Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

İhracatçılar döviz kurlarındaki düşüşten şikayetçi

TÜRKİYE’NİN gündemini döviz kurları uzun bir süredir meşgul ediyor. Yaşanan döviz atakları, saldırıları hepimizin malumu. Ekonomi yönetimlerinin müdahaleleriyle en az zararla da bu süreçler atlatılıyor. Geçen yıl Kasım ayında dolar 8.50, euro 10 TL bandını aştı. 6 Kasım’da Merkez Bankası yönetimi değişti, ardından da Lütfi Elvan Hazine ve Maliye Bakanı olarak atandı. Faiz artışlarının etkisiyle dolar ve euro’nun ateşi düşmeye başladı ve dolar 7 TL, euro 8.5 TL bandına kadar geriledi. Finans sayfalarımızda kurlardaki durumu geniş bir şekilde ele alıyoruz. Finans uzmanları önümüzdeki dönemde dolar kurunun 6.80 TL, Euro kurunun ise 8.00 TL bandına geleceğini öngörüyorlar.


Kurdaki bu hareketlilik hiç şüphesiz en fazla ihracatçıları etkiliyor. 2020’de 169.5 milyar dolar ihracat gerçekleştiren ihracatçılar, 2021 için ise 184 milyar dolarlık hedef koydu. Tam bu noktada ihracatçılar için kurdaki düşüş ne ifade ediyor diye sorduk. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle başta olmak üzere 16 birlik başkamnın değerlendirme ve önerilerini aldık. İhracatçıların hepsi sipariş ve tahsilat sürecinde istikrarlı bir kur istiyor. Dolarda 7 TL, euro’da 8 TL’nin altı kırmızı çizgi olarak görülüyor.

“SERT İNİŞ ÇIKIŞLAR OLUMSUZ”

TİM Başkanı Gülle yaptığı değerlendirmede istikrarlı kurun öncelikleri olduğunu söylüyor. 2020’de pandeminin neden olduğu küresel ticaretteki tarihi daralmaya karşın yılın üçüncü ve dördüncü çeyreğinde aylık bazda Cumhuriyet rekorları kırdıklarını söyleyen Gülle şu değerlendirmeyi yapıyor: “2020’yi 169.5 milyar dolar ihracatla tamamlayan Türk ihracatçıları 2021’in ilk ayını da tüm zamanların en yüksek Ocak rekorunu kırarak 15 milyar doları aştı. Alman hızlı önlemle ve kararlılık kadar ihracattaki başarımızı destekleyen unsurlardan birisi de rekabetçi döviz kuruydu. 2021’de pandeminin etkisinin hafiflemesi ve yeni normalle birlikte yüzde 10’a yakın büyüyeceği öngörülen küresel ticaretten daha fazla pay alabilmemiz için finansman erişimi ve desteklerle birlikte ihracatçının desteklendiği bir kur politikasına ihtiyacımız var. Yıllık hatta uzun yılları kapsayan, döviz kurunun belirli düzeylerde olacağı varsayımına dayalı ticari anlaşmalar yapıyoruz. Döviz kurlarındaki sert iniş ve çıkışlar bizi olumsuz etkiliyor.”

“UÇLU KUŞATMA ALTINDAYIZ”

Hazırgiyim, hem ihracatın hem de istihdamın lokomotif sektörlerinden biri. Pandemiden en çok etkilenen sektörlerin başında geliyor. İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa ı Gültepe, hammadde, Covid-19 ve kur üçlüsünün kuşatması altında olduklarını vurguluyor.

Hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün, 2020 gibi zor bir yılda çok başarılı bir performans ortaya koyduğunu belir- ^ ten Gültepe, “İhracat-ta yılı 2019’la başa baş kapattık. Ülkemize net 16 milyar dolar döviz kazandırdık. Kilogram başına 16.5 dolarla katma değerli ihracatta mücevher ve savunma sanayinin ardından yine üçüncü sırada yer aldık. Genel işsizliğin arttığı bir yılda üretimde çalışan sayımızı ilk kez 600 binin üzerine çıkararak istihdam rekorumuzu kırdık” diyor. Kasım ve aralık aylarında ihracat pazarlarından iyileşme sinyalleri gelmeye başladığını ama Ocak ayı ile birlikte üç önemli sorun ile karşı karşıya kaldıklarını belirten Gültepe şunları söylüyor:

“Ocak ile kendimizi üç büyük sorunun kuşatmasında bulduk. Birincisi artan hammadde ve işçilik maliyetleri… Dünyada hammadde maliyetlerinde dolar bazında yüzde 10-15 artışın olduğu bir dönemde ülkemizde yüzde 25-30’luk bir artışla karşı karşıyayız. TL bazında oran yüzde 50’lere ulaşıyor. Firmalarımız her gün değişen, farklı bir fiyatla karşı karşıya kalıyor. Döviz kurunun sert düşüşle rekabetçi özelliğini kaybetmesi ihracatçının önündeki bir diğer sorun. Biz döviz kurunun öngörülebilir olmasını istiyoruz. Kurda kısa zaman aralıklarında yaşanan sert dalgalanmalar ihracat ve ithalatta sıkıntı yaratıyor. Kasım başında 8.5 TL olan dolar kuru, Şubat’ta 7.1 TL’nin altına geriledi. 7.5-8 TL’den hammadde alıp maliyet yapan hazır giyimci, şimdi 7.1 TL üzerinden mal ihraç etmek durumunda. Dolar kuru 1.5 TL aşağıya inerken hammadde fiyatlarında hiçbir düşüş olmuyor. Maliyetlere baktığımızda ürün başına en az yarım dolar artış yapmamız lazım. Ancak bunu hiçbir alıcıya kabul ettiremeyiz, özetle, artan maliyetlerin yanı sıra kurun geldiği seviye ihracatçılarımızın rekabet gücünü ciddi oranda zayıflatıyor. Almanya, Ingiltere ve İspanya başta olmak üzere Avrupa’da kapanma önlemlerinin uzaması ihracatçılarımızı zorluyor.”

“REKABETÇİ VE İSTİKRARLI OLMALI”

İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Öksüz de yaptığı değerlendirmede kurdaki ani iniş ve çıkışların olumsuz etkilerinden şikayetçi. Öksüz, “ Kurdaki ani yükselişler ekonomimizi olumsuz etkilediği gibi ani düşüşler de üretim ve ihracatımız açısından olumsuz sonuçlar doğuruyor. Hazır giyim sektörü ile birlikte yılda 15 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası sağlı-son 20 yılda 240 milyar dolar net döviz girişi sağladık. Sektörlerimizin bu başarısındaki etkenlerden birini rekabetçi kur politikası oluşturuyor. İhracatımız açısından istikrarlı ve rekabetçi kur çok önemli. Üretimle, ihracatla büyüyen bir Türkiye ekonomisi için beklentimiz kurdaki ani hareketliliklere müsaade edilmemesi ve kurun daha rekabetçi ve istikrarlı bir seviyeye ulaşması. Kurların enflasyon oranında artması ve bir dengeye ulaşması gerekiyor” diyor. Mevcut kurlarla ihracatçının zarar etme noktasına geldiğine dikkat çeken Öksüz, 2021’de dolar kurunun 7.50-8.00 TL bandında olmasının ihracatçı açısından daha sağlıklı olacağını vurguluyor.

“7 TL’NİN ALTI MALİYETLERE TERS”

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (1DDM1B) Başkanı Tahsin öztiryaki de yaptığı değerlendirmede, kurda dengenin önemine vurgu yapıyor. Devamlı kur artışlarını ihracatçının istemediğini söyleyen Öztiryaki, “Her konuda olduğu gibi bu konuda da denge önemli; kur artışının fazla olması ithali zorunlu hammadde ve yarı mamullerin de fiyatlarında oynamaya sebep olur, ihracatçılar döviz kuru artışları döneminde çoğunlukla döviz cinsinden fiyatlarını aşağı çekerek rekabet güçlerini artırmayı tercih ediyor” diyor. Kurun çok düşük seyretmesinin ihracatçıyı olumsuz etkilediğini belirten öztiryaki, şunları söylüyor: “Elbette kurun çok yükselmesini istemediğimiz gibi çok düşük seyretmesini de istemeyiz. Kur ile ilgili olarak beklentimiz uzun vadede sabit bir seviyede devam etmesi. Geçtiğimiz aylarda birçok ihracatçı kurun yüksek olduğu döneme göre maliyetlerini hesap etti. Kurun düşüşü ihracatçı için hesaplamadığı bir maliyeti ortaya çıkardı. Kurun 7’nin altına düşmesi maliyet hesaplarına ters olacaktır, ihracatçı için önemli olan kurun istikrarlı olmasıdır.”

“7.30-7.50 SEVİYELERİ İDEAL”

İstanbul Deri ve Deri Mamulleri ihracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Şenocak da yaptığı değerlendirmede kurdaki kırmızı çizgilerini “Kur istikrarının ve öngörülebilirliğin sağlanması” olarak açıklıyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatta büyümenin ancak bu şekilde mümkün olduğunu vurgulayan Şenocak, “Firmalarımız uzun vadeli finansal projeksiyonlarını ancak istikrarlı ekonomik ortamda gerçekleştirebilir. Volatilitenin düşük olduğu genel ekonomik tablo öncelikli talebimiz, ihracatçılar olarak son altı ayın dolar/TL ortalaması olan 7.30-7.50 seviyelerinde, istikrarlı bir kur bandının mevcut durumda en makul kur seviyesi olduğunu düşünüyoruz” diyor. Şenocak şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Dolar kurunun öngörülemez şekilde düşmesi ihracatçılarımızın global rekabet gücünü düşürüyor. Ayrıca pandemi ve korumacı politikalar da belirsizliği genişletmiş durumda. Bir de yüksek faiz düşük kur sarmalına girilmesi ihracatçılarımızı daha da zorlayacaktır. 2000’li yılların başında ihracatçımızı durgunluğa düşüren yüksek faiz düşük kur politikası orta ve uzun vadeye yayılmamalı. Bu nedenle son altı ayda piyasa dengelerinin oturduğu seviyelerin devamı önemli. Dolar/TL kurunun 7’nin altına inmesini bu nedenle arzu etmiyoruz. Aşırı yüksek kur rekabet gücümüzü kısa vadede arttırsa da ithal girdi maliyetleri nedeniyle işletmelerimizi olumsuz etkiliyor. Ülkemizin dış ticaret dengesini de sarsıyor. îş dünyası olarak ekonomi yönetiminden beklentimiz kur istikrarının sağlanması ile üretimin ve ihracatın üzerindeki vergi yükünün azaltılması.”

“ÖZEL KUR UYGULANABİLİR”

Uludağ yaş Meyve ve Sebze ihracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Prof. Dr.Senih Yazgan da kurdaki dalgalanmanın yaş meyve sebze ihracatçısını olumsuz etkilediğini söylüyor. Yazgan, “En önemli girdi kalemlerimiz, gübre, ilaç, mazot dövize endeksli. Döviz yükseldiğinde akaryakıta, gübreye, ilaca zam geliyor ama kur düş-tüğünde indirim olmuyor. Dolayısıyla bu durum fiyatlara yansıyor, girdi maliyetlerimiz yükseliyor. Sektörümüzde ürünler peşin yazgan alınmakta; ürün alım zamanındaki kurdan maliyetler oluşmakta ancak yurtdışından ödemeler 45-60 gün arasında gelmekte ve ödeme günündeki kur tedarik zamanındaki kurdan düşük olduğundan sektörümüzü olumsuz etkilemekte. Sürdürülebilir bir ihracat artışı için istikrarlı bir kur politikası sağlanmalı ve döviz kurundaki ani dalgalanmaların önüne geçilmeli” diyor.

Uludağ Meyve Sebze Mamulleri ihracatçıları Birliği Başkanı Özkan Kamiloğlu da dövizin aşağıya yönlü gidişinin meyve sebze mamulleri sektörünü olumsuz etkilediğini belirtiyor. Sektörün ürünleri depolarda tuttuğunu, tedarik edilen kurdan daha düşük bir kurda satılmasının tedarik maliyetlerini karşılamadığını vurguluyor. En önemli maliyet kalemi olan işçilik ve hammadde maliyetlerindeki artışların yüzde 20’nin üzerinde olduğunu belirten Kamiloğlu, “Kurun aşağıya gitmesi ihracatçı için uygun olmayan bir durum yaratıyor. Merkez Bankası kurun düşük seviyede olmasında ısrarlıysa ihracatçıyı korumak için, ihracat bedellerine ilişkin ‘farklı kur, özel kur’ uygulaması yapılabilir” diyor.

“REKABETÇİ KUR İSTİYORUZ”

Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri ihracatçıları Birliği (ÇCSIB) Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Çenesiz, birlik bünyesindeki sektörlerin 2020 ihracatının 4 milyar dolara yaklaştığını söylüyor. Çimento, cam ve seramik sektörlerinin yarattığı katma değerin Türkiye ortalamasının üç katı olduğuna dikkat çeken Çenesiz, “2021’de yüzde 7.5 büyüme ile 4.2 milyar dolar ihracat gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” değerlendirmesini yapıyor. Türkiye’nin ihracattaki küresel payının artması için rekabetçi bir kur politikası-na ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Çenesiz, “Genç nüfuslu bir ihracat ülkesi olarak, her sektörde dünyayla rekabet edebilmemizin en önemli koşullarından biri, ihracatı destekleyen bir kur politikasıdır. Bu sağlanırsa, üretmeye, ihraç etmeye ve küresel pazarda üst sıralarda yer almaya devam edeceğiz” diyor.



Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri ihracatçıları Birliği Onursal Başkanı Bülent Aymen de döviz kurunun rekabetçi olması gerektiğini vurguluyor. Aymen, “ihracatçılar olarak ne yüksek kur ne de düşük kur istiyoruz.

Volatilitenin düşük, kurun ihracatçı için rekabetçi seviyeler olan dolarda 7.40-7.60 euro’da 8.80-9.10 seviyelerinde olması gerektiğine inanıyorum. Türkiye’nin büyümesi için ihracatın minimum yüzde 2 katkı sağlaması gerekli. Hem TL hem de ithal maliyetlerin yükseldiği bu dönemde Merkez Bankası gereken önlemleri almalı” diyor.

“7 TL’NİN ALTI TEHLİKEYE SOKMAZ”

Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkanı 1 Adnan Aslan da kurda istikrar vurgusu yapıyor ve “İhracatçının kurdaki çizgisi istikrardır. Kur yükselince ihracatçıların gelirleri döviz cinsinden kazandıkları için artar ancak burada ’ gözetilmesi gereken husus denge unsurudur. Döviz artınca iç piyasadaki maliyetler de artıyor. Türkiye’nin cari açığı ve fiyat istikrarı açısından kurun istikrarlı olması hem ülkemiz hem de sektörlerimiz açısından önemlidir” diyor. Dolar kurunun 7 TL’nin altına düşmesinin ihracat hedeflerini etkilemeyeceğini belirten Aslan, bu noktada diğer birlik başkanlarından ayrışıyor. Aslan, şunları söylüyor: “İhracatçı sektörler alternatif dış pazarlar üzerinde durmalı. İhracatta kilogram başı değerimizi her ay artırma gayreti içerisinde olmalıyız. Ekonomideki güven ortamı, hükümetimizin ekonomi ve hukuk alanlarındaki reform gayretleri önümüzdeki dönem için çok önemli. Bu adımlar atılırsa doğrudan yabancı yatırımlar için yeniden cazibe merkezi olacağız.”

“MERKEZ BANKASI İLE GÖRÜŞMELİYİZ”

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi ise ihracatçılar ile Merkez Bankası yönetiminin bir araya gelmesi gerektiğini söylüyor. “Ülkede bu kadar kur değişiminin yaşanması fiyat istikrarsızlığı olduğu anlamına gelir. Bunu giderebilecek, çözebilecek tek kurum Merkez Bankası’dır. İhracatçılarımız Merkez Bankası yönetimiyle bir araya gelip görüşmeli, süreci değerlendirmeli ve hassasiyetleri aktarmalı” diyen Eskinazi, 2021’de dünya mal ticaretinde m yüzde 8 artış beklendiğini, dolayısıyla ihracat artışı için uygun bir zemin olduğunu vıırgıı-luyor. Dünya ihracatından daha fazla pay alınabilmesi için döviz kuruyla ihracatçının desteklendiği bir politikaya ihtiyaç duyulduğunu belirten Eskinazi, “Döviz kurlarında istikrar ve sürdürülebilirlik sağlanırsa ihracatımız başarıyla devam eder” diyor.

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep ise, EİB üyelerinin 2020’de yüzde 4 artışla 5.1 milyar dolarlık tarım ürünleri ihraç ettiğini söylüyor. Celep, “Katma değerli bir ihracat yapıyoruz. Döviz kuru bu ihracatın devamını sağlayacak seviyede olmalı. Yıllık hatta uzun yılları kapsayan, döviz kurunun belirli düzeylerde olacağı varsayımına dayalı ticari anlaşmalar yapıyoruz. Döviz kurlarındaki sert iniş ve çıkışlar bizi olumsuz etkiliyor” diyor.

“ALTIN YUMURTLAYAN TAVUĞA DİKKAT”

Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Mevlüt Kaya da yaptığı değerlendirmede, “Pandemi döneminde talep nazlıydı. İthalatçıların fiyat kırma taleplerine maden ihracatçılarımız döviz kurları elverdiği ölçüde cevap verdiler. Bugün döviz düşüp, maliyetler artınca pek çok maden ihracatçısı yüzde 15-20 zararına yükleme yapar hale geldi. Bu sürdürülebilir değil.

Altın yumurtlayan tavukların hayatını devam ettirebileceği bir döviz kuru bekliyoruz” diyor. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Cahit Doğan Yağcı ise “Dolar, TL karşısında yüzde 5 eridi. Bu koşullarda bize düşen siyasi gerginlikleri ortadan kaldıracak adımlar atmak. Hukuk ve adaleti tartışma konusu yapmadan, ekonomide istikrarı sağlamak odak noktamız olmalı. Pandemiye rağmen EİB üyelerinin 2020 ihracatı 13 milyar doları aştı. Döviz kurlarının gerilemesi ürünlerimizin ucuza ihraç edilme-Vağcı sine neden oluyor. İhracat sektörü, Türkiye ekonomisinin pozitif büyüme beklentisini diri tutan önemli bir çıpadır” dedi.

İsmail GÜLLE / Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı
“İhracatçılar spekülatif kur peşinde hiç koşmadı”

Bir ülkenin makroekonomik dengeleri açısından vazgeçilmez iki kavram fiyat istikrarı ve fınansal istikrardır. Bunları birlikte sağlayacak adımlar, üretim ve ihracatın arttırılması, ekonominin ithalata bağımlılığının azaltılması ve toplam tasarrufların arttırılmasıdır. Bu üç temel alanda ortaya konacak mücadele ve başarı, aynı zamanda hem enflasyonla mücadele, hem de cari işlemler açığıyla mücadele ve başarı anlamına gelir. İhracatçılar izin kurun düşük ya da yüksek olmasından ziyade istikrarlı ve sürdürülebilir olması önemlidir. İhracatçılar olarak hiç bir zaman spekülatif bir kur peşinde koşmadık. Maliyetleme ile satış arasında geçen süre içinde bir kur dengesi her zaman tercih ettiğimiz bir süreç. Temelde önemsediğimiz konu ihracat ailesinin kurdan yana mağdur olmamasıdır.

Baran ÇELİK / Otomotiv Endüstrisi İhracatçılar Birliği Başkanı
“Parite kaynaklı avantajımız var”

Döviz kurlarındaki düşüş trendinin sürmesi ihracatta rekabet gücümüzün kaybına neden olacak. İstikrarlı, mümkün olduğunca öngörülebilir bir kur politikası sürdürülebilir ihracat için önemli. Döviz kurları otomotiv endüstrisinde iç pazarı doğrudan etkileyen bir faktör. Düşük döviz kurları araç fiyatlarını aşağıya çekecek ve bu durum iç pazara olumlu yansıyacaktır. Döviz kurları açısından otomotiv ihracatını etkileyen bir diğer unsur euro/dolar paritesinin seyri. Otomotiv ihracatımızın ortalama olarak yüzde 85’i euro cinsinden gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla euro’nun dolar karşısında değer kaybetmesi, dolar cinsinden ihracatımızın düşük gözükmesine neden oluyor. Bu durum euro/dolar paritesinin seyrine göre otomotiv ihracatımıza bazen artı, bazen de eksi olarak yansıyor. 2019 ve 2020 yıllarında yıllık parite birbirine çok yakın olduğundan, otomotiv ihracatımızı etkileyen bir unsur olmadı. Bu yıl ise euro/dolar paritesi daha yüksek seyrediyor. Yılın tamamında böyle devam etmesini bekliyoruz. 2021’de parite kaynaklı bir avantajımız da bulunuyor. Bu durumun otomotiv ihracatımıza olumlu yansımasını bekliyoruz.

İdriz Çokal



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu