Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / BIST ve TL varlıklar üzerindeki baskı ne zaman hafifler?

BIST ve TL varlıklar üzerindeki baskı ne zaman hafifler?



Türkiye kendi iç siyasi gelişmeleri nedeniyle küresel piyasalarda negatif ayrışmış durumda. Stresi düşürecek açıklamalar TL varlıkların pozitif ayrışmasını sağlayabilir. Endeks ise dolar bazında tepki atımlarını tetikleyebilecek seviyelerde…

ARALIK ayı yeni yıla yönelik beklentilerin şekillenmesi açısından birçok kritik başlığı barındırıyor. FED toplantısı, Avrupa Merkez Bankası toplantısı, AB liderlerinin Türkiye ile müzakerelerin devamı konusundaki kararı, içeride Başkanlık sistemine yönelik teklifin netleşmesi ve gelecek yıl olacak bir referandum kararı gibi birçok başlık ön plana çıkacak. FED’in yapacağı dengeli bir açıklama ve AB liderlerinin beklendiği gibi Türkiye ile müzakerelerin devamı yönünde vereceği bir karar aralık ayının ikinci yansında piyasaların nefes alması için iyi bir atmosfer oluşturabilir. Ancak içeriye döndüğümüzde henüz içeriğini bilmediğimiz Başkanlık sistemi önerisi ve Suriye ve Irak’taki askeri hareketlilik en önemli risk unsurları olarak karşımızda duruyor. Piyasaların şu ana kadar adı geçen ancak detaylarını bilmediği Başkanlık tartışmalarım tam olarak fiyatlara yansıttığını söylemek mümkün değil. Konunun netleşmesi ile birlikte fiyatlamalarda sert hareketler görülebilir. Bu konuyla birlikte Suriye kaynaklı jeopolitik risklerin de yeniden tırmanışa geçmesini de, aralık ayının ikinci yarısında yurtdışı piyasaların desteklemesini beklediğimiz iyimserliğin önündeki en önemli içsel riskler olarak takip ediyoruz.

bist

İTALYA AVRUPA BORSALARINI BASKILADI

Geçtiğimiz hafta Avrupa tarafmda, İtalya’da merkezi hükümetinin yetkilerinin artırılmasının oylanacağı Anayasa referandumu öncesinde stresinin arttığını gördük. Anketlerde hayır oylarının önde gittiğinin görülmesi özellikle hafta sonuna yaklaşıldıkça bölge borsalarında satışa neden oldu. 8 Aralık’ta yapılacak olan Avrupa Merkez Bankası (ECB) toplantısının, İtalya’daki bu referandumdan sonra gerçekleşiyor olması ECB için bir şans olsa da FED Açık Piyasa Komitesi toplantısından önce gerçekleşmesi, ECB’nin 2017 yılına yönelik vereceği mesajların sönük kalmasına neden olacaktır. Buna rağmen Mart 2017’ye kadar sürmesi beklenen, aylık 80 milyar euro’luk tahvil alım programının bu toplantıda uzatılması piyasaların beklentileri arasında. Avrupa Bölgesi’ndeki toparlanmamn hâlen istenen ölçülerde olmaması ve potansiyel siyasi belirsizlikler nedeniyle en azından kısa vadede mevcut programın sonlanmasımn zor olduğunu, uzatma kararının da bu toplantıda verilmesinin daha olası olduğunu düşünüyoruz.

KÜRESEL PİYASALAR FED’İ BEKLİYOR

13-14 Aralık’ta FED Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında faiz artırımına gidileceğine kesin gözüyle bakılsa da ileriye yönelik verilecek mesajlar nedeniyle toplantı önemini koruyor. Faiz artırımının çok büyük ölçüde fiyatlamalara girdiği göz önünde bulundurulduğunda, üyelerin doların son dönemde uluslararası piyasadaki değer artışını nasıl değerlendirdikleri konusunda ipucu aranacaktır. Bununla birlikte toplantı sonrası yayınlanacak olan 2017 yılma yönelik projeksiyonlar ve basın toplantısında ortaya çıkacak duruş finansal piyasalarda yılsonu kapanış fiyatları üzerinde belirleyici olacaktır. FED’in hâlihazırdaki tutumu ve geleceğe ilişkin projeksiyonlarında önemli bir değişiklik olmaması ya da güvercin olarak nitelendirilebilecek bir değişiklik görülmesi durumunda, beklentilerle uyumlu yapılacak bir faiz artırımının ardından küresel piyasalarda ciddi bir rahatlama dalgası görülebilir. Diğer taraftan, enflasyon ve gelecek döneme ilişkin faiz artırımları başta olmak üzere beklentilerde şahin olarak değerlendirilebilecek bir değişim görülmesi durumunda ise gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere küresel piyasalardaki stres bir miktar daha artabilir. Hali hazırda önemli ölçüde değer kazanmış olan doların daha da güçlenmesinin ABD ekonomisine ve küresel dengelere zarar vereceğini için FED’in mevcut duruşunda şahin olarak nitelendirilebilecek radikal bir değişim olmayacağını düşünüyoruz. ABD tarafında FED’in yanı sıra 20 Ocak 2017’de resmen göreve başlayacak olan yeni başkan Trump’ın ekonomi politikalarına ve kabinesine ilişkin mevcut belirsizliklerin ne yönde seyredeceği de küresel piyasalardaki oynaklık üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Bu nedenle kısa vadede küresel piyasalardaki ana trendin bu iki konudaki gelişmelere bağlı seyredeceğini düşünüyoruz.



ÇARPANLAR YENİDEN EN CAZİP HİKAYEMİZ

Borsa İstanbul’un son iki yılda yaşanan olağandışı gelişmelerin etkisi ile geldiği seviyeler, piyasa çarpanlarının tarihsel ortalamalarına ve emsallerine göre ciddi manada iskontolu hale gelmesine neden oldu. Son dönemde birçok riskin hala konuşulmaya devam etmesine karşın piyasalarımız için bu iskonto en cazip hikayemizi oluşturuyor.

Ancak bu cazibenin yatırımcıları cezbedebilmesi ve alıma geçirmesi için ek bir pozitif habere/beklentiye ihtiyaç duyulduğu görülüyor. Bahsettiğimiz gibi 14 Aralıkta FED’in 2017 için vereceği mesajların ılımlı algılanması ve 15-16 Aralık’ta gerçekleşecek AB Liderler Zirvesi’nden aksi beklenmiyor olsa da müzakerelerin devamı konusunda çıkacak karar, BIST’in kısa vadeli tepki için aradığı pozitif katalizör olabilir. Ancak içerideki haber akışının ana trendi oluşturmasının çok mümkün olmadığı bir dönemden geçtiğimizi düşünüyoruz. Bu nedenle Türkiye özelinde pozitif katalizör olabilecek haberlerin BIST’te ve TL varlıklarda önemli bir düzeltme sağlamayabilmesi için öncelikle yurtdışı koşulların buna müsaade etmesi gerektiği unutulmamalı.

Endeks TL bazında da dolar bazında da dikkat çekiyor

Geçtiğimiz hafta BIST-lOO’de 74 bin civarında oluşan güçlü desteğin kırıldığından bahsetmek zor olsa da endeksteki alım iştahındaki zayıflığa dikkat çekmiş, buranın kırılması durumunda hızla 72 bin civarına gerileyebileceğini belirtmiştik. Önceki haftalarda da ifade ettiğimiz gibi aralık ayının ortalarına kadar piyasalardaki stresin devam edebileceğini bu süreçte endeksin 70-75 bin aralığında dip çalışması yapabileceğini düşünüyoruz.

Bu bölgenin özellikle de 72 bine yakın seviyelerin orta ve uzun vadeli düşünenler için alım fırsatı oluşturacağını düşünüyoruz. Son dönemde yurtiçi piyasalarda volatilitedeki artış piyasa üzerindeki stresi artırmış olsa da bu konudaki görüşümüzü korumaya devam ediyoruz. Endeksteki geri çekilme ile birlikte kurlardaki artışın da etkisi ile endekste dolar bazında görülen seviyelerin yabancı yatırımcılar tarafında da alım iştahını artırabileceğini düşünüyoruz. Son iki yılda yaşanan birçok olumsuzluğun ardından fiyatlarda görülen gerilemelerin, sadece düşük çarpanlar ve yüksek iskonto hikayesi ile yeni alıcıları getirdiğine şahit olduk. Bahsettiğimiz gibi FED ve AB ile olan ilişkiler dönemecini bu ayın ortalarında hasarsız bir şekilde atlatabilir ve bu dönemde başta Fitch olmak üzere kredi notu üzerinde yeni bir baskı görmezsek, endeksin gerek TL bazında gerekse de dolar bazında tepki alımlarını tetikleyebilecek seviyelere gerilediğini düşünüyoruz.

Dolar yükseliyor, BIST dolar bazında ucuzluyor

Son haftalarda sürekli olarak yeni rekorlar kıran kurlar, yurtiçinde izlenen en önemli gösterge olmaya devam ediyor. Gelişmekte olan ülke para birimlerinin birçoğunda değer kayıpları görülse de TL’deki negatif ayrışma yeniden dikkat çekmeye başladı. Bu durum yatırımcıların içerideki belirsizliklere daha fazla odaklanmaya başladığını gösteriyor. Geçtiğimiz hafta siyasi kanattan AB ile ilişkilere yönelik daha ılımlı sayılabilecek açıklamaların gelmesi pozitif olsa da jeopolitik riskler, faiz tartışmaları ve Başkanlık teklifine yönelik bilinmezler stresin devam etmesine bu durum da kurlarda gün içi volatilitenin de çok yüksek olduğu yukarı yönlü bir seyir izlenmesine neden oluyor. Geçtiğimiz hafta da en düşük 3.41 civarını gören dolar/TL Cuma günü gelen alımların etkisi ile 3.60 sınırına dayandı ve yurtiçi piyasaların kapanış saatlerinde Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısına yönelik beklentilerin de etkisi ile yeniden 3.50 civarına geriledi. Kurlardaki yukarı yönlü hareketler kadar bu yüksek volatilitenin de piyasalardaki algı üzerinde negatif etkileri olduğunu düşünüyoruz. Kurlardaki ana trendi yurtdışı gelişmelerin belirlemeye devam edeceğini düşünmemize karşın, önceki dönemden gelen birikimli etki nedeniyle içerdeki stresi düşürecek açıklamaların TL varlıkların kısa süreli de olsa pozitif ayrışmasını sağlayabilir. Cuma günü yüksek volatilitenin ardından başlayan TL tarafındaki pozitif fiyatlamalarda da bu tür bir beklentinin etkili olduğunu düşünüyoruz.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir