Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

Küresel Ticaret Savaşlarının Fitili Ateşlendi

Donald Trump fitili ateşledi. “Ulusal güvenliği” gerekçe göstererek çelik ve alüminyum ithalatına ek gümrük vergisi getirdi. Bu durum diğer başka ürünlere de yansıyacak. Dünyanın uzun süredir unutulmuş olan küresel ticaret savaşlarının eşiğinde olmasından korkuluyor.


ABD Başkanı Donald Trump, küresel ticaret savaşlarının fitilini ateşledi. Adil olmadığını düşündüğü ticari anlaşma ve işbirliklerini yeniden gözden geçireceğini sık sık söyleyen Trump, kendi imalatçılarına zarar verdiği gerekçesiyle önce güneş paneli ve çamaşır makineleri ithalatına ek gümrük vergisi getirdi. Başkanlık serüvenine, “Önce Amerika” sloganıyla başlayan Trump “ulusal güvenliği” gerekçe göstererek önceki hafta ithal çeliğe yüzde 25, alüminyuma yüzde f 0 ek gümrük vergisi getiren kararı imzaladı. Trump’m, farklı metallerin de yasaya dahil edilebileceğini söylemesi endişeleri artırdı.

Trump’m yönetiminin aldığı korumacı önlemlere karşı başta AB ve Çin olmak üzere dış ticaret partnerlerinden “misilleme” yapılacağına ilişkin açıklamalar, ticaret savaşlarının birçok cephede açılacağının işaretini verdi. Misilleme açıklamalarına tepki gösteren Trump’m “AB ülkelerinden otomobil alımlarının sınırlanmasına yönelik yeni vergilendirme uygulamalarına gidebileceklerine ilişkin sözleri ise bomba etkisi yarattı. Çelik ve alüminyuma ek gümrük vergisi kararının ABD ekonomisinin 2020 ekonomik büyüme projeksiyonunu yüzde 0.5 aşağıya çekebileceği ifade ediliyor. Küresel ticaret savaşlarının dünya ekonomisine maliyetinin ise yaklaşık 470 milyar dolar seviyesinde olabileceği öngörülüyor.

ÇİN VE ALMANYA HEDERE

Analistlere göre, 2017’de toplam 566 milyar dolarla 2008’den bu yana gerçekleşen en yüksek dış ticaret açığını veren ABD, önümüzdeki günlerde en çok dış ticaret açığı verilen ülkelere karşı daha etkili önlemler almaya devam edecek gibi görünüyor. ABD yönetiminin gündeminde 2017’de 375 milyar dolar dış açık verilen Çin’le olan dış ticaret açığının azaltılması olacak. Çin menşeli teknoloji ve telekomünikasyon ürünlerine uygulanacağı iddia edilen ek gümrük vergilerinin tutarının 60 milyar dolara ulaşabileceği öne sürülüyor. ABD’nin AB’den ithal edilen otomobillere ek vergi gündeme getirmesinin en çok Almanya’yı vuracağı vurgulanıyor.

İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği Yönetim Kurulu Başkam Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin, korumacılık adımlarının ABD’nin büyük dış ticaret açığı verdiği ülkelere yoğunlaşacağını vurguladı.

2017’de Çin’den sonra ABD’nin en çok dış ticaret açığı verdiği ülkeler 71 milyar dolarla Meksika, 69 milyar dolarla Japonya, 65 milyar dolarla Almanya…

MİSİLLEMELER GELECEK

ABD yönetimi çelik ve alüminyuma getirdiği vergileri 1962 tarihli Ticaret Genişletme Yasası’nm 232 numaralı “ulusal güvenlik” bölümünü kullanarak getirdi. Türkiye, ilave gümrük vergisi kararma tepki konusunda Dünya Ticaret Örgütü Platformu’nda AB ile hareket edilmesi yönünde mutabakata vardı. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, ABD’nin cari fazla verdiği ülkeleri 23 Mart’ta başlayacak ilave gümrük vergisinden muaf tuttuğunu vurgulayarak, Türkiye’nin de bu kapsama girdiğini kaydetti. Zeybekci, kararın hiçbir ayağının Türkiye ile uyuşmadığını belirtti. Zeybekci’nin verdiği bilgiye göre Bakanlık acil mektup yazarak ABD’ye konuyla ilgili görüşme talebini iletti. ABD yönetiminin aldığı bu korumacılık kararlarına karşı Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) ne yapacağı merakla beklenirken, diğer ülkelerin ABD’ye karşı kendi başlarına misillemeye gitmesinin “ticaret savaşma” yol açmasından endişe ediliyor. Bu iddiaların henüz gerçeğe dönüşmemesinde, Trump’ın Kanada ve Meksika’ya NAFTA müzakereleri dolayısıyla muafiyet tanımasının yanı sıra diğer ülkelere de açık kapı bırakması etkili oldu. ABD’ye sanayi ve tarımla misilleme yapması beklenen AB de muafiyet istiyor.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörlük Asistanı Dr. Uğur Yasin Asal, AB’nin Ticaretten Sorumlu Komiseri Cecilia Malmström’un AB’nin dik durarak, çelik, sanayi ve tarım ürünlerinden oluşan bir ithalat kısıtlama listesini ABD’ye karşı hazırlamakta olduğunu açıkladığına dikkat çekti. Asal, “Söz konusu liste içerisinde ön plana çıkan ithalat kalemleri tekstil ürünleri, motosiklet, haddelenmiş çelik, meyve grupları, soya, pamuk ve pirinç” dedi.

ABD ile küresel ticaret savaşına girmek istemediğini açıklayan Çin’in ise soya fasulyesi ve sorgum ihracatına önlem planladığı biliniyor. Ayrıca Çin’in elinde tuttuğu 1.2 trilyon dolarlık ABD devlet  tahvilleri ile de cevap verebileceği ifade ediliyor.

GIDA VE TARIMA SIÇRAR

ABD’nin korumacı adımlarının bir ticaret savaşma dönüşmesi halinde bunun gıda ve tarım ürünlerine de sıçrayabileceği ifade ediliyor. Bu ürünlerinin ticaretinde bazı engellerin öteden beri olduğunu belirten Prof. Dr. Bilgin’e göre, sanayi mallarının ticaretinde görülen serbestleşme bu alanda hiçbir zaman olmadı. Gıda ve tarım sektöründe çeşitli seviyelerde de olsa bir korumacılığın hep olduğunu vurgulayan Bilgin, “ABD’nin korumacı adımları bir ticaret savaşma dönüşürse, hiç kuşku yok ki bu gıda ve tarım ürünlerine de sıçrar” diyor.

Türkiye’nin özellikle tekstil ve tarım gibi emek yoğun sektörlerde bazı ürünlerin ithalatını sınırlandırıcı tedbirler uyguladığına dikkat çeken Bilgin, “Bunlar, ‘korumacılık’ tedbirinden ziyade dış ticareti regüle „ etmeye yönelik düzenlemeler olarak değerlendirilebilir.

Fakat Türkiye’nin, yerli girdilerle içeride üretilebilen malların Uzakdoğu ülkelerinden sırf daha düşük fiyat nedeniyle ithal edilmesini önleyecek bazı somut tedbirler alması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Bilgin, ABD’nin başlattığı hamle yaygınlaşır, başka sektör ile ülkelere de sıçrarsa, faaliyeti büyük ölçüde ihracata bağlı olan firmaları olumsuz etkileyeceğini söyledi. Bilgin, korumacılık tedbirlerinin yanında kurun da bir dış ticaret politikası aracı olarak kullanılmasının olumsuz etkisinin olabileceğini ifade etti.

“İTHALAT ARTABİLİR”

ABD’ye en fazla çelik satan ülkeler arasında Kanada yüzde 16, Brezilya yüzde 13, Güney Kore yüzde 10, Meksika yüzde 9, Rusya yüzde 9, Türkiye yüzde 7, Japonya yüzde 5, Tayvan yüzde 4, Almanya yüzde 3, Hindistan yüzde 2 payları ile dikkat çekiyor. Alüminyumda ise Kanada yüzde 56 ile ABD’nin ithalatının yarısından fazlasını tek başına üstleniyor. Diğer önemli tedarikçi ülkeleri ise şöyle: Rusya yüzde 8, Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 7 ve Çin yüzde 6.

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) verilerine göre, 2017’de Türkiye’nin çelik ihracatı bir önceki yıla göre değer bazında yüzde 24.1 artarak 13.4 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde ithalat ise yüzde 13.6 artarak 12.4 milyar dolara ulaştı.

2017’de ABD’ye geçen yıla göre borular dahil demir-çelik ihracatı yüzde 22 azalışla 1 milyon 807 bin 416 ton düzeyinde gerçekleşti. Değer olarak ise yüzde 0.9 artışla 1.1 milyar dolar oldu. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre Türkiye, 2017’de ABD’ye 78.5 milyon dolarlık alüminyum ihraç etti.

TÇÜD Genel Sekreter Vekili Gazi Bilgin, önemli bir çelik üreticisi olan Türkiye’nin ihracatını koruma ve devam ettirme yollarını arayacağını vurguladı. Bilgin, “Elbette eli kolu bağlı oturmayacaktır. ABD’ye ihracat yapan ülkelerin ticari anlamda korunmasız, adeta bir açık pazar konumunda bulunan Türkiye’ye yönelebilecekleri göz önüne alındığında ülkemiz çelik sektörünün karşı karşıya kalması muhtemel ucuz ve kalitesiz çelik ürünü ithalatındaki artışın önlenebilmesi için gerekli ticari tedbirlerin acilen alınması gerekiyor” diye konuştu. Önceki hafta Ekonomi Bakanlığı ile yapılan toplantıda sürece ilişkin tarafların görüşleri alındığını söyleyen Bilgin, bu toplantıların önümüzdeki günlerde de devam edeceğini vurguladı.

Türk Dış Ticaret Vakfı Başkanı Ertuğ-rul Önen ise, Türkiye’nin çelikte ek vergiye rağmen hala rekabetçi düzeyde olduğunu söyledi. Önen, “Sanayici ve ihracatçılarımızm beyanlarına göre, ek vergiye rağmen ihraç fiyatlarımızın bugünkü seviyesinin, ABD iç piyasa fiyatları dikkate alındığında bu ülkeye ihracatımız şekilde aksatmayacaktır. Ancak işin genel gidişatı açısından baktığımızda, DTÖ temel ilkesi zarar görecek ve orta vadede serbest ticaret düzeni olumsuz etkilenecektir” diye konuştu.

“TİCARET SAVAŞLARI BAŞLADI”

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek yaptığı bir açıklamada gelişmelere bakıldığında ticaret savaşının aslında fiilen başlamış durumda olduğunu ifade etmişti. Küresel krizin artçı şoklarının halen göründüğünü dile getiren Şimşek, “Dünya neredeyse bir demokratik resesyona, durgunluğa doğru gidiyor” dedi.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi ise önceki hafta faiz’ kararının ardından yaptığı açıklamada korumacılıktaki artış ve euro döviz kurunun seyri gibi diğer etkenlerin Euro Bölgesi’ndeki büyüme için risk oluşturabileceğine dikkat çekmişti.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Araştırmacısı Şerif Dilek, genellikle siyasi ve ekonomik kriz ortamlarında koruma cılık uygulamalarının trend değiştirerek yeni bir boyut kazandığım ve “yeni korumacılık” eğilimleri şeklinde gündemde yer aldığım belirterek, son dönemde yaşanan 2008 küresel finans krizinin etkilerinin halen devam ettiğinin altını çizdi. Dilek şunları kaydetti:

“Ingiltere’nin Brexit kararı ile AB dışında bir gelecek vizyonuna yönelmesi, Trump’m daha sert bir dış politika ve ekonomik rekabet söylemi benimsemesi, Avrupa’da aşırı sağ hareketlerin giderek siyasetin merkezine oturması gerek siyasi gerekse ekonomik anlamda liberal değerlerin uluslararası rekabet öncelikleri bağlamında görece geri çekildiklerine işaret ediliyor. Ancak uluslararası platformlarda liberal değerlerin en büyük savunucusu olan Batılı ülkelerin yeniden korumacılık eğilimi içerisine girmeleri liberal ticaret düzeni için büyük bir tehdit oluşturuyor.”

“DARALMAYA YOL AÇABİLİR…”

Trump’m, başkanlık döneminde adil olmadığını düşündüğü ticari anlaşma ve işbirliklerini yeniden gözden geçireceğini defaatle açıkladığını vurgulayan Dilek, son aylarda Trump’ın kendi imalatçılarına zarar verdiği gerekçesiyle öncesinde güneş paneli ve çamaşır makineleri ithalatına yüzde 30’lara varan gümrük vergisi getirmesinin gündemde kendine fazla yer bulmadığını hatırlattı. Dünya ticaretinde önemli rol oynayan ülkelerin korumacı politikalara yönelmelerinin olası bir daralmayı, kur ve ticaret savaşlarını gündeme getirebileceğine dikkat çeken Dilek, ülkelerin korumacı politikalarının karşılıklı uygulamaya giderek tarifeleri yükseltmelerinin üretici açısından maliyet artışına, tüketici nezdinde ise enflasyon artışına neden olabileceğine işaret etti.

MALİYET 470 MİLYAR DOLAR…

Dr. Uğur Yasin Asal, ABD yönetimi tarafından çelik ve alüminyum ithalatına uygulanan uygulanacak ek gümrük vergilerinin ABD ekonomisini 2020 ekonomik büyüme projeksiyonunu yüzde 0.5 aşağıya çekebileceğini ifade etti. Küresel ticaret savaşlarının dünya ekonomisine maliyetinin yaklaşık 470 milyar dolar olabileceğinin öngörüldüğünü vurgulayan Asal, ABD pazarında ithalatın daralmasıyla birlikte yüksek enflasyonla karşılaşılma riskinin artacağına dikkat çekti.

Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin ise, ticaret savaşlarının küresel büyümeyi sekteye uğratmanın yanında maliyetleri artırmak suretiyle enflasyon yaratma ihtimali de olduğunu belirtti. Bilgin, “Mali piyasaları da olumsuz etkileyebilir.

Brexit’in de küresel ekonomideki olası yavaşlama üzerinde etkili olabileceğini unutmamak lazım. ABD’nin attığı adımların yaygınlaşma ve bir küresel ticaret savaşma dönüşme olasılığı şu an için bana çok yüksek gibi gelmiyor” dedi.

TÜRKİYE NE YAPACAK?

SETA Araştırmacısı Şerif Dilek, böylesi bir süreçte Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerin hızlı ve sürdürülebilir sosyoekonomik kalkınmayı gerçekleştirebilmek ve kendilerine karşı uygulanabilecek haksız rekabet politikalarından korunabilmek için kullanabilecekleri en etkili silahın seçici ve stratejik yeni korumacılık politikaları olduğunu vurguladı. Yükselen bir ekonomi ve gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye’nin de DTÖ’nün temsil ettiği uluslararası ticaret rejimi tarafından onaylanmayan geleneksel korumacılık politikalarından ziyade modem korumacılık yöntemleriyle stratejik gördüğü sektörleri desteklemesinin önemine dikkat çeken Dilek, bu bağlamda büyük çaplı kamu alımlarmm öncelikli sektörlerdeki KOBİ’ler ile küresel piyasalarda büyüme potansiyeli taşıyan şirketleri destekleyecek biçimde yapılması gerektiğini dile getirdi. Dilek’e göre, kamu tedarik zincirindeki standart ve koşulların yerli firmaları avantajlı kılacak şekilde tasarlanması, yerli üreticilerin enerji ve hammadde maliyetlerini düşürecek yatırımlara ağırlık verilmesi, yurtdışında pazarlarda kuluçka ve kümelenme çalışmalarının desteklenmesi, üretimde arge ve eğitim giderlerine desteklenmesi düşünülebilecek önlemler arasında.



Dr. Yasin Asal ise, küresel ticarette yaşanan bu sürecin, devletlerin daha fazla yerli ve milli üretim araçlarına yatırım yapacağının da ilk işaretlerini verdiğini söyledi. Asal, “Çin tarafından başlatılan ve 65 ülkeyi kapsayan ‘Bir Kuşak Bir Yol Ticaret Projesi’nin ilan edilmesinden sonra hızlanan ABD’nin bu korumacı tutumları karşısında Çin’in, ABD devlet tahvilleri üzerinden bir denge aracı oluşturabileceği öngörülüyor. Çin’in ABD tahvil piyasasındaki ağırlığını muhafaza ederek, oluşturacağı yeni dış ticaret dengesi ile ABD’ye küresel ticaret dengelerinin inşasında yalnız başma olmadığı mesajını net bir şekilde hissettireceği öngörülüyor” diye konuştu.

Selçuk ÖZTÜRK / TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Konya Ticaret Odası Başkanı
“Küresel büyüme hızını yavaşlatır”

Korumacılığın fikri tartışması 2008 yılı mortgage krizinin yangını bittikten sonra başladı. Korumacılık uygulamalarının ilk işaretlerini de Brexit ile görmeye başladık. Trump, seçim vaatlerini yerine getirmeye başladı. Dış ticaret açığı verdiği kalemler üzerinden kavgaya tutuştu. ABD çok basit bir denklem kuruyor. Kendisinin en yüksek açık verdiği ülkeler ve ithalat kalemlerini inceliyor. Oralardan başlıyor. Rekabet gücünü kaybetmekten kaynaklı, bazı değişiklikler yapıyor ve yapacak. ABD’nin aldığı bu kararlardan Türkiye ve dünya ekonomisi etkilenecek. Kararlar, küresel büyüme hızını yavaşlatacak.

Trump’ın alması beklenen otomobile ilişkin kararın Türkiye’yi etkileyeceğini düşünmüyorum. Bizim ABD’ye ihraç ettiğimiz ticari araçların ABD otomotiv sektöründe bir karşılığı olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca Türkiye’nin coğrafi olarak muhteşem bir avantajı var. Dünya üzerinde buna benzer akımlara karşı potansiyel pazarları çeşitlendirmeliyiz. Uzakdoğu, Afrika, Güney Amerika pazarlarına yönelmeliyiz.

Tuncay TURŞUCU / İntegral Yatırım Menkul Değerler Araştırma Direktörü
”İşsizlik ve enflasyon yükselebilir”

Korumacılık, gümrük vergilerinin arttırılması gibi hususlar ülkelerin ticaret dengelerini etkilediği gibi dünya ticaretinde de bir yavaşlamaya neden olabilir. Özellikle Çin mallarına uygulanacak gümrük vergileri dünya ticaretini sekteye uğratabilir. Bunu sadece ABD örneği ile almamak lazım. ÂBD’ye mal satamayan Çin, elinde kalan mallarını dünyanın diğer ülkelerine satmaya çalışabilir. Bu durum Türkiye gibi ülkeler ucuz malların girmesine ve yerli üreticilerin zor duruma düşmesine neden olabilir. ABD’nin alacağı tavır karşısında elbette AB, Çin ve biz de yeni tavırlar almak zorunda kalacağız.

Bu maliyetlerin yükselmesine neden olacağı gibi, verimlilik ve karların düşmesine de neden olabilir. Bu işin ucu işsizliğin ve enflasyonun yükselmesine kadar gidebilir. Son olarak Çin elindeki trilyon dolarlık ABD tahvillerini koz olarak masaya arada bir sürüyor. Görünen o ki 2018 piyasalarda dalgalı geçecek. Ülkeler arasında ikili anlaşmaların yazılması gündeme getirebilir.

Adnan DALGAKIRAN / TİM Yönetim Kurulu Üyesi
”En fazla korumacılık bize”

Makine sektörü olarak en fazla korumacılık ile karşı karşıya olan bir sektörüz. Çin, Hindistan’dan alınan bir makine Türkiye’ye yüzde 3 gümrük ile girerken, bizim makinelerimiz oraya yüzde 25-30 gümrük ile girebiliyor. Dünyadaki endüstrinin yüzde 50’si Uzakdoğu’da gerçekleşiyor ve biz bu alana büyük bir korumacılık olduğu için hemen hiç giremiyoruz.

Dünyanın diğer tarafında ise korumacılık gümrükler üzerinden değil, standartlarla yürüyor. ABD ve AB başta olmak üzere bu ülkeler, diğer ülkelerin üretimlerine karşı kendi üretimlerini korumak adına bu standartları belirleme gücünü elinde tutuyorlar. Makine üretimi gelişmek isteyen ülkeler için ana stratejik sektör. Güney Kore ve Tayvan, makine, elektronik ve yazılım ile bu noktaya geldi. Biz de bu mücadelenin içindeyiz. Bu mücadele daha da sertleşebilir mi? Sertleşir. Dünyada zaten ticaret savaşları var.

Savaşlar sadece gümrükler üzerinden yapılmıyor, finansman üzerinden de yapılıyor. Gelişmiş ülkeler diğer ülkelere sattığı malların arkasına uzun vadeli finansman destekleri koyuyor. Sizin böyle bir finansmanınız var mı? Yok!.. Bir sıfır geriden başlıyoruz. İkincisi standartları belirlemek. Bu iki unsurda da gelişmiş ülkelerin uzak ara hakimiyeti var.

Şimdi ise gümrük vergileri ve fonlarla ticaret savaşları şekillendirilmek isteniyor. Herkes gücü kadar bunu yapmaya çalışıyor.

Uğur TERZİOGLU / Amerikan Türk İş Geliştirme Konseyi Genel Başkanı
“Almanya’nın başı dertte”

Gelişmelere iki yönlü bakıyorum. AED’deki çelik ve alüminyum fabrikaları rekabet edemiyor, zarar ediyor. Trump, bu yüzden yerli üreticisini ve ekonomisini korumak için böyle bir karar alıyor. Türkiye aynı durumda olsa ne yapardı? İthalatta gümrük duvarlarını artırırdı. Bu karar özellikle ABD’nin çelik ve alüminyum ithalatında önemli paya sahip ülkeleri olumsuz etkileyecek. Durum sanayicimizi endişelendiriyor. Türkiye yeni pazarlara açılarak bu süreci atlatabilir. Irak’ın yapılanması, ardından önümüzdeki günlerde Suriye’nin yapılanması gündeme gelecek. Benim endişem otomobile koyulacak vergi. O bence varsayım ve dedikodu şeklinde kalır. ABD, Fransa ve Almanya’da yapılan birçok otomobil markasının ortağı.

Biz ise ABD’ye Ford satıyoruz. Ford’u mu yasaklayacak şimdi. Böyle bir şey olmaz. Ancak, otomobille ilgili alınacak kararda Almanya’nın başı dertte, onu söyleyeyim.

Necdet BUZBAŞ / TOBB Türkiye Gıda Sanayi Meclisi Başkanı
”Tarım ve gıda stratejik sektör”

Tarım ve gıda ülkeler açısından daima stratejik sektör olarak görülüyor ve korumacılık uygulamaları maksimize ediliyor. Günümüzde her tarım ürününün, bütün topraklarda yetiştirilmesi mümkün olmadığı için, küreselleşmeyle gelen kolaylığın da etkisiyle, gıda maddelerinin tarımsal çıktılarının da yurtdışından temini konusunda mesafe alındı. 2017’de gıda maddeleri ihracatı 14.9 milyar dolar, tarımsal hammadde olarak ise 844.6 milyon dolar civarında. Gıda maddeleri ithalatı 10.9 milyar dolar.

Bu küreselleşmenin getirdiği bir tablo. Türkiye ve diğer ülkeler, stratejik sektör olarak görülen tarım ve gıda sektörünü korumak durumunda. ABD’nin fitilini ateşlediği küresel ticaret savaşlarının daha çok katma değeri yüksek, teknoloji yüksek ürünler için geçerli olacağını düşünüyorum.

Yüksel MERMER / TOBB Türkiye Otomotiv Ticaret Meclisi Başkanı
“Yeril otomotiv yeni vergiyi kaldırmaz”

Çelik ve alüminyuma ek gümrük vergisi kararı alan ABD’nin önümüzdeki günlerde otomotiv sektörüne yönelik adımlar da atabileceği ifade ediliyor. Böyle bir karar alınırsa, daha çok AB pazarına yönelik, ABD’de üretimi yapılan otomobilleri korumak amacıyla geliştirilen bir tedbirin söz konusu olabileceği belirtiliyor. Türkiye’deki otomotiv sektörünün vergileri dünyanın en yüksek vergi uygulayan ülkelerinkine eşit. Sektörün, daha fazla bir vergi yükünü kaldırabileceğini sanmıyorum.

Türkiye’nin ABD’ye otomotiv sektörü ihracatı daha çok ticari araçlarda. Türkiye’den ihraç edilen araçlar orada imal edilmeyenler. Orada da fabrikası olmasına karşı, Türkiye’nin ABD’ye otomotiv ihracatında ağırlıklı olarak Ford Grubu’nun satışları var.

Dr. Volkan ÖZDEMİR / Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü Başkanı
“Türkiye Gümrük Birliği’nden çıkmalı”

Bu kararların, özellikle ABD ekonomisinin 100 milyarca dolarlık dış ticaret açığı verdiği Çin ve AB ekonomisine karşı daha etkili önlemler için bir tetikleyici, bir ön adım olacağını düşünüyorum. Trump, AB ve Çin’den misilleme bekleyecek. Misilleme gelmese de vazgeçmeyecek. Alman otomotiv firmalarına ABD pazarlan zorlaştırılacak. Çin imalat sanayi mamulleri için de ABD’nin gümrük duvarları yükselecek. Misilleme gelirse Trump bundan sonraki adımlarını meşrulaştırmış olacak.

AB’den otomobile, Çin’den dayanaklı tüketim malları sektörüne yönelik gümrük vergilerini gündeme getirecek. ABD’nin asıl hedefi Çin ve Almanya.

Almanya eşittir AB. Artık ulusal ticarette korumacılığın moda olduğu, küresel ticaretin sona erdiği bir dönemdeyiz. Türkiye’nin de bu yeni dönemden ders çıkarması gerekiyor. Türkiye bir an önce lehimize birkaç milyar dolarlık en ufak bir düzenlemenin dahi yapılmadığı Gümrük Birliği’nden çıkmalı.

Ertuğrul ÖNEN / Türk Dış Ticaret Vakfı Başkanı
“Kural dışı”

ABD’nin çelik ve alüminyum ithalatına ek vergi koyma kararı, ABD’nin yeni yönetiminin her alande olduğu üzere hesaplanamayan tutumu ile izah edilebilir. DTÖ kurallarına göre ithalatçı ülkeler karşı tedbir alma konusunda üç durumun varlığı halinde haklı sayılabilir. Bunlar, “Alıcı, yani ithalatçı ülkenin piyasa koşullarının bozulması, milli güvenlik endişeleri ve ihracatçı ülkenin dampingli mal satışı şüphesi.” Bu durumlarda, zarar gördüğünü iddia eden ithalatçı ülke DTÖ kurallarındaki prosedürü takip ederek tedbir alabilir. Burada, ihracatçı ülkelerin sorunu yine DTÖ’ye, teknik ifadesiyle ‘DTÖ anlaşmazlıkların halli mekanizmasına1 götürme hakkı olduğunu da belirtelim. Bunların tümü, çok taraflı bir antlaşma olan DTÖ Antlaşması’nın koyduğu kurallar çerçevesinde olmalı. Bu tür kararlarda, karşı yaptırım olarak diğer ülkelerin ABD mallarına tedbir koyması aynı derecede kural dışı.

Hülya Genç Sertkaya



Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu