Salı , Mayıs 23 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Faizler ve hisse senetleri arasındaki anomali

Faizler ve hisse senetleri arasındaki anomali



Bir tarafta ilk ihraçta negatif faize razı olacak kadar riskten kaçış, diğer tarafta hisse senedi piyasalarında tarihi zirveler. Bu durumun “yeni normal” olmaktan çok bir “anomali” olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu durum uzun soluklu olmayabilir…

HİSSE senetlerinde ve negatif faizlerde yeni rekorların aynı anda kırıldığı bir haftayı geride bıraktık. ABD’de Dow Jones ve S&P 500’de tarihi rekorların görüldüğü haftada, Almanya’da da ikincil piyasaların ardından ilk ihraçta da negatif faiz görülmüş oldu. Bir tarafta ilk ihraçta negatif faize razı olacak kadar riskten kaçış, diğer tarafta hisse senedi piyasalarında tarihi zirveleri getiren alım iştahı. Şu an için bu durumun “yeni normal” olmaktan çok bir “anomali” olduğunu düşünüyoruz. Bu anomalinin uzun soluklu olmayacağını düşünmemize karşın, ilerleyen dönemde ürünler ve piyasalar arası ayrışmaların daha fazla gündemimize geleceği kanaatindeyiz.

Brexit’in ilk şokunun kısa sürede atlatılmasının ardından son haftalarda ABD’de açıklanan verilerin olası bir resesyon riskine ilişkin endişeleri azaltması ve küresel ekonomik görünümün FED’in yeni bir faiz artırımı konusunda elini zayıflatmasını risk iştahı artırmasıyla piyasalarda oldukça olumlu bir hava oluştu. Gelişmiş ülke merkez bankalarının piyasaları destekleyici yönde hareket edeceğine yönelik beklentiler de birçok önemli riski geri planda bırakarak bu havayı destekleyen bir diğer unsur. ABD’de ekonominin resesyondan uzak olması ve FED’in faizleri artırmayacağı, bununla birlikte Avrupa’da ve Japonya’da genişlemenin devam edeceği beklentisi gelişmekte olan ülkeler için bulunmaz bir fırsat oluşturdu. Ancak sene başından beri bu beklentilerin defalarca değiştiğini hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyoruz.

mevduat faizi

Bununla birlikte piyasalar kısa vadede yeni genişleme önlemlerinin sarhoşluğunu yaşıyor olsa da kısa sürede rafa kaldırılan Brexit’in ilerleyen günlerde yeniden risk unsuru olarak masaya geleceğini düşünüyoruz.

ABD’DE ENDEKSLER ZİRVEDE

FED’in faiz artırımını öteleyeceği ve diğer gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının da genişlemeye devam edeceği beklentisi ile güçlü bir trend yakalayan ABD endekslerinde, ikinci çeyrek bilançolarına yönelik pozitif beklentiler de tarihi zirvelerin genişletilmesine katkıda bulunuyor. Önceki ay açıklanan ve beklentilerin oldukça altında kalan istihdam verileri ABD ekonomisine yönelik soru işaretleri oluşturmuştu; ancak son açıklanan verilerle ABD ekonomisine yönelik kuşkuların yersiz olduğu görüldü.

Avrupa ve İngiltere’de bankacılık ve Brexit endişesi, Japonya’da resesyon korkusu gibi nedenler hisse senedi yatırımcıları için gelişmiş ekonomilerde en güvenli hisse senetleri piyasalarından biri olarak ABD’yi ön plana çıkardı. Açıklanan son veriler de global ekonomi için ABD’den ziyade Euro Bölgesi, Ingiltere ile Japonya ve Çin’in daha büyük tehdit oluşturduğunu gösteriyor. Bu nedenle ilerleyen günlerde zaman zaman düzeltmeler olsa da ABD’de hisse senedi endekslerinin buralara göre daha güçlü bir seyir izlemesini bekliyoruz.

BU HAFTA TCMB VE ECB İZLENECEK



Bu hafta yurtiçinde TCMB faiz kararı, dışarıda ise ECB faiz kararı ve Euro Bölgesi’nde açıklanacak olan öncü PMI verileri piyasanın yönü üzerinde belirleyici olacak. Her iki merkez bankasından da piyasayı ürkütecek bir karar ya da açıklama gelmesini beklemiyoruz, aksine özellikle ECB’den piyasa dostu söylemler daha fazla ön plana çıkabilir.

TCMB’nin bu haftaki Para Politikası Kurulu toplantısında faiz koridorunun üst bandında 50 baz puan daha indirim yaparak, sadeleşme sürecindeki faiz indirimlerinde son adımını da atacağını düşünüyoruz. Bu indirimin ardından sonraki hafta yılın üçüncü Enflasyon Raporu’nun sunumunda, sadeleşmede son adım ve simetrik dar faiz koridoruna geçişte yapılacak son ayarlamanın ne olacağını piyasa ile paylaşacağını düşünüyoruz. TCMB’nin bu toplantıda 50 baz puan indirim yapmasını beklemekle birlikte 25 baz puanlık bir indirim ihtimalini de tamamen dışlamıyoruz. Buna karşın yapılacak indirim 25 baz puan da olsa 50 baz puan da olsa piyasaya etkisinin sınırlı kalmasını bekliyoruz. TCMB’nin piyasa üzerindeki asıl etkisinin sonraki hafta gerçekleşecek olan Enflasyon Raporu sunumuyla oluşacağım düşünüyoruz. ECB tarafında ise önemli bir politika kararı beklemiyoruz. Ancak toplantı sonrası yapılacak sunumda Brexit etkisi ve bankacılık sektörünün durumu hakkında bilgi paylaşımı yapılabilir. Bu nedenle ECB karasından ziyade karar sonrası yapılacak açıklamalar ön plana çıkabilir.

BIST yurtdışına ayak uydurdu

ABD’de faizlerin artmayacağı, Avrupa’da ve Asya’da yeni genişleme önlemlerinin geleceği beklentisi ile gelişmiş ülkelerin hisse senedi endekslerinde yukarı yönlü hareketler devam etti. Bu beklentilerin risk iştahını artırması gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarını da hızlandırdı. Artan risk iştahı ile Türkiye’nin CDS primlerinin son bir yılın en düşük seviyeleri olan 220 civarına gerilediğini gördük. Bu süreç BIST-100’ün de diğer borsalarla birlikte yükselmesini sağladı. BIST-100 bu yükseliş ile haftanın son iki günü, kritik dirençlerden biri olan 82.000 üzerinde kapanış gerçekleştirmiş oldu. Bu hafta kısa vadeli hareketler için ilk kılavuzumuz da 82.000 olacak. Bu seviyenin üzerinde 84-85 bin aralığı hedef olmaya devam edecektir. 82.000 altında olacak bir kapanışta ise endeksin bir süre 78.000-82.000 aralığında dalgalandığını görebiliriz. Günlük grafiklerde göstergeler pozitif seyrini devam ettiriyor olsa da son günlerde saatlik grafiklerde aşırı alım bölgelerinde negatif aykırılıklar oluşmaya başladı. Bu görünüm gün içi işlemlerde volatilitenin artabileceğini işaret ediyor.

Dolar/TL de düşüşler sınırlı kaldı

Seçtiğimiz hafta dolar/TL genel olarak diğer gelişmekte olan ülke kurlarıyla aynı yönde hareket etti. Risk iştahındaki artışa ve BIST’teki pozitif havaya rağmen TL’nin satabil bir seyir izlemesinin ardında, diğer ülkelerdeki sorunlar nedeniyle doların hala en cazip para birimlerinden biri olmasının etkisi yüksekti. Hafta içinde ana hatlarıyla 2.88-2.90 gibi dar bir bantta hareket eden kurda, aşağı yönlü hareketlerde tepki alımlarının hızlı olması dikkat çekmeye devam ediyor. Kurda 2.85 civarına kadar bir geri çekilme potansiyeli bulunsa da mevcut seviyelerin ve yeni düşüşlerin portföylerdeki dolar miktarını artırmak için kullanılması gerektiğini düşünüyoruz.

Özellikle BIST’te hisse senedi pozisyonlarını taşıyanların, portföyde sigorta oluşturması nedeniyle en az hisse senetleri ağırlığı kadar dolar bulundurmaları faydalı olabilir. Bu hafta kurda volatilitenin biraz daha artarak 2.8750-2.9550 gibi daha geniş bir bant içinde dalgalanmasını bekliyoruz.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir