Pazartesi , Eylül 17 2018
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Enflasyona karşı faiz silahı

Enflasyona karşı faiz silahı



Merkez Bankası, politika faizini 1.25 puan artışla yüzde 17.75’e yükseltti. Uzmanlar, Merkez Bankasının bundan sonra yapması gerekenin “doğru sözlü yönlendirme ve piyasalara şeffaflık sağlamak” olacağı görüşünde…

TÜRKİYE Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), beklentilerin üzerinde artan enflasyonun ardından yeniden faiz silahını çekti. Para Politikası Kurulu’nun (PPK) 7 Haziran’da gerçekleştirilen olağan toplantısında, fiyat istikrarını destelemek amacıyla parasal sıkılaştırmayı güçlendiren TCMB, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 125 baz puan artışla yüzde 16.5’ten yüzde 17.75’e yükseltti. Ekonomistlerin beklentileri 50-100 baz puan arasında faiz artışıydı. Merkez Bankası’nın piyasalarda “güven tesisi” olarak yorumlanan faiz kararı sonrası, ilk tepki olarak döviz kurlarında sert düşüş yaşandı. Dolar 4.45’e kadar geriledi. BIST-100 endeksi yükseldi. Ekonomistlere göre “güven tazelenmesiyle” para girişinin önü yeniden açıldı. Merkez Bankası’nm faiz kararının ardından Twitter hesabı üzerinden açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, politika setini güçlendirmeye devam edeceklerini ifade ederek, enflasyon ve cari açığın yılın ikinci yarısında düşüşe geçeceğini vurguladı.

ENFLASYONDA MALİYET BASKISI

TCMB Başkanı Murat Çetinkaya Başkanlığında toplanan PPK sonrasında yapılan açıklamada enflasyondaki yükselişte temelde maliyet yönlü gelişmelerin etkili olduğu, fiyat artışlarının alt kalemler bazında genele yayılan bir nitelik gösterdiği vurgulandı. Talep koşullarındaki ılımlı görünüme rağmen enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyelerin fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği belirtilerek, enflasyonda belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşun kararlılıkla sürdürüleceği, ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırmaya gidileceği kaydedildi.

Geçen hafta başında açıklanan Mayıs ayı enflasyon verisinden sonra piyasalarda faiz artışı beklentisi hakimdi. Attığı son adımlarla piyasaları rahatlatan TCMB, dolardaki düşüşün sınırlı kalması ve enflasyonun beklentilerin üzerinde bozulması üzerine geçen hafta da 1.25 puanlık faiz artışına gitti. Böylece 25 Nisan’dan bu yana faizlerdeki artış 500 baz puana ulaştı.

BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE

Türkiye istatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, Mayıs’ta tüketici fiyatları yüzde 1.62 arttı ve yıllık enflasyon bir önceki aya göre 1.30 puan yükselerek yüzde 12.15 oldu. 2003 baz yıllı Tüketici Fiyatları Endeksi’nde (TÜFE), aylık bazda son yedi yılın en yüksek Mayıs ayı fiyat artışı gerçekleşirken, yıllık bazda ise Kasım 2017’den sonraki en yüksek düzey görülmüş oldu. Mayıs’ta çekirdek göstergelerin yıllık enflasyonları yükseldi, ana eğilimleri ise yüksek seviyesini korudu. Mayıs’ta B ve C endekslerinin yıllık değişim oranları sırasıyla 0.23 ve 0.40 puan artarak yüzde 12.77 ve yüzde 12.64 olarak gerçekleşti.

Mayıs’ta TÜFE’de aylık en yüksek artış yüzde 5.21 ile giyim ve ayakkabı grubunda yaşandı. Mayıs’ta fiyatı en çok artan ürün yüzde 41.98 ile havuç oldu. TÜFE’de yıllık en fazla artış yüzde 20.02 ile ulaştırma grubunda yaşandı.

Yurt içi üretici fiyatları Mayıs’ta yüzde 3.79 oranında arttı, yıllık enflasyon yüzde 20.16’ya yükselerek endeks tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. İmalat sanayii fiyatlarındaki yükseliş petrol ürünleri, et ürünleri, ana metal, plastik ürünler, tekstil ürünleri, basım hizmetleri, kimyasal ürünler ile mobilya imalatı öne çıkarken fiyat artışlarının alt gruplar geneline yayıldığı izlendi. Mayıs’ta aylık ve yıllık en fazla artış sırasıyla yüzde 8.81 ve yüzde 29.59 ile enerjide gerçekleşti.

Tüketici fiyatları üzerinde üretici fiyatları kaynaklı maliyet baskıları bir önceki aya kıyasla önemli ölçüde artarak güçlü seyrini korudu. Çekirdek enflasyon ve ÜFE’de ciddi yükseliş olduğuna dikkat çeken ekonomistler, ÜFE’nin aylık yüzde 3.79 artmasının, özellikle de ara malı fiyatlarındaki artışın gelecek dönem için ÜFE’den TÜFE’ye geçişkenlik riskini artırdığım kaydetti.

” BİRAZ GEÇ KALINDI”

îstinye Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Göksel Aşan, enflasyondaki yükselişin önemli bir kısmının maliyet artışlarından kaynaklandığını belirtti. Yaşanan sürecin temel dinamiğini döviz kurlarındaki artışların oluşturduğunu kaydeden Aşan, enflasyondaki artışta petrol ve bazı meta fiyatlarındaki artışın da ciddi bir katkısı olduğunu dile getirdi. Aşan, “Talihsizlik uzun süredir düşük seyreden enerji fiyatlarının kur artışı yaşadığımız dönemde artmaya başlaması oldu. Bu ikili etki enflasyona dair beklentileri ve fiyatlama davranışlarını oldukça olumsuz etkiledi. Tabii ki talep kaynaklı etkiyi yok sayamayız. Ancak işi çığırından çıkaran maliyet tarafı oldu” dedi.

Geçen hafta Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın enflasyonla mücadele çerçevesinde yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Enflasyonla mücadele için bütçede gerekli olan sıkılaşmayı yapacaklarını belirten Ağbal, “Merkez Bankası ile çok yakın iş birliğimiz var. Kamu fiyat ayarlamalarının enflasyonist baskı yaratmaması, özellikle vergi ayarlamalarıyla enflasyonun aşağı çekilmesi noktasında, imkanlarımız çerçevesinde, vergi indirimleri yapmak dahil her türlü tedbiri alacağız” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Aşan’a göre, Maliye Bakanlığı enflasyonla mücadele konusunda Merkez Bankası’na destek verme konusunda biraz geç kaldı. Maliyet enflasyonunun ağır bastığı durumlarda bu tür fiyat politikaların oldukça önemli katkı sağladığına dikkat çeken Aşan, bu açıdan yapılanı ve yapılacak olanı oldukça önemli gördüğünü vurguladı. Aşan, “Sıkılaştırma ayrı bir tartışma. Çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. Şu anda bütçe açığı hedefimiz yüzde 1.9 ki bir aksilik olmazsa ek bir tedbir almadan bu oranı yakalayacağız. Ben bu düzeyin özellikle Merkez Bankası parasal tarafı fazlası ile sıkmışken, makul bir oran olduğunu düşünüyorum. Maliye’nin açık oranını yüzde l’in altına indirecek türden harcama kısıtlamasına gitmesi konusunda ekonomiyi sürekli izleyerek kararlar alması gerektiğini belirtmeliyim” diye konuştu.

“VERGİLER DÜŞÜRÜLMELİ”

İbn Haldun Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fuat Erdal, seçim sonrasında iktidara gelenlerin önceliğinin enflasyonu kontrol altına almak olacağını vurgulayarak, bu amaçla bir yandan sıkı maliye politikası ile kamu harcamalarından başlamak üzere bir talep baskılaması oluşturulurken, bir yandan da kur ve petrol fiyatları kaynaklı maliyet enflasyonunu dizginleyici önlemler alınmasının enflasyonun kontrol edilmesi üzerinde etkin olacağını söyledi. Erdal, “İthalatçı ülke olarak petrol fiyatları üzerinde bir etkimizin olamaması nedeniyle, en azından, özellikle petrol ürünleri fiyatlarını etkileyen vergilerin düşürülmesi, bu anlamda pozitif bir etki yapacaktır. Başkanlık sistemine geçiyor olmamız nedeniyle, cumhurbaşkanı kurulacak hükümetin de başkanı olacağından, Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı ve diğer icracı bakanlıklarla yakın temasın olacak olması, karar alma süreçlerini hızlandırması ve dolayısıyla enflasyonu kontrol altına alma süresini kısaltması beklenir” dedi.

EN ÇOK DÖVİZ KAZANDIRDI




Geçen hafta TÜİK finansal yatırım araçlarının reel getiri oranları da açıklandı. Buna göre Mayıs’ta aylık en yüksek reel getiri dolarda yaşandı. Mayıs’ta dolar YÎ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 5.26, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 7.51 oranında kazandırdı. Üç aylık değerlendirmede dolar, altı aylık değerlendirmede külçe altın, yıllık değerlendirmede ise euro yatırımcısına en yüksek reel getiriyi sağladı.

TÜİK geçen hafta Nisan 2018 dış ticaret endekslerini de açıkladı. Buna göre Nisan’da ihracat birim değer endeksi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7.7 artışla 98.5, ithalat birim değer endeksi yüzde 7.8 artışla 93.7 oldu. Bu dönemde ihracat miktar endeksi yüzde 0.2 artışla 148.4’e, ithalat miktar endeksi yüzde 7.2 artışla 141.9’a ulaştı. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan dış ticaret haddi 0.1 puan azalarak, 2018 Nisan’da 105.2 oldu.

BÜYÜME BEKLENTİSİ YÜKSEK

Türkiye ekonomisinin 2018 yılı birinci çeyrek büyüme performansı bu hafta belli olacak. TÜİK, 11 Haziran’da 2018 yılı birinci çeyrek Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verilerini açıklayacak. Türkiye ekonomisi, 2017’nin son çeyreğinde yüzde 7.3, 2017 yılında yüzde 7.4 büyümüştü.

Ekonomistler yılın ilk çeyreğinde yüzde 7, yıl genelinde ise 4.5 düzeyinde büyüme bekliyor. Bu arada geçen hafta Dünya Bankası Türkiye’nin büyüme tahminini güncelledi. 2018 yılı için Türkiye beklentisini yüzde 4.5 olarak açıklayan Dünya Bankası, 2019 ve 2019 beklentilerini yüzde 4 olarak açıkladı. Tahmin Ocak ayma göre artış anlamına gelse de, geçen ay yayımlanan Avrupa ve Orta Asya ülkeleri raporuna göre büyüme beklentisinde düşüşe işaret etti.

Prof. Dr. Erhan ASLANOGLU / Piri Reis Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi
“Kurda istikrar sağlanırsa enflasyonda düşüş başlar”

Döviz kurundaki artışın enflasyona etkisi 3-6 aya kadar yayılabiliyor. Bu yılın Mart ve Nisan aylarında başlayan hareketin enflasyona yansımasının sonbahara kadar devam etmesini beklemek doğru olur. Önümüzdeki aylarda artışın yıllık bazda devam edeceğini, 2018 sonunda enflasyonun yıllık bazda yüzde 13-14 aralığında olacağını düşünüyorum. Kurda belli bir istikrar sağlanırsa, enflasyonda eyfül-ekim sonrasında düşüş başlar. Yıllık bazda yüzde 11-12 düzeyinde tamamlama ihtimalimiz yüksek. 2019 yılında ise genel anlamda ekonomi politikaları ve riskler geriletilebilirse, kurda istikrar sağlanırsa, ciddi bir gerileme görülebilir. Vİ-ÜFE’nin TÜFE’ye baskısı sürecek ancak o baskının ne boyutta yansıyacağı talep koşullarına bağlı. İç talep güçlü olursa daha fazla, zayıf olursa daha az yansır. Benim öngörüm iç talepteki zayıflamayla daha az yansıması yönünde.

Beste Naz KOKSAL / Gedik Yatırım Müdür Yardımcısı
“Türk varlıklarına moral ve destek olacak”

TCMB kurdaki oynaklığın ve geldiği seviyelerin fiyat istikrarını tehdit etmesine yönelik gecikmeli de olsa aldığı aksiyonla üzerine düşen görevi Bundan sonra yapması gereken tek şey doğru sözlü yönlendirme politikası ve piyasalara karşı şeffaflığı sağlamak olacak. Ancak burada mali politikalara da büyük iş düşüyor.

15 Temmuz sonrası ekonomiyi daralmaktan kurtaran Kredi Garanti Fonu ve devamında sağlanan teşvikler TCMB’nin ihtiyatlı sıkı duruşunun aksine mali politikada genişleyici taban oluşturdu.

Ekonomi yönetiminde çok seslilik yerine koordinasyonlu çalışmayla tek bir ağızda buluşulması, birbirlerinin kardeşi olan para ve maliye politikalarında tek politik yönün izlenmesi ve sistematik risklere yönelik olarak ülke risk düzeyinin sakinleşmesi Türk varlıklarına moral ve destek olacak. TCMB üzerine düşen görevlerin çoğunu gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Göksel AŞAN / İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi
“İlk çeyrek büyüme beklentim yüzde 6.8-7.2”

Bundan sonraki süreçte elimizde bir tek faiz silahı kaldı. Maalesef, süreç son derece yanlış yönetilerek bugünlere getirildi. Piyasalara ‘kurda yükselişi gördüğümüzde, işler bozulduğunda faizleri artıracağım’ mesajı verdikten sonra, ne kadar faiz artışı yapıldığının önemi yok. TCMB’nin ilave sıkılaştırmaya gitmesi kısa vadede sınırlı kalmak kaydıyla TLve Türk varlıkları açısından destekleyici olarak değerlendirilebilir.

Normal zamanda benzer faiz artışı çok daha fazla etki edecekken, bu noktada yapılan faiz artışının etkisi aynı olmayacak. Başka yöntemlerin de devreye sokulması gerektiğini düşünüyorum. Beklenti yönetimi bu işlerde en kritik konu. Merkez Bankası beklenti yönetimi adına son bir senedir hiçbir şey yapmadı. Umarım bundan sonra doğru yönlendirmelere gider. Yılsonu enflasyon tahminim yüzde lH’nin biraz üzerinde. Tekhane ihtimalini görmüyorum.

Olmasını da arzu etmiyorum. Zira bu seneyi tek hane ile bitirmek ekonomide eşine az rastlanır bir fren yapmak demek ki bunu hem ihtimal dahilinde görmüyorum hem de olmamasını temenni ediyorum. 2018 ilk çeyrek büyüme beklentim yüzde 6.8-7.2 aralığı.

Prof. Dr. Ersan ÖZ / Pamukkale Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü Başkanı
“Üreten sektörlerde vergi indirimine gidilmeli”

Maliye politikası davranışları da para politikasında yaşanan değişime ayak uydurmak zorunda. Maliye politikası kararı almak para politikası kararı almaya göre daha zor. Maliye Bakanlığı, maliye politikasına ilişkin bir karar alacağı zaman mali alana dikkat ederek, kararlarının siyasi maliyetlerini de hesaba katarak hareket etmek zorunda. Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın son günlerde yaptığı enflasyonla mücadele açıklamalarına bu perspektiften bakmak lazım. Yükselmeye başlayan bütçe açığının gayrisafi milli hasılaya oranını daha fazla artırmadan bir vergi indirimleri politikası uygulanabileceği ifade ediliyor. Enflasyon çift haneli açıklanınca talep daraltıcı arz artırıcı vergi indirimleri stratejisi izlenmesi normal. Tabi piyasa yansıması anlamında çabuk etki beklenecekler KDV veya OTV’de gidilebilecek süreli oran indirimleri. Bu indirimlerin de üreten sektörleri tetikleyecek şekilde ayarlanması lazım ki enflasyonun tek haneye indirilmesi amacı sekteye uğramasın. Mesela yatırım üretim istihdam gibi sahalarda oran indirimleri.

Prof. Dr. Fuat ERDAL / İbn Haldun Üniversitesi Rektör Yardımcısı
“Yılsonunda tek hane olasılığı düşük görünüyor”

Genellikle yaz aylarına girerken tarımsal ürün arzının artışıyla birlikte, enflasyon sepetinde en yüksek paya sahip gıda ürünleri fiyatlarındaki düşmeye paralel olarak enflasyon oranında bir yavaşlama beklenir. Ancak bu yıl petrol ve döviz kurlarındaki artışlar, bu trendi tersine çevirdi. Yıllık bazda ulaştırma harcamalarındaki artış yüzde 20.02, ev eşyasındaki artış yüzde 16.87 oldu. Bu iki grup, döviz kuru geçişkenliğinin ve petrol fiyatları etkisinin en yüksek olduğu gruplar. Üretici fiyatları endeksine bakıldığında, hem aylık enflasyon oranının (yüzde 3.79) hem de yıllık artış oranının (yüzde 20.16) son 15 yılın en yüksek rakamları olduğu gözlendi. Bu oranlar, zamanla tüketici fiyatlarına da yansıyacak. Döviz kurlarındaki ani tırmanışın bir kısım etkisinin Mayıs enflasyonuna yansıdığı görülmekle birlikte, kurlarda seçim sonrası ani düşüşler olmaması durumunda, bu etkinin haziran ve temmuz ayı enflasyonlarına da yansıması beklenebilir. Bu nedenlerle, yılsonuna dek tek haneli rakama düşme olasılığı zayıf görünüyor.

Hülya Genç Sertkaya





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

myfikirler.org

Bunu da İnceledinizmi ?

Bilançosu Al Veren 32 Hisse

Uzmanlar, ikinci çeyrekte finansal performans bakımından holding, demir çelik, havayolu, madencilik, savunma sanayi, kimyasal maddeler, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir