Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

Ekonomi yönetimi normalleşme adımlarını sıklaştırdı

Finansal piyasalardaki gelişmeler

DÖVİZ kurundaki oynaklık, enflasyondaki hareketlenmeyle teyakkuza geçen ekonomi yönetimi normalleşme adımlarını sıklaştırdı. Elindeki bütün araçları piyasalardaki oynaklığı azaltmak adına kullanacağını açıklayan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Covid-19 salgını nedeniyle bol ve ucuz likiditeyi destekleyen ve kredi büyümesini teşvik eden genişleyici yaklaşımını terk ederek, parasal sıkılaştırma adımları attı. Merkez Bankası, likidite ve repo imkanlarını kısarak TL’yi sıkılaştırdı ve fonlama maliyetini artırdı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), salgın döneminde bankaların kredi iştahım artırmak için kullanılan aktif rasyosunda güncellemeye gitti. Ekonomistlere göre, bu adımlar döviz kuru ve enflasyon istikrar kazanana kadar devam edecek. TCMB’nin oynaklığın önlenemediği durumlarda faiz artışını değerlendirebilecek bir pozisyonda olması gerektiğine dikkat çeken ekonomistler, ağırlıklı olarak TCMB’nin 20 Ağustos’ta gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz artırımına gitmeyeceği görüşünde.

ADIM ADIM NORMALLEŞME

Finansal piyasalardaki olumsuz gelişmelerin ardından ekonomi aktörleri harekete geçti. 6 Ağustos’ta elindeki bütün araçları piyasalardaki oynaklığı azaltmak adına kullanacağını açıklayan TCMB, hedefli likidite imkanlarının azaltılacağını duyurdu. Yabancı bazı kuramların muhtelif yollardan elde ettiği TL ile kısa sürede yüklü döviz alımları yaparak kurları yukarı itme çabaları sonrasında TCMB’den hamle geldiğini anımsatan 3. Göz Danışmanlık CEO’su Hikmet Baydar, TCMB’nin kurlardaki yüksek vola-tiliteyi engellemek için gereken her aracı kullanılacağını ima ettiğini vurguladı. BDDK ise yurtdışında yerleşik bankalara Kurum’dan onay almaları koşuluyla, Türkiye kapsamında yapacakları TL işlemlerde esneklik sağladı. Tera Yatırım Araştırmacısı Enver Erkan, BDDK’nm getirdiği muafiyetlerle, swap imkanı ve yurtdışı yerleşiklerin TL erişimi anlamında esneklik tanıyarak normalleşme adımı attığını, bunu da kredi verme, TL cinsi menkul kıymet alma gibi şartlara bağladığım vurguladı.

FONLAMA MALİYETİ ARTTI

Bu açıklamaların ardından 6 Ağustos’ta bankacılarla bir araya gelen TCMB ve BDDK, adımlarına devam etti. TCMB, piyasa yapıcı bankalara açık piyasa işlemleri çerçevesinde tanınan likidite imkanı limitlerini 10 Ağustos’tan itibaren geçerli olmak üzere önce yarıya indirdi, daha sonra 12 Ağustos tarihi itibarıyla sıfırladı. Ekonomist Baydar’a göre, TCMB bu hamlesiyle kurlarda dalgalanmaya neden olan kişi ve kuramların Türk Lirası’na daha ucuz ve kolay ulaşımını engelledi.


A&T Bank Ekonomik Araştırmalar Müdürü Ayşe Özden ise, bu adımın TL’deki değer kaybını azaltmak ve ağırlıklı ortalama fon-lama faizini yukarı çekmek adına piyasaya etkisinin olumlu olacağını kaydetti. Yüzde 8.30 seviyesine yükselen c,-‘fönlama faizinin koridorun üst bandı olan yüzde 9.75’e doğru yükselebileceğini söy-\ ieyen Özden, TCMB’nin bu şekilde fonlama maliyetini arttırmaya devam edeceğini ve politika faizini yılsonuna kadar yüzde 8.25’te sabit tutacağını öngördüklerini kaydetti.

AKTİF RASYOSUNDA GÜNCELLEME

Tera Yatırım Araştırmacısı Enver Erkan ise, TCMB’nin bu hamlesiyle ucuz maliyetle sağlanan likiditeyi kısarak hem TL’yi sıklaştıracağını hem de ortalama TL maliyetinin de artmasını sağlayacağını kaydetti. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin en son yüzde 8.32 ile politika faizinin üzerine çıktığını belirten Erkan da, bunun kademeli olarak faiz koridoru üst bandı yüzde 9.75’e doğru artırılmasının beklenebileceğini söyledi.

BDDK, aktif rasyosu hedefini 1 Ağustos’tan itibaren mevduat bankaları için yüzde 100’den yüzde 95’e, katılım bankaları için yüzde 80’den yüzde 75’e düşürdü. Aktif rasyosu düzenleme yaklaşımı çerçevesine uyumun devamlılığını sağlamak, bankaların mali yapısını güçlendirmek ve kaynak verimliliğini artırmak amacıyla ilave düzenlemelerin gelebüeceğinin sinyali verildi. Bankalara uygulanan aktif rasyosunun amacının bankaları daha fazla kredi vermeye yönlendirmek olduğunu anımsatan Erkan, “Bankalar açısından da aktif rasyosu hedefinin düşürülmesi ile beraber, kredilerin hızı yavaşlayacak. TL maliyetlerindeki artış, bankalar tarafından kredi maliyetlerine hali hazırda yansıtümış durumda. Yüzde 1 altında olan kredi faizleri, ilk aşamada yüzde 1.3- yüzde 1.4 bandına doğru çıkmış durumda. Konut ve otomotiv satışları da kredilerdeki yavaşlama ile paralel bir şekilde yavaşlayacaktır” dedi.

“İKİNCİ ÇEYREK POZİTİF OLACAK”

Hazine ve Maliye Bakam Berat Albayrak, Türkiye’nin ikinci çeyrek performansıyla daralma yaşayan ülkeler içinde en az etkilenen ülkelerden birisi olacağını vurgulayarak, ikinci çeyreğin pozitif olacağım söyledi. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Albayrak, ekonominin kur algısıyla ölçülmeye çalışıldığına dikkat çekti. Kurun ekonomiyi daha az etkilemesi için ülkede bir ekonomik dönüşüm yaşandığını belirten Albayrak, kurdaki hareketliliğin iki yü önce de bu seviyelerde olduğuna işaret ederek, kurun eski dönemlere kıyasla ekonomiyi daha az etkilediği bir sürecin yaşandığının altını çizdi. Kurun seviyesinin değil, rekabetçi olup olmamasının önem taşıdığını ifade eden Albayrak, “Kur iner, çıkar. Finansal güvenlik ve ekonomik altyapı noktasında Türkiye tüm bu dalgalanmaları kontrollü şekilde yönetiyor. Güçlü altyapıya sahip. Büyümede ikinci çeyrekler açıklanıyor, pek çok ülkede büyük daralmalar yaşanıyor. Türkiye, inşallah ikinci çeyrek performansıyla daralma yaşayan ülkeler içinde en az etkilenenlerden olacak. Dünyada en hızlı normalleşen ve en hızlı toparlayan ülkelerden birisi olacağız” dedi. Türkiye’nin yüzde 5 küçüleceği tahmininde bulunanların yanılacağım ifade eden Albayrak, “Biz pozitif ayrışacağız. Tahminler eksi yüzde 2 ile yüzde 1 arasına doğra gidiyor. Dünya ortalamasından çok daha iyi” dedi.

Prof. Dr. Murat YÜLEK / OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü
“Politika faizinde değişiklik öngörmüyorum”

Geçen hafta, BDDK aktif rasyo taban değerlerini 5 puan düşürdü. Bu BDDK’nın kredi genişleme hızını düşürmek istediği gösteriyor. Aşırı kredi genişlemesi önümüzdeki dönemler için işletme ve banka bilançoları açısından risk oluşturuyor.

Aktif rasyodaki son karar kredi faizlerinde yükselişi de beraberinde getirecek. BDDK ayrıca yabancı bankalara ve uluslararası kalkınma bankalarına TL işlemlerdeki sınırlamaları esnetti. Bununla yurtdışında yerleşik finansal kuruluşları TL cinsi varlıklara yatırıma teşvik etmek istiyor. Önümüzdeki dönemde BDDK’nın aktif rasyosu gibi konvansiyonel olmayan araçları kullanmaya devam etmesi muhtemel. TCMB ise normalleşme sürecinde likiditeyi kontrol hususunda hassasiyetini sürdürecek. Politika faizlerinde değişiklik öngörmüyorum.



Prof. Dr. Abuzer PINAR / İstanbul Gedik Üniversitesi Rektör Yardımcısı
“İstikrara kadar böyle sürer”

Salgının başlamasıyla ekonomik durgunluğa karşı mali politikalar ile hane halkı ve firmalar desteklenirken, TCMB de faizi düşürerek para politikası ile ekonomiyi destekleme yoluna gitti. Bu politikalar sonucunda, ekonomik daralma beklendiğinden daha düşük gerçekleşti. Faiz düşüşü ve kredi genişlemesi enflasyonu bir miktar yukarı doğru iterken, döviz kuru da yükseldi.

Diğer bir konu da aktif rasyosu uygulaması idi. BDDK bu uygulama ile bankaların daha fazla kredi vermesini özendirmek istedi. Bu uygulama bankalar üzerinde baskı yarattı. Gelinen noktada hem enflasyonun hareketlenmesi hem de kur artışıyla mücadele için TCMB ve BDDK harekete geçti. Bu eğilim döviz kuru ve enflasyon istikrar kazanana kadar devam edecek. Örtülü faiz artışının ekonomi üzerinde daraltıcı etkisi olacaktır. İkinci yarıda beklenen ekonomik canlanmayla bu kapanabilir.

Ekonomist Hikmet BAYDAR/ 3. Göz Danışmanlık CEO’su
“Kur oynaklığına ve enflasyona göre hareket edilecek”

BDDK bankalarla yapılan toplantıda banka yöneticilerinden gelen şikayetler üzerine aktif rasyosunda şartları biraz daha gevşetti. Bankalar biraz daha rahatladı. TCMB’nin swap dahil eksi rezervlerden bahsediliyordu. Oysa swap belli bir vade içerdiğinden, o vadeye kadar kaynak bulunduğunda eksi pozisyon kapanabiliyor. Bu arada kurumsal yatırımcılara yönelik altı ayda bir yüzde 1.75 kupon ödemeli 3 milyar dolar tutarında devlet tahvili ihracı gerçekleştirildi. Yapılan bu ihraç pozisyondaki olumsuz söylemleri de ortadan kaldıracak zamanında ve doğru bir hamledir. Dolar tahvili satarak dolar likiditesi elde ederken, repo ile TL vermeyerek de TL piyasasında manipülasyona gidebilecek olan nakit parayı da kullandırmamış oldular. Her iki hareket de birbiriyle tutarlı. TCMB ve BDDK’nın kur oynaklıklarına ve enflasyon gelişimine göre hareket edeceğini düşünüyorum.

Doç. Dr. Nurullah GÜR / İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Faiz artışı ihtimaller dahilinde”

Covid-19 salgını döneminde likiditeye ihtiyaç vardı. TCMB bu dönemde tüketicinin ve reel sektörün likidite olanaklarını artırıcı adımlar attı. BDDK bazı düzenlemelerle bankaları kredi vermeye teşvik etti. PMI başta olmak üzere son dönemde açıklanan öncü göstergeler, ekonominin beklenenden çok daha hızlı toparlandığını, ilave likiditeye ihtiyacının kalmadığını ortaya koydu. Likidite artışının enflasyon ve cari açığa yukarı yönlü etkisi de dikkate alınarak, şimdi ise tedbir olarak likidite imkanlarında sıklaştırılmaya gidildi. TCMB ve BDDK’nın attığı adımların ardında, ayrıca bayram sonrasında döviz kurunda yaşanan hareketliliğin de etkisi oldu. 20 Ağustos’ta gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısında faiz artışının ihtimaller dahilinde olduğunu düşünüyorum.

Enver ERKAN / Tera Yatırım Araştırmacısı
“Faiz koridoru asimetrikleştirilebilir”

Fiyat istikrarı merkeze alınarak, büyüme destekleyici para politikasında değişiklik yapılmış, odak noktasını kaydırılmış durumda. Bu nedenle bol ve ucuz likiditeyi destekleyen ve kredi büyümesini teşvik eden genişleyici yaklaşım, normalleşme adımlarıyla yerini daraltıcı, sıkılaştırıcı yaklaşıma bıraktı.

Faiz artışında TCMB geçmiş deneyimlerde çok önden giden bir profil çizmedi ancak faiz indirim sürecinde önden gitti. Bununla beraber, oynaklığın önlenemediği ve yanal enstrümanların beklenen etkiyi yapmadığı durumlarda TCMB’nin faiz artışını değerlendirebilecek bir pozisyonda da olması gerekir. 20 Ağustos’ta politika faizinde direkt artış olmayabilir, mekanizma içinde mesela faiz koridorunun asimetrikleştirilmesi anlamında hareket olabilir.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu