Perşembe , Ekim 19 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Dünya Piyasaları ve Kur Savaşları

Dünya Piyasaları ve Kur Savaşları



Yılın son ayına girerken, piyasalardaki tansiyonun hala düşmediğini görüyoruz. Merkez Bankalarının olası hamlelerine bakıldığında tansiyon düşecek gibi de değil. 3 Aralık’ta ECB piyasaların genişleme beklentilerini karşılamadı. Gözler şimdi 16-17 Aralık FED toplantısında. Bunun yanında Çin ve bölge ülkelerin Merkez Bankaları’nın kararları ve TCMB’nin gelişmelere göre hamlesi ile kur savaşları yeni bir boyut kazanabilir.

015 yılının sonuna yaklaştığımızda para piyasalarında yaşanan kur savaşlarının boyutu farklı bir anlam kazanmaya başlayabilir. Başta ABD olmak üzere, Avrupa ve Çin Merkez Bankalan’mn yıl bitmeden önemli kararlar alması bekleniyor. Tüm bu kararlar para piyasalarındaki oynaklığı önemli derecede artırabilecek kritik gelişmeler olarak yer alıyor. Yaşanacak bu gelişmelerle birlikte yıllardır konuştuğumuz kur savaşları farklı bir boyut alabilir. Peki, bu gelişmeler ve Merkez Bankalan’nın alabileceği önemli kararların etkileri neler olabilir? Haberimizde bunların detaylarını inceledik.

img252

FED’İN HAMLESİ

2008 krizinin ardından faizleri sıfır seviyesine kadar indiren, daha doğrusu 0 ila 0,25 arasında sabit tutan FED, parasal genişleme yaparak tüm global piyasayı ucuz dolara boğdu. Genişlemeci para politikasının etkisini yavaş yavaş kaybetmesi ve maliyetlerin FED’in devam edemeyeceği duruma gelmesi ile birlikte FED, para politikasını sıkılaştıncı yönde karar alma yönünde düşünmeye başladı. Ancak faiz artışını yapacağı zamanlama ve şekli konusunda nasıl bir tavır takınacağı hep bir merak konusu oldu. Özellikle eylül ayına kadar FED tarafından yapılan kaçamak açıklamalar, net bir fikir edinme konusunda yatırımcıların kararsız kalmasına neden oldu. Ancak eylül sonrası yapılan açıklamalar ve tutanaklarda yer alan ibarelere baktığımızda, faiz artırımının yaklaştığına yönelik izlenimler almaya başladığımızı belirtebiliriz.

Belirttiğimiz izlenimlerden en önemlisini ise FED’in ekim ayında yaptığı faiz toplantısı tutanaklarından alabiliriz. Burada yer alan metinlerde önemli ipuçları ortaya çıkıyor. Bunlardan en önemlisi ilk defa FED önümüzdeki bir toplantıyı işaret ederek faizin artıp artmayacağı ile ilgili tartışacaklarım belirtti. Bu toplantı da yılın son görüşmesi olan aralık ayı FOMC toplantısı olacak. Aralık ayma işaret eden FED, aslında faizleri artırmaya ne kadar yakın olduklarını belirtiyor. Diğer bir önemli gelişme ise önceki aylarda üzerinde ısrarla durdukları yurtdışı risk faizleriyle ilgili metin. FED son tutanaklardan yurtdışı risklerin takip edileceğine ilişkin metni çıkardı. Global piyasalarda herhangi bir sorun yaşansa da yaşanmasa da FED faizleri artırmakta istekli olduğunu belirtiyor. Son gelişme ise faiz kararında en önemli etkenin, ABD ekonomik görünümü olacağına ilişkin metnin yer alması. Ekonomik veriler beklentilerden çok kötü olmadığı müddetçe FED’in faizleri artırma olasılığı gündemde kalacak.

FAİZ ARTIŞINA YAKLAŞTI

Son açıklanan ABD velilerine baktığımızda özellikle istihdam ve işsizlik datalannda gözle görülür bir iyileşme söz konusu.

İstihdam verileri son ay beklentilerin oldukça üzerinde gelerek 271 bin seviyesinde açıklandı. Aynı ay işsizlik rakamları da yüzde 5,0 olarak açıklandı ve FED’in beklentilerinin de üzerine çıktı. İstihdam tarafında her şey FED’in istediği doğrultuda gidiyor, diyebiliriz. Bu verilere baktığımızda FED’in faiz artışına çok yaklaştığı ifade edilebilir.

FED’in şuan için en önemli problemi ise enflasyon rakamları. Dünyada doların değer kazanmaya devam etmesi ve hammaddelere yönelik talebin azalmasıyla oluşan fiyatlardaki düşüşler enflasyon verilerini aşağı yönlü baskılıyor. Bu gelişme de FED’in faiz artırmasında tereddüde yol açıyor.

Daha önceki açıklamalarda FED ,yıllık enflasyonda yüzde 2’lik bir oran hedeflediğini belirtmişti. Ancak bu hedefin tutturulması şimdilik zor. Bu yüzden FED son tutanaklarda enflasyonda yıl sonuna kadar görülen ivmelenmenin inceleneceğini belirtti. Özellikle yılsonlarında yaşanan indirimlerle birlikte tüketim çılgınlığının artması, hem tüketim harcamalarına hem de enflasyon tarafına pozitif yönde bir katkı sağlayabilir. Bu yüzden yılın sonunda enflasyon tarafında yukarı yönlü bir ivmelenmenin gerçekleşme ihtimali oldukça artıyor.

Son veriler ışığında FED’in aralık ayında faiz artırma ihtimalinin oldukça yükseldiğini belirtebiliriz. Bu kararın ardından en çok etkilenecek piyasalar ise başta emtia ve gelişmekte olan ülke piyasaları olacaktır.

Son bir yıl içerisinde bu piyasalardan ciddi para çıkışlarının yaşandığını görmekteyiz. Karar ile birlikte yaşanan para çıkışının ivmesi artarak devam edebilir. FED Başkanı Yellen’ın son yaptığı açıklamada, faizlerin kademeli olarak artacağını belirtmesi, piyasaların bir nebze sakinleşmesine yol açsa da orta vade de faizlerin artan trendde olması, paranın rotasını değiştirecektir. Bu gelişmeler son beş yıldır yaşanan risk algısında azalmaya ve paranın daha güvenli piyasalara gitmesine yol açabilir.

ECB’DEN YENİ HAMLE



Avrupa tarafına baktığımızda ise Başkan Draghi ve ekibinin enflasyon ile başlarının dertte olduğunu görüyoruz. Uzun süredir devam eden parasal genişlemenin etkilerinin yeterli olmaması ve FED’in para politikasını değiştirme sürecine girmesi, Avrupa Merkez Bankası’nı (ECB) zor durumda bırakıyor. Son iki aydır yapılan açıklamalara baktığımızda enflasyonda yeterli ivmelenmenin olmaması halinde Aralık toplantısında ek parasal genişlemenin gerçekleştirilebileceği belirtilmişti.

Son gelen enflasyon verileri de Draghi ve arkadaşlarının istediği seyri yaratamamış gözüküyor.

ECB parasal genişlemeyi tahvil-bono piyasasından tahvil kağıtlarını alarak gerçekleştirmekteydi. Ancak bu piyasada likiditen ciddi bir biçimde azalması ve satış tarafında yeterli miktarda tahvilin olmaması, ECB’yi depo faizlerinde indirim yapmaya itti. Parasal genişleme konusunda ise ek bir genişleme kararı almayan ECB, sadece tahvil alım programının tarihini 2017 sonuna kadar uzatma kararı aldı. Ayrıca ay içerisinde de konuşulduğu gibi ECB, belediye ve bölgesel tahvillerin alımı konusunda da karara vardı. Genel olarak belirttiğimiz gibi tahvil piyasasında yaşanan düşük likidite kaynaklı sorunlardan dolayı ECB ek parasal genişleme yapmaktan kaçınarak, depo faiz silahını kullanmaya devam etti.

Euro tarafında piyasalar tarafından beklenilenin karşılanmadığı görülüyor. ECB piyasadan daha fazla tahvil alımı yapmadığı için kısa vadede Avrupa piyasalarında negatif görünüm yaşanabilir. Ayrıca ek parasal genişleme yaşanmaması, kısa vadede Euro tarafını güçlendirmeye devam edebilir. ECB enflasyon hedeflemesini tutturamadığı müddetçe genişlemeci para politikasını sürdürmeye devam edecektir.

BİR BİLİNMEYEN SORUN ÇİN

Para piyasaları denince akla gelen ilk kurumların başında FED ve ECB gelir. Ancak doğuya baktığımızda bu yıl içerisinde para piyasalarım oldukça etkileyen farklı bir bölgenin daha oluştuğuna şahit oluyoruz. Çin Merkez Bankası’nın ülke ekonomik büyümesini devam ettirebilmek için ardı ardında yaptığı genişlemeci müdahaleler, kurlarda yaşanan kavganın boyutunu değiştirdi. Çin Merkez Bankası ülkedeki ekonomik soğumaya çare bulabilmek için faiz oranlarını bir yıl içerisinde yüzde 6 seviyesinden yüzde 4,35 seviyesine kadar indirdi. Ayrıca para birimi Yuan’ı devalüe ederek, ticaretteki payını korumaya çalışan hamleler de atmaya devam etti. Bu hamleler bölge ekonomisini ve emtia piyasasını derinden etkiledi. Global ve bölge ticaretinden aktif bir şekilde rol almak isteyen diğer ülkeler de Çin Merkez Bankası’nm yaptığı hamlelerin ardından kendi para birimlerinin değerini düşürmek zorunda kaldı. İşte tüm bu hamleler yılın üçüncü çeyreğinden itibaren kur savaşları isminin tekrar ortaya çıkmasına neden oldu.

Yılın sonuna yaklaştığımızda Çin için yaşanabilecek en önemli gelişme IMF’nin döviz rezerv sistemi olan SDR’ye Yuan para birimini yüzde kaç oranında dahil edeceği konusu. Yakın bir zamanda bu soru da cevabını bulacak. Ancak Çin’in kendi para birimine müdahale edip para piyasalarını derinden etkilememesi adına bu önemli bir gelişme olarak gündemde yer alacaktır.

Eğer IMFyüzde 14-16 civarında SDR portföyüne Yuan ’ı katarsa, Çin Merkez Bankası ’nın piyasalara müdahale etme olasılığı azalacaktır. Ancak bu payın altında bir rakam ile sisteme dahil edilmesi, Çin ’deki parasal sorunlara çare olmayacağından Çin Merkez Bankası’mn yeni bir devalüasyonu ile karşı karşıya kalabiliriz.

Piyasalar FED’in kararı ile birlikte Çin Merkez Bankası ve onun olası yeni bir müdahale gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğini de takip edecektir. Bu yüzden kur savaşlarının diğer önemli bir aktörü ise Çin olmaya devam edecektir.

TCMB’Yİ ZOR DÖNEM BEKLİYOR

Yılın sonuna geldiğimizde global piyasalarda faizlerle ilgili gelişmeler gündemde sıklıkça yer almaya başlamışken, gözler TCMB’ye çevrildi. Şu ana kadar TCMB sakin duruşunu koruyabildi. FED faiz artırmadıkça, TCMB’nin de faizleri artırmayacağı ifade edildi. Bu yüzden yurtiçinde faizlerin yükselme olasılığı yurtdışı gelişmelere bağlı kalmaya devam edecektir.

Yeni hükümetin kurulmasının ardından siyasi istikrar bir nebze olsun MB’yi rahatlattı. Ancak hükümet kanadından faiz artışına sıcak bakılmadığının da altını çizmekte fayda var. Bu gelişme görevinin sonlarına yaklaşan Erdem Başçı’yı zor bir kararla baş başa bırakıyor. Sıkılaştırıcı para politikasını uygulamayı sürdüreceğinin altını çizen Başçı, şimdilik politikasından vazgeçecek gibi gözükmüyor. Ancak yeni hükümetin ekonomi programı dahilinde faizler tarafında yaşanacak indirimin yatırımları arttıracağı görüşünün de hakim olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen haftalarda yaptığı bir açıklamasında faizlerin yüzde 4,6 seviyesine gelmesi gerektiğini belirtti.

Tüm bu gelişmeler, yatırımcıların net bir şekilde ülke ekonomisini anlayamamasına sebep oluyor. Bu yüzden Merkez Bankası’mn bağımsızlığı konusunda da spekülasyonların artmasını da beraberinde getiriyor.

Yeni hükümet programında Merkez Bankası ’nm bağımsızlığının açık bir şekilde vurgulanmaması, piyasalar tarafından da yanlış bir algımn yaratılmasına sebep oldu.

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevine getirilen Mehmet Şimşek konuyla ilgili yanlış anlaşılmanın olduğunu açıklamasına rağmen piyasalarda TL olumsuz fıyatlanmaya devam ediyor.

Aralık ayında FED’in faizleri artıracak olması ve Çin Merkez Bankası’nın nasıl bir hamle yapacağı ile ilgili belirsizliklerin devam etmesi, TL varlıklarının değer kaybetmesine yol açabilir.

Genel olarak bakarsak, yılın sonu gelmesine rağmen para piyasalarındaki tansiyonun düşmeyeceğini tam tersine artarak devam edeceğini belirtebiliriz. Aralık ayı içerisinde Merkez Bankalarından gelecek önemli kararlar kur savaşlarına yeni bir boyut kazandırabilir. Bu yüzden yılın son ayında kurlar tarafında oynaklığın yükseldiğine şahit olabiliriz.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir