Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

İlk çeyrekte yurtiçi piyasalardaki görünüm

2019 ilk çeyrek finansal sonuç açıklama

PAYLARI BlSTte işlem gören şirketlerin, 25 Nisan’dan bu yana devam eden, 2019 ilk çeyrek finansal sonuç açıklama süreci bu yazının hazırlandığı gün olan 10 Mayıs Cuma günü itibariyle önemli ölçüde tamamlanmış olacak. Bilanço dönemi farklı olan, çeşitli gerekçelerle sonuçlarını planlanan takvim sonrasında açıklamak için SPK onayı alan şirketlerin finansal sonuçları daha görülecek. Önceki haftalarda paylaştığımız BIST-30 şirketlerinin 2019 ilk çeyrek finansal sonuç beklenti-gerçekleşme tablosunu güncelleyerek bu hafta da paylaşıyoruz.


Bankaların solo finansal sonuçları izlendiği için 2019 üç aylık finansal sonuç açıklama sürecinin 10 Mayıs Cuma günü büyük ölçüde tamamlandığı söylenebilir (sonuçlarını 13 Mayıs’ta açıklaması beklenen Halkbank hariç).

SONUÇLAR TAMAMLANMAK ÜZERE

BIST-30 şirketleri için çeşitli kurum ve analistlerin tahminlerinin ortalamasını yansıtan konsensüs tahminleri üzerinden önceki haftalarda paylaştığımız tabloyu şu ana kadar açıklanan sonuçlarla güncelledik. Buna göre, 10 Mayıs Cuma günü kapanış itibariyle BIST-30 şirketlerinden, beşi banka olmak üzere 28’inin finansal sonuçlan açıklanmıştı.

■ Açıklanan sonuçlara net kârlar üzerinden bakıldığında, büyük çoğunluğunun beklentilere yakın ve üzerinde açıklandığı görülmekte.

■ 28 şirketin açıkladığı net kâr toplamının, bu şirketlere yönelik konsensüs tahmin toplamının yaklaşık yüzde 4 üzerinde gerçekleştiği görülmekte. Beş bankanın toplam net kârı, konsensüs tahmin toplamının yüzde 13 üzerindeyken banka dışındaki 23 şirketin toplam net kârı konsensüs tahminlerin yüzde 3 altında.

■ Banka dışı 23 şirketin açıkladığı toplam FAVÖK ise konsensüs FAVÖK tahminlerinin yüzde 7 üzerinde görünmekte. Şirket bazlı bakıldığında da hemen hemen tüm FAVÖK rakamlarının konsensüs beklentilere yakın ve üzerinde gerçekleştiği görülüyor.

Fiili dolaşımdaki piyasa değerleri üzerinden bakıldığında finansal sonuçları açıklanan şirketlerin, toplam BIST-30 şirketleri fiili dolaşım piyasa değerinin yüzde 95’ini oluşturduğu görülüyor. Yukarıda verdiğimiz özet bilgilerden veya tablo üzerindeki rakamlardan da görüleceği üzere açıklanan rakamların genel olarak beklentilerden bir miktar daha olumlu olduğunu söylemek mümkün. Ancak, gözlenen görece olumlu finansal sonuç performansına karşın, yurtiçi hisse senedi piyasalarındaki görece olumsuz hava, önceki haftalarda olduğu gibi bu hafta da devam etti. Aşağıdaki grafikte, BIST-30 şirketlerinden 2019 birinci çeyreğine yönelik ilk finansal sonucun açıklandığı tarih olan 25 Nisan’dan 10 Mayıs tarihine kadar olan süreçte (25 Nisan-3 Mayıs Haftası ve 3-10 Mayıs Haftası da ayrı ayrı gösterilmiştir) BIST-100, BIST-30, BIST Bankacılık, BIST Sınai, BIST Hizmetler ve BIST Teknoloji endekslerinin gösterdiği performans yer almakta.

Grafikten de görüleceği üzere, finansal sonuçlarda gözlenen görece olumlu sonuçlar piyasanın geneline neredeyse hiç yansımadığı gibi son hafta itibariyle kayıpların hızlandığı görüldü. Bu durumun, büyük ölçüde ticaret savaşı müzakerelerinde ABD-Çin arasındaki havanın gerilmesi ve seçim belirsizliğinin Türkiye özelinde risk fiyatlamasım öne çıkarmasından kaynaklandığı söylenebilir. BIST-100 endeksi gerek kendi tarihsel ortalamalarına göre gerekse de benzer ülke piyasalarına göre son derece yüksek bir iskontoyla (yüzde 50’nin üzerinde) fiyatlanmakta.

Ülke özelinde artan risk fiyatlamasınm önemli göstergelerinden başında CDS (Credit Default Swap-Kredi Temerrüt Sigortası) gelmekte. Alacaklının herhangi bir geri ödememe olasılığına karşı alacaklarını sigortalatması ya da alacaklının, borçlunun iflas riskini satması olarak da düşünülebilir. CDS, piyasalar tarafından, ülke risk düzeyini ölçmekte kullanılan en önemli göstergelerden biri olarak kabul edilir.

Bir ülke ile ilgili risk algılaması ne kadar yüksekse, o ülkenin dış borçlanma için ödeyeceği faiz yani borçlanma maliyeti o kadar yüksek olacak demektir ve risk algılamasının ölçülmesi açısından önemli bir göstergedir. Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i son hafta itibariyle 490 seviyelerine ulaştı. CDS’te gözlenen artış ve düşüş eğilimlerinde BIST’in verdiği ters yöndeki reaksiyon aşağıda verilen BIST-100 ve dolar bazlı BIST-100 endeksi grafiklerinden görülebilir.

ÖNEMLİ FIRSATLAR YAKALANABİLİR

Stres risk fiyatlamasınm öne çıktığı bu tarz dönemlerde, kısa vadede ek getiri arayışına girmektense genellikle mevcut portföy büyüklüğünü korumak daha öncelikli hâle gelmekte. Dolayısıyla, mümkün olduğunca riski dağıtmak/riskli varlıkların ağırlıklarını azaltmak sağlıklı olacaktır. Diğer taraftan, uzun vadeli hisse senedi yatırımı açısından yine bu tarz dönemlerde önemli fırsatlar yakalanabildiğini de hatırlatalım. Dolayısıyla, mevcut risk fiyatlaması nedeniyle değerlemeler açısından cazip seviyelere gerilemiş, ancak geleceğe dönük olarak bir hikâyesi olan ve mali/operasyonel/yönetim yapısı güçlü şirketlerde uzun vadeli alımlar düşünülebilir. Olası olumlu bir senaryoda, bir süredir devam eden belirsizlik fiyatlaması nedeniyle oluşan stresin hızlı bir tepki hareketini beraberinde getirme olasılığının yüksek olduğunu da not edelim.



Geçen hafta dikkat çektiğimiz gibi mevcut belirsizliklerden biri ya da birkaçı geride kalmadıkça piyasanın geneline yayılan ve kalıcı olabilecek bir iyimserlik zor göründüğünden, bu hafta da açıklanan finansal sonuçlara odaklanmaya devam ettik. Bundan sonraki süreçte, piyasanın seyri açısından bir numaralı gündem maddesi seçime kadar olan süreçteki belirsizlik ve sonrasındaki sonuçlan ortaya çıkaracağı tablo olacak. Bununla birlikte, bankacılık ve reel sektör ile makroekonomik göstergelerin izleyeceği seyir de bu süreçte çok daha yakından takip edilecektir. Nisan ayı başlarında açıklanan “Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımlan 2019” kapsamında atılması öngörülen adımların seçim nedeniyle öteleııip ötelenmeyeceği de önemli olacak. Küresel tarafta, ticaret savaşı, merkez bankalarının para politikası kararları, Brexit gibi başlıkların ön planda kalmaya devam etmesi beklenebilir. Ayrıca, S-400/F-35/Patriot konuları başta olmak üzere Türkiye’nin ABD ve Rusya ile olan ilişkilerinin seyri ile zaman zaman dile getirilen Fırat’ın doğusuna yönelik olası bir operasyon ihtimali de önemli gündem maddeleri arasında sayılabilir.

EROL GÜRCAN


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu