Pazar , Temmuz 1 2018
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Ekonomi ikinci çeyrekte de büyümeye devam etti

Ekonomi ikinci çeyrekte de büyümeye devam etti



İhracat Mayıs’ta yüzde 5.3 artışla 14.3 milyar dolara, ithalat yüzde 5.5 artışla 22.1 milyar dolara yükseldi. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı Haziranda yüzde 78.3 oldu. Ekonomi ikinci çeyrekte de büyümeye devam etti…

TÜRKİYE kritik bir seçimi geride bıraktı. Piyasalar açısından seçimin ilk turda bitmesi, Meclis’te Cumhur Ittifakı’nın çoğunluğu alması pozitif senaryo olarak algılandı. Yeni dönemde yüksek enflasyon, yüksek cari açık gibi ekonomik problemlerin çözümünün öncelikli olması gerektiğine dikkat çeken ekonomistler, hızla yatırımcı güveninin sağlanması gerektiği görüşünde. Türkiye’nin önünde 2019’da yapılacak yerel seçimlerin dışında beş yıl “seçimsiz dönem” olduğuna işaret eden ekonomistler, yapısal reformların hayata geçirilmesi için uygun bir ortam olduğu düşüncesinde. Olağanüstü halin kalkmasının piyasaları çok olumlu etkileyeceğinin altını çizen ekonomistler, faiz ve dövizin seyrini, hükümetin icraat planı, bakanlar ve yapılacak mikro ve makro reformların belirleyeceğini ifade ediyor…

İHRACAT YÜZDE 5.3 ARTTI

24 Haziran seçim sonuçlarının konuşulduğu geçen hafta yurtiçinde önemli veriler de açıklandı. Bunlardan biri de Mayıs ayı dış ticaret verileriydi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre, ihracat 2018 Mayıs’ta geçen yılın aynı ayma göre yüzde 5.3 artarak 14.3 milyar dolar, ithalat yüzde 5.5 artarak 22 milyar 65 milyon dolar oldu. Mayıs’ta dış ticaret açığı yüzde 5.7 artarak 7.76 milyar dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 0.1 puan gerilemeyle yüzde 64.8 oldu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, Mayıs’ta ihracat yüzde 0.3 artarken ithalat vüzde 1.7 azaldı.

Geniş ekonomik grupların sınıflamasına göre Mayıs’ta sermaye malı ihracatı yüzde 7.1 azalışla 1.78 milyar dolar, ara malı ihracatı yüzde 8.2 artışla 6.67 milyar dolar, tüketim malı ihracatı yüzde 6.4 artışla 5.79 milyar dolar oldu. Bu dönemde sermaye malı ithalatı yüzde 6.6 artışla 2.78 milyar dolar, ara malı ithalatı yüzde 8 artışla 16.9 milyar dolar, tüketim malı ithalatı yüzde 9.6 azalışla 2.29 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Mayıs’ta en çok ihracat yapılan fasıl yüzde 5.4 artışla 2.3 milyar dolar ihracatın gerçekleştiği motorlu kara taşıtlarıydı. Mayıs’ta mineral yakıtlar, yağlar ithalatı yüzde 26 artışla 3.69 milyar dolara ulaşırken, kazanlar, makineler ithalatı yüzde 6.2 artışla 2.5 milyar dolar, demir ve çelik ithalatı yüzde 39.1 artışla 1.96 milyar dolar oldu.

Yılın ilk beş ayında ihracat yüzde 7.9 artışla 69.3 milyar dolara, ithalat yüzde 17.2 artışla 104.5 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde dış ticaret açığı yüzde 41.4 artışla 35.2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2017’nin ilk beş ayında yüzde 72.1 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı ise bu yıl aynı döneminde yüzde 66.3 oldu.

MAKRO İHTİYATİ TEDBİRLER

Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin Mayıs’ta ithalat artış hızında yavaşlamaya karşın yılın ilk beş ayında dış ticaret açığının yüzde 41.4 arttığına dikkat çekerek, “En tehlikelisi bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranının 5.8 puan azalışla yüzde 66.3’e gerilemesi” ifadelerini kullandı. Ekonomi Bakanlığı’nın sürekli olarak ithalata gümrük vergisi getirmesinin dış ticaret açığına faydası olmadığını dile getiren Alkin, iç piyasadaki Türk şirketlerinin ayakta kalmasını sağlamak için yapılan bu politikaların hızla gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Mevcut tabloların büyüme hızı yavaşladığında ithalat artış hızının yavaşlayacağını ortaya koyduğunu dile getiren Alkin şunları kaydetti: “Hem Merkez Bankası’mn hem ekonomiden sorumlu bakanlıkların şu ana kadar makro ihtiyati tedbir adı altında uyguladıkları politikaları baştan ele almaları gerekiyor.”

Alkin ikinci çeyrek büyüme hızının birinci çeyreğe göre daha düşük olacağını, ikinci çeyrekte 5 civarı büyüme hızı gerçekleşebileceğini kaydetti.

AB’NİN İHRACATTAKİ PAYI YÜZDE 50.9

Mayıs’ta Avrupa Birliği’ne (AB-28) yapılan ihracat, 2017’nin aynı ayına göre yüzde 19.3 artarak 7.3 milyar dolar olarak gerçekleşti. AB’nin ihracattaki payı 2017 Mayıs’ta yüzde 45 iken 2018 Mayıs’ta yüzde 50.9 oldu.

Mayıs’ta imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93.7 düzeyinde gerçekleşirken, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4.1, orta yüksek teknolojili ürünlerin payı ise yüzde 37.2 düzeyinde belirlendi. İmalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 82.2 oldu.

TCMB, İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı verilerine göre 2018 Haziranda imalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı, bir önceki aya göre 0.4 puan artarak yüzde 78.3 seviyesinde gerçekleşti. İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı ise bir önceki aya göre 0.1 puan azalarak yüzde 78.1 seviyesinde oldu. Haziran’da mal gruplarına göre kapasite kullanım oranları değerlendirildiğinde geçen yılın aynı ayma göre gıda ve içecekler 1.8 puan, dayanıksız tüketim malları 2.6 puan ve tüketim mallarında 1.4 puan artış görülürken, yatırım mallarında 4 puan, ara mallarında 0.3 puan azalış gözlendi.

“YIL YÜZDE 5.5 BÜYÜME İLE KAPATILABİLİR”

Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Berksoy, öncü göstergelerin ikinci çeyrekte ekonominin çok yavaşlamayacağını ortaya koyduğunu vurguladı. Berksoy, “Yılın üçüncü ve dördüncü çeyreğinde ekonomi biraz daha yavaş olur diye düşünüyorum. Yılı yüzde 5-5.5 gibi bir yerde bitirebiliriz” dedi.

Geçen yılki büyüme rakamını bu yıl beklemenin mümkün olmadığını söyleyen Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova ise, o nedenle hem kapasite kullanımında hem sanayi üretiminde rakamların önceki yılla kıyaslandığında daha düşük gelebileceğini vurguladı. Reel sektörün özellikle ikinci çeyrekte seçim sonuçlarını beklediği için yatırımlarını ertelemiş olabileceğini dile getiren Arzova, “Üçüncü çeyrekte kurun aşağı gelmesiyle birlikte yatırımlar hız kazanabilir. Burada temel sıkıntı yüksek seyreden faiz oranları. Özellikle gösterge olarak nitelendirdiğimiz iki yıllık tahvil faizlerindeki yukarı yönlü hareket ve 19 puanın üzerinde kalıcı olması, 10 yıllık tahvil faizlerinde bozulan enflasyon beklentisi nedeniyle yükselen faizler, Hazine’nin daha yüksek maliyetle borçlanmasına sebebiyet veriyor” dedi.




REEL KESİM GÜVENİ

TCMB verilerine göre, 2018 Haziran’da reel kesim güven endeksi, bir önceki aya göre 5.3 puan azalarak 104.6 seviyesinde gerçekleşti. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, mevcut mamul mal stoku miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, gelecek üç aydaki üretim hacmi, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, mevcut toplam sipariş miktarı, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, genel gidişat, gelecek üç aydaki toplam istihdam miktarı ve sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin değerlendirmeler endekse azalış yönünde yansıdı. Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi bir önceki aya göre 4.2 puan azalarak 102.5 puan seviyesinde gerçekleşti.

TÜİK geçen hafta ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı. Buna göre ekonomik güven endeksi Haziran’da bir önceki aya göre yüzde 3.3 azalışla 90.4 oldu. Ekonomik güven endeksindeki düşüş, reel kesim (imalat sanayi), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki düşüşlerden kaynaklandı.

TÜİK geçen hafta sektörel güven endekslerini de açıkladı. Buna göre mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi Haziran’da bir önceki aya göre yüzde 0.8 azalışla 91.2’ye, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 2.8 azalışla 94.4’e, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 2.4 azalışla 75.3’e geriledi.

“KUR RİSKİNE DİKKAT”

Ekonomistler, seçim döneminden geçilmesi, döviz kurundaki dalgalanmalar nedeniyle oluşan fiyat artışları ve yükselen faizlerin güven endekslerinde gerilemeye neden olduğu görüşünde. Seçimlerin ardından ekonomik reform ve sıkılaşma dönemi başlayacağına dikkat çeken ekonomistler, bunun tek başına Türkiye’ye özgü bir durum olmadığı, dünyada da böyle bir dönem olduğu düşüncesinde.

TOBB ETÜ İİB Fakültesi İşletme Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ramazan Aktaş, dünyada ticaret savaşlarının başladığım vurgulayarak, “ABD FED bilançosunu küçültüyor. Faizler yükseliyor. Dünyada dolaşan paranın yüzde 40’ı ABD fonlarına ait. Bu para gelişmekte olan ülkelerden çıkıyor.

AB de Aralıkta bir program başlatıyor. İster istemez kurların daha ileri gitmesi ihtimali var. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Türkiye’nin yurtdışmdan borçlanma konusunda eli rahat olmayacak. Yeni dönemin temel dinamiği stagfilasyon diyebileceğimiz, ‘durgunluk halinde enflasyona hazır olmak’ olabilir. Belki birkaç yıl daha Türkiye’de enflasyon ve işsizlik konuşulmaya devam edecek” diye konuştu.

“LİKİT KALMAK AVANTAJ SAĞLAYABİLİR”

İşletmelerin finansman giderlerinin artacağı dönemde borçla yatırım yapmanın riskli olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aktaş, Aktaş, şunları kaydetti: “Likiditeye çok dikkat edilmeli. Zor dönemde likit kalmak avantaj sağlayabilir. Pazarlama açısından dikkat edilmesi gereken satış olacak. Satışın daralacağı beklenmeli. Kar marjları düşecek. Bu noktada alacakların tahsilatı önem kazanacak. Herkese satış yapayım derken işletme sıkıntıya girebilir.

Stoğa yatırım yapmaktan sakımlmalı. Bu dönemde mümkün olduğunca en az stokla iş götürülmeli. İşletmeler bu dönemde yeni pazar arayışına girmeli, elektronik ticarete ağırlık vermeli. Kar marjı daralacak. Maliyetlere dikkat edilmeli. Şirketlerin, satışları azalsa da pazar payım artırması gerekecek. Bu da yarın normal döneme geçildiğinde, satışların geometrik olarak artması anlamına gelir.”

Prof. Dr. Burak ARZOVA / Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Yapısal reformlar pek çok alanı kapsamalı”

Piyasalar açısından seçimin ilk turda bitmesi, Meclis’te Cumhur İttifakı’nın çoğunluğu alması nedeniyle yakın gelecekte yerel seçimler hariç yeni bir seçim ihtimalini ortadan kaldırdı. Bu çok olumlu. Artık uzun zamandır bir türlü yapılamayan yapısal reformların hayata geçirilmesi için uygun bir ortam mevcut. Piyasalar Merkez Bankası konusunda çok hassas. Özelikle TCMB’nin bağımsızlığına vurgu yapan çeşitli düzenlemeler ile daha köklü bir iyileşme sağlanabilir. Olağanüstü halin kalkması piyasaları çok olumlu etkileyecek. Açıkçası faiz ve dövizin seyrini, hükümetin icraat planı, bakanlar ve yapılacak mikro ve makro reformlar belirleyecek. Yapısal reformlar pek çok alanı kapsamalı. Hukuk alanında yapılacak çok iş var. Fikri ve sınai hakları daha koruyucu yeni bir kanuna ihtiyacı var. Yenilenmiş ve çağın gereklerine uygun bir Sermaye Piyasası Kanunu önceliğimiz olmalı.

Eğitimde Sanayi 4.0’a uygun nesiller yetiştirilmesi için kökten bir eğitim reformu şart. Tarımda daha yüksek ölçekli üretim sağlayacak, makineleşmeyi teşvik edecek bir Tarım ve Toprak Reformu gerekiyor. Tarımda hayvan ırk ıslah ve yetiştirme çalışmalarına yönelik reformlar ön plana çıkıyor.

Prof. Dr. Taner BERKSOY / Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Ekonomiyi normalleştirecek adımlar atılmalı”

Yeni yönetimin ilk yapacağı şey OHAL’in hızlıca kaldırılması olmalı. Ardından ekonomiyi normalleştirmek için gerekli adımlar atılmalı. Ekonomi sıcak bir seçim sürecinden geçti. Finansal göstergeler kıpırdadı. Enflasyon artışı hızlandı, cari açık büyüdü, bütçe açığı arttı. Dengesizlikleri belki hemen çözemeyiz ama dengesizliklerin giderileceğine dair piyasaya sinyal verilmeli. Siyasi söylemin biraz yumuşatıldığına ilişkin piyasalar ikna edilmeli. Yapısal reformlar zaman boyutu olarak uzun iş. Bana kalırsa en büyük yapısal değişim tarımda olmalı. Tarım sektörünün fiyatlaması bozuk. Ürünün tarladan tüketiciye gelene kadar fiyatlar arasında uçurum var. Bu önemli bir yapı değişikliği gerektirir. Ondan sonra toprakları bütünleştirecek bir şey yapılması gerekiyor. Kooperatifçiliğin daha fazla desteklenmesi lazım. Bana kalırsa, tarım alanına has bir stoklama politikasının geliştirilmesi önemli. Çünkü dışarıya da büyük ölçüde ihracat yaptığımız için ihracat rakamı büyüdükçe içerideki rakamları etkiliyor. Onu etkilememesi için içerideki stoklarla dengeleyici bir şeyler yapılması lazım. Hepsinden önemlisi, ileri teknolojiye dayalı sanayiyi devreye sokmak lazım.

Hülya Genç Sertkaya





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bunu da İnceledinizmi ?

İşsizliğe büyüme dopingi

İstihdam destekleri ve yüksek hızlı büyümenin katkısıyla işsizlik oranı Mart’ta 1.6 puanlık azalışla yüzde 10.1 …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.