Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

Eylül ayında piyasaları bekleyenler…

YENİ ayda piyasaları bekleyen konulara geçmeden önce kısaca mevcut duruma bakalım. Yakın dönemde dış dinamikler tarafında artan belirsizlik ve stres ortamı yurtiçi piyasaları da oldukça olumsuz etkiledi. ABD-Çin ticaret savaşının yeniden kızışması ve bu durumun küresel resesyon endişelerini artırması piyasalar tarafında gözlenen bozulmanın ana tetikleyicisi olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, Fed’in faiz indirimine yönelik beklentiler yükselse de bunun devam edecek bir indirim döngüsü mü olacağı yoksa olası 1-2 indirimin orta vadeli birkaç düzeltme niteliğinde mi kalacağına ilişkin belirsizlik ve Trump’m Fed’e yönelik eleştirilerini artırması da bir diğer kritik unsur olarak not edilebilir.


Önceki haftalarda değindiğimiz gibi mevcut belirsizlik ve stres unsurları dikkate alındığında kısa vadede piyasalardaki oynaklığın yüksek kalmaya devam etmesi muhtemel görünüyor. Diğer taraftan, küresel çapta birçok merkez bankasının adeta faiz indirim yarışına girmiş olduğu bir sürecin, kısa vadede barındırdığı yüksek oynaklık ve stres riskine karşın, orta-uzun vadede hisse senedi piyasaları açısından, özellikle de gelişmekte olan ülke piyasaları açısından, destekleyici bir unsur olacağını düşünmekteyim. Bu noktada, mevcut faiz indirimlerinin/genişleyici hamlelerin son küresel kriz döneminde yapılanlardan bir miktar daha farklı olduğunu da not edelim. Küresel kriz döneminde yapılan genişleyici hamleler durmuş olan çarkların yeniden döndürülebilmesini amaçlayan adımlarken; bu defa (ve şimdilik) yavaşlayan çarkların durma riskine karşı alınan önlemler olduğu göz ardı edilmemeli. Çok sert, hızlı genişleyici önlemlerden ziyade daha kontrollü ve kademeli adımların gelmesi daha olası göründüğünden hisse senedi piyasalarında görülebilecek iyimser eğilimin son küresel kriz sonrasında oluşan harekete kıyasla çok daha ölçülü kalması muhtemel diyebiliriz. Türkiye gibi dış finansman ihtiyacı bulunan gelişmekte olan ülkeler açısından ise en iyi haber, küresel çapta çok hızlı/sert bir faiz indirim döngüsü ihtimali şimdilik zayıf olsa da, küresel anlamda faizlerin uzun bir süre daha düşük seviyelerde kalacağı, çok büyük bir sürpriz olmadıkça, neredeyse garanti olarak görülebilir.

BIST’in mevcut çarpanlar itibariyle gerek gelişmekte olan piyasalara gerekse de kendi tarihsel ortalamalarına kıyasla yaklaşık %35 civarında iskontolu seviyelerde olduğunu görmekteyiz. Yıllar itibariyle BIST çarpanlarının hem gelişmekte olan piyasalara hem de kendi tarihsel ortalamalarına ilişkin izlediği seyri 3 ayrı grafik olarak hazırladık (1: BIST 100 Fiyat Kazanç -FK- Oranı / MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar -EM- FK Oranı, 2: BIST-100 Piyasa Değeri / Defter Değeri -PD/DD-oranı, 3: BIST-100 FK oranı). Her grafiğin üzerindeki “Ort.”grafikte gösterilen zaman aralığındaki tarihsel ortalamaları göstermektedir.

Yaklaşık son 1 aylık dönemde küresel piyasalarda azalan risk iştahının etkisiyle ve Türkiye özelinde devam eden bazı zorluklar nedeniyle ülke risk priminin artış eğilimine girdiğini gördük. Ülke risk priminde gözlenen artış BIST endeksinde yakın dönemde gözlenen aşağı yönlü baskının ana nedenlerinden olarak değerlendirilebilir. Aşağıda yer alan ülke risk primi göstergelerinden 5 yıllık Türkiye CDS (Credit Default Svvap) ile BIST-100 endeksinin sene başından bu yana izlediği zıt yönlü seyir bu durumu net bir şekilde göstermekte.

Eylül ayına ait ekonomik takvime geçmeden önce BIST’in tarihsel olarak eylül ayında gösterdiği performanslara bakalım.

Yukarıdaki grafikte BIST-100 endeksinin sene başından bu yana aylık performansları 1999-2018 yıllarındaki ortalama aylık performanslar ile karalaştırılmıştır. Geride kalan 8 ayın 6’sında yön olarak (aylık yükseliş ya da düşüş anlamında) 2019 yılındaki aylık performansların tarihsel ortalama aylık performanslarla uyumlu gerçekleştiği görülüyor. Tarihsel ortalamalar endeksin eylül aylarında hafif yükseliş gösterdiğini işaret ediyor.

Yukarıdaki grafikte BIST-100 endeksinin son 20 yılda eylül aylarındaki aylık getiri performansı yer alıyor. Grafikten de görüleceği üzere BIST-100 endeksi son 20 yılın 12’sini yükseliş, 8’ini düşüşle tamamlamış.



Yukarıdaki grafikte ise BIST-100 endeksinin farklı zaman aralıklarında Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında gösterdiği aylık ortalama geliri performansları yer alıyor. Farklı dönemler itibariyle ortalamalar da borsanm eylül aylarında tarihsel olarak görece olumlu bir seyir izlediğini işaret ediyor.

Gelelim eylül ayı ekonomi takvimine…

Eylül ayma, hemen ayın ilk günü itibariyle, ABD-Çin tarafından karşılıklı olarak artırılması beklenen vergi artışlarıyla kritik bir başlangıç yapılacak. Hemen akabinde, yani 2 Eylül’de Türkiye’nin 2019 yılı 2. Çeyrek ekonomik büyüme rakamları açıklanacak. Öncü veriler ve piyasadaki konsensüs beklentiler 2019 yılı 2. çeyreğinde ekonomik büyüme rakamlarının geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1.5-2 civarlarında daralma olarak açıklanabileceğini işaret etmekte. 3 Eylül’de ise Ağustos ayı enflasyon verilerini karşılayacağız. Konsensüs beklentiler ve bizim tahminlerimiz aylık yüzde 1,4 civarında bir artış gözleneceği yönünde. Verinin beklentilerle uyumlu açıklanması durumunda yıllık TÜFE rakamı %16,7’den %15,6 civarına gerileyebilir. Baz etkileri kaynaklı olarak ise yıllık enflasyonun eylül-ekim döneminde geçici de olsa %10 civarlarına gerilemesi hâlen güçlü bir olasılık. Enflasyon verileri sonrasında 12 Eylül tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB)’nm toplantıları takip edilecek. TCMB’nin kararı açısından açıklanacak enflasyon rakamları ile ülke risk primi ve TL’nin seyri de son dcrece belirleyici olacak. Mevcut rakamlarla “makul reel getiri” hesabı üzerinden yaptığımız hesaplamalar bu toplantı için faiz indirimi anlamında pek güçlü işaretler vermese de, beklenen enflasyon dikkate alındığında yılın kalan 3 PPK toplantısında toplamda 2-3 puan civarında daha faiz indirimi görülmesi beklenebilir. ECB’nin ise faiz indirimi ve/veya genişleyici yönde güçlü işaretler vermesi beklenmekte. 17 Eylül’de İsrail’de yapılacak erken seçim sonuçlarını gördükten sonra 18 Eylül akşamı da Fed toplantısını takip edeceğiz. Piyasadaki tahminler bu toplantıda en az 25bp faiz indirimine gidileceğini işaret etmekte. Neredeyse kesin gözüyle bakılan faiz indiriminin yanı sıra bundan sonraki süreçte izlenecek politikaya ilişkin verilecek mesajlar da son derece önemli olacak. Ayrıca, 19 Eylül tarihinde Japonya Merkez Bankası (BoJ) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE)’nm para politikası toplantıları takip edilecek. Veri/haber akışı açısından oldukça hızlı bir giriş yapılacak eylül ayı sonu ya da ekim ayı başından 2020-2022 yıllarına ilişkin Orta Vadeli Program’ın açıklanmasının beklendiğini de not edelim. Ayrıca, yine ay boyunca siyasi ve jeopolitik gelişmeler de piyasaların yönü açısından belirleyici unsurlar olmaya devam edecek.

Toparlamak gerekirse, son derece kritik haber/veri akışı nedeniyle piyasalarda eylül ayında da oynaklığın yüksek seyretmesi muhtemel. Ekstra bir gelişme olmadıkça, en azından 12 – 18 Eylül tarihlerindeki merkez bankası kararlarını görene kadar kısa vadeli anlamlı bir trendden bahsetmek kolay olmayabilir. Ancak, yukarıda da değindiğimiz gibi beklenen genişleyici yönde adımların orta vadede hisse senedi piyasalarına olumlu yansıyacağı görüşümüzü koruyoruz. Tarihsel istatistiklere bakıldığında da, çok güçlü olmasa da bu yöndeki ilk sinyal eylül ayında gelebilir gibi görünüyor…

EROL GÜRCAN



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu