Çarşamba , Ekim 18 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Merkez Bankası faizleri indirir mi?

Merkez Bankası faizleri indirir mi?



TCMB, enflasyonun hedefin üzerinde seyretmeye devam edeceği bilincinde. Beklenti, mayısta enflasyonun zirveye çıkacağı ve sonrasında yeniden gerileme eğilimine gireceği yönünde. Bu nedenle enflasyon raporunda hedeflerin revize edilme olasılığı yüksek.

faiz indirimiGEÇEN hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nm (TCMB) genel kurul toplantısı vardı. Normal zamanlarda piyasanın çok fazla ilgi göstermediği bu toplantı TCMB yönetimi hakkında ortaya atılan iddialar ve TCMB Başkanı Erdem Başçı’nm faiz indirimi konusunda ipucu verip vermeyeceği merakıyla bu sefer ilgiyi kendine çekti. Bu toplantıdan çjkan sonuçları değerlendirmeden önce TCMB gibi kuramların spekülasyona konu edilmesinin kimseye faydası olmayacağım bir kez daha hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyoruz. Buna başta siyasilerin ve ekonomi basınının olmak üzere, piyasa uzmanlarının ve son ayakta yatırımcının azami özen göstermesi gerekiyor. Zira bu kuramların ulu orta tartışılması, akla gelen her şeyin teyit edilmeden söylenmesi, yazılıp çizilmesi, bu kuramlara ve sisteme olan güveni kalıcı olarak zedeleyebiliyor. Ekonominin temeli ise güvene dayanıyor. Merkez bankaları da bu güvenin belkemiğini oluşturuyor.

Gelelim perşembe günü gerçekleşen genel kuruldan çıkardığımız sonuçlara… Öncelikle söylemek gerekirse TCMB enflasyonun hedeflerin üzerinde seyretmeye devam edeceği bilincinde. Beklenti mayısta enflasyonun zirveye çıkacağı ve sonrasında yeniden gerileme eğilimine gireceği yönünde. Bu gerileme beklentisine rağmen yılsonu enflasyonunun hedeflerin üzerinde gerçekleşeceği beklentisi de oldukça yüksek. Bu nedenle enflasyon raporunda hedeflerin revize edilmesi yüksek olasılık.

Başkan Erdem Başçı’nm konuşmasında yüksek reel faiz ödememizin nedeninin yüksek enflasyon olduğunu vurgulanması ise ayrıca önemli. Burada verilen mesaj, yüksek reel faize karşıysanız

öncelikli hedefin enflasyonu düşürmek olduğunu kabul etmeniz gerektiği. Bu nedenle enflasyonda düşüş eğilimi netleşene kadar bizce TCMB’nin “genişlemeci” olarak yorumlanacak yeni adımlar atma ihtimali azaldı. Bunun yanında cari açıkta iyileşmenin devam etmesi öngörülüyor -ki, bunun için de iplerin gevşetilmemesi gerektiğinin farkında olunmalı. Neticede bu konuşmayı baz alarak, bu ayki ve hatta önümüzdeki birkaç ayki toplantıda TCMB’nin piyasa faizlerinde sert bir düşüşe neden olacak bir hamle yapma ihtimalinin düşük olduğunu düşünüyoruz.

Erdem Başçı’nın kendisi hakkında çıkan istifa söylentilerini yalanlaması, görevinin başında olduğu mesajını vermesi ve TCBM Banka Meclis Üyeliği görev süreleri dolan üyelerin yeniden seçilmesi de, bizce güven ve istikrar için olumlu adımlardı. Önümüzdeki günlerde bu söylemlerin arkasında durulup durulamayacağı izlenecek. Bu açıdan bu hafta gerçekleşecek olan Para Politikası Kurulu toplantısına ilgi yine yüksek olacak.

MB FAİZLERDE DEĞİŞİKLİĞE GİDER Mİ?

Merkez Bankası’nın bu toplantıda hangi kararları alabileceğini tahmin etmeye geçmeden önce son değişikliklerin yapıldığı 28 Ocak’taki gece yarısı toplantısında neler yapılmıştı bir hatırlamakta fayda var… 28 Ocak’taki PPK toplantısı ile TCMB;

• Merkez Bankası borçlanma faizini yüzde 3.5’ten 8’e

• Bir hafta vadeli repo ihale faizini yüzde 4.5’ten 10’a

• Piyasa yapıcı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı yüzde 6.75’ten 11.5’e

• Marjinal fonlama oranını yüzde 7.75’ten 12’ye

• Geç likidite penceresi borç verme oranım da yüzde 10.25’ten 15’e (Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16:00-17:00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borç verme faiz oranı) yükseltilmişti.

Bu kararların ardından piyasa fonlamasmın da politika faizi olan yüzde 10’dan yapılacağı ifade edilmişti. Öncelikli konumuz bu politika faizi olduğu için “nedir ve değiştirilmesi gerekir mi” sorularına cevap arayarak başlamakta fayda var. Politika faizi de diğimiz şey, TCMB’nin bir hafta vadeli açtığı repo ihalelerinde bankaların ellerindeki tahvil ve bonoları TCMB’ye vererek karşılığında aldıkları paraya ödedikleri faizi ifade ediyor. Vade dolduğunda ise bankalar kağıtlarını geri alıp karşılığında aldıkları parayı faizle birlikte tekrar TCMB’ye veriyor. TCMB şu an bu fonlamayı yüzde 10 ile gerçekleştiriyor. Bu faizi indirmesi ya da artırması, bankaların uyguladıkları faiz oranlan üzerinde de çok kısa sürede etkili oluyor.



Bunun için de piyasa “faizler indirildi mi, artırıldı mı?” derken öncelikle buraya bakıyor. Peki, bu toplantıda TCMB bu faiz oranında bir indirime gidecek mi? Enflasyon yüzde 8’in üzerine çıkmış ve nisan ve mayıs aylarında da artış eğiliminin devam edeceği beklenirken TCMB’nin politika faiz oranında bir indirime gitmesi bizce zor. Ayrıca başta kurlarda olmak üzere istikrar daha yeni sağlanıyorken TCMB’in bu yönde atacağı ani bir adımın da algıyı bozabileceğini düşünüyoruz.

Öte yandan TCMB’nin yukarıda açıkladığımız marjinal fonlama oranı, geç likidite penceresi borç verme oranlarında ölçülü bir indirim yapması için zeminin uygun olduğunu düşünüyoruz. Ancak burada yapılacak bir indirimin piyasadaki etkisinin sınırlı olacağı da göz önünde bulundurulmalı. Diğer taraftan TCMB daha önce ifade ettiği zorunlu karşılıklara faiz verilmesi uygulamasını da bu toplantıda başlatabilir. Hatırlanacak olursa zorunlu karşılıklara faiz ödendiği en son dönemde oran yüzde 5 idi. ilk kademede bu oranın verilmesini beklemiyoruz. Başlangıç muhtemelen daha ölçülü olacak. Bu toplantıda verilecek faiz oranı ve zamanlaması konusunda en azından bir açıklama gelmesi muhtemel.

PİYASALAR, ALTIN, EURO/DOLAR

Piyasalar tarafında ise geçen hafta sert düşüşüyle dikkat çeken altını ve son FED açıklamaları ardından euro/doları bu hafta mercek altına aldık. İtiraf etmek gerekirse biz FED tutanaklarının ardından altındaki geri çekilmelerin daha sınırlı olacağım düşünüyorduk. Oysa buradaki düşüş beklentimizden daha sert ve hızlı oldu. Euro/dolar tarafında ise senaryomuzda değişen bir şey yok. ECB (Avrupa Merkez Bankası) ve FED’i izlemeye devam ediyoruz.

Euro/dolarda yükselişler satış fırsatı yaratıyor

Euro/dolar, FED ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) sözlü yönlendirme baskısı altında dalgalanmaya devam ediyor. ECB’nin genişlemeci adımlar atacağı belli ancak zamanlamadaki belirsizlik korunuyor. Benzer şekilde ABD’nin bir sonraki adımının genişlemeyi durdurmak ve ardından faiz artışı geleceği de biliniyor, ancak burada zamanlama netleşmedi. Her iki tarafta özellikle ECB şu an bu zamanlama üzerinden paritedeki dengeyi sağlamaya çalışıyor.

ECB ’nin paritedeki yükselişten rahatsız olduğu kesin. Son dönemdeki açıklamalar hep bu yönde geldi. Ancak bu rahatsızlık parite 1.40 hedefine yöneldiğinde dile getiriliyor. 1.37-1.38 bandında ise sular duruluyor. Her iki merkez bankasının yol haritası bu kadar netken paritenin hala yükseliş eğiliminde olmasını ve düşüşlere karşı dirençli olmasını açıklayacak bizce tek neden, ECB ile Almanya arasındaki görüş ayrılığı. Bu konu çözülebilirse ECB tarafında takvimde yol haritası netleşmiş olacak. Neticede mevcut seyir, paritenin yukarı yönlü hareketlerini sınırlıyor. Bu nedenle biz 1.39 ve üzerindeki rakamların aşağı yönlü pozisyon için uygun olmaya devam ettiğini düşünüyoruz. Tek korkumuz ise piyasanın herkesin düşündüğünün aksini yapma yeteneğinin olduğu. Bu nedenle seyir tersi yönde gelişirse bu yönde pozisyon alanlar mutlaka bir stop loss seviyesi belirlemeli.

Altındaki enformasyon-formasyon aykırılığı

Altının geçen hafta 1.330 dolardan 1,285 dolara kadar olan son düşüşünü ve özellikle hafta içinde FED’den gelen olumlu açıklamaları fiyatlayamaması bizleri şaşırttı. FED’in güvercin açıklamaları, Avrupa Merkez Bankası’nm tarihi belli olmasa da genişleyici adım atacağının bilinmesi, Ukrayna gerginliği gibi altını destekleyecek birçok etken olmasına rağmen altının yukarı yönlü hareketteki isteksizliği dikkat çekti.

Buradaki enformasyon-formasyon uyumsuzluğu bize kalırsa kısa süre içinde bir yönde olacak sert bir hareketin habercisi. Ancak bu yönü tahmin etmek şimdilik zor. Buna karşın yeni gelecek haberlere verilecek reaksiyonlar hareketin yönü konusunda bilgi verecek.

Altın fiyatlarını olumsuz etkileyecek bir habere düşüş yönünde reaksiyon verecek olursa trendin yeniden aşağı döndüğü sonucu çıkarılabilir. Yani altın için iyi habere reaksiyon verilemezken kötü haberlerin fiyatlandığı bir döneme girilmiş olacak. Aksi yönde yani altın için olumlu olacak küçük bir haber dahi fiyatları yeniden hareketlendirirse son günlerde biriken baskı ile son haberin etkisinden daha büyük bir çıkış başlayabilir. Bu nedenle böyle bir durumda, sadece son habere odaklanılmamak, öncesi de göz önünde bulundurulmalı. Teknik olarak 1.280/1.290 arası çok güçlü bir destek bölgesi. Bu seviyeler kırılmadığı sürece aşağı yönlü pozisyonlarda hedef yüksek tutulmamalı. Bu seviyelere yakın yerlerden ya da bu aralık içinden yeni aşağı yönlü pozisyon almanın riski de yüksek olacak. Yukarıda ise bu hafta 1.315 dolardaki güçlü direnç öncesinde 1.302 dolar izleyeceğimiz ara direnç noktası olacak.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir