Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

Merkez Bankasın’dan Piyasalara Müdahale

TÜRKİYE Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalar üzerine harekete geçti. 25 Nisan tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini yüzde 24’te sabit tutan TCMB, TL/deki sert değer kayıplarının ardından bir hafta vadeli repo ihalelerine bir süreliğine ara verdi. Türk Lirası zorunlu karşılıkların döviz tesis imkânında azami oranını yüzde 40’tan yüzde 30’a indiren TCMB, yabancı para zorunlu karşılıkları ise tüm vadelerde 100 baz puan artırdı. Dövizdeki hareketlilikte “siyasi ve jeopolitik” faktörlerin etkili olduğuna dikkat çeken ekonomistler, atılan bu adımların etkisinin o nedenle sınırlı kalabileceğini ifade ediyor.


TCMB 9 Mayıs’ta önce bir hafta vadeli repo ihalelerine ara verdiğini duyurdu. Bilindiği üzere TCMB:nin gecelik borç verme faizi yüzde 25.5 olarak uygulanıyor. Bankacılar, TCMB’nin kararı ardından ortalama fonlama maliyetinin 5 işgünü içinde yüzde 25.5’e yükseleceğini ifade ediyor. Açıklama öncesi 6.24 bandında olan dolar/ TL, açıklama sonrası ilk tepki olarak 6.21’in altım test etti. Hatırlanacağı üzere TCMB benzer bir adımı 22 Mart 2019:da atmış, ortalama fonlama maliyetini 150 baz puan artışla yüzde 24’ten yüzde 25.50’ye çekmişti. TCMB, o zaman da “bir süreliğine” diye çıktığı ek sıkılaştırma adımlarından, 8 Nisan itibarıyla geriye dönmüştü.

TCMB geçen hafta zorunlu karşılık hamlesi de yaptı. Finansal istikrarın desteklenmesi amacıyla Türk Lirası zorunlu karşılıkların döviz cinsinden tesis edilebilmesi imkânı azami oranını yüzde 40:tan yüzde 30’a indiren TCMB bu hamleyle piyasaya 2.8 milyar dolar likidite verilmesi ve piyasadan 7.2 milyar TL tutarında likidite çekilmesini öngördüğünü duyurdu. Yabancı para zorunlu karşılık oranlarım tüm vade dilimlerinde 100 baz puan artıran TCMB, bu hamleyle ise piyasadan 3 milyar dolar likidite çekilmesinin beklendiğini açıkladı.

TAZE SEBZE VE MEYVE ETKİSİ

Geçen hafta TCMB, Nisan ayı aylık fiyat gelişmeleri raporunu açıkladı. Buna göre tüketici fiyatlarının yüzde 1.69, yıllık enflasyonun 0.21 puan azalarak yüzde 19.50 olduğu Nisan’da aylık bazda en çok artış alkollü içecekler ve tütün grubunda, yıllık bazda gıda ve alkolsüz içecekler grubunda gerçekleşti. Enflasyon sepetinde yüzde 23.29 ağırlığı bulunan gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonu işlenmemiş gıda fiyatları öncülüğünde yükselişini sürdürdü. Gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonu Nisan’da 2.09 puan artarak yüzde 31.86 oldu. Bu yükselişte, yıllık enflasyonu yüzde 45.69’a ulaşan işlenmemiş gıda grubu belirleyici oldu. Özellikle, taze meyve-sebze grubunda . yıllık enflasyonun yüzde 73.66’ya ulaşması dikkat çekti. Nisan’da alt grupların yıllık tüketici enflasyonuna katkıları incelendiğinde, bir önceki aya göre temel mal, enerji ve hizmet gruplarının katkılarında sırasıyla 0.55, 0.25 ve 0.05 puan düşüş gözlenirken, gıda ve alkol tütün gruplarının katkıları 0.33’er puan arttı.

Nisan ayında tütün ürünleri fiyatları yüzde 7.45 oranında arttı. Böylelikle, tütün ürünlerindeki nispi ÖTV oranının Ocak’ta yüzde 63’ten yüzde 67’ye yükseltilmesinin ilk yansımaları görüldü.

BAZ ETKİLERİ DEVREYE GİRECEK

2019 yılında yıllık enflasyonun seyrinde baz etkilerinin belirgin bir etkisi olacak. TCMB’nin yılın ikinci enflasyon raporuna göre 2019 genelinde enflasyona düşüş yönünde en belirgin katkı veren gruplar gıda, temel mal ve enerji olarak öne çıkacak. Gıda grubu kaynaklı baz etkisi, yılın ilk ayında yukarı yönlü gerçekleşse de, yıl genelinde yıllık enflasyonu düşürücü yönde olacak. Özellikle Mayıs ve Haziran aylarında bu etki işlenmemiş gıda kaynaklı olarak oldukça belirgin hissedilecek. Haziıan-Ey-liil döneminde temel mal grubundan gelen baz etkileri yıllık enflasyonu düşürücü yönde etki yapacak. Benzer bir şekilde Kasım ayına kadar enerji grubundaki baz etkisi de enflasyona düşüş yününde katkı verecek. 2018 yılında dayanıklı mallardaki geçici vergi indirimleri ve iktisadi faaliyetteki yavaşlamaya bağlı olarak Kasım ve Aralık aylarında tüketici fiyatları düşüş kaydetmişti. Bu sebeple, 2019 yılı Kasım ve Aralık aylarında baz etkileri enflasyonu artırıcı yönde olacak. Dolayısıyla tüketici enflasyonu üzerinde Haziran, Ağustos ve Eylül aylarında belirgin bir aşağı yönlü, Kasım’da belirgin bir yukarı yönlü baz etkisi görülecek baz etkilerinin yıllık tüketici enflasyonundaki değişimlere katkısının anlaşılması enflasyon eğiliminin doğru değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.

DOLAR BİLMECESİ

Türkiye istatistik Kurumu (TÜIK) tarafından açıklanan finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarına göre Nisan’da en yüksek aylık reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (YÎ-UFE) ile indirgendiğinde yüzde 2.35, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 3.65 oranlarıyla dolarda gerçekleşti. Nisan’da en çok kaybettiren finan-„ sal yatırım aracı BIST-100 endeksi oldu. Üç aylık ve yıllık değerlendirmelerde de en çok kazandıran yatırım aracı dolar oldu. AJtı aylık değerlendirmede en yüksek getiriyi devlet iç borçlanma senetleri (DlBS) sağladı.

Türkiye’nin fiyat düzeyinin ticaret yaptığı ülkelerin fiyat düzeylerine göre değişimini gösteren reel efektif döviz kuru endeksi, Nisan’da bir önceki aya göre TÜFE bazında 2.36 puan azalarak 72.74’e geriledi. TCMB tarafından yayımlanan geçici verilere göre endeks Nisan’da 2018 yılı sonuna kıyasla 3.6 puan azaldı. Yİ-ÜFE bazında reel efektif döviz kuru endeksi, Nisan’da bir önceki aya göre 0.90 puan azalarak 79.61’e geriledi. Endeks 2018 sonuna göre 3.13 puan düşüş gösterdi.

EN ÇOK HARCAMA KONUT VE KİRAYA

TÜİK geçen hafta 2018 istatistiklerle aile verilerini açıkladı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (AJDNKS) sonuçlarına göre, Türkiye’de 2014’te 3.6 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğünün azalma eğilimi göstererek 2018’de 3.4 kişi olduğu görüldü, illere göre incelendiğinde, 2018’de ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il, 6.4 kişi ile Şırnak, en düşük olduğu iller ise 2.7 kişi ile Çanakkale, Eskişehir ve Balıkesir oldu. Gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırı incelendiğinde, yoksulluk sınırının altında yaşayan bireylerin oranının 2017’de yüzde 20.1 olduğu görüldü. Ha-nehalkı bütçe araştırması sonuçlarına göre, 2017’de Türkiye genelinde hane-halklarınm tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24.7 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı yüzde 19.7 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 18.7 ile ulaştırma harcamaları aldı. Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama grupları ise yüzde 2.2 ile sağlık, yüzde 2.3 ile eğitim ve yüzde 2.7 ile eğlence ve kültür harcamaları oldu.

Prof. Dr. Erhan ASLANOGLU / Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı
“Normalleşmeye daha fazla ihtiyaç var”



Şu anda sorun kurla ilgili olduğu için, TCMB’nin TL’nin değerini korumak için yapabileceği iki şey var: Fiyatını [faizi] yükseltmek ve miktarını kısmak. Şu anda TCMB fiyatını yükseltecek bir adım attı. Devamı da gelebilir. Gecelik borçlanmaya geçmesi bu anlama geliyor. Bu pratikte faiz artışı olarak değerlendiriliyor. TL zorunlu karşılıkların döviz tesis imkânında azami oranını yüzde 30’a indirilmesi de piyasaya döviz verilmesi anlamına geliyor. Ama dövizdeki hareketlilikte siyasi ve jeopolitik faktörler etkili olduğu için ekonomiyle ilgili atılan adımların etkisi sınırlı olacaktır. Normalleşmeye daha fazla ihtiyaç var gibi görünüyor. Kur enflasyona geçişkenlik riski taşıyor. TCMB, bunun enflasyon beklentilerini bozacak noktaya gittiğini düşünürse, örtülü faiz artışını kaldırıp, açık faiz artışına gidebilir. Geçmişte de yaptı. Bu olasılık arttı. Bunun için kurdaki hareketin şiddetine bağlı olarak 12 Haziran’ı da beklemeyebilir. Geçici bir dalga olduğunu düşünüyorsa, geç likidite penceresi faizini de kullanabilir.

Ekonomist Murat SAĞMAN / Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi
“TL!deki baskı hafıflese de yeterli olmayabilir”

İlave sıkılaştırma ifadelerini 25 Nisan’da para politikası metninden çıkaran Merkez Bankası, iki hafta sonra ilave sıkılaştırmaya gitti.

Bir hafta vadeli repo ihalesine yine ara vererek, örtülü faiz artışı yaptı. TCMB, benzeri bir uygulamayı Mart ayında devreye sokup, yaklaşık iki hafta sonra ek sıklaştırmayı kaldırmıştı. TCMB zorunlu karşılıklarda da değişikliğe gitti. TCMB’nin aldığı bu kararlar TL’deki baskıyı bir miktar hafıfletse de yeterli olmayabilir. Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul büyükşehir seçimini iptal etmesiyle, 23 Haziran’a kadar yeni bir belirsizlik başladı.

Eğer kurdaki artış devam eder ve atılan adımlar bu yükselişi durduramazsa, TCMB enflasyon hedeflerinden uzaklaşmamak için faiz adımına mecbur kalabilir. Gıda fiyatlarında bazı ürünlerde yükseliş yavaşladı ama gerçek bir düşüş başlamadı.

Yüksel TAVŞAN / Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı
“Fiyatlarda ciddi düşüşler bekliyoruz”

Son dönemde fiyat artışlarıyla gündemde olan kuru .soğanın kilosu 2-3 TL’ye düştü. Biber cinslerinin fiyatlarında da ciddi düşüş görüldü. Ankara halinde 3-3.5 TL’ye, üreticide 2-2.5 TL’ye kadar indi. Patates fiyatlarının ucuzlaması eli kulağında.

Bu hafta düşer diye düşünüyorum. Ramazanın ilk haftası talepte artış var. Buna karşın Mayıs’ta sebze ve meyve fiyatlarında ciddi düşüşler bekliyoruz. Bu sene arz dengesizliğinin temel nedenlerinden biri iklim koşullarıydı. Örneğin Şanlıurfa’da yağmur nedeniyle pamuk tarlada kaldı. Bir diğer faktör ise yüksek girdi maliyetlerinin üreticiyi yorması, bunun da üretimi zayıflatması. Zaten girdi maliyetleri yüksek. Üretici önceki yıl para etmeyen üründen kaçıyor. Tarımsal ürünlerde arz ve talebi, dış ticareti öngören üretim planlaması yapılmalı. Şu anda ve yakın gelecekte herhangi bir taze meyve ve sebzede sıkıntı yaşanmasını beklemiyoruz.

Prof. Dr. Bülent GÜLÇUBUK / Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi
“Üretimden vazgeçilmemeli”

Gıda fiyatlarında, özellikle işlenmemiş tarım ürünleri fiyatlarında yaşanan artışlarının ardında arz talebe dayalı planlamanın olmaması, girdi maliyetlerindeki artışlar, çiftçi davranışlarındaki belirsizlikler yatıyor. Tarım ürünlerinde fiyat dalgalanmalarının yaşandığı böyle bir dönemin ardından Tarım ve Orman Bakanlığı, çiftçi kayıt sistemi başvurularını gözden geçirip, üretim planlamasını ona göre yapmalı. Üreticinin üretimden vazgeçmemesi sağlanmalı. Girdi desteği somut ve yüksek bir şekilde belirlenmeli. Örneğin mazot ve gübre fiyatlarının arttığı bir dönemde, mazot ve gübreye daha fazla destek verilmeli. Üretici üretime teşvik edilmeli. Mayıs ayı itibarıyla tarımsal ürün fiyatlarının düşme eğilimine girdiği görülüyor. Fiyatların düşmesinin gıda enflasyonuna olumlu yansıması olacak.

HÜLYA GENÇSERTKAYA



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu