Salı , Ekim 17 2017
Anasayfa / Kariyer ve İş İlanları / Genç kuşak yönetici sayısı giderek çoğalıyor

Genç kuşak yönetici sayısı giderek çoğalıyor



Dikkatinizi çekmiştir, son birkaç yıldır aile şirketlerinde babalarının ya da patronun yanında boy gösteren genç kuşak yönetici sayısı giderek çoğalıyor. Şirket yönetimine aday olan ya da yönetimi çoktan devralan bu gençler, aile şirketlerinde artık “devir sürecinin” başladığının ve hatta bu sürecin önümüzdeki dönemde daha da hızlanacağının habercisi. Çünkü, verilere göre 1950 ile 1980 yılları arasında kurulmuş olan şirketlerin hemen hemen hepsi önümüzdeki 10 yıl içinde hisselerini bir sonraki nesle devretmiş olacak. Her ne kadar genç kuşak yöneticileri daha sık görmeye başlasak da aslında şirketler için nesilden nesile devir süreci sanıldığı kadar kolay değil. Hele ki, şirketlerin kurumsallaşma düzeyleri değerlendirilecek olursa bu sürecin Türkiye’de hiç kolay olmadığının altını çizmek gerekiyor. Patronun ardından dümene kim geçecek? Ya da şirketi yönetmeye aday genç kuşak “işe” hazır mı? Bu soruları önemli kılan en temel şey ise devir sürecinin sancılı geçmesinin o şirkete, dolayısıyla da ekonomiye ağır bir fatura çıkarma riskinin var olması. Yani uzmanlara göre aile şirketinde, kuşaktan kuşağa devir süreci ne kadar sancılı olursa bu durum sadece aile üyeleri arasında gerilime neden olmakla kalmayacak aynı zamanda ekonomiyi de yaralayacak.

Genç kuşak yönetici

Uyumsuzluğun faturası 500 milyar dolar

Family Business Advisor Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Ala-caklıoğlu’na göre Türkiye’de kuşaktan kuşağa devir sürecinde yaşanacak pürüzler nedeniyle aile şirketleri, ekonomiye yaklaşık 500 milyar dolarlık bir fatura çıkarabilir. Bu faturanın aile şirketlerinin GSMH’ye katkısını gösteren yüzde 75 ile oranından hareketle tespit edildiği bilgisini veren Alacaklıoğlu, “Kuşaktan kuşağa devir süreci Türkiye’de gelişmiş Batı ülkelerine göre daha kayıplı ve sancılı geçecek. İstatistikler bize gösteriyor ki, eğer önlem alınmazsa şu an ekonomide aktif olan pek çok şirket kapanacak ya da yok olacak. Ekonomiden çıkacak. Bu şirketlerin ekonomiden çıkmasının maliyeti 487 milyar dolar civarında olacak” diyor.

Nesiller arası geçiş planı yok

Family Firm Institute (USA) ve Family Businness Network (FBN) araştırmalanna göre aile şirketlerinin de hayatta kalma sırlan var ve bu sırlar arasında ‘nesiller arası geçiş’ planlamasının olup olmaması neredeyse hayati anlam taşıyor. Ve yine bu araştırmalar gösteriyor ki, aile şirketleri hayatta kalmanın yüzde 60’ını ‘nesiller arası geçiş’ planlannm varlığına borçlu. Alacaklıoğlu, “Türkiye’de 15 yıldır birçok il ve hatta ilçemizde aile şirketlerine verdiğim 30’u aşkın seminerde katılımcılarla yaptığım bire bir anketlerin sonucunda aile şirketlerimizin yüzde 80’inde devir planlaması olmadığı ya da oluruna bırakıldığım gerçeğini saptadım. Çok yakından çalıştığım zengin Ortadoğu ve birçok diğer Asya ülkelerinde de (Hindistan gibi) benzer durum var. Bu nedenle özellikle bu coğrafyalarda risk daha yüksek” diyor.

Şirketler de endişeli!

Uluslararası danışmanlık firması PwC tarafında iki yılda bir hazırlanan, PwC Aile Şirketleri Araştırmasının 2013 tarihli, PwC “2012 Küresel Aile Şirketleri – 21 Yüzyılın Vazgeçilmez İş Modeli” araştırması da şirketlerin mevcut durumunu ortaya koyuyor. İçinde Türkiye’nin de bulunduğu 30’u aşkın ülkeden yaklaşık 2 bin şirketin katıldığı araştırmaya göre; Türk katılımcılann yüzde 41’i işlerin sonraki kuşağa devredilmesinin sorunlara yol açacağı konusunda endişelere sahipken, bu oran küresel düzeyde yüzde 30’larda… Türk aile şirketlerinin yüzde 30’u aile içi anlaşmazlık olasılığını, doğal bir sonuç olarak görürken, bu oran küresel sonuç olan yüzde 9’a kıyasla çok daha yüksek. Türkiye, araştırmaya katılan diğer ülkeler arasında yeni kuşaklara devir konusunda en yüksek hassasiyete sahip ülke konumunda.

Patronlar diğer ihtimalleri düşünüyor

PwC Türkiye Şirket Ortağı ve Aile Şirketi Hizmetleri Lideri Mehmet Karakurt, Türk şirketlerinin önümüzdeki beş yıl içinde şirket mülkiyetinde değişiklik öngördüklerini ancak bu değişiklik öngörenlerin yansından fazlasının halka arz veya başka bir şirkete satış ihtimaline ağırlık verirken, gelecek kuşağa devir fikrinin çok düşük hatta neredeyse özel sermayeye (private equity) satış ile aynı düzeyde bir öncelik verildiğine dikkat çekiyor. “Türk şirket patronlan, gelecek kuşağa işleri devretmek/devredebilmek konusunda pek de iyimser değiller. Zaten yine aynı araştırmaya göre, Türk aile şirketi liderlerinin büyük bölümü yüzde 69ü henüz halefini de seçmiş değil ya da seçmişse bile bunu halef dahi henüz bilmiyor” diyor. Karakurt’a göre bunun gerekçeleri şöyle;



– Patronların yeni kuşağı bu işi yapacak gibi görmüyor olmaları, yeni kuşağı hala ‘çocuk’ olarak görmeleri

– Gelecek kuşağın bu konuda gönüllü/bilinçli/donanımlı olmaması

– Devredecek bir yeni kuşağın henüz olmaması

Neden çatışma çıkıyor?

Aile şirketleri birbiriyle kesişen üç gruptan oluşuyor; şirket, ortaklar ve aile… Eğer aile bireyleri arasında normalin ötesinde bir çatışma varsa (para, bir kuşaktan sonrakine devir, şirketin başına kimin geçeceği vb.) bu tartışmalar şirketin performansına da sıçrayabiliyor. Devirde çıkan anlaşmazlık konulan ise şöyle sıralanıyor:

– Şirketin gelecek stratejileri ve aktif hissedarların diğer aile üyelerine danışmaması – Yatırım ya da kâr dağıtımı kararlan

– Aile içi ilişkiler sağlıklıysa şirketin sağlıklı ve kalıcı olması da muhtemel. Başanlı şirketler kim?

– Şirket, ortaklar ve aile arasında kesin sınırlar çizen,

– Yönetim kurulu toplantı odasının dışında ortaklık ve aile meselelerini görüşmek için ayrı toplantılar düzenleyen,

– Şirkette görev almayan aile bireylerine ayrı fınansal olanaklar sunulan şirketlerdir.

Feodal yapı riski güçlendiriyor

“Yapılan araştırmalara göre dünyada Aile şirketlerinde kuşaklar arası devir süreçlerinde azımsanmayacak oranda şirket yok oluyor. Türkiye gibi feodal yapının hakim olduğu ülkelerde aile şirketlerinin çoğu oğula/kıza bile tam anlamıyla geçemeden, baba ölünce yok olmaya yüz tutuyor.

Bunun en önemli sebebinin ise kilit görev ve pozisyonlann baba ya da babanın akranı olan kişiler tarafından tutulması ve işlerin kişilere bağlı olarak yürüyor olması olarak karşımıza çıkıyor.

Çözüm süreçleri de işlemiyor

Araştırmalara göre, Türk şirketlerinin bir diğer sorunu da şirketlerin 3/4’ünün aile üyeleri arasındaki anlaşmazlıklar için çözüm prosedürlerine sahip olmaması. Mehmet Karakurt bu noktada şunları söylüyor: “Anlaşmazlık çözüm yöntemi olarak Türk şirketlerinde daha çok yüzde 67 oranında Aile Konseyi ve yüzde 33 Aile Anayasası gibi gelenekçi eğilimlere uygun düşen kapalı yöntemler ağır basıyor. Dünyada yaygın kabul gören hissedarlar sözleşmesi ve arabuluculuk mekanizmaları, ülkemizde henüz çokça benimsenen bir yöntem olmadığını görüyoruz”.

Veraset vergisi sonu hızlandırıyor

Türk şirketlerin 3/4’ünün kilit yöneticilerin vefatı veya yetersizliği durumunda devreye girecek acil durum planı yok. Vefat eden veya çalışamayacak duruma gelen aile bireylerinin hisselerinin satın alımıyla da ilgili net kurallar da olmayınca işler iyice sarpa sarabiliyor.

NESİLLER ARASI GEÇİŞ NEDEN KAYIPLARA NEDEN OLUYOR?

– Seçilen halef(ler) hazır/istekli ya da yeterli olmayabilir.

– Şirket aşırı şekilde şimdiki liderin bilgi, birikim ve becerilerine bağımlıdır.

– iyi çalışmayan veya yetersiz bir kurumsal yapı vardır.

– Şimdiki lider(ler) çalışamaz hale gelebilir.

– Şimdiki lider(ler) aldıkları görevi kolay bırakmamaktadır.

“Hasar çok ciddi olabilir”
Mehmet Karakurt – PwC Türkiye Şirket Ortağı PwC Türkiye Aile Şirketi Hizmetleri Lideri

Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarını takip eden dönemde Türk ekonomi sahnesinde yerini alan birinci kuşağın hayatta ve hala “o ya da bu şekilde işlerin içinde” olduğunu düşünecek olursak önümüzdeki 5-10 yıllık sürecin bu kuşaktan bir sonrakine devirlerin sıklıkla yaşanacağı bir dönem olacağını ve tüm ekonomi için çok kritik bir dönem olacağını düşünüyorum. Eğer Türk aile şirketleri önümüzdeki bu halefiyet devri sürecini, şimdiden iyi planlamaz ve yönetemezse, ekonomimizde çok önemli bir paya sahip aile şirketlerimiz içine gireceği gerek yönetsel gerekse de operasyonel türbülans nedeniyle, yukarıda sayılan tüm öngörülerin önemli şekilde hasar görmesi nedeniyle ortaya çıkacak kaybın montanını şimdiden kestirmek çok zor. Ancak net olan tek şey bu hasarın “çok ciddi” olacağıdır.

“Reel ekonomi şirketleri daha fazla risk altında”
Dr. Haluk Alacaklıoğlu – Family Business Advisor Yönetim Kurulu Başkanı

Nesiller arası geçişte özellikle reel ekonomi kapsamındaki sanayi şirketlerinin riskte başı çektiğini düşünüyorum. Bu şirketler daha eski ve yerleşik olduklarından ve genç kuşakların daha az benimsedikleri temel ekonomileri içerdiklerinden dolayı sahip çıkılıp yeni bir vizyonla ele alınmaları daha güç oluyor. Ne yapılmalı? Türkiye’deki her aile hissedarlı şirket bir Aile Anayasası ya da Protokolü’ne sahip olmalı, her aile hissedarlı şirketin gerçekçi bir gelecek kuşak hissedarlara icra ve yönetim devir uygulama planına sahip olması, genç (gelecek) kuşak hissedar ve icracıların (çocuklar, kardeşler, kuzenler) aralarında “ortak vizyonu” anlaşmış, arkasında birleşilmiş en azından 2023’e odaklı bir stratejik vizyon hedeflerine sahip olmaları ve mümkün olabildiğince her aile şirketinin içinde “bağımsızlığı” da içeren bir kurumsal ve gerçek anlamda işleyen bir yönetim kurulu olması önemli.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir