Cumartesi , Kasım 25 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / İthalatı düşürmek için alınan tedbirler işe yaradı

İthalatı düşürmek için alınan tedbirler işe yaradı



İthalatı düşürmek için alınan tedbirler akıllı telefon, küçük ev aletleri ve kırtasiye sektörleri dışında başarıya ulaştı. Ayakkabıdan zücaciyeye, otomotivden mücevhere birçok üründe ithalat azaldı. Bunun kalıcı olması için özel tedbirler şart…

EKONOMİNİN yumuşak kamı, yıllardan beri cari açık… Ekonomi yönetimi cari açığı küçültmek için uyguladığı bir dizi tedbirin sonucunu almaya başladı. Petrol fiyatlarındaki düşüş de açığın küçültülmesine katkı yaptı. Bu yıl cari açığın yaklaşık 20 milyar dolar azalarak 46 milyar dolar civarında yılı tamamlaması bekleniyor. Cari açıktaki düşüşün kalıcı olması için özellikle tüketim mallarında azalma olması şart. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da “Bakkaldan sakız alır gibi telefon alıyorlar” diye sitem ettiği bazı kalemlerde cari açığı düşürmek zor görünüyor. Para Dergisi olarak, yılın ilk dokuz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4.2 azalan cari açığa en çok katkı yapan tüketim mallarını inceledik. Zira ara mallarında birçok kalemi azaltmamız en azından şimdilik pek mümkün görünmüyor; çünkü Türkiye üretim ve dolayısıyla ihracat yapmak için petrolden demir çelik hurdasına kadar birçok ithal ara malına bağımlı durumda.

ithalat

‘AKILLI’ VE PAHALI…

Türkiye bu yılın ocak-eylül döneminde 179 milyar 681 milyon dolarlık ithalat yaptı. Bu ithalatın 131 milyar 620 milyar doları ara malı ithalatı kaynaklı. Kalanı ise tüketim malları ve makine gibi sermaye yatırımı mallarından oluşuyor.

Türkiye’de petrokimya ve makinelerin ardından en çok ithalatı yapılan ürünler, TÜlK’in “elektrikli makina ve cihazlar, ses kaydet-me-verme, televizyon görüntü-ses kaydetme-verme cihazları” diye adlandırdığı fasıl. Yılın ilk dokuz ayında bu fasılda ithalat yüzde 1.9 artarak 13 milyar 89 milyon dolara ulaştı. Ekonomi Bakanlığının verilerine göre bu rakamın yaklaşık 6 milyar doları cep telefonları ve tabletlere ait. Özellikle akıllı telefonların ithalatı hız kesmiyor. Kredi kartıyla taksitli telefon satın alınmasının önü kesilse de tüketiciler, bu kez mobil operatörlerin kontratlı satışlarına ve teknoloji marketlerinden alınan tüketici kredilerine yöneldi. Araştırma şirketi GFK’mn ve sektör yetkililerinin tahminlerine göre, 2014 un ilk dokuz ayında toplamda 9.2 milyar TL’lik akıllı telefon satıldı. Bu rakam geçen yılın neredeyse 2 milyar TL üzerinde. Aslında ilk dokuz ayda satılan akıllı telefon adedi 400 bin adet geriledi ve 8.6 milyon adet oldu. Akıllı telefon satışlarının düşmesine rağmen satılan akıllı telefonlara harcanan paranın artmasının sebebi ile fiyatların hızla yükselmesi.

ZÜCACİYE HIZ KESMİYOR

Türkiye’de ithalatla büyüyen sektörlerden biri de zücacl ye… Sektörün hacminin son sekiz yıldır ikiye katlanarak 8 milyar dolara ulaştığı biliniyor. Sektördeki zincir markaların tamamına yakını, çelik tencereden plastik eşyaya, bardaktan küçük ev aletlerine kadar birçok ürünü ithal getiriyor. Sektördeki ithalat oranın yüzde 80’leri aştığı tahmin ediliyor. Bu yılın ilk dokuz ayında çelik mutfak eşyalarının da içinde bulunduğu fasılda ih racat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4.2 azalarak 1 milyar 996 milyon dolar olarak gerçekleşse de özellikle küçük ev aletlerindeki ithalata dayalı büyüme hız kesmıyor.

GfK TEMAX’ın araştırmasına göre, bu yılın üçüncü çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre küçük ev aletleri pazarı yüzde 9.9’luk adetsel büyüme gösterdi. Türkiye’nin 20 ilinde 83 mağazası bulunan zücaciye zinciri Bernardo’nun Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Sözen, “Bu yıl iç piyasada bir yavaşlama var. Piyasa koşullarına göre sektörde zaman zaman ithalatta azalma olsa da biz işlerimizi yüzde 20 artırdık. Ciromuz büyüdü, stoklarımız arttı. Döviz kurlarındaki oynaklık ithalat politikalarını etkiliyor. Sektörün dinamizmi bundan olumsuz etkileniyor” diyor.

İTHAL AYAKKABI AZALDI

İthalatı düşürmeye yönelik önlemlerin en etkili olduğu sektörlerden birisi ise ayakkabı sektörü. Sektördeki ithalat ateşi sönmüş görünüyor. Türkiye’nin yıllık 1 milyar dolarlık ayakkabı ithal etmesinden rahatsız olan ekonomi yönetimi ağustos ayında ithal deri ayakkabıya yüzde 50, suni deri ayakkabıya da yüzde 30 ek vergi getirdi. Bunun üzerine ayakkabı ithalatçıları ve zincir mağazalar tedarik politikalarını gözden geçirmeye başladı. Birçok markanın önümüzdeki dönemde ithalatı azaltarak, yerli tedariğe ağırlık vermesi bekleniyor. Geçen yıl 56.3 milyon çift ayakkabı ithalatı yapıldığı düşünüldüğünde bu yıl ithal pazarın yüzde 30 oranında daralması, 2015’te ise ithalatın yarı yarıya azalması bekleniyor.

Steve Madden’dan Paris Hilton’a, Betsy Johnson’dan Dereon’a 12 lüks ayakkabı markasının Türkiye temsilcisi olan Ves Derinin Yönetim Kurulu Başkanı Moris Doenyas, “Ek vergiler özellikle marka ekonomisine ve markalı ayakkabı ithalatma zarar veriyor. Steve Madden gibi marka ayakkabıları ürettirme şansımız yok. Sanırım marka ayakkabılarda ithalatımız gelecek yıl yüzde 30-40 azalacak” diyor. Ayakkabıda tedariklerinin bir bölümünü Türkiye’ye çevirmeye başladıklarını vurgulayan Doenyas, “Eda Taşpmar ayakkabı koleksiyonumuzun imalatını Türkiye’de yaptık. Satışlar da gayet iyi gidiyor. Yeni dönemde ithalat mecburen azalacak. Bazı markalar Türkiye’den çekilmeyi düşünebilir” açıklamasını yapıyor.

OTOMOBİL FREN YAPTI

Türkiye, otomobil, motosiklet, bisiklet ve akşamları alanında yılda 15 milyar dolarlık ithalat yapıyor. Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ürünler arasında bu fasıl beşinci sırada geliyor. Bu fasılda ocak-eylül döneminde ithalat, 2013 yılının aynı dönemine göre yüzde 10.4 gerileyerek 10 milyar 882 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’de otomobil satışı yapan 54 markadan 40’ı ithal ürünleriyle pazarda yer bulmaya çalışıyor. Otomotiv Distribütörleri Demeği’nin verilerine göre, Türkiye’de otomobil ve hafif ticari araçlarda yılın ilk 10 aylık döneminde satılan 540 bin 71 aracın, 368 bin 650’si ithal. Geçen yılın ilk 10 ayında 458 bin 935 araç satıldığı bilindiğinden, pazardaki daralmanın yüzde 24.4 oranında olduğu görülüyor. Yani Türkiye’ye satılan dört ithal araçtan biri alınan tedbirlerle önlenmiş durumda.



LÜKS MOTOSİKLETTE DARALMA

Yalnızca otomobil ve hafif ticari araç satışı değil ithal motosiklet satışlarında da azalma dikkat çekiyor. Sektör temsilcilerine göre, Türkiye’de yılda 200 bine yakın motosiklet satılıyor. Pazardaki satışların yüzde 80’i direkt gelen ithal ürünlerden, dört marka Türkiye’de üretim yapıyor. Ancak bunlarda da yerli ithal katkı oranı çok düşük. Motosiklette lüks segment araçların satışlarındaki daralma yüzde 20’yi bulurken genel pazardaki düşüş yüzde 4.8 civarında oldu. Geçen yılın ocak- eylül döneminde trafiğe yeni kaydolan motosiklet sayısı 154 bin 987 olurken, bu yıl aynı döneminde 147 bin 785 olarak gerçekleşti.

Peugeot motosikletlerinin Türkiye temsilcisi olan LUK Dış Ticaretin Yönetim Başkanı Lütfü Küçük, “Motosiklet pazarındaki daralmanın en önemli nedeni, kredi kartı satışlarına taksit sınırı getirilmesi. Eskiden 24 aya kadar vade farksız olarak motosikletler kredi kartı ile satılırken artık 3-5 taksit yapılıyor” diyor. Türkiye’deki üretilen motosikletlerde de yerli katkı oranının çok düşük olduğunu vurgulayan Küçük, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bir ülkede üretim ve ihracat yapılmıyorsa, ithalatı kısıp cari açığını düşürmenin anlamı yok. Bunlar geçici çözümler. Kredi kartına sınırlama getirip motosiklet pazarını daraltırsanız sadece talebi ertelemiş olursunuz. Motosiklet kullanımı verimlilik ve tasarruf politikası olarak desteklenmeli. Trafik sorunundan akaryakıt kullanımının azaltılmasına kadar birçok faydasından yararlanılmalı. İnsanları motosiklet alamaz duruma getirmenin anlamı yok.”

“YERLİ İKAME ZOR”

Türkiye’de kırtasiye sektörü de ithal malların hakimiyeti altında. Yıllık 5 milyar dolarlık ithalat yaptığı tahmin edilen sektörde, okuldan ofis kırtasiyesine kadar binlerce kalem ürün Uzakdoğu ve Avrupa’dan geliyor. Bu yılın ilk dokuz ayında kağıt, karton ve bu malzemelerden mamul eşyaların ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5.3 artarak 2 milyar 451 milyon dolara ulaştı. Türkiye’de kağıt ve karton üretimi yok denecek kadar az olduğu için bu alandaki ithalat bağımlılığı çok yüksek. Kalemden dosyaya, silgiden deftere birçok malzemenin Türkiye’de üretilmesine rağmen tüketicinin ithal ürün tercihi çok yüksek düzeyde.

Okul kırtasiyesinde önde gelen şirketlerden olan Panel Kırtasiye Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Atalar, “Bizim sattığımız ürünlerin yüzde 97’si ithal. Özellikle özel okullar daha kaliteli olduğu için ithal ürünleri tercih ediyorlar” diyor. Atalar, kırtasiye sektöründe ithalata bağımlığı azaltmanın görüldüğü kadar kolay olmadığını belirterek, görüşlerini şöyle özetliyor: “Kırtasiye sektörü içinde okul kırtasiyesinin büyüklüğünün 1 milyar dolar olduğunu tahmin ediyoruz. Panel Kırtasiye olarak 50 bin çeşit ürünü aktif olarak satıyoruz. Bu kadar çok çeşidi yerli ürünlerle ikame etmek zor. Kore, Çin ve Almanya’dan ithalat yapıyoruz. Bazı ürünleri ise yurtdışmda ürettiriyoruz.”

MEDİKALE 6 MİLYAR DOLAR GİDİYOR

Medikal sektörü de ithal ürünlerin hakimiyeti altında. Sektörde yıllık 6 milyar dolarlık ithalatın yapıldığı ve ihtiyacın yüzde 90’ının ithal ürünlerle karşılandığı biliniyor. Tıbbi cihazlar denilince 300 binden fazla ürün kaleminden söz ediliyor. Bu alanın tıbbi görüntüleme sistem ve cihazlarından protez dişlere, steril dikiş malzemelerinden ses ve işitme cihazlarına kadar birçok alt dalı var. Örneğin işitme cihazlarında yüzde 100 yerli üretim yok ama yarı montaj var. Belirli parçalar yurtdışından getiriliyor ve Türkiye’de montajı yapılıyor.

Bu şekilde çalışan firmalardan biri Odiomed’in sahibi Esenler Şirketler Grubu. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Murat Esenler, Türkiye’de halen yılda 25 bin işitme cihazı satıldığını, bunların önemli bölümünün ithal menşeli cihazlar olduğunu kaydediyor. Esenler, tıbbı cihazlar alanındaki ithalatın önümüzdeki 10 yılda azalacağını belirterek, “İşitme cihazlarında yerli üretim yüzde 5’i geçmez. Biz kulak çınlaması ile ilgili geliştirdiğimiz Tinnitus cihazımızı 47 ülkeye ihraç etmeye başladık. Yerli sermaye ithal cihazların alternatifini geliştirmek zorunda. Örneğin, Türkiye’de kalp stenti üreten tek bir firma var. Üretici alternatifi artarsa ithalat azaltılabilir” diye konuşuyor.

Sebahattin YAMAN / General Mobile Yönetim Kurulu Bşk.
Bir dizi ‘akıllı önlem gerek

Türkiye’ye yıllık 5.5-6 milyar dolar arasında telefon ve tablet ithalatı yapıldığı biliniyor. Akıllı telefonda Türkiye isterse cari açığını düşürebilir. Bunun için birbiriyle ilişkili bir dizi önlemi almak gerekiyor, ikinci el telefon satışında halen yasal boşluk var.

Yurtdışından ikinci el ürünün getirilmesi ve KDV’lendirilmesi konusu sıkıntılı. Her telefon yüzü aşındığında atılmamalı.

Telefon şirketleri çok ciddi karlar elde ediyor. Ürün fiyatının üçte biri, gerçek maliyettir. Tüketicinin de kamu spotlarıyla ve başka yollarla markaya verilen yüksek fiyatlar konusunda bilinçlendirilmesi gerekiyor. Yerli üretime teşvik verilmesi şart. Avrupa Birliği’ne uyum nedeniyle bu konuda rahat hareket edilemiyor. Vergilendirme sisteminde de yanlışlıklar var. Fiyatı 480 TL’nin altında olan telefonlarda bile 120 TL’den az vergi ödenemiyor. Bu ucuz cihazlardan daha çok vergi alınması demek. Madem cari açığı düşürmek istiyoruz, ucuz ürünü desteklemek lazım.

Bahattin UÇAR / İstanbul iplik Yönetim Kurulu Başkanı
Anti damping soruşturmasının sonucunu bekliyoruz

Türkiye’de yıllık 700 bin ton pamuk üretiliyor. Ülkemizdeki iplik fabrikalarının yıllık pamuk tüketimi ise 1 milyon 300 bin tonu buluyor. Dolayısıyla yıllık 600 bin ton pamuğu ithal etme mecburiyetimiz var. Bu yılın eylül-ekim döneminde Türkiye’nin pamuk, pamuk ipliği ve pamuklu mensucat ithalatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8.8 artarak 2 milyar 394 milyon dolara ulaştı. Bu rakamın yaklaşık 1 milyar 100 milyon doları pamuk, 400 milyon doları da pamuk ipliğidir. Biz Düzce’deki fabrikamızda yıllık 6 bin 700 ton pamuk ipliği (penye) üretiyoruz. Kapasitemizin yüzde 98’ini kullanıyoruz. Aslında pamuk fiyatları düştü. 2013’te kilosu 2 dolar olan pamuk şimdilerde 1.60 dolar civarında. Bu da ithalat rakamımızın düşmesine katkı yapıyor. Bu arada, Amerika’nın çelik boru ihracatımıza koyduğu anti-damping vergisinden sonra Bakanlık da Amerikan pamuğuna geçen ay anti damping soruşturması başlattı. Bakalım bu soruşturma nasıl sonuçlanacak.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir