Cumartesi , Kasım 25 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Düşük petrol, yüksek kur ve şirketlerin durumu

Düşük petrol, yüksek kur ve şirketlerin durumu



piyasalar ve sirketlerJeopolitik riskler sonrasında dolar kurunun 2,26 TL’yi görmesi ve düşen petrol fiyatları, Borsa İstanbul’da da etkisini hissettirdi. Yılın ilk yansında düşük TL’den pozitif etkilenen şirketler yeniden ön plana çıkmaya başlasa da, uzmanlar düşük Euro nedeniyle ihracatçı şirketlerin fren yapacağım düşünüyor. Düşük petrolün pozitif etkilediği havacılık sektörü de bu dönemde öneriliyor.

Jeopolitik riskler, yurtiçindeki yansımaları ve dış piyasalardaki görünümle beraber doların ateşinin yeniden çıktığı bir ortamdan geçtiğimiz herkesin malumu. 2015 yılınıû ortalarında FED’in faizleri artırarak sıkı para politikasına geçmesi piyasalar tarafından beklenirken, doların küresel anlamda değer kazanması yurtiçinde de kurlarda yukarı yönlü hareketlerin sertleşmesine yol açıyor. Hafta içinde 2,26’ları gören dolar/TL’nin BİST’e etkisi de negatif oluyor. BİST’in gevşeme yaşadığı bir ortamda özellikle dördüncü çeyrek bilançolarında etkisi hissedilecek yüksek kurun ihracatçı şirketlere yaraması beklenirken, döviz açığı yüksek olan şirketlerin de bu konjonktürde negatif bir etkiye maruz kalacağı öngörülüyor. Fakat düşük Euro da ihracatçı şirketler için bir diğer soru işareti.

Tüm bunların yanında Brent petrolün varil fiyatında son dört ayda 115 dolar seviyelerinden 83 dolar seviyelerine doğru sert bir iniş gözlenmesi de söz konusu. Bu durum petrol ihraç eden ülkelerin aleyhine bir gelişme olurken, uzmanlar Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkelerin ise lehine olduğunu dile getiriyor.

DÖVİZ AÇIKLARINA DİKKAT!

Hafta içinde 2,26’ları gören dolar/TL, hafta sonuna doğru 2,24’lere geri çekilmiş vaziyette. İthalatın büyük kısmının dolar cinsinden olması şirketlerin girdi maliyetlerini artırdığı için daha çok otomotiv, enerji ve inşaat sektörlerinin olumsuz etkilendiği görülüyor.

Destek Menkul Değerler Analisti Adnan Çekçen, kur tarafında yaşanan bu sert yükselişte, sektör analizinden ziyade, döviz yükümlüğü döviz varlıklanndan fazla olan ve hedge etmeyen şirket hisselerinin negatif ayrışabileceğim belirtiyor. Çekçen, bu noktada döviz pozisyonu artıda olan veya yükümlülüklerine eşit şirketlerin ön plâna çıkmasını bekliyor. “Fakat bir hisse yatınmında sadece döviz pozisyonuna bakılarak yatırım yapılmaz” diyen Çekçen, belirsizliğin fazla olduğu bu gibi konjonktürel ortamlarda mali yapısı güçlü, özvarlık kârlılığını istikrarlı artıran ve borçluluk oranı düşük olan şirketlerin portföylerde de-fansif görev göreceğini belirtiyor.

DÜŞÜK PETROLÜN ETKİSİ

Son zamanlarda petrol fiyatlarında yaşanan hareketlilik oldukça dikkat çekici. Petroldeki bu düşüşler, Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkelerin lehine bir pozisyon oluşturuyor. Burgan Yatınm Kıdemli Analisti Burak işyar, bu noktada özellikle düşük petrol fiyatları ve düşük TL’den pozitif etkilenen havayolu şirketleri için üçüncü çeyrekte yüksek marjlar görüleceğini söylüyor, işyar, konuşmasına şöyle devam ediyor: “Yılın son çeyreğinde, üçüncü çeyrek finansal-larına göre biraz düşük kalsa da özellikle THY ve Pegasus’un pozitif ayrışacağım söyleyebiliriz.”



Yılın ilk yarısında yüksek seyreden petrol fiyatlarının etkisiyle söz konusu şirketlerin bilançolarının maliyet baskısı ile karşılaştığını dile getiren ALB Menkul Değerler Araştırma Müdürü Yeliz Karabulut ise “Cari durum itibariyle, söz konusu şirketler petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte maliyetlerini azaltarak kârlılıklannı artırma şansı yakaladı. Bu noktada akaryakıt ve petrol ürünü satan şirketler ön plana çıkabilecek” diyor.

YATIRIMCIYA NE ÖNERİYOR?

Dövizin yüksek olduğu ortamda hissede yakalanmış olan yatırımcıların alabilecekleri önlemlerin risk algısına ve yatınm pozisyonuna göre değişkenlik gösterebildiğini belirten Karabulut, endekste düşüş trendinde hissede yakalanan yatırımcıların VlOP’ta kısa pozisyon alarak hedge uygulamalarını öneriyor. “Hisse pozisyonlarında stop-loss kullanımı veya hisselerine güveniyorlarsa, özellikle finan-sal tablo kalemleri açısından, hiçbir aksiyon almadan uzun vade için beklemeleri önerilebilir” diyen Karabulut, mümkün olduğunca defansif sektörler içinde hisse seçilmesi vurgusunu yapıyor. Karabulut, döviz kurlarının yüksek seyrini avantaja çevirebiecek nitelikte olan şirketlerin gözden kaçınlmaması gerektiğini anlatıyor.

Adnan Çekçen ise bu ortamda yatırımcıların kısa vadede dolar aleyhine pozisyon almamalarını salık veriyor. Çekçen, “Hisse senedi seçerken de şirketlerin döviz yükümlülüğünü dikkatli bir şekilde analiz etmek gerekiyor. Fakat hisse seçimi yapılırken tek kriter döviz pozisyonu olmamalıdır” derken, T. Şişecam, Arçelik, Türk Traktör, Alarko Holding ve BİM gibi şirketlerin ön plana çıkabileceğini belirtiyor.

BIST’TE DİRENÇ SÜREBİLİR

TL’nin değer kaybetmeye devam etmesi, endeks üzerinde baskı oluşturma potansiyeli taşıyan önemli unsurlardan biri. Ancak TL’nin üçüncü çeyreğin son dönemindeki değer kaybının ardından dördüncü çeyrekte şimdilik çok önemli bir baskı hissetmediği de görülüyor.

TL’nin performansı üzerinde belirleyici olan unsurun içerideki gelişmelerden ziyade küresel koşullara bağlı olduğunu belirten Burgan Yatırım Finansal Danışmanlık Müdür Yardımcısı Murat Akyol, küresel piyasalarda destek arayışının büyüme kaygıları ile sonuçsuz kalırken gün içinde dalgalanmaların da yükseldiğini söylüyor. Akyol, “Ancak küresel ekonomilerdeki zayıflık aynı zamanda bol ve ucuz likiditenin devamı anlamına geldiği için gelişmekte olan ülke piyasalarında zaman zaman pozitif ayrışmalar yaşanıyor” diyor.

Murat Akyol, bu kapsamda yurt-dışındaki zayıflığa karşın TL ve faizlerdeki iyimserlik korunurken, BİST’te de pozitif ayrışmaların dikkat çektiğine ve dirençli görünümün devam edebileceğine vurgu yapıyor. Akyol, son olarak, üçüncü çeyrekte hem düşük petrol fiyatları hem de zayıf TL nedeniyle Tüpraş’ın net kârının baskı altında kalma ihtimalini yüksek bulduklarını sözlerine ekliyor.

Euro Bölgesi ekonomilerine ilişkin resesyon endişelerinin yüksek bir sesle dillendirilmesi ve gelen verilerin bu endişeleri körüklemesi nedeniyle, bu yılın son çeyreğinde bu gibi şirketlerin yılın ilk yansına göre daha düşük performans gösterebileceği olasılığı hakim. Euro/dolar paritesinde yaşanan keskin düşüş ile Türkiye’nin Euro Bölgesi’ne yapmış olduğu ihracat maliyetinin arttığını aktaran Destek Menkul Değerler Analisti Adnan Çekçen, değersiz Euro’nun Avrupa ekonomilerinin ithalat maliyetini artırmasından dolayı Türkiye’nin bu kıtaya yapacağı ihracat miktanmn da düşebileceğini belirtiyor. Perakende sektörü uzmanları da yılın son çeyreğinde ihracatta yüksek bir seyir beklemezken, ihracatçı şirketler için de en iyi dönemin geride kaldığını söylüyor.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir