Pazartesi , Ağustos 13 2018
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Cari açıkta büyüme etkisi

Cari açıkta büyüme etkisi



Mayıs’ta cari açık 5.89 milyar dolar oldu. Enflasyon ve cari açık hükümetin öncelikli gündem maddeleri. Ekonomistler, cari açıkta yıl sonuna doğru yavaşlayan GSYH büyümesi çerçevesinde gerileme yaşanacağı görüşünde…

İHRACAT önümüzdeki dönemde ciddi oranda artacak görünüyor. Nitekim Dış Ticaret Beklenti Anketi’ne göre yılın üçüncü çeyreğinde ihracat beklentisi bir önceki çeyreğe göre 10.7 puan yükselerek 118 oldu. Bu dönemde ithalat beklentisi ise 11.5 puan artışla 113.1 düzeyinde gerçekleşti. Cari işlemler açığı Mayıs’ta da yükselişini sürdürdü. Mayıs’ta cari açık 5.89 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2018 Ocak-Mayıs döneminde cari işlemler hesabı 27.72 milyar dolar açık verirken, on iki ayhk cari işlemler açığı 57.64 milyar dolar oldu. Cari açıktaki yükselme eğiliminin bir süre daha devam edebileceğine dikkat çeken ekonomistler, yılın sonuna doğru yavaşlayan GSYH büyümesi çerçevesinde bir miktar gerileme yaşanacağı görüşünde.

CARİ AÇIK BEKLENTİLERİ AŞTI

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin yapıldığı, ekonomi yönetiminin belirlendiği geçen hafta takip edilen yurtiçi verilerden biri ödemeler dengesi oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ödemeler dengesi verilerine göre, cari işlemler açığı, Mayıs’ta geçen yılın aynı ayına göre 516 milyon dolar artarak 5 milyar 885 milyon dolar oldu. Piyasa beklentileri 5.3-5.5 milyar dolar ara-lığındaydı. Mayısla dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre 678 milyon dolar artarak 6.5 milyar dolara, birincil gelir dengesi açığı 214 milyon dolar artarak 1.16 milyar dolara yükseldi. Hizmetler dengesinden kaynaklanan net girişler, geçen yılın aynı ayına göre 768 milyon dolar artarak 1.9 milyar dolar oldu. Turizm gelirleri, cari açığın finansmanında destekleyici olmaya devam etti. Mayıs’ta seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 549 milyon dolar artarak 1.7 milyar dolara yükseldi. Birincil gelir dengesi kalemi altında yatırım geliri kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, 218 milyon dolar artarak 1.1 milyar dolar oldu. 2017 Mayıs’ta 254 milyon dolar net giriş gösteren ikincil gelir dengesi kalemi, bu yılın aynı ayında 138 milyon dolar net çıkış kaydetti. Mayıs’ta doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 703 milyon dolar azalarak 429 milyon dolar olarak gerçekleşti. Portföy yatırımları 1 milyar 15 milyon dolar tutarında net çıkış kaydetti. Diğer yatırımlarda 255 milyon dolar net giriş oldu. Resmi rezervlerde Mayıs’ta 2.82 milyar dolar rezerv azalışı gözlenirken, net hata noksan kaleminde Mayıs’ta 3.38 milyar dolar giriş yaşandı.

Cari açığın yüksek kalmaya devam ettiğini söyleyen ekonomist Erdoğan Turan, yılın sonuna doğru yavaşlayan büyüme çerçevesinde bir gerileme beklenebileceğini ifade etti. Üçüncü çeyrek itibarıyla ekonominin yavaşlamaya başlayacağım, son çeyrekte bu yavaşlamanın daha yüksek olabileceğini vurgulayan Turan, yılsonunda cari açığın/GSMH’ye oranının yüzde 6.5 bandı civarında kalacağı görüşünü paylaştı.

EN ÇOK DOLAR KAZANDIRDI

TÜÎK geçen hafta Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları’nı açıkladı. Buna göre Haziran’da ayhk en yüksek aylık reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 1.40, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 1.81 oranlarıyla dolarda gerçekleşti. Üç aylık değerlendirmede dolar, altı aylık değerlendirmede külçe altın, yıllık değerlendirmede ise en yüksek reel getiri euro’da gerçekleşti. Aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık değerlendirmede ise en çok kaybettiren yatırım aracı BIST-100 oldu. Türk varlıklarının ciddi bir yıpranma dönemi geçirdiğini vurgulayan Turan, yılbaşından bugüne BIST-100 endeksinin yüzde 14 düştüğünü, gram altının yüzde 20 değer kazandığını, dolar/TL’nin yüzde 25, euro/TL’nin yüzde 22 yükseldiğini vurguladı. Borsa İstanbul’da önümüzdeki dönemde daha düşük büyüme beklentisinden yükselen faiz etkisine kadar birçok olumsuz etki yaşanacağını dile getiren Turan, “Dolar tarafında ise bizim içerde yüksek cari açığımızın etkisi muhakkak var ama asıl etki doların merkezinden, ABD yönetimi ve Fed politikalarından. Dolar bütün dünyada güçlü ve büyük ihtimalle güçlü kalmaya devam edecek. Ben altın yatırımını son iki yıldır riskten korunma anlamında alternatif olarak düşünüyorum” dedi.

İHRACATTA BEKLENTİ ARTTI

Ticaret Bakanlığı, geçen hafta Dış Ticaret Beklenti Anketi 2018 üçüncü çeyrek beklentilerine ilişkin sonuçları açıkladı. Üçer ayhk dönemler halinde açıklanan ankete göre İhracat Beklenti Endeksi, 2018 üçüncü çeyreğinde, ikinci çeyreğe göre 10.7 puan yükselişle 118 oldu. Endeks, geçen yılın aynı çeyreğine göre ise 8.5 puan azaldı.

İthalat Beklenti Endeksi, 2018 üçüncü çeyreğinde ikinci çeyreğe göre 11.5 puan, geçen yılın aynı çeyreğine göreyse 6.8 puan artışla 113.1 seviyesinde gerçekleşti. Endekslerin 100’ün üzerinde olması beklentilerin artış yönünde olduğunu gösteriyor.

TÜİK ise geçen hafta Mayıs ayı Dış Ticaret Endeksleri’ni açıkladı. İhracat birim değer endeksi Mayıs’ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4.9 artarken, ihracat miktar endeksi yüzde 0.4 artış gösterdi. Mayıs’ta ithalat birim değer endeksinde geçen yılın aynı ayma göre yüzde 7.7 artış yaşanırken, ithalat miktar endeksi yüzde 2 azaldı.

“İTHALATTA HIZLANMA OLMAZ”

Türkiye’de ithalatı artırmadan ihracatı arttırmanın mümkün olmadığını söyleyen İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Göksel Aşan, özellikle üçüncü çeyrek ile başlayacağı düşünülen yavaşlamanın ithalattaki artışı da yavaşlatması bekleneceğini dile getirdi. Aşan, konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı:




“Eğer ekonomide bir yavaşlama beklentisi varsa ithalat artışında da bir yavaşlama beklentisi olmalı. Bu tabloda ithalatın hızlı artmasına dair beklentiyi özellikle petrol fiyatlarında yükselişe dair bir beklenti ile açıklamak mümkün olabilir. Ben petrol fiyatlarının bu seviyelerde dalgalanacağını düşünüyorum. Bu yüzden ithalat artışında bir hızlanma beklemiyorum. İhracat taralı özellikle Avrupa ekonomilerindeki gidişata göre şekillenecek. Elbette ticaret savaşlarına doğru gidişatın hızlanması oldukça endişe verici lâkin oluşabilecek yeni ticari birliktelikler bu muhtemel savaşın etkilerini azaltabilir. Ben Avrupa’da talep canlanmasının bu sene yeterince yüksek olmayacağını düşünenler tarafındayım. Ortadoğu ülkeleri açısından da var olan tablonun kısmen iyileşme olsa dahi böyle devam edeceğini öngörmek mümkün. Bu nedenle ihracatta rekor artışları pek mümkün görmüyorum. Burada en önemli unsur çok hızlı ve kapsamlı bir şekilde ihracata yönelik teşviklerin devreye sokulması olacak.”

ENFLASYON GÜNDEM MADDESİ

İthalat/ihracat tarafında asıl sorunun 100 dolarlık ihracat için yaklaşık 60 dolar ithalat yapma zorunluluğu olduğunu söyleyen ekonomist Turan, bu oranın aşağı çekilmesi için üretimin mümkün olduğu kadar içeride yapılması gerektiğini kaydetti. Turan, “İhracatta önümüzdeki dönemlerde yeni rekorlar yaşanabilir. Elde kalan neti artırmak için içerde, katma değeri yüksek mal üretimine odaklanmamız gerek” dedi.

Prof. Dr. Göksel Aşan’a göre, yeni ekonomi yönetiminin öncelikli gündem maddesi enflasyon olmalı. Yılsonuna kadar enflasyonu tek haneye indirmenin mümkün görünmediğini dile getiren Aşan, 2019 ilk çeyreği sonunda tek hanenin hedeflenmesi gerektiğini kaydetti. Yeni yönetimin Merkez Bankası ile koordineli olarak bu hedefi teyit etmesi ve birlikte oluşturulacak karar setini hızlıca uygulamaya koyması gerektiğini dile getiren Aşan, “Enflasyon sadece parasal tedbirlerle çözümlenecek bir sorun değil. Maliyet kaynaklı fiyat artışları enflasyon ana dinamiğini oluşturuyor. Enflasyon mücadelesini sadece faizleri arttırıp ekonomiyi frenlemek yoluyla yapmak doğru bir yöntem olmayacak. İlgili kurumlar üretim maliyetlerini aşağıya çekecek tedbirler üzerinde çalışmalı” diye konuştu.

İkinci öncelikli konunun cari açığın azaltılması olması gerektiğini söyleyen Aşan, bunun uzun döneme yayılacak bir mücadele olduğunu, başlamış bazı hamlelerin geliştirilerek sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Aşan, “Üçüncü önceliğimiz faizlerin aşağıya çekilmesi ve kredi maliyetlerinin düşürülmesi olmalı. En zorlu mücadele burada olacak. Sistemin en dirençli olduğu alan faiz. Dördüncü konu işsizlikle mücadele. Bu konuda ciddi bir mesafe alınmış durumda. Yeni iş yaratma sayıları aylardır artıyor. Önümüzdeki dönemde yavaşlamanın etkisiyle işsizlikte geçici artış görülebilir. Bunu bir süre olağan karşılamak, farklı yöntemlerle neden olabileceği maliyeti hafifletmek gerekir” dedi.

Hikmet BAYDAR / 3. Göz Danışmanlık CEO’su, Ekonomist
“Kısa vadeli finansman kaynaklarının payı arttı”

Mayıs 2018 ayı cari açık verileri piyasa beklentileri olan 5.3-5.45 milyar doların üzerinde gerçekleşti. Toplam mal ihracatı yüzde 5 artarken ithalatın yüzde 7 artması cari açığın artmasında etkili oldu. İthalatın dağılımında Çin ve enerji alımı ile ilgili olduğu görülüyor; ihracatta komşu ülkelere yapılan satışın tamamının kayıt içi olup olmadığının ciddi şekilde irdelenmesi gerekiyor. Türkiye ağırlıklı olarak ara malı ithal eden bir ülke. Üretim hacmi arttıkça cari açık artacak. Bunu engellemenin tek yolu ara malına ikame ürün üretilmesi. O da kısa vadeli bir işlem değil. Kısa vadeli finansman kaynaklarının toplam içerisindeki payının arttığını görüyoruz. Bu durum primini artırabilir. Büyümede yavaşlama beklentisi ve talep daralması potansiyeli önümüzdeki dönemde ithalatı biraz baskılayabilir. Cari açık/GSVH oranının yüzde 6 civarında bir oranla yılı tamamlaması sürpriz olmayacak.

Ekonomi yönetiminin önceliği kura dayalı enflasyon oluşumunun önüne geçmek, piyasa derinliğini artırarak manipülatif işlemlerin etkisini azaltmak, faizlerin gevşemesi için gerekli yatırım ortamını hazırlayarak dış sermaye girişini kolaylaştırmak, iç talebin canlanması için gelir dağılımında taban lehine düzeltici tedbirler almak ve TL ile ihracatın önünün açmak olmalı.

Erdoğan TURAN / Ekonomist
“İkiz açık ekonomiyi kırılganlaştırıyor”

Küresel çapta çalkantının yüksek olduğu, ticaret savaşlarının başladığı, Fed yönetiminin izlemek zorunda olduğu politikanın gelişmekte olan ülkeleri zorladığı dönemde bizim gibi gelişmekte olan ülke ekonomi yönetimlerinin atacağı hamleler Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın da belirttiği gibi çok net En büyük öncelik istikrar ve güven artırıcı hamleler. Güven duyulmayan ekonomilere önümüzdeki dönemde bütün dünya şüpheyle bakmaya devam edecek. Ayaklan yere basan, ulaşılabilir ve sürdürülebilir makro hedeflerle ilerlememiz gerekiyor. Birinci önceliğimiz enflasyon. Enflasyon düşmeden ve düşük hali korunmadan atılan adımlar bir dönem sonunda bütün kazanımları geri verdiriyor. Cari açık ikinci sorunumuz. Yapısal değişimle, üretim modelinde değişime giderek, üreterek büyüyerek, yabancının tasarrufunu tüketimde kullanmak yerine döviz gelirini artırıcı yatırımlarla ilerlememiz gerekiyor. Bütçe disiplini diğer bir önceliğimiz olmalı. İkiz açık durumu ülke ekonomisini daha savunmasız, kırılgan hale getiriyor.

Hülya Genç Sertkaya





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bunu da İnceledinizmi ?

En Yüksek Temmuz Ayı İhracatı

Temmuz ayı ihracatı 14.1 milyar dolarla en yüksek temmuz ayı ihracatı olarak kayıtlara geçti. Yıllık …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir