzdeki dönemde insanlığın en önemli sorunlarından biri olacak. Sadece ABD’de 50 milyon insan ek beslenme yardımı ile yaşıyor. ABD’de geçen yıl 75 milyon dolarlık toplam gıda yardımı yapıldı. Bu, öğün başına 1.4 dolara denk geliyor. Dünyanın refah ülkesi olarak gösterilen ABD’deki bu tablo, insanlığın gıda ile ilişkisini net bir şekilde ortaya koyuyor, işte bu gerçeklik tarıma yatırımı çok cazip kılıyor. Biz de bu noktada Türkiye’yi geleceğe taşıyacak bazı gıda ürünlerine yatırımı inceledik…

meyvecilik

Türkiye, coğrafi konumu, iklim özellikleri ile tam bir meyve ve sebze cenneti. Dünyada yetiştirilebilen toplam 364 çeşit meyve ve sebzenin 274 çeşidi ülkemizde yetiştirilebilir durumda. Türkiye 2013 sonu itibariyle 18 milyon ton meyve, 28.5 milyon ton da sebze üretimi gerçekleştirdi. Meyve üretiminde üzüm 4 milyon ton ile ilk sırada yer alırken onu 3 milyon ton ile elma, 1.7 milyon ton ile portakal takip ediyor. Sebze üretiminde ise yaklaşık 12 milyon ton ile domates başı çekiyor. Hem iç piyasada hem de ihracatta 20 meyve sebze öne çıkıyor. Kiraz, vişne, nektarin, çilek, şeftali, elma, kayısı, limon, portakal, üzüm, muz, zeytin, kivi, siyah incir, ceviz, badem, domates, biber, hıyar, soğan, kabak, patlıcan, mantar ve patates yetiştirenler daha kazançlı çıkıyor.

Günümüzde 7 milyar olan dünya nüfusunun 2030 yılında 8 milyara yaklaşması bekleniyor. 20’nci yüzyılın başlarında bazı bilim adamlarınca yüzyılın sonlarına doğru dünyada kıtlık olacağı zira tarımsal alanların gelecek nesli doyurmaya yetmeyeceği öngörülmüştü. Ama bu öngörü tarım teknolojisindeki gelişmeler sayesinde gerçekleşmedi. Kıtlıklar sadece belirli bölgelerle sınırlı kaldı. 2030 yılında yaklaşık 8 milyar insanı doyurmak için bugünkü üretimin en az yüzde 50 oranında artırılması gerekiyor.

Dört mevsimin yaşandığı ülkemiz taze meyve ve sebze konusunda tam bir cennet. Bu açıdan bıkıldığmda da meyve ve sebzecilik açısından altın fırsatlar bulunuyor.

Türkiye’de meyvecilik ve sebzecilik konusunda çok önemli gelişmeler yaşanıyor, büyük yatırımlar yapılıyor. Bildiğimiz klasik bahçelerin yanı sıra bin dekara kadar ulaşan büyük bahçeler kuruluyor. Meyvecilik ve sebzecilik alanına yatırım yapacaklar için cazip fırsatlar bulunuyor.

BÜYÜK SERMAYENİN YENİ ALANI

Meyvecilik ve sebzecilik konusundaki bu avantajlar büyük sermaye gruplarının gözünden kaçmıyor. Yıllardır sanayici olarak bildiğimiz birçok ünlü isim son yıllarda meyve bahçeleri ve seralar kurmaya başladı. Anadolu Grubu’nun sahibi Tuncay Özilhan, Öztürk Şirketler Grubunun (OPET / Regnum) patronu Fikret Öztürk, Ramsey’in sahibi Remzi Gür, Naksan Holding’in sahibi Cahit Nakiboğlu, Bifa Bisküvileri’nin sahibi Necati Babaoğlu, Tahincioğlu Holding’in ortakları Özcan ve Can Tahincioğlu gibi çok sayıda sanayici ve iş adamı meyvecilik alanında yatırım yaptı.

İstanbul Ticaret Odası eski Başkanı Murat Yalçmtaş İzmir Bergama’da annesinden kalan arazilere sera kurarak domates üretiyor. Ramsey markasının sahibi Gürmen Giyim’in ortaklarından Hüseyin Doğan, Aydm Sultanhisar’da 150 dönümlük modern bir sera kurdu. Türkiye’nin önde gelen pamuk ipliği üreticilerinden Kahramanmaraşlı Kipaş Holding de 400 dönümlük sera kurarak domateslerini ihraç etmeye başladı. Antalya Belek’te üç oteli bulunan Özaltm Holding de aynı bölgede 120 dönümlük bir sera kurdu. Türkiye’de topraksız tarımı başlatan ilk firmanın Özaltın Holding olduğu bilmiyor. Adana’da 2 bin dekar açık alanda mısır, buğday ve narenciye yetiştiren Nur Özkan da sera yatırımı yapan isimlerden biri. Özkan’ın serası ise şimdilik 50 dekarla sınırlı. Önümüzdeki yıllarda sera alanlarını genişletmeyi düşünüyor. Yine İstanbul merkezli Dizayn Grup’un sahibi İbrahim Mirmahmuto-ğulları da topraksız sera yatırımı yaptı. Grup aynı zamanda anahtar teslimi topraksız sera kurulumu da yapıyor.

meyve agaci

CEVİZ VE BADEM FARKLI

Meyve ve sebze son yıllarda en iyi kazandıran yatırımların başında geliyor.

Biz de hangi meyve ve sebzelerin pazar şansı yüksek, hangilerinde fırsatlar olduğunu araştırdık. Sektörün yetkilileri ve ihracatçılarla konuşarak detaylı bir haber hazırladık. Meyveciliğin hem üretim hem de satış tarafında yer alan uzmanlara, hangi meyve ve sebze türlerinin yatırıma uygun olduğunu sorduk. Meyvede kiraz, vişne, nektarin, ceviz, badem, çilek, şeftali, elma, kayısı, üzüm, muz, zeytin, kivi, armut. Deveci armudu, ayva, erik, siyah incir gibi meyvelerin ticari şansı oldukça yüksek görünüyor. Sebzede ise domates, biber, hıyar, soğan, kabak, patlıcan, mantar, patates öne çıkıyor. Hem iç piyasada hem de ihracatta oldukça şanslı ürünlerin alıcısının hazır olduğu belirtiliyor. Ceviz ve bademde ise durum daha farklı. Kendi kendimize yetemediğimiz meyvelerden olan badem ve cevizde halen büyük bir üretim açığı var. Dolayısıyla bu iki ürün yatırım için en cazip meyvelerin başında geliyor.

DESTEKLER ÇEŞİTLENDİ

Meyvecilik konusunda devletin ciddi destekleri var. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nm destekleri klasik bahçelere yönelik değil. Bakanlık artık bu işe profesyonel anlamda girenlere çeşitli destekler veriyor. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilere, tam veya yarı bodur meyve fidanı ile en az beş dekar, diğer meyve fidanı türlerinde ise en az 10 dekar alanda, sertifikalı veya standart meyve fidanı kullanarak yeni tesis ettikleri bağ ve bahçeler için alan bazlı, hibe şeklinde destekleme ödemesi yapılıyor. Sertifikalı tohum ve fide ile kurulan sebze bahçeleri ve seralar için de benzer destekler sağlanıyor. Ayrıca, organik tarım, iyi tarım uygulamaları, mazot, gübre, toprak analizi gibi destekler veriliyor. Meyve ve sebzede dekar başına 4.3 TL mazot desteği, 5.5 TL gübre desteği veriliyor. ‘İyi tarım Uygulamaları’ ve ‘Organik Üretim’ desteği olarak da dekar başına 10 ile 100 TL arasında destekler veriliyor. Ayrıca sertifikalı sebze ve meyve fidesi için de dekar başına 150 ile 350 TL arasında destekler sağlanıyor. Türkiye 38 tarım havzasına bölünmüş durumda. Ayrıca havza bazlı desteklerden yararlanmak da mümkün.

GÖZDE MEYVELER

MEYED (Meyve Suyu Endüs trisi Derneği) verilerine göre, 2013 yılında üretilen meyvenin yaklaşık 1.1 milyon tonu meyve suyu sanayisinde işlendi. İşlenen meyveler arasında en büyük payı, yüzde 44 ile elma alırken, bu meyveyi sırasıyla şeftali, nar, havuç, kayısı, vişne ve portakal izliyor. Elma ve armut son yıllarda ihracat pazarlarının parlayan yıldızı konumunda.

Nar ve çilek suyu da en çok talep gören ürünler arasında.

Türkiye’de şimdiye kadar planlı bir meyve üretimi olmadığı için herkes dönemin modasına göre ağaç dikti. Dolayısıyla bu işe yatırım yaparken sofralık mı, sanayi için mi ayrımı tam olarak yapılmadı. MEYED Genel Sekreteri Ebru Akdağ, sanayi tipi büyük ölçekli meyve bahçelerinin artması gerektiğini vurguluyor. Akdağ, meyve yetiştiriciliğinin endüstriyel bir işletme mantığı içinde yapılması halinde Türkiye’nin iklim, arazi büyüklüğü ve tarıma elverişlilik açısından dünyanın en önemli meyvecilik merkezlerinden
biri olmaya aday olduğunu vurguluyor. Akdağ, dernek olarak üreticilerle sürekli temas halinde olduklarını, sanayi tipi meyveciliğin gelişmesi için çalıştıklarım söylüyor.

Akdağ, “Türkiye’deki bahçe büyüklükleri çok küçük. Bahçelerin büyük olması için önerilerde bulunuyoruz. Sanayiye dönük meyve cinsleri üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Bu alanlarda üreticiler için ciddi fırsatlar olduğunu söyleyebiliriz” diyor.

PAZAR HAZIR

Yaş meyve ve sebze ihracatında Türkiye iddialı bir konumda. Kiraz, çilek, elma, limon, portakal, kayısı, şeftali, üzüm, nar, domates, hıyar, salatalık gibi birçok ürün önemli ihracat kalemlerimizi oluşturuyor. 2013 yılı sonu itibariyle yaş meyve ve sebze ihracatı 2.4 milyar dolar seviyesinde. İhracatta liderlik ise 392 milyon dolar ile domateste. Domatesi 354 milyon dolar ile mandarin, 302 milyon dolar ile limon takip ediyor.

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Kavak, meyveciliğin her geçen yıl değer kazandığını vurgulayarak, “Bu alana girecekler için fırsat var. İhracat açısından bakacak olursak kiraz, kayısı, vişne meyveciliğinde ciddi fırsatlar söz konusu” diyor. Ali Kavak bir konuda İse uyarıyor ve kaliteli, raf ömrü uzun meyvelerin şansının daha yüksek olduğuna özellikle dikkat çekiyor. Yeni çeşitler konusunun da önemli olduğunu belirten Kavak, 2023 yılı için 10 milyar dolarlık yaş meyve ihracatı hedeflediklerini söylüyor. Kavak, ‘‘Bunun için de Ar-Ge’ye önem vermeliyiz. Yeni ve kaliteli çeşitler geliştirmeliyiz. İhracatçı birliği olarak BATEM ve ALATA Tarımsal Araştırma Enstitüleri ve Çukurova Üniversitesi ile ortak çalışmalar yapıyoruz. Narenciye konusunda iyileştirmeler yapmaya çalışıyoruz” diyor.

mey-2

İHRACATIN YILDIZI DOMATES

Mutfakların bir numaralı aktörü domates üreticisinin yüzünü de güldürüyor. Tarım kesiminin en fazla üretimini yaptığı ürünlerin başında gelen domates ülkemizde yaz kış üretiliyor. Türkiye’de hızla gelişen seraların (örtü altı) önemli bir kapasitesi domatese ayrılıyor. Domateste çeşit sayısı da hızla artıyor. Salkım, cherry, Çanakkale gibi çeşitleri en çok tercih edilenler arasında. Sadece kırmızı domates de değil. Mor, siyah, pembe, kahverengi gibi farklı renkli domatesler de üretiliyor. Domates hem iç piyasada, hem de ihracatta şansı yüksek bir ürün.

Domates bahçesini tarlada kuracaksanız dekar başına 5 bin ile 10 bin TL arasında maliyeti var. Serada ise durum değişiyor. Öncelikle araziler pahalı. 100 bin TL’ye kadar maliyet çıkabiliyor. Bu yatırımı yapınca 10 yıla yakın bir süre yeni yatırım gerektirmiyor. îki dekarlık bir domates serası bir ailenin geçimini sağlıyor. Bu işi profesyonelce yapacaklara ise en az 20 dönümle işe başlamaları tavsiye ediliyor.

MAŞ FASULYESİNE GARANTİ

Son yıllarda fiyatı en çok artan ürünlerin başında fasulye geliyor. Üretimi giderek düştüğü için değerli hale geldi. Bu durum üretici için fırsat demek. Fiyatlar aşırı artınca tarım kesiminin ilgisi yıllar sonra tekrar döndü.

Erzincan, Erzurum Ispir, Konya, Niğde, Nevşehir, Çumra, Denizli, Tokat, Adana gibi birçok yörede bu yıl fasulye ekim alanlarının artması bekleniyor. Antalya ve İzmir bölgesinde ise taze fasulye ekimlerinde artış var. Taze ve kuru fasulyenin yanı sıra bir de maş fasulyesi var. Yeni neslin pek bilmediği maş fasulyesi son zamanlarda birçok restoranlarda karşımıza çıkıyor.

Bakliyat sektörünün önemli isimlerinden Mehmet Reis maş fasulyesinin yıldızımn daha da parlayacağını belirterek, “Maş fasulyesi az da olsa Gaziantep, Diyarbakır, Adıyaman başta olmak üzere Güneydoğu’da üretiliyor. Toroslar’daki köylerde de üretim mevcut. Ancak geniş çaplı bir üretim yok. Ağırlıklı olarak Peru, Madagaskar, Arjantin gibi ülkelerden ithal ediliyor. Son dönemlerde talebi artıyor. Bu işin ticaretini yapan biri olarak ithal etmek yerine yerli üretimi tercih ederim. Üreticilere alım garantisi bile verebilirim” diyor.

LİMON ALTIN DEĞERİNDE

Portakal, limon, mandalina ve greyfurt, İzmir’den Hatay’a kadar olan sahil şeridinde üretiliyor. Narenciye Türkiye’nin en önemli ihracat kalemlerinden biri. Rusya ve Avrupa’ya ihracat şansı yüksek. Bu grubun son yıllarda parlayan yıldızı ise limon. Fiyatı iç piyasada 8 TL’ye kadar çıktı. İhracatta da en çok talep gören meyveler arasında. Bu alana girecek üreticiler için ciddi fırsatlar var. Bir dönem narenciye bahçelerini söküp başka meyve ve sebzelere yönelen birçok üreticinin tekrar limon ve portakal bahçeleri kurduğu bilgisi geliyor. Meyvecilikte yatırım yapacaklar en az beş yıl sonrasını hesaplamak zorunda. Yine de bahçe kurma maliyeti yüksek değil. Dekar başına 4-5 bin TL’lik bir maliyet yeterli oluyor.

ERİK, ÜRETİCİSİNİ SEVİNDİRİYOR

Bu yıl birçok meyve dondan etkilenirken, erik hem rekolte hem de fiyatlarıyla yüz güldürdü. İç piyasada semt pazarlarında bile fiyatlar 8-9 TL’nin altına düşmedi. Hem ihracatta hem de iç piyasada kolay müşteri bulan bir meyveydi. Erik özel bir iklim istemiyor. Türkiye’de Edirne’den Hakkari’ye her bölgede üretmek mümkün. Eriğin ilk hasadı Hatay ve Mersin’de başlıyor. Ticari olarak da en fazla erik bu iki ilimizde üretiliyor. Sonraki dönemlerde İzmir, Aydın, Denizli, Bursa, Balıkesir erikleri piyasaya giriyor. Yaz ortasında ise rakımı biraz daha yüksek olan Afyon, Tokat, Amasya, Karaman gibi illerden gelen erikler sofralara ulaşıyor.

Erik üretiminin merkezi konumunda bulunan Mersin’in Ziraat Odası Başkanı Cengiz Gökçel, üreticinin bu yıl altın çağını yaşadığını söylüyor.

Gökçel, son yıllarda narenciye ağırlıklı çalışan birçok üreticinin bahçelerinin bir kısmını sökerek erik diktiğini vurguluyor.

CEVİZ VE BADEME İLGİ YÜKSEK

Meyvecilik yatırımlarında ceviz ve badem açık ara önde gidiyor. Devlet destekleri ve iç piyasadaki ihtiyaç da bu yatırımları tetikliyor. Hakkari, Kastamonu, Çorum, Bursa, Denizli, Tokat, Kırşehir, Kahramanmaraş, Bingöl, Siirt, Sakarya, İzmit gibi illerde önemli düzeyde ceviz üretimi var ve sürekli yeni bahçeler kuruluyor. Gaziantepli Naksan, Ramsey, Ataman gibi şirketler plantasyon ceviz bahçeleri kuruyor. Ceviz üretimine sadece Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı değil, Çevre ve Orman Bakanlığı da destekler veriyor. Çevre ve Orman Bakanlığı, ağaçlandırma projeleri çerçevesinde 49 yıllığına ücretsiz alan tahsis ediyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ise fidanların yarı ücretini ödüyor.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Akça, ceviz aşığı bir bilim adamı. Büyük bahçesi olanlara danışmanlık yapıyor. Akça, son dönemlerde Türkiye’nin her yerinde ceviz bahçeleri kurulduğunu, büyük sermaye gruplarının bu alana yöneldiğini vurguluyor. Akça, “Küçük çaplı ticari yatırımlara en az 50 dönümle girilmeli, yoksa para kazanmak zor. Büyük ve daha profesyonel yatırımcılar ise önce 100 dönüm alanda antrenman yapmalı. Orta vadede 500 dönüm, uzun vadede bin dönüme ulaşabilirler. Ancak entegre bir işletme haline gelip markalaşmaları şart. Yatırım doğru yerde ve doğru cinsle yapılmalı. Sıcaklık 40 derecelere çıktığında cevizlerin içi kararabiliyor. Özellikle ilkbaharda geç don olaylarının görüldüğü yerler de uygun değil. Bu hususlara dikkat edilmeli” diyor.

KİRAZ ŞANSLI

Kirazda yıllık 500 bin tonluk üretimle dünya lideriyiz. Bu üründeki yıllık ihracat gelirimiz 160 milyon dolar seviyesinde. ihracat her geçen yıl artıyor; hatta ihracatçı talebe yetişemiyor. Birçok üretim merkezinde iyi kirazlar tarlada ihracatçılar tarafından kapışılıyor. Uzun yola dayanıklı ve iri kiraz yetiştir-diyseniz pazarlama konusunda hiçbir sıkıntınızın olmadığını söyleyebiliriz. Bu yıl iklim açısından biraz sıkıntılı olsa da kiraz üreticisinin yüzünü her yıl güldür-müştür. Manisa Salihli, Bursa Yalova, Denizli Honaz, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Bilecik, Kütahya, Ankara, Amasya, Tokat, İzmir, Uşak, Afyon, İsparta, Konya, Antalya, Karaman, Niğde, Mersin, Adana, Malatya, Elazığ ve Kahramanmaraş kiraz üretiminde öne çıkıyor. Bu bölgelerde yeni kiraz bahçelerinin kurulduğu biliniyor.

Kirazın duayeni olarak kabul edilen Alara Fi-dancılık’m sahibi Yavuz Taner, kiraz girişimcilerine yol gösteriyor, yatırımlara rehberlik ediyor. Taner, iyi ürün yetiştiren yatırımcının hiç kaybetmediğini hatırlatıyor ve “Pazar isteklerine göre üretim yapanlar her zaman kazanır” diyor.

ELMA SUYU REVAÇTA

Elma, sağlıklı beslenme uzmanları tarafından en çok tavsiye edilen meyvelerin başında geliyor. Dolayısıyla hem meyvesi hem de suyu tüketiciler tarafından yoğun ilgi görüyor. Özellikle Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerde meyve suyu en çok tercih edilen içeceklerin başında geliyor.

Bu durum ihracat rakamlarına da yansıyor. Elma, meyve suyu sanayicilerinin de en çok tercih ettiği meyvelerin başında geliyor. Bu ilgi meyve bahçelerine de yansıdı. Elma deyince akla hemen Amasya ve İsparta geliyor. Ancak üretim miktarlarına bakınca Karaman’m bu illerin önüne geçtiğini görüyoruz. Karaman, Çanakkale, Denizli, İsparta elma üretiminde öne çıkıyor. Türkiye’nin her bölgesinde yetişebilen elma üreticinin ilk tercih ettiği meyvelerden biri. Sanayiciler de bu alanda yatırım yaparak büyük bahçeler kuruyor.



Karaman’da elma-cılığa öncülük eden isim ise Bifa Bisküvileri’nin sahibi Necati Babaoğlu.

Bin 500 dönümlük elma bahçesiyle Karamanlılara örnek olan Babaoğlu, “Tamamen hobi amaçlı başladığımız elma bahçemiz zamanla örnek bir bahçe oldu. Karamanlı hemşerilerimiz bugün meyvecilikte iddialı hale geldiyse bu bahçenin katkısı büyüktür” diyor.

NARDA HATA YAPMAYIN

Nar, antioksidan özelliğiyle en çok tercih edilen meyvelerden biri idi. Bir dönem en çok ağacı dikilen meyvelerden biri olmasına rağmen son dönemlerde yıldızı biraz söndü. Çünkü bilinçsizce yapılan yatırımlar, yanlış cins tercihleri üreticiyi üzdü.

Ancak doğru cins ağaçların dikilmesi ile tekrar yıldızı parlamaya aday. Uzmanların nar konusunda önemli bir uyarısı var. Kolay tanelenebilen türlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Aksi halde yaptığınız yatırım hüsran olabilir. Sofraya ya da meyve suyu şirketine üretim yaptığınıza göre fidan seçimi farklılaşıyor. Geçmişte moda olan nara yatırım yapanların önemli bir kısmının bahçelerindeki ağaçları sökmek zorunda kaldığını belirtelim. Türkiye’nin hemen her bölgesinde nar yetişebiliyor. Ancak her yerde aynı verim alınamıyor. Ticari üretim yapmak ve yüksek verim almak istiyorsanız incir ve zeytinin yetiştiği bölgelerde bu ürünü dikmelisiniz. Nar üreticisi Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara’nın bir bölümünde daha verimli ürün alıyor.

KİVİDE FIRSAT BÜYÜK

C vitamini deposu kivi, tropikal bir meyve. Karadeniz ve Akdeniz’in nem açısından uygun bölgelerinde de üretilebiliyor. Nitekim özellikle Doğu Karadeniz’de çaya, Orta Karadeniz’de ise fındığa alternatif olarak yoğun ilgi gördü. Türkiye’nin kivi tüketimi henüz yıllık 50 bin ton civarında. Bu rakamın 20 bin tonu iç üretimden, geri kalanı ise ithalat yoluyla karşılanıyor. Kivi bahçesi kuracaklar için de ciddi fırsatlar var. Rize’de başlayan üretim, zamanla bu ilin ilçelerine ve Karadeniz’in diğer bölgelerine yayılmaya başladı. îç talebe bağlı olarak Ege ve Akdeniz kıyılarında da kivi bahçeleri giderek yaygınlaşıyor.

Markalı meyveleriyle tanınan ideal Tarım, Türkiye’nin ilk kivi markasını Verita ismiyle 1996 yılında piyasaya sunmuştu, ideal Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Bi-rincioğlu, “Kivi, çay ve fındığın alternatifi olmaya başladı. Üretim sahaları sürekli genişliyor. Yakın zamanda kivide kendi kendimize yeten bir ülke olacağımızı düşünüyorum. Kivi fidanı üç yılda meyve vermeye başlıyor. Fındığı kendin toplarsan kazanırsın. Kivideki dönüm başına kazanç fındıktan fazladır. Ticari olarak satılabilen tek kivi türü hay-ward. Türkiye’de de bu tip üretiliyor.

Kivi üretimine girip de pişman olan yok” diyor.

MUZ ÜRETİMİ ARTIYOR

Türkiye’de muzun ticari olarak üretimi cumhuriyetin ilk yıllarına dayanıyor. Tropikal bir meyve olması nedeniyle sınırlı bir bölgede yetişiyor. Türkiye’nin iklim koşulları, muzun sadece Mersin’e bağlı Anamur ve Bozyazı ile Antalya’ya bağlı Alanya ve Gazipaşa ilçelerinde üretilmesine imkan tanıyor. Daha önce Antalya’nın Serik, Finike ve Kumluca ilçelerinde de deneme üretimleri yapılmış ama istenilen verim alınamamıştı. Konya Şeker’in Konya’da sera ortamında da deneme üretimi yaptığını belirtelim. Üretilen muzlar şimdilik misafirlere ikram edilse de ileride ticari bir boyut kazanabilir. Türkiye’nin yıllık muz üretimi 200 bin ton civarında. Toplam tüketimse yaklaşık 400 bin ton. Yani ihtiyacın yarısı ithalatla karşılanıyor. Muzda ciddi bir ithalat olduğu için yerli üreticinin şansı yüksek.

Alanya Muz Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Güney üreticiyi bilinçlendirmek amacıyla eğitimler düzenlediklerini söylüyor: “Onları muz üreticisi ülkelere götürerek yerinde incelemeler yapıyoruz. Muz ülkemizde sınırlı bir bölgede yetişiyor. Bu yüzden metrekare başına üretimi artırmanın yollarına bakmalıyız. Yeni üreticilerin pazara girmesini sağlamalıyız.”

DEVECİ ARMUDU AVANTAJLI

Bursa’daki Ağaköy’de “Armudun iyisi zengin eder” deniyor. Deveci armudu, Samsunlu girişimci Lütfi Deveci tarafından geliştirilmiş bir ürün. Kış aylarına dayanıklı bir tür. Görüntüsü, iriliği ve lezzetiyle tüm diğer armut çeşitlerinden farklı. Tanesi 200-350 gram geliyor. En irisi 2 kilo 867 gram olarak literatüre girmiş. Uzmanlar, armut yatırımı yapacaklara önce Ağaköy’ü görmelerini tavsiye ediyor. Bir meyvenin bir köyü nasıl zengin ettiğini gördüğünüzde kafanızdaki soru işaretleri büyük ölçüde yok oluyor. Yetişkin bir santa maria armudu
ağacı, yılda 200-300 kilo armut verirken, Deveci armudunda bu miktar 350-400 kilograma kadar çıkabiliyor. Bir dönüm araziye 40 deveci armudu dikilebiliyor. Yetişkin bir bahçeden ağaç başma 150 kilodan 6 ton armut alınabiliyor. Ancak Deveci armudu her yerde yetişmiyor. Yetişse de belirgin özelliklerini ortaya çıkaramıyor. Bu meyvede en iyi sonuç Samsun ve Bursa ovalarında alınabiliyor. Ekim ayında hasat ediliyor ve yedi ay depolama ömrü olduğu için pazarda çok makbul sayılıyor. Armut bahçelerinin hızla arttığını belirtmekte fayda var.

KAYISIDA DÜNYA LİDERİYİZ

Bu yıl üretim dondan olumsuz etkilense de dünya kayısı üretiminde açık ara lider konumundayız. 2.5 milyon tonluk dünya üretiminin 580 bin tonunu Türkiye karşılıyor. Dünyada yaş kayısıda yüzde 20, kuru kayısıda ise yüzde 90 pazar payına sahibiz. Bu yıl don nedeniyle özellikle Malatya bölgesinde ciddi rekolte kaybından bahsediliyor. Ancak genel olarak üreticisinin yüzünü» güldüren bir meyve. Kurutmalık kayısıda Malatya dışında Elazığ, Niğde ve Nevşehir de söz sahibi. Sofralık kayısıda ise Mut, İğdır ve Kars, Malatya’yla birlikte önemli üretim merkezleri olarak dikkat çekiyor. Kayısı ağacı dikecekler için halen fırsat var.
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Haşan Erkoç, kayısının bir ihracat ürünü olduğunu vurguluyor ve “Bu yıl don nedeniyle üretim zayıf. Ancak hem iç hem de dış piyasada ilgi gören bir meyve. Üretimin yüzde 20’si iç piyasada tüketiliyor. Yeni ağaçların yetiştirilmesi pazarı büyütür” diyor.

TÜRKİYE ÜZÜM CENNETİ

Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine hemen her ilimizde yetişen bir meyvedir üzüm. 4 milyon tonun üzerinde yıllık üretim var. Geçen sezon üretilen üzümlerin 2.3 milyon tonu sofralık, 1.5 milyon tonu kurutmalık, 700 bin tonu da şaraplık olarak değerlendirildi. Yaş üzümün yüzde 30’u da pekmez üretiminde kullanılıyor. Türkiye üzüm piyasasının 3 milyar TL’yi bulduğu tahmin ediliyor. Türkiye bu rakamlarla dünya üzüm üretiminde beşinci sırada yer alıyor, Manavlarda artık sadece siyah ve yeşil üzüm görmüyoruz; koyu mor, açık mor gibi rengarenk türler de rafları süslüyor. Ülkemizde özellikle sofralık ve kurutmalık türleri yaygın olsa da son dönemlerde kaliteli şarap bağları da hızla artıyor. Bu alanda doğru üzüm seçimi yapılırsa özellikle ihracatta fırsatlar yaygın.

ŞEFTALİ VE NEKTARİN

Yılda 550 bin ton şeftali ve nektarin üretimiyle dünya altmcısı konumundayız. Diğer ülkelerde şeftali ve ‘tüysüz şeftali’ olarak bilinen nektarin miktar olarak genellikle yarı yarıya üretiliyor. Türkiye’de ise üretimin yüzde 90’ı şeftali, yüzde 10’u ise nektarinden oluşuyor. Ancak son zamanlarda Türkiye’de de nektarin bahçelerinin alanı hızla artıyor. Bursa, Çanakkale, İzmir gibi illerde büyük bahçeler kuruluyor. Bu konuda en ciddi hareketlilik Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde görülüyor. Elmasıyla da ünlü olan ilçe, son yıllarda nektarin üretimine de ağırlık vermeye başladı. Hatta Bayramiç Ziraat Odası bölgeye haz özel bir tadı olan nektarini ‘Bayramiç Beyazı’ diye tescil ettirmiş.

Sanayicinin tercihi zeytin

Çok değil 10 yıl önce 90 milyon civarında olan zeytin ağacı sayısı bugün 180 milyonu geçti. Türkiye’nin önemli işadamları zeytinciliğe büyük yatırım yaptılar ve yapıyorlar. Ramsey’in sahibi Remzi Gür yaptığı yatırımlarla kısa süre sonra Türkiye’nin en büyük zeytincisi olmaya aday. Gür’ün yatırımları 250 bin ağaca ulaşmış durumda. Yine Opet’in sahiplerinden Fikret Öztürk Muğla Milas’ta 3 bin dekar alana 150 bin zeytin ağacı dikti. Zeytin üretiminde özellikle İzmir Karaburun, Manisa Akhisar, Mut, Tarsus, Osmaniye, Kilis ve Şanlıurfa’da muazzam bir atak var. Bu bölgeler çok değil önümüzdeki birkaç yıl içinde çok önemli zeytin merkezleri haline gelecek. Söz konusu bölgelerdeki yeni üretim alanları asıl bu sezon devreye girecek. Bu yıldan itibaren hem yağlık hem de sofralık zeytinde bolluk yaşanabilir.

ÇİLEK SERA VE TARLADA

Bitki türü meyveler arasında ise çilek ön plana çıkıyor. Ülkemizde kış başlarında bile artık çilek bulmak mümkün.

Bahar ayında açık alanda yapılan çilek üretimi, kış aylarında seralara taşmıyor. Hem yurtiçi hem de yurtdışmda çok talep gören bir meyve olduğu için yatırımcılara ciddi fırsatlar sunuyor. Pazar sıkıntısı yaşanmıyor. Çilek üretiminde Silifke ve Anamur öne çıkıyor. Türkiye çilek üretiminin neredeyse yansım bu ilçeler karşılıyor. Uşak, Bursa ve Zonguldak Ereğli’de de ciddi üretim olduğunu belirtelim.

Silifke Çilek Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Özmen, aynı zamanda büyük çilek üreticilerinden Acem Tarım’m da ortaklarından. Halen 2 bin dönüm arazide çilek yetiştiren Özmen, “Ürettiğimiz çileğin önemli bölümünü ihracata gönderiyoruz. Hem ihracatta hem de iç piyasada talep görüyor. Çilek, üreticisinin yüzünü güldürüyor” diyor.

Meyve bahçesi kurmanın maliyeti

Meyve bahçesi kurmanın maliyeti oldukça makul seviyelerde. Son dönemlerde iki tip ağaç tavsiye ediliyor: Klasik anaç ya da bodur… 1 dönümlük bir araziye klasik anaç olarak, meyvenin türüne göre 20 fidan dikilebiliyor.

meyve bahcesi

Klasik anaç fidanlarının tanesi ortalama 15 TL. Bu durumda dönüm başına fidan maliyeti 300 TL oluyor. Bodur ağaçlarda ise durum biraz daha farklı. Bir dönüm araziye 60 ağaç dikebiliyorsunuz. Bodur fidan fiyatı ise 25 TL. Yani yaklaşık bin 500 TL fidan maliyeti karşımıza çıkıyor. Bu maliyetlerin üzerine tarla, sulama, budama ve en az dört yıllık ürün yetişme süresini de eklemek gerekiyor.

Uzmanlar, daha çabuk büyüyen ve çok meyve veren bodur ağaçları tavsiye ediyor. Fidanlar, genelde sonbaharda yaprak dökümü ile ilkbaharda ağaçlara su yürümesine kadar geçen devrede dikiliyor. Kısacası, 1 dönümlük arazi için fidan, sulama, bakım ve ilaçlama dahil arsa maliyeti hariç yaklaşık 4 bin TL’lik bir maliyet söz konusu. Uzmanlar bu işin ekonomik ölçeklerde olabilmesi için en az 50 dönümlük arazilerde yapılmasını tavsiye ediyor. Aksi halde para kazanmanın zor olduğu belirtiliyor. Büyük yatırımcılarsa bin dönüm ve üzeri ölçeklerde üretim yapılmasını arzu ediyor.

Sebze bahçesi kurmanın maliyeti

Sebze bahçeleri meyveler gibi bir defalık yapılmıyor. Her yıl yenilenmesi gerekiyor.

sebze bahcesiMaliyetler tarla ve seraya göre farklılıklar gösteriyor. Ancak ortaya fazla maliyetli bir tablo çıkmıyor. Tarla ya da seraya göre maliyet farklılaşıyor, Sera biraz daha profesyonel bir iş. Hele topraksız tarım yapacaksanız ciddi bir sermaye ayırmanız şart.

Seracılık merkezlerinde asıl maliyet arsada karşınıza çıkıyor. Arsa kendinize ait ise anahtar teslimi seranın kurulum maliyeti dekar başına 15 bin ile 50 bin TL arasında değişiyor.

Burada fiyatı kullanılan malzemeler ve içindeki teknoloji belirliyor. Açık alan maliyeti, yine arsa kendinize aitse 5 bin TL’yi geçmiyor. Ancak serada kazanç daha yüksek.

Ali KAVAK / Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Koordinatör Başkanı
Dünya lideri olabilmek için yeni çeşitler geliştiriyoruz

Türkiye 2023 yılında 10 milyar doların üzerinde yaş meyve sebze ihracatı hedefliyor. Üretim ve ihracatta dünya lideri olabilmek için yeni ürün çeşitleri geliştirilmesi hususunda üniversitelerle işbirliği yapıyoruz. İhracat pazarlarımızı artırmak adına profesyonel düzeyde ilgili ülkeler hakkında danışmanlık ve pazar araştırma desteği alınıyor. Bu hususta araştırma çalışmalarına önem veriyoruz.

Tüketici için daha cazip olabilecek üretim konusunda yoğun çalışmalar yapılıyor ve satışlarda daha yüksek fiyatlara erişebilecek mevsimlerde mal sunabilmek için yeni türler üretiliyor. Bu anlamda, Narenciye Tanıtım Grubu, Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen ‘Turunçgil Çeşit Geliştirme Projesi’, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü tarafından yürütülen ‘Yeni Turunçgil Çeşitleri Geliştirme Projesi’ ve Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen ‘İhracata Uygun Yeni Mandarin Çeşitlerinin Geliştirilmesi ve Sektöre Kazandırılması’ projelerini destekliyoruz.

Turunçgil üretiminde yürütülen faaliyetlerin yanı sıra dünya çapında önemli fuarlara katılarak turunçgillerin pazarlanması ve tanıtılması faaliyetlerine de hız kesmeden devam ediliyor. Bütün bu çalışmalarımızın meyvelerini önümüzdeki dönemlerde alacağımızdan hiç kuşkumuz yok. Ayrıca, yaş meyve ve sebze sektörü için Çin’de 12 ay boyunca sektörün bütün ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde pazar araştırması yapan Çin’de yerleşik danışmanlık firmasından narenciye, kiraz, üzüm, kayısı, nar, incir ürünleri için bu pazarı tanımak ve ilerleyen dönemlerde bu pazara Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatının önünü açmak adına detaylı raporlar alıyoruz.

Salih ÇALI / Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı
Uzak pazarlara odaklandık

ihracatta kalıcı başarı için ortak hareket etmek zorundayız. Üretici ve ihracatçının güçlenmesi gerekir. Rekabetçi fiyatlar pazara girişi kolaylaştırır. Geçtiğimiz yıl Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB] olarak firmalara yeni ihracat stratejileri geliştirecek ‘Uluslararası Rekabeti Geliştirme [URGE] Projesi’ çalışmalarına başladık. Birliğimiz tarafından ortaya konulan URGE Projesi, ‘Ortak Sorun, Ortak Fırsat ve Ortak Vizyon’ anlayışını geliştirerek, firmalarımızın yeni ihracat stratejileri geliştirmesine katkı sağlayacak. Bu çerçevede bir de ‘İhtiyaç Analizi Nihai Rapor Değerlendirme Toplantısı’ yaptık. Toplantımıza URGE Projesi’nde yer alan firmalardan temsilciler katıldı. Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü yetkililerinin de iştirak ettiği toplantıda sorunları dile getirdik. Yeni pazarlar üzerinde çalışıyoruz. Avrupa Birliği’ne ek olarak, Uzakdoğu’ya ‘Meyve İhracatının Geliştirilmesi Projesi’ kapsamında Japonya’ya greyfurt ve limon ihraç izinleri alındı; nar, kiraz ve Bursa siyah incirinin ihracatı konusunda çalışmalar devam ediyor. Bu proje kapsamında, Uzakdoğu Komitesi çalışmalarını diğer Uzakdoğu ülkelerini (Malezya, Singapur, Filipinler, Güney Kore, Tayvan, Hong Kong, Çin] kapsayacak şekilde genişletiyor. ABD’ye Bursa siyah inciri satışı yapabilmek için de çalışmalar yürütülüyor.

Latif ÜNAL / İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı
Yeni türler pazarda avantaj sağlıyor

İhracat pazarlarında geleneksel ürünlerden çok yenilikçi ürünlere odaklanmak lazım. Biz de yeni türler için çalışmalar yapıyoruz. Yeni mandalina cinsleri üzerine araştırmalara Narenciye Tanıtım Grubu olarak destek veriyoruz. Sadece bize özgü türler Türkiye’nin ihracat pazarlarında iyi bir alternatif oluşturmasına hem de bu pazarlarda daha uzun süreler yer almasına neden olacaktır. Pazarda yeni cinsler her zaman daha iyi sonuçlar verir. Hangi cinslerin yetiştirileceğine yönelik seçimler ancak yapılacak kapsamlı analizlerle mümkün olur. Yetiştiricilerin mevcut arazilerine yönelik toprak, su, mevsimsellik ve iklim şartları gibi durumları analiz ettikten sonra karar vermeleri daha sağlıklı olur. Üretici rastgele üretime girmemeli.

Mustafa SATICI / Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı
Domates, biber ve dikenli salatalık

2023 yılında yaş meyve ve sebze ihracat hedefi 10 milyar dolardır. Şu anki artış ile bunu yakalamak biraz zor olsa da çalışmalarımız devam ediyor. İklim koşulları, dışarıdaki sosyoekonomik ve politik koşullar ana belirleyiciler olacak. Üretimimizi modernize etmek, katma değeri yüksek ürünlerin üretimini artırmak ve ihracatçımızın rekabet gücünü yükseltmek adına çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. Üreticilere benim şöyle bir tavsiyem olacak: Sebze grubu içerisinde salkım ve kokteyl domates çeşitlerini öneriyorum. Taze biber grubunda ihracatı az da olsa yapılan ama üretim artışına bağlı olarak ihracatı artacak olan değişik renklerdeki Kalifornia vvonder dolma biber çeşitleri, acı biberler, dikenli salatalıklar pazarda çok şey vaat ediyor. Meyve grubunda ise kiraz, üzüm ve yeni elma çeşitleri, yeni erik çeşitleri mutlaka dikkate alınmalı. İhracatta bu ürünlerin şansı yüksek.

İDRİZ ÇOKAL






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir