Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / (BPO) sistemi dış ticarette akreditife rakip olmaya hazırlanıyor

(BPO) sistemi dış ticarette akreditife rakip olmaya hazırlanıyor



2014 başında hayata geçen Banka Ödeme Yükümlülüğü (BPO) sistemi dış ticarette akreditife rakip olmaya hazırlanıyor. Daha ucuz ve hızlı olan yöntem, uluslararası ticaret yapan firmaların tahsilatlarına banka güvencesi sağlayacak. BPO’nup tahsilatta sorun yaşayan KOBİ’lere nefes aldırması bekleniyor…

DÜNYA ticareti yeni bir ödeme aracına kavuştu, Banka Ödeme Yükümlülüğü (BPO – Bank Payment Obligation)… “Bu da nereden çıktı?” dediğinizi duyar gibiyiz. Şaşırmayın, yeni ödeme sistemi 2014 yılbaşında dünyada ve Türkiye’de neredeyse eş zamanlı olarak hayata geçti. Bugünlerde her ülke yeni ödeme sisteminin tanıtımını yapmakla meşgul. Temel amaç, emekleme dönemini geçiren BPO’yu kısa sürede akreditifin tahtına oturtmak.

Aslında BPO da akreditif gibi ağırlıklı olarak ihracatçı firmaların yurtiçi ve yurtdışı alacaklarına banka güvencesi sağlıyor. Ancak akreditife göre çok sayıda avantajı var. En temel farkı ise akreditife göre çok daha ucuz ve hızlı olması.

Akreditife

DÜNYADA 152 BANKA KULLANIYOR

Daha yedi aylık olan BPO’yu dünyada şimdilik sadece 47 ülkede 83 bankacılık grubuna ait toplam 152 banka kullanıyor. Kısa sürede büyük yol kat edilmesine rağmen yöntem hala yaygınlık kazanabilmiş değil. Ancak kullanan ülke ve banka sayısı arttıkça BPO’nun dünya ticaretinde en tercih edilen ödeme sistemi olması bekleniyor. Türkiye’de ise şimdilik sadece üç banka, Iş Bankası, TEB ve Garanti Bankası kullanıyor.

AVANTAJI ÇOK

BPO, gerek ithalat ve ihracatçı firmalara gerekse de bankalara akreditife göre çok büyük avantajlar sağlıyor. En büyük avantajı ise ucuz olması. Bugünlerde dünya çapında pek çok banka tanıtım amacıyla çok düşük fiyatla hatta zararına bu hizmeti veriyor. Önümüzdeki dönemde sistem tanındıkça fiyatların biraz daha artması bekleniyor. Yine de BPO’nun akreditife göre çok daha ucuz olmaya devam edeceği ve hatta ‘alacak sigortası’ fiyatına kadar ineceği öne sürülüyor.

Bu fiyat avantajının ise özellikle yüksek maliyeti yüzünden akreditif yaptıramayan KOBİ’lere büyük yarar sağlaması bekleniyor. Tabii bu ödeme sisteminin sadece ihracatçı firmalar için değil iç piyasaya satış yapan firmaların da alacak sorununa çare olacağı belirtiliyor.

BÜROKRASİ YOK

Bu alanda öne çıkan diğer konu ise akreditife göre bürokrasinin çok az olması. Akreditif işlemleri sırasında bazen 50 sayfaya ulaşan dokümanla uğraşan bankalar, bu dokümanların karşılıklı iki banka arasında gidiş gelişi ve üzerlerinde yapılan çok sayıda düzeltmeler yüzünden zaman kaybı yaşandığını hatırlatıyor.

Bir bankacı bu konudaki sıkıntılı süreci, “Sırf akreditif kontrolü yapsın diye bir operasyon ordusu tutuyoruz” diyerek ifade ediyor. İşte BPO bu bürokratik hamallığı da ortadan kaldırıyor. Şirketler ise bu sayede ihracatlarını çok daha kısa sürede gerçekleştiriyor.

HATA RİSKİ AZALACAK

Akreditifte her şeyin elle kontrol edilmesi nedeniyle insani hataların olduğu da bir gerçek. Dünyada yapılan akreditiflerin yüzde 70’inin ödemesinde sorun yaşanıyor veya gecikmeli ödeme yapılıyor. Hatta akreditif belgesindeki bir virgülün yanlış yere konulması kötü niyetli karşı tarafın ödemesini yapmamasına neden olabiliyor. Dünyada bu konuda çok sayıda örnek bulunuyor.

Oysa BPO’da her şey ‘swift sistemi’ denen bankaların kullandığı elektronik platformda gerçekleştiriliyor ve hata ihtimali neredeyse sıfırlanmış durumda. Bu yüzden BPO’da işlemler çok hızlı yapılıyor ve hata payı sıfıra yakın gerçekleşiyor.

SİSTEM NASIL İŞLİYOR?

Aslında BPO’ya en yakın sistem olan akreditifle bu sistemi karşılaştırmamak gerekiyor. Çünkü BPO’da sistem çok daha basit işliyor. Öncelikle BPO ödeme sistemini tercih eden ihracatçı şirket bankasına başvuruyor.

Tabii bu bankanın BPO işlemi yapma yetkisinin olması şart. Söz konusu başvuruda, “Karşı taraftaki ithalatçı ile şu şartlarda anlaşma yaptım” diyerek beyanda bulunuluyor. Türk bankası da karşı taraftaki ithalatçının bankasına bu şartları gönderiyor. Şayet karşı taraf bankası da, “Bunlar anlaştı; şartlar da bu…” derse ödeme garanti altına alınmış oluyor.

Sıra malın gönderilmesine geliyor. Burada da ihracatçı bankasına “anlaşılan şartlardaki malı gönderdim” bilgisi verip evraklarını iletiyor.

İşte akreditiften ayrılan nokta da burada ortaya çıkıyor. Akreditifte ihracatçının bankası evrakları gönderiyor. İthalatçının bankası evrakları kontrol ediyor. Zaman zaman bu evraklar üzerinde düzeltmeler yapıldığı için aynı evrak birkaç kez gidip geliyor. Ve sonunda ödeme yapılıyor. BPO’da ise ihracatçının bankası müşterisinden bu şartların uygulandığına yönelik belgeleri alıp karşı tarafın bankasına “Bu şartların tamamı yerine gelmiştir” diye gönderiyor. Karşı taraf da bu belgeleri gördüğü anda ödeme yapmak zorunda kalıyor.

Kısacası bu sistem yeniden inceleme yaparak vakit kaybı yaratmıyor. Tüm bu evrakların gidiş gelişi ise elektronik bir bankacılık sistemi olan swift üzerinden kısa sürede gerçekleşiyor.

AYIPLI MAL MAHKEMEYE

Peki mal ayıplı olursa ne oluyor? Bu noktada artık mahkemeler devreye giriyor. Bankalar verdikleri güvenceye dayalı olarak ödemeleri yapıp işlemi kendi açılarından tamamlıyorlar.

Aslında BPO’nun bir diğer avantajı da karşı tarafın, yani malı satacağınız firmanın riskli olup olmadığını da ortaya koyması. Çünkü ihracatı yapan firmanın bankası bu işlem için size limit açmazsa o takdirde firmanın riskli olduğu da ortaya çıkmış oluyor.



TİM’LE TANITIM YAPIYOR

2014 yılı başında BPO’yu hayata geçiren TEB, TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) ile yeni ödeme sisteminin tanıtımı konusunda çalışmalar yapıyor. Bugüne kadar TIM’le ortak beş toplantı yaptıklarını ve yoğun ilgi ve katılım gördüklerini söyleyen TEB Genel Müdür Yardımcısı Levent Çelebioğlu, BPO hakkında şu bilgiyi veriyor:

“Bugüne kadar İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep ve Adana’da toplantı düzenledik. Toplantı salonları dolduğu için dışarıya dev ekran ve sandalye koymak zorunda kaldık. Gördük ki ihracatçımız ödemelerine güvence arıyor. Bugüne kadar düşük kar marjı ile ihracat yapan şirketlerimiz, akreditif çok pahalı geldiği için mal mukabili yani hiçbir teminat almadan satış yapıyordu. Bugün Türkiye’de yapılan ihracatın yüzde 60’ı böyle. Ancak alacaklarını tahsil etme konusunda da çok ciddi sorunlar yaşıyorlar. Birçok ihracatçı bize, ‘Şu ülkede BNP var mı? İhracat yaptık ama paramızı alamıyoruz’ diye başvuruyor. BPO özellikle küçük KO-Bİ’ler için büyük fayda sağlayacak. Svvift sistemi üzerinden yani elektronik olarak bilgi paylaşımı yapıldığı için hem çok hızlı hem de maliyet açısından uygun. Ayrıca karşı taraftaki firmanın riskli olup olmadığını da başından tespit etme imkanı sağlıyor. Çünkü arada iki ülkenin bankaları var. BPO fiyat olarak ne akreditif kadar pahalı, ne de mal mukabili gibi bedava… Fiyatı büyük olasılıkla alacak sigortası fiyatına yakın olacak.”

TEB, BPO’nun tanıtımını hedefleyen Türkiye’nin tek rehber kitabını da çıkartmış bulunuyor. TEB Dış Ticaret Merkezleri Danışmanı Abdurrahman Özalp’in hazırladığı kitap, ‘Dış Ticarette Yeni Ödeme Yöntemi BPO’nun Kullanılması’ adıyla yayınlandı. Sistemi merak eden ihracatçılara bu kitabı verdiklerini söyleyen Çelebioğlu, “TİM’le düzenlediğimiz toplantılarda ihracatçılarımıza bu kitabı dağıttık. Yoğun talep gördü” diyor.

BPO’NUN RİSKİ DE AZ

Uluslararası ticarette akreditifin görece azaldığı dönemde dünya ticaretindeki ihtiyaçların şekil değiştirmesi nedeniyle swift sistemi üzerinden çalışan BPO’nun çıktığını söyleyen Iş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat İnce, konuya ilişkin şu bilgiyi veriyor:

“BPO’nun ithalatçı ve ihracatçı taraflara sağladığı çok sayıda avantaj var. Bu sistemde ihracatçı ve ithalatçı açık hesap işlemlerinde olduğu gibi ticarete konu evrakları birbirlerine iletir. Konşimento, fatura vb. belgeler bankalarca incelenmez ve gönderilmez. İthalatçının bankasının bedeli ödeme güvencesi vardır. Evraklar bankalarca incelenmediğinden ve postalama yapılmadığından hızlı ve pratiktir. Mal hareketi ve ödeme zamanlaması ya da koşullara göre yapılabilecek değişiklikler kolayca uygulanabilir. Belge hazırlamadaki operasyonel riskler azdır ve evrakların akreditifle uyumsuzluğu gibi bir sorun yoktur. Firmalarımız internet sitemizden konuyla ilgili detaylı bilgiye ulaşabilir, (http://www.is-bank.com.tr/TR/ticari/dis-ticaret/dis-ticaret-urunleri/bpo/Sayfalar/bpo.aspx ve www.iste-kobi.com.tr/bpo)”

İş Bankası da BPO’nun tanıtımı için çok sayıda etkinlik düzenleyen bankalardan biri. Bu konuda ilanlar yayınlayıp müşterilere özel kampanyalar düzenleyerek, internet sitesinde tanıtım çalışmaları yaptıklarını söyleyen Suat İnce, “Ayrıca TİM ile çalışarak meclis üyelerine ve müşterilerimize e-mail gönderdik ve BPO sistemini detaylı bir şekilde anlatan bir katalog hazırlayıp bilgilendirme yaptık. BPO uygulamasında vesaik gönderim masrafı, dosya inceleme komisyonu gibi bir takım ücretler alınmadığından akreditif uygulamasına göre çok daha uygun maliyetli” diyor.

“AÇIK HESABIN YERİNE GEÇECEK”

BPO’nun açık hesap çalışan Türk ihracatçıları için güvenli işlem yapmak ve finansman imkânlarına erişim açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan Garanti Bankası Finansal Kurumlar Birim Müdürü Batuhan Tufan ise, “Bu desteği arkalarına alan ihracatçılarımız, satışlarına odaklanarak işlem hacimlerini daha yukarılara taşıma imkânı elde edebilecek. Ayrıca bu desteğin ihracatçılarımızın yeni pazarlar konusunda daha iştahlı olmasına da zemin hazırlayacağına inanıyorum” diyor.

Türkiye’de şirketlerin ihracatlarını büyük oranda açık hesap olarak yaptığını hatırlatan Tufan, BPO’nun piyasadaki açığı kapatması açısından önemli bir ürün olduğunu vurguluyor. Tufan, sistemin avantajlarını şöyle özetliyor:

“Açık hesap çalışan firmaların, hem operasyonel kolaylık hem de banka güvencesi sağlayan bir ödeme yöntemine ihtiyaçları var. BPO, açık hesap dış ticaret yapan firmalarımıza operasyonel kolaylık, işlem takibi ve banka finansmanına erişim olanağı sağlıyor. BPO, akreditife ihtiyaç duymayan fakat işlemlerini banka güvencesi altında gerçekleştirmek isteyen firmalara çözüm sunuyor. Akreditif ile kıyaslandığında teknik tarafı daha basit; ihracatçıların kağıtsız, elektronik ortamda işlem yapmasına imkan tanıyan bir yöntem.”

Akreditif, garanti mektubu veya ihracat sigortası ürünlerinin yerinin farklı olduğunu kaydeden Tufan, BPO’nun o ürünlerin yerine geçmesi gibi bir durumun olmadığını da vurguluyor. Buna karşın mal mukabili gibi korumasız bir ödeme yöntemine banka ödeme taahhüdü getirmesi yönüyle belirli bir boşluğu dolduracağını belirten Tufan, “Müşterilerin BPO’nun nasıl çalıştığı, sunduğu avantajlar konusunda bilgi seviyeleri arttıkça ürüne olan ilgileri de artıyor. O nedenle müşterilerimizin ürünle ilgili bilgi seviyelerini artırmaya yönelik çalışmalar yapıyoruz. BPO ayrıca bir ödeme taahhüdü olduğu için akreditifte olduğu gibi müşterimizle bir kredi ilişkisi içerisine girmemizi gerektirecek ve bunu işlem bazında fiyatlıyor olacağız” diyor.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir